İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

10 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Reha Özcan, 1965 yılında Bingöl'de doğmuştur. Eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde tamamlamıştır. Trabzon, İstanbul ve Antalya Devlet Tiyatroları'nda görev yapmıştır. 2005 yılında televizyon dünyasına adım atan Reha Özcan; Adı Efsane, Maral: En Güzel Hikayem, Karadayı, Suskunlar, Kurtlar Vadisi Pusu, IV. Osman, Bizim Hikaye gibi bir çok proje de rol almıştır.

Şehrin yoksul semtlerinden birinde yaşam mücadelesi veren bir aile ve o ailenin adeta annesi haline gelmiş en büyük çocuğu Filiz’le başlar hikayemiz… Anneleri terk edip gittiğinden beri 5 küçük kardeşine bakan Filiz, alkolik babaları Fikri’ye rağmen ailesine sahip çıkar ve şikayet etmeden hayata sıkı sıkı tutunur. Filiz gibi kardeşleri de asla kasvete kapılmayan, başlarının çaresine bakmayı öğrenmiş, güçlü ve dik duran çocuklardır; Filiz bütün hayatını kardeşlerine adamış, en yakın arkadaşı ve komşusu Tülay’la dertleşen, günü birlik işlerden para kazanmaya çalışan, sorumlulukları kendinden büyük bir genç kızken birden hayatına yakışıklı ve karizmatik Barış girer. Bir anda çıkıp gelen bu esrarengiz genç adam, hem Filiz’in kalbini kazanıp hem de ailenin bir parçası olabilmek için elinden geleni yapacaktır.

Mutsuz evliliğini bitirip annesinin yanına dönen Ayşe, ana kuzusu olarak nitelendirilen ve mutfağa karşı büyük bir aşk besleyen Erdem, fedakar bir ev kadını olan anne ve hayalperest, keyfine düşkün bir aşçı olan babadan oluşan ama yaşadıkları olaylardan dolayı birbirlerinden koparak yabancılaşmış bir ailenin hikayesini anlatıyor Üsküdar'a Giderken. Ailenin en küçük ferdi Erdem'in yurt dışından dönmesiyle, ailenin her bir üyesi tekrar bir aile olabilmenin macerasını yaşayarak, yeniden mutlu olmayı öğreniyor. Bu sevimli ailenin hayatlarını renklendiren dostları ise Erdem'in süt kardeşi Oğuz, yıllardan beri aile ile birlikte çalışan Yavuz, uzun zaman sonra çıkıp gelen Asuman hala ve kızı Leyla'dır.

Türkan, Dönüş ve Derya... Biri güzelliği, biri uysallığı, diğeri de asiliğiyle dillere destan, birbirlerine delicesine bağlı üç kız kardeş... Yaşıtları gibi basit hayaller kurarken ne geçmişlerindeki gölge onların peşini bırakacak, ne de talihleri onlardan yana olacaktır. Üç kız kardeş, anne ve babalarıyla mutlu bir hayat sürerken Türkan’ın yaptığı evlilikle birlikte kara bulutlar ailenin üstünde gezinmeye başlayacak, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Türkan, mahsur kaldığı masalsı şatoda mutsuzluğuna kılıflar dikmeye çalışırken Dönüş’ün hayatı, geçmişten gelen büyük sırla alt üst olacak, Derya da dönüşü olmayan bir yola adım atacaktır. Sadık ve Nesrin’se kızlarını uçurumun kenarından alabilmek için bazen kendilerini, bazen de birbirlerini kaybetme noktasına geleceklerdir.

Acımasız bir gangster, kendi şeref kurallarına göre adalet dağıtır.

Nişan töreni için kız tarafının evinde aileler bir araya toplanır. Kısa sürede gerginliklerini atan aileler rahat tavırlarla sohbet ederken damadın geçmiş yıllarda bir cinayet işlediği ortaya çıkar. Bu gelişme, toplumsal cinsiyet rollerinden siyasal meselelere değin bir dizi tartışmanın açılmasına neden olur. Maskelerin atıldığı bu gecede herkesin rolünü layıkıyla yerine getirmeye çalıştığı ortaya çıkar.

Artık kanun kaçağı olarak hayatlarına devam eden Mermer ailesinin kendi sorunlarıyla boğuşmasını anlatıyor. Serhan, hamile olan Begüm'ü yeni hayatlarına alıştırmakta güçlük çekiyor. Serhat artık hayatında bir kadın eksikken Gazanfer, örgüte karşı ailesini bir arada tutma mücadelesi verir. Ancak Zafer'in örgütün eline düşmesi herkesin hayatını alt üst eder. Zafer'e ulaşmanın bir yolunu arayan Gazanfer, çareyi eski bir dostundan yardım istemekte bulur. Mermer ailesi bu kez çocuklarına kavuşmak için son bir soygun yapmak zorunda kalacaktır.

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.

Çok küçük yaştayken öksüz kalan Sedat, babasının ona öğrettiği en önemli dersi, "korkunun gözünün içine bakmadığın sürece onu yenemezsin" mottosunu beynine kazır. Çıralı’da yenemediği korkuları ve babasından hatıra hayat tavsiyesi ile günübirlik ilişkiler ve işlerle hayatını geçirir. Ancak bir gün bu sakin hayatı bir anda değişiverir. Günübirlik ilişkilerinden biri olan Pınar, Sedat'ın kucağına bir bebek bırakıp aynı hızla ortadan kaybolur. İstanbul'a gelip Birol sayesinde iş bulan Sedat'ın hayatı artık kızının etrafında dönmektedir. Baba-kızın masal gibi geçen eğlenceli hayatları annenin tekrar ortaya çıkmasıyla bir kez daha kaos haline döner.

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kız kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir.

Nusret, biri uysal diğeri deli fişek iki oğlunu alıp dedelerinin çiftliğine hava değişikliği olsun diye götürür. Zafer, askerlik sonrası yaşadığı bunalımla ne kadar içine kapanıksa, kardeşi bir o kadar laf dinlemez, haşarı bir delikanlıdır. Dede Faik ise kendi çiftliğinin çevresinde gezinen keçi sürülerinden ve özellikle onların sahibi olan çobanlardan şikayetçidir. Çevresinde ne olup biterse onlardan bilmektedir. Nereden geldiği belli olmayan bir silah patlaması ve sonrasında yaşananlar çiftliktekilerin huzurunu büsbütün bozacaktır. Film, sorunlarıyla yüzleşmek yerine bir düşman ve günah keçisi yaratan egemen erkek kültürünü mercek altına alıyor.

Anne babalarını bir gece içinde, ansızın kaybeden altı kardeşin, Azize, Cemo, Zeliha, Fidan, Samet ve Balım’ın başlarına gelen felaketlere rağmen bir arada kalma ve hayata tutunma çabalarının hikayesidir. Hikâye İstanbul’da geçse de kardeşlerin başına gelen trajedinin kökeninde anne babaları Bala ve Rıfat’ın büyük aşkları vardır. Bu imkânsız aşk İstanbul’dan çok uzakta, Mardin’in bir köyünde başlar. Her türden çaresizliğe karşı umutla direnen, birbirlerinden kopmamak için çabalamayı asla bırakmayan altı kardeşin hayata tutunma hikayesidir. Kendileri de henüz gerçek anlamda yetişkin olmayan Azize, Zeliha ve Cemo, kardeşleri Fidan, Samet ve Balım’ın iyiliği uğruna erkenden büyümek zorunda kalan çocuklardır. Bütün hikâye Mardin’de, masum bir aşkla başlamıştır. İstanbul ise kardeşleri için her şeyi yapmaya ant içen bu üçlüyü çok çetin sınavlara sokacaktır.

Türkan, Dönüş ve Derya... Biri güzelliği, biri uysallığı, diğeri de asiliğiyle dillere destan, birbirlerine delicesine bağlı üç kız kardeş... Yaşıtları gibi basit hayaller kurarken ne geçmişlerindeki gölge onların peşini bırakacak, ne de talihleri onlardan yana olacaktır. Üç kız kardeş, anne ve babalarıyla mutlu bir hayat sürerken Türkan’ın yaptığı evlilikle birlikte kara bulutlar ailenin üstünde gezinmeye başlayacak, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Türkan, mahsur kaldığı masalsı şatoda mutsuzluğuna kılıflar dikmeye çalışırken Dönüş’ün hayatı, geçmişten gelen büyük sırla alt üst olacak, Derya da dönüşü olmayan bir yola adım atacaktır. Sadık ve Nesrin’se kızlarını uçurumun kenarından alabilmek için bazen kendilerini, bazen de birbirlerini kaybetme noktasına geleceklerdir.

Savant sendromlu deha Ali Vefa’nın en büyük hayali doktor olmaktır. Engeline ve karşılaştığı bütün önyargılara rağmen tıp fakültesini bitirmiş, stajını tamamlamış ve geriye sadece ihtisas yapmak kalmıştır. Yaşadığı taşra şehrinden ayrılır ve manevi babası Adil Erinç’in Başhekimi olduğu İstanbul Berhayat Hastanesi’nde Cerrahi Bölüm Asistanı olarak işe başlamak üzere yola çıkar. Ama havaalanında meydana gelen bir kaza Ali’yi hayatının en önemli toplantısına geç bırakır. Aynı sıralarda hastane yönetim kurulu toplanmış, Ali’nin işe alınıp alınmayacağını tartışmaktadır. Adil hariç kimse otizmli birinin doktor olabileceğine inanmaz. Ve Ali, saatlerce geç kalarak, korka korka, kendisine acımayla, inançsızlıkla bakan yönetim kurulunun karşısına çıkar… Önyargılar kırılabilir mi? Hayaller gerçek olabilir mi?

Kariyerinin zirvesindeyken ağır biz kaza geçirip sakatlanan efsane basketbolcu Tarık Aksoy, basketbolu bırakmak zorunda kalır. Ardından, sahip olduğu her şeyi birer birer yitiren Tarık, en son çocuklarının velayetini de kaybeder. Tam hayata karşı güvenini kaybetmişken, karşısına çıkan son şans, belki de kızlarını kazanmanın yolu olacaktır.

Şehrin yoksul semtlerinden birinde yaşam mücadelesi veren bir aile ve o ailenin adeta annesi haline gelmiş en büyük çocuğu Filiz’le başlar hikayemiz… Anneleri terk edip gittiğinden beri 5 küçük kardeşine bakan Filiz, alkolik babaları Fikri’ye rağmen ailesine sahip çıkar ve şikayet etmeden hayata sıkı sıkı tutunur. Filiz gibi kardeşleri de asla kasvete kapılmayan, başlarının çaresine bakmayı öğrenmiş, güçlü ve dik duran çocuklardır; Filiz bütün hayatını kardeşlerine adamış, en yakın arkadaşı ve komşusu Tülay’la dertleşen, günü birlik işlerden para kazanmaya çalışan, sorumlulukları kendinden büyük bir genç kızken birden hayatına yakışıklı ve karizmatik Barış girer. Bir anda çıkıp gelen bu esrarengiz genç adam, hem Filiz’in kalbini kazanıp hem de ailenin bir parçası olabilmek için elinden geleni yapacaktır.

İstanbul’un seçkin mağazalarından biri olan Luna’da garson olarak çalışan Maral’ın hayatta hayalini kurduğu iki şey vardır: İlki günün birinde Luna’nın yöneticisi olmak, diğeriyse gönlünü kaptırdığı çikolata ustası Sarp. İlk hayali çok uzaktır, ikincisi çok yakın. Fakat bir gün bir sürpriz olur. Mağazada patlak veren bir skandal, Maral'ın kaderini genç yönetici Arya Feyman ile birleştirir. Arya, Maral’a hayatının teklifini yapar. Hayalleri ve aşkı arasında kalan Maral, aynı anda bir sürü insanın hayatını değiştirecek bir karar verir. Fakat son anda alacağı bir darbe, bütün mağazayı ve Maral'ı yıkımın eşiğine getirecektir.

İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. Bu esnada şehzadeler Bayezid, Mustafa, Cem ve valideleri Gülbahar, Çiçek ve Gülşah arasında gizliden gizliye süren rekabet, daha açıktan ve üst boyutlara taşınır. Şehzade valideleri için tek hedef, Sultan’dan sonra kendi evlatlarının tahta çıkmasıdır. Çünkü ancak bu şekilde hayatta kalmaları mümkün olacaktır.

Cevher Holding, ülkenin en büyük maden şirketlerinden birisidir. Ailenin iki oğlundan birisi olan Murat Cevher de bu holdingin patronudur. Annesi Sitare Hanım, eşi Süreyya ve kızı Ece ile olağan düzenini devam ettiren Murat Cevher'in hayatı, karşısına Defne'nin çıkmasıyla değişecektir. Defne'ye âşık olan Murat, bu aşkın bedelini çok ağır ödeyeceğini henüz bilmemektedir. Murat Cevher'in eşi Süreyya'nın intiharından sonra ailenin aldığı bir karar, hepsinin hayatını alt üst eder. Fakat iki sene sonra ortaya çıkacak bir gerçek, kimsenin beklemediği kadar ağır olur.

Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...

Mutsuz evliliğini bitirip annesinin yanına dönen Ayşe, ana kuzusu olarak nitelendirilen ve mutfağa karşı büyük bir aşk besleyen Erdem, fedakar bir ev kadını olan anne ve hayalperest, keyfine düşkün bir aşçı olan babadan oluşan ama yaşadıkları olaylardan dolayı birbirlerinden koparak yabancılaşmış bir ailenin hikayesini anlatıyor Üsküdar'a Giderken. Ailenin en küçük ferdi Erdem'in yurt dışından dönmesiyle, ailenin her bir üyesi tekrar bir aile olabilmenin macerasını yaşayarak, yeniden mutlu olmayı öğreniyor. Bu sevimli ailenin hayatlarını renklendiren dostları ise Erdem'in süt kardeşi Oğuz, yıllardan beri aile ile birlikte çalışan Yavuz, uzun zaman sonra çıkıp gelen Asuman hala ve kızı Leyla'dır.