İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Metin Mertoğlu (Kemal Sunal) zengin bir ailenin çocuğudur. Selma'ya aşık olur. Onu elde etmek için hırsız numarası yapar ve başına bazı dertler gelir.

Eşi, çocukları ve kaynanası ile yoksul bir yaşam sürdüren Osman (Kemal Sunal), geçimini hamallık yaparak temin etmektedir. Mahalle esnafına ve evsahibine borcu dağ gibi birikmiştir. Eşi Leman (Yasemin Yalçın) ve kaynanası (Nevzat Okçugil) tarafından da sürekli aşağılanması cabası!.. Birgün mahallenin biletçisi Şakir (Şemsi İnkaya) ona zorla bir piyango bileti satar. Osman bileti bir yere saklar ama nereye sakladığını unutur. Osman büyük ikramiyenin Şakir’in sattığı biletlerden birine çıktığını öğrenir ve kendisinin sanarak büyük bir sevince kapılır.

Filmde, savaş muhabirliği yapmaya çalışan başarısız bir gazetecinin yaşadıkları anlatılır. Ali, bir gazetede muhabirlik yapmaktadır. Beceriksizliği yüzünden yazı işleri müdürüne ve gazete çalışanlarına zorluklar yaşatır. Bir gün bir şike olayını araştırmak üzere görevlendirilir. Araştırmalarından hiçbir sonuç elde edemez. Bu yüzden çalıştığı gazeteden kovulur. Kız arkadaşı Ayşe ise onu kendi çalıştığı gazetenin savaş muhabiri olması için ikna eder. Ülkenin içinde bulunduğu kritik durumdan dolayı sınır köylerinde araştırma yapmak üzere görevlendirilir. Ancak Ali için bu görev heyecanlı bir oyuna dönüşür.

Başak (Fatma Girik) iki rakip gazino sahibinin paylaşamadığı ünlü bir şarkıcıdır. Başak artık öldürüleceğinden şüphelenir ve korkarak kılık değiştirip yurt dışına kaçmıştır. Gazinocular Başak'ı ararken karşılarına Veysel'e (Kemal Sunal) Japon arkadaşı tarafından hediye edilen şarkıcının bir kopyası çıkmıştır. Bu bir kadın görünümlü robottur.

Bir oyun parkı işleten bir ailenin, Haydar adlı işadamının parklarını ve evlerini yıkmak istemesiyle başlayan kıyasıya bir mücadele ve komedi.

Sosyete Şaban, kendisini beğenmeyen beşik kertmesinin kalbine girmeye çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Köylü Şaban Ağa, beşik kertmesi olan Peri adındaki kadınla evlenecekleri günün hayali ile yaşamaktadır. Güzel bir kadın olan Peri ise Şaban’ın varlığından bile haberdar değildir. Amerika’daki eğitimini tamamlamasının ardından ailesinin yanına geri dönen Peri, babasının ciddi bir maddi sıkıntı içinde olduğunu öğrenir. Babası, yaşadıkları bunalımdan çıkış yolunun kızının, zengin bir adam olan Şaban ile evlenmesinde görmektedir. Babasının içine düştüğü durumdan kurtarmak isteyen Peri, Şaban ile evlenmeyi kabul eder. Ancak, gereken parayı alındıktan sonra Şaban’dan kaçarak şehre, eski yaşantısına geri döner. Kendine yapılanlardan dolayı incinen Şaban, genç kızdan intikam almaya kararlıdır. Köylü yaşamından kurtulup, tam bir şehir insanına dönüşen Şaban, Peri’nin karşısına Dilaver Bey olarak çıkacaktır.

Altılı ganyandan servet kazanan bir işçinin hayatı birden değişir. Yoksul işçinin kazandığı parayı duyan herkes etrafını sarar. Birden hiç tanımadığı onlarca akrabası olmuştur. Ama o kıvrak zekasıyla parayı kaptırmadan bu sözde akrabalardan kurtulur. Bir gün tüm mahalleliyi saran at yarışı oyununa merak salar ve işine gitmek için bindiği minibüste oynar. At yarışını tutturur fakat kuponu yatırmadığı için ikramiyeyi alamaz. Niyazi hergün minübüste kupon yaparak kendini sınar fakat kuponu yatırmaz. At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir. Buna şahit olan bir adam, at yarışlarını oynatan mafya babası Kazım’a haber verir.

Film, bir anne ile kızın sorunlu ilişkisini anlatır. Fatma, kocası Metin’le zengin bir yaşam sürmektedir. Ancak kocasının kendisini aldattığını öğrenen Fatma ondan boşanır. Çiftin tek kızı olan Hülya ise boşanmanın sorumlusu olarak annesini görmektedir. Hülya, günlerini içki ve uyuşturucu âlemlerinde geçirir. Durumdan endişelenen annesinin sözünü dinlemez. Ancak Fatma'nın Fikret isimli iş adamıyla ilişkiye başlaması, Hülya'yı annesinden intikam almak için harekete geçirecektir.

Kan davasından dolayı köylerinden ayrılan Şaban ile annesi Hatice şehre yerleşmiştir. Uzun yıllardır kanlısını arayan Şehmuz, Şaban'ın izini şehirde bulur. Şehmuz'un geldiğini öğrenen Hatice, Şaban'ın yurtdışına gittiğini söyler. Bu sırada Şaban'ı kadın kılığına sokar ve herkese Şabaniye olarak tanıtır. Şehmuz’un kardeşi Nazlı ile arkadaşlık kuran Şabaniye, kısa sürede ona âşık olur. Bu aşk, pek çok değişikliği de beraberinde getirecektir.

İş adamı Şinasi Bey, hukuk tahsili yapmış olan oğlu Selim'in bir bar kızına gönlünü kaptırmasından ve her şeyden elini eteğini çekmesinden ötürü dertlidir. Güzelliği ile cemiyet hayatında nam salmış olan hayat kadını Semra'ya, yüklü miktarda ödeme yaparak oğlunun kalbini çalması ve gönlünü kaptırdığı kızdan ayırması konusunda yardım ister. Uludağ'da inzivaya çekilmiş olan Selim ile görevini yerine getirmek üzere aynı otele giden afet-i devran Semra'nın hikayesi de yine orada başlar. Ancak isim konusunda bir yanlış anlaşılma neticesinde işler karışır.

Hilmi Tok milyarder bir iş adamıdır. Birgün tek başına kullandığı arabasıyla kaza yaparak ölür. Tüm mirasını köyde davulculuk yapan oğlu Bayram'a bırakmıştır. Aynı sırada bir gazeteci Çarıklı Milyoner hakkında yalan haberler yazar. Bayram, kim olduğunu bilmeden gazeteci Suna'ya aşık olur.

Köyden İstanbul'a zengin olma hayalleriyle gelen Şaban, dolandırılarak bütün parasını kaybeder. Çaresiz bir şekilde gezerken karısı tarafından terk edilmiş zengin iş adamı Faik Bey ile tanışır. Sarhoş olduğu zamanlarda Şaban ile çok yakın arkadaş olan Faik Bey, kendine gelince Şaban’ı tanımaz. Şaban, bir gün çiçek satıcısı Hülya ile karşılaşır. Gözleri görmemesine rağmen çiçek satarak ailesinin geçimini sağlayan Hülya'ya âşık olur. Hülya’nın durumu gören Şaban, ona yardım etmeye çalışacaktır.

Rıfkı (Kemal Sunal), ölen babasının mallarını satmak için Almanya'dan köyüne geri döner. Köyde birden adı ermişe çıkar. Rıfkı, yağmur duasına çıkan köylüler için yarım saat içinde yağmur yağdırır. Üfürükçülük yapar. Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar. Kötürümleri üfleyerek ayağa kaldırır. Bu arada bazı çıkarcılar, köyün Belediye Başkanı seçimlerine Rıfkı'nın girmesini isterler. Bir başka Belediye Reisi adayı Rıfkı'ya seçimlere girmemesi için rüşvet verir. Rıfkı seçimleri kazanır, ancak sonunda üçkağıtçı olduğu ortaya çıkar.

Birbirlerine çok benzeyen bir mafya babasıyla bir figüranın iç içe geçen hikâyesi anlatılır. Filmlerde figüranlık yapan Osman, Lale ile evlenmek ister. Kızın ağabeyi Hamza, başlık parası olmadan bu evliliğe izin vermez. Bir gün Osman mahalleden birkaç arkadaşıyla birlikte gazinoya eğlenmeye gider. Gazino patronu, Osman'ı kendisine çok benzeyen mafya babası Seyfi ile karıştırır. O günlük haracını Osman'a verir. Aynı olay Osman'ın gittiği diğer gazinolarda da tekrarlanır. Bu durumu öğrenen diğer mafya liderleri Seyfi'yi kendi bölgelerinden haraç almakla suçlar. Bunun üzerine Seyfi kendi adına para toplayan Osman'ın peşine düşecektir.

Film, karısına kalan miras yüzünden hayatı kararan bir adamın yaşadıklarını konu alır. Ferdi bir fabrikada bekçilik yapmaktadır. Günün birinde mahalleye yaşlı bir adam taşınır. Hüsnü adındaki bu adam torunu Zeynep’le yaşamaktadır. Ferdi’nin çalıştığı fabrikanın sahibi Sabri Bey bütün servetini Zeynep’in dedesi Hüsnü’ye borçludur. Hüsnü’nün İstanbul’a geldiğini haber alan Sabri Bey, Zeynep’i sekreter olarak işe alır. Öte yandan vasiyetnamesini hazırlayan Sabri Bey, servetinin yarısını Zeynep’e bırakır. Bir süre sonra Ferdi ile Zeynep evlenir. Ancak fabrika avukatlarından Hasan vasiyetnameden haberdardır. Sabri Bey’in hovarda oğlu Erol’la birlik olan Hasan fabrika hissesinin Ferdi’ye geçmemesi için çare arar. Bunun için Ferdi’nin öldürülmesi gerektiğine karar verirler.

Fatih Sultan Mehmet Mora kentinin başsız kaldığını öğrenir. Mora’da karışıklık başgöstermiştir. Rum Kani Paşa bu karışıklığın nedeni olarak sadrazamı suçlar. Kara Murat ise Rum Kani Paşa’nın sadrazamın yerinde gözü olduğu için iftira attığını, bunun doğru olmadığını ileri sürer. Fatih Sultan Mehmet bu sözler üzerine Kara Murat için ölüm fermanı çıkarır.

Bizans Prensi Carlos, Kara Murat’ın (Cüneyt Arkın) gözleri önünde babasını öldürür ve ikiz kardeşi Mehmet’i kaçırır. Kara Murat içinde büyük bir intikam hırsı ile büyür. Carlos Mehmet’i Hristiyan olarak yetiştirip Osmanlılar’a karşı kullanacaktır. Adını da değiştirip Marc koymuştur. Marc büyüdüğünde Türk köylerine baskınlar düzenler ve Türklere işkenceler yaptırır. Carlos ve şövalyeleri Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa’yı öldürmek için saldırıya geçer. Karaca Paşa’nın kızı kaçarken yakalanırsa da Türkler kızı kurtarır. Bu baskın sonucu Karaca Paşa esir düşer. Fatih, Paşa’yı kurtarmak için Kara Murat’ı görevlendirir. Kara Murat görevini sürdürürken Marc ile karşılaşır ve onun kardeşi Mehmet olduğunu anlar.

Film, üçkâğıtçı olan Selim’in, ustasını öldürenlerden intikam almasını anlatır. Babalık, Selim’in küçük yaşta elinden tutar ve kendi oğlu gibi yetiştirir. Selim işinde mahir bir dolandırıcı olur. Yaptıkları son işte, bilmeden Uskumru’nun parasını çarparlar. Uskumru, kabzımallık yapan bir mafya babasıdır. Uskumru, Babalık ve Selim’in peşine adamlarını yollar. Babalık öldürülür. Selim ise Babalık’ın eski dostu Beleşçi Ahmet ile Uskumru’dan intikam almak için büyük bir oyunun içine girecektir.

Köyün zenginlerinden Reşat, Ezo ile evlenmek ister. Ancak Ezo, babasının da rızasıyla demirci Ali’ye sözlenmiştir. Ezo ile Ali evlenip mutlu bir yuva kurarlar. Ancak Ali, Kore Savaşı başlayınca askere alınır. Bir yanlışlık sonucu köye Ali’nin şehit olduğu haberi gelir. Ezo, töre gereği Ali’nin kardeşi Yusuf ile evlendirilir. Ancak ikilinin evliliği resmiyetten öteye geçmez. Bir süre sonra köye gelen Ali ise durumu kabullenmek istemeyecektir.

Keloğlan önce Ağa'nın kızıyla evlenmek ister. Fakat kızın çirkin olduğunu görünce vazgeçer. Bunun üzerine Padişah'ın kızıyla evlenmeye karar verir. Ancak bunun için de padişahın düzenlediği yarışmaları kazanması gerekmektedir. Arkadaşı Bıcırık ile dolaşırken yol üstünde tanıştığı Ali Cengiz Usta, Keloğlan’a yardım edip ona ok ve kılıç dersleri verir. Keloğlan müsabakaları kazanır. Buna rağmen kızını vermek istemeyen Padişah her defasında yeni bir düello düzenler. Ancak Padişah'ın kızını almak için çabalayan Keloğlan, gönlünü başkasına kaptırır.

Filmde, birbirinden ayrı büyümüş iki kardeşin arasındaki ölüm kalım mücadelesi anlatılır. Anne ve babası yıllar önce ayrılan Kemal, annesinin yanında büyümüştür. Bıçkın bir delikanlıdır. Yıllarca başı dertten kurtulmaz ve uzun süre cezaevinde kalır. Çıktığında hiç görmediği oğlu kocaman olmuştur. Fakat çocuk hastadır. Suç dünyasının kurulu düzenini altüst eden komiser Murat’ı öldürtmek isteyen mafya, Kemal’e ulaşır. Ancak o, kirli geçmişini geride bırakmaya kararlıdır. Ta ki kalbi delik olan oğlunun ameliyatı için yüklü miktarda paraya ihtiyaç duyana kadar.

Hicran bir gece kulübünde vestiyerlik yapmaktadır. Yoksul ve sıkıntılarla dolu bir yılın geride kaldığı yılbaşı gecesi çapkın bir genç olan Orhan ile karşılaşır. Orhan bu güzel ve tertemiz kızda gerçek aşkı bulur ve başıboş yaşamına düzen verir. Ancak Orhan’ın ağabeyi onun yoksul bir kızla birlikte olmasına onay vermez. Hicran aralarındaki farklar yüzünden genç adamın aşkına ve birlikteliğine cesaret edemez, ümitsizlikle onu terk eder. Ancak bir tesadüf iki aşığı yine karşılaştıracak ve Hicran korkularında haklı çıkacaktır.

Filmde, yakalamak istediği uyuşturucu çetesinin eline düşen bir polisin başından geçenler konu edilir. Polis Burhan uzun süredir peşinde olduğu uyuşturucu çetesinin üyelerinden Recep’i yakalar. Recep, yalancı şahit bularak kurtulur. Fakat Recep’i gözaltındayken darp eden Burhan, bir kasabaya sürülür. Kasabada tanıştığı dansöz Sevtap’la ilişki yaşamaya başlar. Bu ilişki, Burhan’ı çökertmek istediği çetenin izine ulaştıracaktır.

Tarık Buğra'nın "Osmancık" adlı romanından uyarlanan ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatan dizi.

Tıp Fakültesi'ni bitirerek zorunlu hizmetini yapmak üzere doğunun ücra bir kasabasına giden çiçeği burnunda doktor Zeynep'in hayatın gerçeklerini görmesi ve bunun sonucunda İstanbul'daki aile, eş dost çevresine olan soğumasını konu edinmiştir. Bir yanda geldiği ışıltılı hayat, İstanbul'da bıraktığı sevgilisi, ailesi arkadaşları, diğer yanda Ülke'nin kendi halinde yaşayan, yoksunluklarla, doğa şartlarıyla mücadele eden unutulmuş bir kasabası ve halkı. Türlü türlü zorluklar, doğal koşullar, halkın yalnızlığı, çaresizliği ve en önemlisi de cahilliği.

Bulgaristan'da Türklere yapılan zulümden kaçan bir ailenin Türkiye'ye sığınmaları üzerine Bulgar makamları tarafından rehin tutulan küçük kızları Aysel'in acıklı öyküsü...

Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmen, babasının vefatından sonra onun günlüğünü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."