İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
15 Eylül 1957 tarihinde Erzincanlı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Tiyatro ile Adana Halkevi'nde ortaokul yıllarında tanıştı. Tiyatro için Ankara'ya taşındı. Ankara Birlik Tiyatrosu'nda profesyonel oldu. Tiyatro yaşantısına (1969-1977) ara verdikten sonra iletişim okudu ve gazetecilik yapmaya başladı. Tiyatroyu oyunculuk dışındaki çalışmalarla Adana'da sürdürdü. 1997 yılında Seyhan Belediyesi Tiyatro Topluluğu'nu kurdu ve beş yıl oranın sanat danışmanlığını yaptı. 2005 yılında Tayfun Pirselimoğlu'nun tamamlanamayan Kuartet adlı filmiyle oyunculuğa döndü. Bir ulusal televizyonda habercilik ve oyunculuk yapmaktaydı. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında memleketi Adana’ya gelen oyuncu Rıza Akın, 5 Nisan 2019 tarihinde Hadırlı Mahallesi’ndeki portakal bahçesinde Japon Miho Shimotashiro ile evlendi. 2 Kasım 2022 tarihinde hayatını kaybetti.

Metin, Ali ve Feyyza orta halli bir mahallede büyümüş aynı evde aileleri ile yaşamak zorunda olan üç kardeştir. Tesisatçılık yapan Metin ve Ali “Dünya’ya barış ve mutluluk getirecek” diye iddia ettikleri bir icada imza atarlar. Kardeşler kimsenin ciddiye almadığı icatlarının gerçekten çalıştığını göstermeleriyle hayal bile edemeyecekleri bir maceranın içerisine sürüklenirler.

Kalp Yarası, kendilerini aile çatışmasının ortasında bulan bir çiftin hayatına odaklanıyor. Ferit ile Ayşe, Antakya'nın iki köklü ailesinin üyeleridir. Birbirlerine karşı tertemiz duygular besleyen Ferit ve Ayşe, ailelerinin bitmek bilmeyen çatışmasının arasında kalır.

Dizide, genç ve hırslı dedektif Kemal ile tecrübeli ortağı Settar, İstanbul’da işlenen gizemli bir seri cinayet vakasının peşine düşüyor. Hem kişisel hayatları hem de olaylara yaklaşımlarıyla birbirine tamamen zıt bu ikiliye, bir üniversitede öğretim görevlisi olan Yaşar da katılıyor. Ekip, cinayetleri çözmeye çalışırken buldukları her delille yüzyıllar boyu saklı kalan bir sır perdesini de aralıyor. Bu sır açığa çıkmaya yaklaştıkça, her bir karakterin geçmişinin hayaletleri de ortaya çıkmaya başlıyor.

Musul'daki IŞİD hapisanesinden kaçmasından iki yıl sonra, eski savaş fotoğrafçısı hâlâ kendine gelememiştir. Bir gün herhangi terörist planından çok daha büyük ve korkutucu bir sır saklayan eski işkencecisiyle yüz yüze gelir.

Dindar bir ailede Vural, 30’lu yaşların ortalarında, evli ve çocuklu bir adamdır. Babasıyla birlikte Amerikan Konsolosluğunun karşısında bir fotoğrafçı dükkanı işletmektedir. Oğluna her zaman ahlaklı olmanın erdemlerini anlatan ve Allah’ın her şeyi izlediğine ve gördüğüne inanan Vural’ın herkesten gizlediği bir sırrı vardır.

Gülseren'in hayatı, acısıyla tatlısıyla Türkiye'nin yıllar içinde geçirdiği değişimin aynası. Onu başkalarından ayıransa sivri dili, zekâsı ve ateş böceklerine sevdası.

Bayi Toplantısı, beyaz eşya işiyle uğraşan üç esnafın, gittikleri üç günlük bayi toplantısı sırasında kendilerini türlü olaylar içerisinde bulmalarını anlatıyor.

Şükran, 10 yaşındayken geçirdiği kazanın ardından sakat kalır. Artık yetişkin bir kadın olan Şükran, insanlar ile arasında bir bağ kurmaya çalışsa da bir türlü başarılı olamaz. Karşı cins ile kurduğu ilişkilerde her daim mutsuz olan Şükran, hemcinsine yönelmeye karar verir. Ancak burada da durum pek farklı olmaz. Büyük bir çaresizlik içinde olan Şükran'ın durumu aslında diğer insanlardan çok da farklı değildir.

21 yıllık eşinin aniden terk ettiği Fikret ve 21 yıllık müzisyen sevgilisi tarafından terk edilen müzikhol vokalisti Solmaz komik bir tesadüfle tanışması ve dost olmasının ardından Solmaz'ın kızı Zeynep, bu sırada ailesiyle ilgili yalanlar söylediği Adanalı sevgilisinden evlenme teklifi alır. Solmaz, Fikret'ten, kızının saygın, efendi, emniyet müdürü babası rolünü oynamasını ister. Aile arasında bir kız isteme, bir de düğün olacak ve bu iş bitecektir. Ancak damadın geleneklere bağlı olan ailesi detaylı evlilik seremonileri planlamaktadır. Asla yalan söyleyemeyen, nevrotik ve tedirgin bir insan olan Fikret, sert, silah taşıyan ve kebapçı zinciri sahibi bir Adanalı aileye karşı hayatının rolünü oynamak zorundadır.

8 Çocuklu Midyatlı sıradan bir kadın olan Xate'nin komşularından tek farkı, kocasının Midyat Belediye Başkanı olmasıdır. Bir gün, başına gelenler onun da Midyatlılar'ın da hayatını değiştirir. Okuma yazması olmayan Xate, Midyat Belediye Başkanı olur. Mutfak işlerine girişir gibi giriştiği devlet işlerinde çocuklarının kendi aralarındaki çocukça rekabeti, Midyat halkına kahkahalar attıran maceralara neden olur. Ancak hiçbir şey Xate'yi yolundan döndürmez. Hükümet gibi kadın Xate, işleri elinin hamuru ile çözmenin yolunu her seferinde bulur. Midyat'ta henüz kimse farkında olmasa da sadece onun için değil, tüm ülke için hayat eskisi gibi değildir aslında. Fakat en azından Midyat'ın değişimine giden yol, kahkahalarla doludur.

Oldukça saf ve naif bir karaktere sahip olan Rıza’nın başında geçenlerin eğlence yüklü hikayesi... Rıza Şenyurt Noel mevsiminin dünyadaki en sorunlu Noel babasıdır. Bir kere Noel Baba’nın tam olarak ne olduğunu bilmemektedir! Sırtında dünyanın yükünü taşıyan Noel Baba Rıza Şenyurt işi sonunda öğrenir: Hayat dediğimiz şey, çocukların inandığı yalanlardan daha gerçek değildir.

Mustafa oğlunun üniversite okumasına karşı çıkan, yobaz kafalı bir esnaftır. İstanbul'da okuyan büyük oğlu Veysel'in ikbaliyle oynamaktan çekinmez. Onun üniversite sınavına girme isteğine karşı çıkan Mustafa, çekingen bir çocuk olan Ali'yi de yaz tatilinde çalışıp ticaret öğrenmeye zorlar. Mustafa’nın eşi Güler ve kardeşi Hasan'la aralarında da sürekli bir gerilim vardır. Tüm bu gerginlikler, Mustafa'nın, iş için gittiği Ürgüp'ten dönüşte komaya girmesiyle geri plâna itilir. 2004 yılında çektiği Apartman adlı kısa filmiyle pek çok ödül alan Seyfi Teoman, ilk uzun metraj çalışması olan Tatil Kitabı ile ödülleri topluyor. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde en iyi Türk filmi ödülü alan filmin dünya çapında başka ödülleri de bulunuyor.

Kalp Yarası, kendilerini aile çatışmasının ortasında bulan bir çiftin hayatına odaklanıyor. Ferit ile Ayşe, Antakya'nın iki köklü ailesinin üyeleridir. Birbirlerine karşı tertemiz duygular besleyen Ferit ve Ayşe, ailelerinin bitmek bilmeyen çatışmasının arasında kalır.

Dizide, genç ve hırslı dedektif Kemal ile tecrübeli ortağı Settar, İstanbul’da işlenen gizemli bir seri cinayet vakasının peşine düşüyor. Hem kişisel hayatları hem de olaylara yaklaşımlarıyla birbirine tamamen zıt bu ikiliye, bir üniversitede öğretim görevlisi olan Yaşar da katılıyor. Ekip, cinayetleri çözmeye çalışırken buldukları her delille yüzyıllar boyu saklı kalan bir sır perdesini de aralıyor. Bu sır açığa çıkmaya yaklaştıkça, her bir karakterin geçmişinin hayaletleri de ortaya çıkmaya başlıyor.

Haksever ailesi, hayatın tüm zorluklarına bir arada göğüs geren, birbirlerine sımsıkı bağlarla bağlı bir ailedir. Günnur ve Hamza, kızları; Ceylan, Müjgan ve Ayşe’nin iyiliği için canla başla çabalamakta, en karanlık anlarda bile birbirlerinin varlığına şükretmesini bilmektedirler.

Burası çok fazla suçun işlenmediği, insanların çoğunlukla muhafazakar kesimden oluştuğu ve alışılmışın dışındaki kişilere pek fazla iyi gözle bakılmadığı bir yer. Bozkır’ın söyleyecekleri var.

Yuvamdaki Düşman; çocukluğundan beri özendiği, hayallerini kurduğu ve uğruna her şeyi göze aldığı hayata ulaşmaya bir adım kala tüm elde ettiklerini kaybeden genç bir kadının ve bu kadının hayatını yeniden kurmak için gözünü diktiği varlıklı ve mutlu bir ailenin hikayesi. Genç kadın yeni bebek sahibi olmuş bu aileye bakıcı olarak girip gizli planını uygulamaya koyunca neler olacak? Yuvamdaki Düşman psikolojik gerilim hikayesiyle izleyicileri ekrana bağlayacak.

Bu, çevremizdeki pek çok ailenin bir köşesinden dahil olduğu bir göç hikayesidir. 2. Dünya Savaşı bitmek üzere. Dünyalar yıkılmış ve yeniden kurulacak. Sen neresinde yer alacaksın bu yeni dünyanın? Sonsuz fırsatlar, yozlaşan hayatlar... Ve hepsinin ortasında “Kimse beni adi bir hırsıza çeviremez!” diyen bir Destan. Toprak ağaları memleketi ele geçirmiş... Buğdayı el altından tüccara satıp milleti açlığa mahkum ediyorlar. Genç nüfus “her an savaşa girebiliriz” endişesiyle askere alınmış, tarlalar ekilemiyor. Oysa Destan, ailesini yerle bir olan Yugoslavya’dan, bir “Umut Ülkesi”ne getirdiğine inanmakta. Bu umudu için bile savaşmak zorunda olduğunu fark ettiğinde, parçası olmayı reddettiği bir savaştan, toprak ağalarına karşı açtığı bir savaşın ortasında bulur kendisini. Destan’ın savaşı bir kişinin değil, bir değerin, erdemin savaşıdır. Savaş yıllarının tüm değerleri test ettiği bu yıllarda, Destan onu o yapan erdemleriyle koca dünyaya karşı yapayalnızdır. Zira öz kardeşi Halit, bu savaşta, kötülerin safında durmaya karar vermiştir. İki kardeşi ayıran, aileleri parçalayan yozlaşmadan başka bir şey değildir. Destan’ın bir toprak ağası olan Yavuz’a karşı verdiği savaş, kardeşi Halit’in de Yavuz’a katılmasıyla Destan’ın tüm değerlerini sınava tabi tutmak üzeredir. Bunca zorlu bir sınavda insan en çok insanlığı ile test edilir. Destan’ın kardeşi Halit’i kaybetmesi yetmezmiş gibi, kız kardeşi Şahsine de yüreğini kopup geldikleri Yugoslavya’da, sözlüsünde rehin bırakmıştır. Destan anavatanında yeni ve hakça bir yaşam kurmaya çabalarken, Şahsine geçmişte bir hayaletle, Osman’la birlikte yaşamaktadır. Şahsine’nin zayıf yüreği ne bunca zorluğu ne bunca özlemi kaldıracak güçtedir. Peki ya Destan’ın yüreği. Destan bunca zorluk içinde, ailesini ayakta tutmaya çabalarken, haktan yana tavır alma gayretindeyken yüreğini düşünemeyeceğini bilmektedir. Lakin en ummadığı şey gerçek olmuştur. Dünyanın en güzel çiçeği en büyük çöplükte karşısına çıkmıştır. Yavuz Ağanın kızı Nergis, görür görmez Destan’a vurulmuştur. Destan nasıl doğruları için kararlılıkla savaşıyorsa, Nergis de onun yüreğindeki buzları çözmek için durmaksızın savaşacaktır. Bir yangının ortasında filizlenen bu aşkı yeşertmek bile uğruna savaşılması gereken bir mücadeledir şimdi. Destan’ın savaşı sadece fiziki bir savaş değildir. O ailesini bir arada tutmak, insanca yaşatmak ve doğru bildiği değerleri yaşatmak için savaşmak zorundadır. Dağılan ailesini bir araya topladığında ise karşısında artık daha acımasız bir zorbalık bulacaktır. Destan düzeni için savaşmaktadır lakin Yavuz ağa canı saydığı mallarını korumak için savaşan yaralı bir aslandır artık. İyi ile kötünün bu mutlak savaşında net olmayan, arada kalan herkes ve her şey kurban olmaya mahkumdur şimdi. “Son Destan” bizi birbirimize bağlayan değerleri savunmak için savaşan bir “muhacir”in, bize kendimizi hatırlatan mücadelesinin öyküsüdür. Yayin Tarihi:

Cesur Yürek’te yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şeyi olmayan Ömer Korkmaz karakterine can verecek olan Onur Tuna, ailesi, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadele içine girecek. Ruveyda Öksüz’ün canlandırdığı Berrin karakterinin hayattaki en büyük ikilemi ise, idealist bir hukukçu olmasına rağmen, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olmasıdır…

İstanbul’un seçkin mağazalarından biri olan Luna’da garson olarak çalışan Maral’ın hayatta hayalini kurduğu iki şey vardır: İlki günün birinde Luna’nın yöneticisi olmak, diğeriyse gönlünü kaptırdığı çikolata ustası Sarp. İlk hayali çok uzaktır, ikincisi çok yakın. Fakat bir gün bir sürpriz olur. Mağazada patlak veren bir skandal, Maral'ın kaderini genç yönetici Arya Feyman ile birleştirir. Arya, Maral’a hayatının teklifini yapar. Hayalleri ve aşkı arasında kalan Maral, aynı anda bir sürü insanın hayatını değiştirecek bir karar verir. Fakat son anda alacağı bir darbe, bütün mağazayı ve Maral'ı yıkımın eşiğine getirecektir.

Metin, Ali ve Feyyza orta halli bir mahallede büyümüş aynı evde aileleri ile yaşamak zorunda olan üç kardeştir. Tesisatçılık yapan Metin ve Ali “Dünya’ya barış ve mutluluk getirecek” diye iddia ettikleri bir icada imza atarlar. Kardeşler kimsenin ciddiye almadığı icatlarının gerçekten çalıştığını göstermeleriyle hayal bile edemeyecekleri bir maceranın içerisine sürüklenirler.

Nazlı ve Yusuf'un düğün gecesinde yaşanan olay, keyifle döşedikleri ve mutlu mesut yaşamayı hayal ettikleri evlerinde, eşyalarının üstünü beyaz patiskalar ile örterek, alyanslarını parmaklarından çıkartmalarına sebep olmuştur.

Garipler Mahallesi benzer dertleri paylaşan, orta halli İstanbulluların yaşadığı bir semtttir. Mahallede ailesiyle beraber yaşayan garson Mahir, çalıştığı gece kulübünde bir müşterinin kafasında şişe kırar ve kovulur. Bir tesadüf eseri gelinlikle uçurumdan atlamak üzere olan Pelin'i kurtarır. Üstelik Pelin, kendisini kovan patronunun kızıdır! Pelin takıntılı bir şekilde Mahir’e aşık olur. Fakat Mahir, yaşadığı mahalleden Fidan isimli bir kızla nişanlıdır. Şimdi Mahir'in önünde iki seçenek ve zor bir soru vardır: Sevdiği ve nişanlı olduğu Fidan ile mi evlenecek yoksa kaderin karşısına çıkarttığı zengin Pelin'i mi tercih edecektir?

30 yaşlarındaki Kılıç Ali, kızını kucağına aldığı gün, yaşamak için sadece 90 günü kaldığını öğreniyor. Bu da yetmezmiş gibi aynı gün, unutup yok saymaya çalıştığı eski bir hesap dönüp dolaşıp kapısını çalıyor. Bu büyük hesaplaşmanın muhatabı Türkiye'nin en büyük şer imparatorluğu. Üstelik Ali'nin bir zamanlar deliler gibi sevdiği ilk aşkı da, bu imparatorluğun bir parçası. Bir günde hayat ancak bu kadar tepetaklak olabilirdi.

Nejat ve Zülal aynı köşkte büyüyen kardeş çocuklarıdır. En azından onlar öyle bilmektedir. İki genç büyürken birbirlerine aşık olur. Ama kuzen olmaları bu aşkı dile getirmelerini engeller. Sadece bir tek gün, birbirlerine çok yakın olurlar ve samanyolunun altında dudakları birleşir.

Ülkenin en önde gelen şirketlerinden birinin başında olan Oktay, işi gereği saygın ve zengin bir adamdır. Fakat kariyerinin hayatını etkilememesi için büyük çaba sarf eden Oktay, adına çamur atılınca dayanamaz ve kalp krizi geçirir. Artık kalp nakli sırasında bekleyen hastalardan biridir. Bir gün kaza yapan tır sürücüsü Hüseyin, Oktay'ın beklediği ikinci bir şans olacaktır... Fakat bu kalbin sahibi Oktay'ın neredeyse tam zıttı bir karakterdir. Hayatına bir başkasının kalbiyle devam edecek olan Oktay'ın yaşamı bu yeni yürekle mi şekillenecektir? Yılmaz Erdoğan’ın "Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?" sorusundan yola çıkarak oluşturulan hikaye ilgi çekici olmakla birlikte sosyal bir konu olan organ naklini de gündeme getiriyor.

Bembeyaz bir deniz görünümündeki uçsuz bucaksız pamuk tarlalarıyla Aslanbaşlar, Adana'nın en zengin ailelerinden biridir. Binlerce dönüm pamuk tarlasının sahibi olan bu aile büyük bir çiftlik evinde yaşamaktadır. Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur. Pamuk gözbebeği olsa da diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaşların hizmetinde binlerce kişi çalışmaktadır. Tarlalarda ırgatlar, çiftlik evinde hizmetçiler, fabrikada işçiler, holdingteki çalışanlar Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler…