İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

31 filminden 7'si İzlenir çıktı, 3 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Robert Anthony De Niro Jr., 17 Ağustos 1943 tarihinde New York, ABD'de dünyaya gelmiştir. Sanatçı bir ailenin çocuğu olan De Niro'nun annesi ressam ve şair, babası ise soyut dışavurumcu bir ressam ve heykeltıraştı. New York'un sanatla iç içe olan Greenwich Village ve Little Italy mahallelerinde büyüyen De Niro, utangaç yapısını yenmek için 10 yaşında tiyatroya başladı. Stella Adler ve Lee Strasberg gibi efsanevi isimlerden metot oyunculuğu eğitimi alarak sanatını şekillendirdi. Kariyerinin ilk dönemlerinde Brian De Palma ile yaptığı çalışmalarla dikkat çektiyse de, asıl büyük çıkışını bir başka usta yönetmenle yapacaktı. De Niro'nun kariyerini ve sinema tarihini değiştiren iş birliği, yönetmen Martin Scorsese ile oldu. İlk olarak "Arka Sokaklar" (Mean Streets) (1973) filminde canlandırdığı pervasız "Johnny Boy" karakteriyle eleştirmenlerin büyük beğenisini kazandı. Ancak onu dünya çapında bir yıldıza dönüştüren ve ilk Oscar'ını (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu) kazandıran rol, Francis Ford Coppola'nın yönettiği "Baba II" (The Godfather Part II) (1974) filminde canlandırdığı genç Vito Corleone portresi oldu. Bu rol için İtalyancanın Sicilya lehçesini öğrenmesi, rolüne olan bağlılığının ilk büyük göstergesiydi. 1970'ler ve 80'ler boyunca De Niro, sinema tarihinin en ikonik performanslarından bazılarına imza attı. Martin Scorsese ile olan ortaklığı, "Taksi Şoförü" (Taxi Driver) (1976) filmindeki Travis Bickle karakteriyle sinema tarihine geçti. Bu rol için aylarca taksi şoförlüğü yapan De Niro, karakterin psikolojik çöküşünü ustalıkla yansıttı. "Avcı" (The Deer Hunter) (1978) ile bir Oscar adaylığı daha kazandıktan sonra, kariyerinin zirvesine boksör Jake LaMotta'yı canlandırdığı "Kızgın Boğa" (Raging Bull) (1980) ile ulaştı. Rolü için 30 kilodan fazla alarak geçirdiği fiziksel dönüşümle En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandı. Scorsese ile "Sıkı Dostlar" (Goodfellas) (1990) ve "Casino" (1995) gibi başyapıtlarda da birlikte çalıştı. Kariyeri boyunca "Bir Zamanlar Amerika" (Once Upon a Time in America) (1984), "Dokunulmazlar" (The Untouchables) (1987) ve Michael Mann'in yönettiği "Büyük Hesaplaşma" (Heat) (1995) gibi filmlerde unutulmaz performanslar sergiledi. 2000'li yıllardan itibaren komedi türündeki yeteneğini de "Zor Baba" (Meet the Parents) (2000) ve "Anlat Bakalım" (Analyze This) (1999) gibi filmlerle kanıtladı. Oyunculuğun yanı sıra, "Günahkâr Sokaklar" (A Bronx Tale) (1993) ve "Kirli Sırlar" (The Good Shepherd) (2006) filmleriyle yönetmenlik de yapmıştır. Ayrıca 11 Eylül saldırılarının ardından New York şehrinin toparlanmasına yardımcı olmak amacıyla Tribeca Film Festivali'nin kurucuları arasında yer almıştır. "The Irishman" (2019) ve "Dolunay Katilleri" (Killers of the Flower Moon) (2023) gibi yakın tarihli filmlerdeki rolleriyle de ustalığını sergilemeye devam etmektedir.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

1960'larda Hell's Kitchen'da büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy adındaki 4 çocuk, eşek şakası yaparken yaşlı bir adamın yaralanmasına neden olurlar. New York'taki Wilkenson Center'da 1 yıla yakın hapsolan 4 arkadaş, buradaki gardiyanların kötü muamelesine maruz kalır. Burada dayak yiyen, onurları zedelenen ve cinsel istismara uğrayan bu 4 arkadaş, 13 yıl aradan sonra Wilkenson ve gardiyanlarından intikam alma fırsatını yakalar.

Sevdiği kadının aşkını kazanabilmek uğruna bir erkeğin yapabileceklerinin defalarca sınandığı hikayelere yeni bir örnek de, Matthew Vaughn'un son filmi Yıldız Tozu ile geliyor.Tristran, aşkının kalbini kazanabilmek için onun için kayan bir yıldızı yakalayacağına söz verir. Ama sevgilisi Yvaine ile çıktıkları bu yolda, korsanlar ve cadılarla dolu büyük tehlikeler onları beklemektedir.

Vito Genovese ve Frank Costello, 20. yüzyılın ortalarında kendi suç ailelerini yöneten iki İtalyan-Amerikan suç patronudur. 1957'de Genovese, Costello'yu öldürmeye çalışır ancak amacına ulaşamaz. Canına kastetme girişimi sırasında aldığı yaraların ardından suç hayatından çıkmak ister. Ama mafyayı geride bırakmak sandığı kadar kolay olmaz.

Oklahoma'da 1920'lerde Osage halkının topraklarının altında petrol bulunduğunda Osage halkı bir bir öldürülür, ta ki FBI gizemi çözmek için devreye girene dek.

1930'larda geçen Amsterdam, tanık oldukları cinayetin zanlısı haline gelen ve Amerikan tarihindeki en çirkin entrikalardan birini ortaya çıkaran üç arkadaşı takip ediyor.

Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck'in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.

II. Dünya Savaşı'nda görev almış eski bir asker olan Frank Sheeran, yıllar boyu Bufalino suç örgütü için çalışmıştır. Birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘İrlandalı’ lakabı ile anılan Sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memurudur. Frank Sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, Amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri Jimmy Hoffa'nın ortadan kayboluşuna da değiniliyor.

Diana B Henriques’in biyografik romanından uyarlanan, ABD tarihinin en büyük mali dolandırıcısı olarak kabul edilen Bernie Madoff’un yükseliş ve düşüşünü konu alacak olan filmde ; yatırımcılara kendi paralarından geri dönenle veya sonraki yatırımcılardan gelen paralarla ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi olan Ponzi Oyunu sebebiyle hüküm giyen Madoff’u De Niro canlandırırken, dolandırıcının eşi Ruth’a ise Pfeieffer hayat verecek. Alessandro Nivola ise babasını federal makamlara bildiren büyük oğul Mark’ı canlandıracak.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Joy Mangano henüz küçüklüğünden itibaren hayal gücü çok gelişmiş olan, yeni icatlar üretme peşinde bir kadındır. Hayatında ve ailesinde yaşadığı zorluklara rağmen üretkenliğini hiç yitirmez; günlük yaşamda pratik konulara dair elinden her türlü iş gelir. Bu arada boşandığı eşi, sorunlu annesi, ilgi isteyen iki küçük çocuğu ve yarı belalı babasıyla "normal" bir hayat sürdürmeye çalışır. Fakat bir gün her şey canına tak eder ve Joy yarım bıraktığı hayallerinin bir ucundan tutmak için yeniden kolları sıvar. Attığı bu adım, bütün hayatını tamamen değiştirecektir.

İngiliz Gizli Servisi'nin eğitimli ve emekli üyelerinden biri, kendisini yetiştiren kişi zor durumda kalınca bu tehlikeli hayata geri dönmek zorunda kalır. Fakat dostunu kurtarmak için girişeceği bu macerada, karşısında en az kendisi kadar yetenekli bir diğer ajan bulunmaktadır. Dostunu kurtarmak, sandığı kadar kolay olmayacaktır.

Aradan geçen 10 yıl, karısı Pam’le (Polo) yaptıkları iki küçük Focker ve aşılan sayısız engelden sonra, Greg nihayet asabi kayınpederi Jack’in güvenini kazanır. Fakat para sıkıntısı çeken babamız, bir ilaç şirketinde ikinci bir işe girdiğinde, Jack’in en sevdiği erkek hemşireyle ilgili şüpheleri tekrar baş gösterir.

Sevdiği kadının aşkını kazanabilmek uğruna bir erkeğin yapabileceklerinin defalarca sınandığı hikayelere yeni bir örnek de, Matthew Vaughn'un son filmi Yıldız Tozu ile geliyor.Tristran, aşkının kalbini kazanabilmek için onun için kayan bir yıldızı yakalayacağına söz verir. Ama sevgilisi Yvaine ile çıktıkları bu yolda, korsanlar ve cadılarla dolu büyük tehlikeler onları beklemektedir.

Başarılı bir sosyolog olan David Callaway'in eşi Alison aniden ölüyor ve Emily büyük bir travma yaşıyor. Baba kız, Emily'nin annesi ile güzel günlerini yaşadığı Manhattan'dan New York'un kuzey mahallerinden birine taşınıyorlar. Bundan kısa bir süre sonra Emily, Charlie adını verdiği hayali bir arkadaş geliştirir. David başlangıçta Charlie'yi Emily'nin kendisini ifade etmesine yardımcı olması açısından olumlu bir gelişme olarak görse de başlarına gelen korkunç olaylar onu Charlie'nin gerçek biri olduğuna inandırmaya başlar...

Büyük hayalleri olan küçük balık Oscar, ünlü olmak için küçük bir yalan söyler. Mafya babası köpekbalığı Don Lino'nun sakin karakterli oğlu Lenny'i ile işbirliği yaparak onu öldürdüğü yalanını yayarlar. Kısa sürede herkes Oscar'dan bahsetmekte ve ondan korkmaktadır. Fakat küçük balığın yalanı onu tahmin bile edemeyeceği kadar büyük bir belaya sokmuştur. Artık denizlerde herkes onu avlamaya çalışmaktadır. Hem intikam almaya çalışan Don Lino ve çetesi, hem de Oscar'ı öldürerek şöhret olmak isteyenler...

Greg Focker, artık nişanlısı Pam’in babası Jack ve annesi Dina ile iyi geçinmektedir. Çift evlilik hazırlıkları yapmaktadır ve sıra Focker ailesiyle yani baba Bernie Focker ve anne Roz Focker ile tanışmaya gelmiştir. Son derece rahat bir aile olan Focker’lar, ekstra gergin Brynes’lerle tanışırlar. Liberal, her türlü fikre açık Focker ailesi ile daha kapalı ve muhafazakar Byrnes ailesi çok da iyi anlaşamazlar. Üst üste yaşanan bir takım yanlış anlaşılmalar sonucunda, Greg ve Pam’in tüm çabalarına rağmen iki aile arasında bir uçurum oluşur.

Carl Brashear hayallerinin önüne geçen her şeyi alt eder. Kentucky'li bir çiftçinin oğlu olan Carl, daha iyi olacağına inandığı bir hayat için evini terkeder. Babası ona hep 'Asla vazgeçme... en iyisi ol' demiştir ve Carl bu sözleri kalbine yerleştirir.Deniz kuvvetlerine katıldıktan sonra Carl 2 yılını Dalış Okulu'na katılmak için mektuplar yazmakla geçirir. Carl'ın eğitim çavuşu Billy Sunday, ne Carl'ı ne de onun bitmek tükenmek bilmeyen tutkularını istemektedir. Usta Şef Deniz Kuvvetleri Dalgıcı olarak anılan Sunday, dalgıçlıktaki başarısının yanısıra sorun çıkarıcı özelliğiyle de tanınmaktadır. Carl'ın önüne bir set gibi çıkan Sunday'in istediği Carl'ın vazgeçmesidir. Fakat Carl'ın aklında başka düşünceler vardır. Amacı bellidir ve kararlılığı kesindir. Bir Deniz Kuvvetleri Dalgıcı olma hayalinin önünde kimse duramayacaktır.

Erkek hemşire olarak çalışmakta olan Greg Focker (Ben Stiller), uzun süredir birlikte yaşadığı Pam (Teri Polo) evlenme teklif etmeyi planlamaktadır. Ona evet demeden önce babasından kendisini resmen istemek zorunda olduğunu söyler. Böylece sevgilisinin anne ve babasıyla tanışacağı ve orada geçireceği günlerin hiç de kolay olmayacağı bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan Greg, başına geleceklere katlanacak gücü kendinde görmektedir çünkü Pam'i çok sevmektedir. Pam'in babası eski bir CIA ajanıdır (Robert De Niro) ve evinin bodrumunda bir yalan makinesi bulunmaktadır. Aynı anda Pam'in kız kardeşi de bir doktorla evleneceğini ilan etmiştir. Tabii böyle bir ortamda işler biraz karışır. Hatta babasının her şeyden çok sevdiği Himalayalara özgü bir kedi olan Jinxie de ortadan kaybolunca baba adeta çıldırır ve evde tam bir cehennem hayatı başlar.

Sam, uluslararası gizli ajanlardan oluşan ekibiyle birlikte çalışan ve en esrarengiz ve en sıkı korunan belgeleri bile ele geçirmesiyle tanınan Amerika'lı bir kiralık ajandır. Soğuk savaşın bittiği sakin dönemlerde Sam ve ekibinin durumu belirsizleşir ve kendilerine en yüksek parayı verenler adına çalışmaya başlarlar.

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Amerika'nın en uyduruk havayollarından birinde hava hostesi olan Jackie Brown'ın emekliliği giderek yaklaşmaktadır. Hostesimiz ayın sonunu getirebilmek için silah kaçakçısı Ordell için çalışmaktadır. Polis durumdan haberdardır. Ordell de polisin haberdar olduğundan ve dolayısıyla Jackie'nin hayatının bıçak sırtında olduğundan.Olaylar ortaya çıktığuında Jackie ve Ordell cephelerine yeni yardımcılar katılır ve herkes yarım milyon doların peşine düşer.Yönetmen Tarantino, hayranı olduğu, 70'li yılların kült zenci dizisi "Foxy Brown"ın kadın oyuncusu Palm Grier'e Jackie Brown rolünü vererek tam onikiden vuruyor.

Gil Renard (Robert De Niro) için hayat kötüye gitmektedir, sorunlu davranışları yüzünden eski karısı oğlunu ondan uzaklaştırmaya başlar. Gergin bir bıçak satıcısı olan Gil ayrıca bir beyzbol fanatiğidir. Beyzbolu çok sevmekte olan Gil, beyzbolun açılış gününü sabırsızlıkla beklemektedir. Çünkü San Francisco Giants takımını tutsada kendisi büyük bir Bobby Rayburn (Wesley Snipes) hayranıdır ve Bobby Giantslara 40 milyon dolarla transfer olmuştur. Bobby veya kısaca Bob'un geldiğindeyse bir sorunla karşılaşır, hep 11 numara olan Bobbye bu sefer 33 numara verirler. Çünkü 11 numara artık giyinilmektedir. Bobby bu olaya çok sinirlenir, bu arada Bobby'nin bir oğlu vardır Sean. Oğlunu çok sevmekte olan Bobby yeni oyunda başarıslığa uğrayınca bunun numaradan olduğunu düşünür. Gil ise olayları anlamamıştır, ama hala Bobbyi bir kahraman olarak görmektedir.Fanatizm konulu film aksiyon ve dram içeriyor.

1960'larda Hell's Kitchen'da büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy adındaki 4 çocuk, eşek şakası yaparken yaşlı bir adamın yaralanmasına neden olurlar. New York'taki Wilkenson Center'da 1 yıla yakın hapsolan 4 arkadaş, buradaki gardiyanların kötü muamelesine maruz kalır. Burada dayak yiyen, onurları zedelenen ve cinsel istismara uğrayan bu 4 arkadaş, 13 yıl aradan sonra Wilkenson ve gardiyanlarından intikam alma fırsatını yakalar.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Toby Wolff ve boşanmış annesi için 1950'lerin yaşamı hiç de eğlenceli değildi. Hayata tutunamamış iki özgür ruh ülkeyi bir uçtan bir uca dolaşarak Kuzeybatı Pasifik'te yerleşmeye karar verirler. Burada hayatın daha iyi olacağını umarlar.

Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan filmde Henry Hill adında bir gangster, Jimmy Conway ve Tommy De Vito adlı iki arkadaşıyla birlikte bir soyguna kalkışır. Gözleri daha yukarda olan iki arkadaşı soyguna katılan diğerlerini öldürür ve mafya içinde yükselmeye başlarlar. Bu durum Henry'i olumsuz etkilemiştir ve bu konuda birşeyler yapması gerekmektedir. Büyük usta Martin Scorsese'nin başyapıtlarından biri olan Goodfellas, 1991 yılında 6 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Joe Pesci'ye ödül kazandırmıştı.

İki suçlu (Robert De Niro, Sean Penn), polisten kaçarken kendilerini bir anda kilisede rahip olarak buluyorlar. Kilise, beklediği iki rahibi bu suçlular zannederek, onlara kalacak yer veriyor. Burdan da kaçmayı planlayan suçlular planlarını bir türlü gerçekleştiremiyorlar. Onlara yardım edebilecek tek kişi ise Molly (Demi Moore)'dir.

Geleceğin tuhaf ve gereksiz derecede karmaşık, fütüristik dünyasındayız. Devlet memuru Sam Lowrey, etrafını saran bu bürokrasi ve teknoloji cenderesinden bunalmış bir istatistikçidir. Kaçışı ve sükuneti, kendisini her şeyden izole ettiği hayallerde bulur. Rüyalarında sürekli olarak aynı kadını kurtardığını görür.Sam'in yaşadığı gerçek dünyayı ise, herşeyi görüp kontrol eden bir bilgisayar idare etmektedir. Jill Layton isimli genç kadın terorist olmakla suçlandığında, düzenli olarak hata kontrolleri yapmakta olan Sam bunda bir yanlışlık olduğunu farkeder ve Jill ile tanıştığında onun rüyalarında kurtarıp durduğu kız olduğunu anlar.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Bir yetişkin olmasına rağmen hala ailesiyle yaşayan bir 'kaçık' olan Rupert Pupkin, pek yetenekli olmadığı halde bir gün ünlü bir komedyen olacağına inanmaktadır. İdolü ise komedi yıldızı Jerry Langford’dur. Pupkin, eğer bir gün Langford’un TV programına çıkmanın yolunu bulursa, şöhretin kapısının önünde açılacağına dair bir saplantıya da sahiptir.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.

ABD'nin emekli olan eski başkanı ölüm saçan bir siber saldırının kaynağını bulması için göreve çağrılınca yalan ve komplolarla örülü bir ağı keşfeder.

An iconic bon vivant, who barely has enough resources to maintain his affluent lifestyle, hires a young woman from Paraguay to replace the recently deceased maid who took care of him for more than 40 years.

Doğaçlama oyuncusu ve komedyen Stephen Colbert, uzun zamandır beklenen televizyona dönüşünü yaparken "The Colbert Report" karakterini geride bırakıyor. New York'taki tarihi Ed Sullivan Tiyatrosu'nda kaydedilen The Late Show franchise redux'un ev sahibi olarak Colbert, aktörler, sporcular, politikacılar, çizgi romanlar, sanatçılar ve müzisyenlerle ilk kez kendisi olarak konuşuyor. Bununla birlikte, sadık hayranlar, Colbert'in eski girişiminden yazı ve dijital ekibinin birçok üyesi tarafından desteklenmeye devam ettiği için tutarlılık muamelesi görecek. Julliard tarafından eğitilmiş Jon Batiste, grup lideri olarak görev yapıyor.