İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Romina Özipekçi, 12 Eylül 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. 1991 yılında Türkiye’de özel radyoların kurulmaya başlaması ile birlikte meslek hayatına başladı. 1991-1992 yılları arasında Genç Radyo ve Best Fm’de çalıştı. 1994 yılında Kanal D’de yayımlanan Fıstiki Musiki adlı eğlence programını Gülçin Hatıhan ile birlikte yaptı. 1996 yılında Eşkıya adlı filmde Sekine karakterini canlandırdı. 1997 yılında Bir İstanbul Masalı müzikalinde, 1998 yılında Keşanlı Ali Destanı müzikalinde, 2009 yılında Vanilyalı İlişkiler, 2010 yılında Tiyatro Ti’de sahnelenen Gece Yarısı Tarifesi ve 2015 yılında Neil Simon’un yazdığı Aklımdaki Kadınlar oyunlarında rol aldı. 2015 yapımı Kocan Kadar Konuş filminde Ferda rolünü üstlendi. Melekler Korusun (2009), Kaçak Gelinler (2014) ve Maral (2015) dizilerinde rol aldı. 1998 yılında Hiç Olmamış Sevgiliye Hiç Verilmemiş Yazıntılar, 1999 yılında Uğur’lu Çarşamba, 2004 yılında Dilek Şart Kipi adında yayımlanmış üç kitabı buluna Özipekçi, 2015 yılından beri aylık kültür ve sanat dergisi olan Fil Dergisi’nde yazarlığa devam etmektedir.

Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan üç kadın; Almilla, Şebnem ve Kainat’ın hayatlarının aşkına yetişmek için gittikleri İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yolları kesişir. Hayatı bir anda kesişecek ve kader ortaklıkları İstanbul’da da devam edecek, aşkı kovalayan üç kadının iç içe geçen hikayeleri, onları birbirine sımsıkı bağlayacaktır. İstanbul’a adım atar atmaz, hem de hiç farkında olmadan şöhret rüzgarına tutulan kızlarımız için hayli ışıltılı başlayan İstanbul macerası, giderek kabusa dönüşecek ve "kaçak gelinler"imiz, İstanbul duvarına toslayacaktır. Üstelik bu İstanbul serüveninde, hayallerindeki "beyaz atlı prens"ler de onları hep hayal kırıklığına uğratır ve olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

İpek hayallerinin peşinden cesaretle koşabilen 17 yaşında bir genç kızdır. Hayatın hiçbir isi, pası sinmemiştir ona. Annesi Melek de en çok bu yüzden korkmaktadır işte... Çünkü bu zamana kadar bütün kötülüklerden koruduğu kızı, İstanbul'a gidip oyunculuk okumak istemektedir. Melek hayatında ziyaretler dışında Balıkesir'den dışarıya adımını atmamıştır. Büyük şehirlerin türlü kötülükler dolu olduğunu bilir de, onlarla nasıl baş edilir. Onu bilmez. Bu yüzden de göndermek istemez İpek bakışlısını... İpek'ten önce bir çocuğu daha olmuştur. Ama onu ecel almıştır elinden... Ama Melek şimdi çok kararlıdır. Biricik kızını kimseye teslim etmeyecektir. Özellikle de İstanbul'a ve şaşalı hayatına... Ama Melek'in henüz bilmediği bir şey vardır. İstanbul zorluklarının yanında hem kendisine hem de İpek'e güzel sürprizler de hazırlamaktadır. Belki de İpek haklıdır: "Hayal ediyorsan sonuna kadar gitmeye cesaret de etmelisin... Merhaba İstanbul... Özgürlüğümün Başkenti"

‘Kavak Yelleri’ başında kavak yelleri esen, içinde kasırgalar oluşan, kanında tatlı zehir dolaşan, büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini anlatıyor. Yazları cıvıl cıvıl, kışları ise ıssız bir Ege kasabasında yaşayan Deniz (İbrahim Kendirci), Aslı (Pelin Karahan), Efe (Dağhan Külegeç) ve Mine (Aslı Enver) herkese kendi hikayesinden bir şeyleri hatırlatacak. Mutlu ve güvenli ailesinden kopup kendi yolunu bulmaya, büyümeye çalışan Deniz; idealist, güçlü, maddi zorluklara rağmen okuyan, hayata karşı sert görünmeye çalışan hassas Aslı; rahat ve esprili tavırlarıyla içindeki acıyı saklamaya çalışan Efe. Ve ayrık otu, isyankar Mine. Sıkı dostluklar, ilk aşklar, ÖSS baskısı, okul, aşılmaya çalışılan aile sorunları herkese tanıdık gelecek. Büyümenin zorlukları yetmezmiş gibi, kahramanlarımız bir de ÖSS’yle savaş vermekte ve artık büyük gün de yaklaşmaktadır. Akıllarının başlarında olmadığı bir dönemde hayatlarının en önemli sınavına girip, en önemli kararını vermeleri gerekmektedir.

14 yıllık eski sevgililer Efsun ve Sinan evlenmeye karar verdiklerinde başlarına gelmeyen kalmaz. Düğün günü geldiğinde ise her şey daha da karışır.

Şebnem Burcuoğlu’nun çok satan Kocan Kadar Konuş romanından uyarlanan film bu toprağın kadınlarının daha çocukken nasıl koca bulmaya programlandıklarını anlatıyor. Bu kadınların arasında 30 yaşındaki Efsun (Ezgi Mola) gerçek aşkı, sevgiyi, dürüstlüğü arar ama diğer kızlar gibi numara yapmayı, trip atmayı, erkeği parmağının ucunda oynatmayı bilmez. Bu yüzden bu yaşına kadar düzgün bir ilişkisi olmamıştır. Efsun’un kadınlığın kitabını yazmış İzmirli ailesi ise ona kadınlığı öğretmeye kararlıdır. Efsun da nihayet kendini Türk kızlarına emanet eder. Ailesi tepeden tırnağa yeniledikleri Efsun’u takdim etmeye hazırlanırken Efsun’un karşısına hiç unutamadığı, üstüne yenisini koyamadığı lise aşkı Sinan (Murat Yıldırım) çıkar.

Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan üç kadın; Almilla, Şebnem ve Kainat’ın hayatlarının aşkına yetişmek için gittikleri İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda yolları kesişir. Hayatı bir anda kesişecek ve kader ortaklıkları İstanbul’da da devam edecek, aşkı kovalayan üç kadının iç içe geçen hikayeleri, onları birbirine sımsıkı bağlayacaktır. İstanbul’a adım atar atmaz, hem de hiç farkında olmadan şöhret rüzgarına tutulan kızlarımız için hayli ışıltılı başlayan İstanbul macerası, giderek kabusa dönüşecek ve "kaçak gelinler"imiz, İstanbul duvarına toslayacaktır. Üstelik bu İstanbul serüveninde, hayallerindeki "beyaz atlı prens"ler de onları hep hayal kırıklığına uğratır ve olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

İpek hayallerinin peşinden cesaretle koşabilen 17 yaşında bir genç kızdır. Hayatın hiçbir isi, pası sinmemiştir ona. Annesi Melek de en çok bu yüzden korkmaktadır işte... Çünkü bu zamana kadar bütün kötülüklerden koruduğu kızı, İstanbul'a gidip oyunculuk okumak istemektedir. Melek hayatında ziyaretler dışında Balıkesir'den dışarıya adımını atmamıştır. Büyük şehirlerin türlü kötülükler dolu olduğunu bilir de, onlarla nasıl baş edilir. Onu bilmez. Bu yüzden de göndermek istemez İpek bakışlısını... İpek'ten önce bir çocuğu daha olmuştur. Ama onu ecel almıştır elinden... Ama Melek şimdi çok kararlıdır. Biricik kızını kimseye teslim etmeyecektir. Özellikle de İstanbul'a ve şaşalı hayatına... Ama Melek'in henüz bilmediği bir şey vardır. İstanbul zorluklarının yanında hem kendisine hem de İpek'e güzel sürprizler de hazırlamaktadır. Belki de İpek haklıdır: "Hayal ediyorsan sonuna kadar gitmeye cesaret de etmelisin... Merhaba İstanbul... Özgürlüğümün Başkenti"

‘Kavak Yelleri’ başında kavak yelleri esen, içinde kasırgalar oluşan, kanında tatlı zehir dolaşan, büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini anlatıyor. Yazları cıvıl cıvıl, kışları ise ıssız bir Ege kasabasında yaşayan Deniz (İbrahim Kendirci), Aslı (Pelin Karahan), Efe (Dağhan Külegeç) ve Mine (Aslı Enver) herkese kendi hikayesinden bir şeyleri hatırlatacak. Mutlu ve güvenli ailesinden kopup kendi yolunu bulmaya, büyümeye çalışan Deniz; idealist, güçlü, maddi zorluklara rağmen okuyan, hayata karşı sert görünmeye çalışan hassas Aslı; rahat ve esprili tavırlarıyla içindeki acıyı saklamaya çalışan Efe. Ve ayrık otu, isyankar Mine. Sıkı dostluklar, ilk aşklar, ÖSS baskısı, okul, aşılmaya çalışılan aile sorunları herkese tanıdık gelecek. Büyümenin zorlukları yetmezmiş gibi, kahramanlarımız bir de ÖSS’yle savaş vermekte ve artık büyük gün de yaklaşmaktadır. Akıllarının başlarında olmadığı bir dönemde hayatlarının en önemli sınavına girip, en önemli kararını vermeleri gerekmektedir.