İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

7 filminden 2'si İzlenir çıktı, 6 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
Rosemarie Braddock DeWitt, 26 Ekim 1971 tarihinde Flushing, Queens, New York'ta dünyaya gelmiştir. Ailesinin spor tarihiyle ilginç bir bağı vardır; DeWitt, Büyük Buhran döneminin efsanevi ağır siklet boks şampiyonu ve "Cinderella Man" lakabıyla tanınan James J. Braddock'un torunudur. Hofstra Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra oyunculuk eğitimini The Actors Center'da tamamladı ve kariyerine Off-Broadway oyunlarında sahne alarak başladı. Sinemadaki ilk anlamlı deneyimlerinden birini, büyükbabasının hayatını anlatan ve Russell Crowe'un başrolünde olduğu "Cinderella Man" (2005) filminde, komşu Sara Wilson rolünü üstlenerek yaşadı. Ancak eleştirmenlerin ve sinema dünyasının dikkatini asıl çeken performansı, Jonathan Demme'nin yönettiği "Rachel Evleniyor" (Rachel Getting Married) (2008) filmiyle geldi. Anne Hathaway ile karşılıklı oynadığı ve başlık karakteri Rachel'ı canlandırdığı bu filmdeki performansıyla Toronto Film Eleştirmenleri Birliği gibi birçok kurumdan En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Televizyon dünyasında da güçlü bir kariyere sahip olan DeWitt, kült dizi "Mad Men"in ilk sezonunda Don Draper'ın bohem metresi Midge Daniels rolüyle hafızalara kazındı. Ardından Diablo Cody'nin yarattığı ve Steven Spielberg'ün yapımcısı olduğu "United States of Tara" (2009-2011) dizisinde, Toni Collette'in karakterinin kız kardeşi Charmaine Craine rolüyle geniş kitlelerce tanındı. Bağımsız sinemada "Kız Kardeşimin Kız Kardeşi" (Your Sister's Sister) (2011) ve "Promised Land" (2012) gibi yapımlarda yer alırken, ana akım sinemada Damien Chazelle'in Oscar ödüllü müzikali "Aşıklar Şehri"nde (La La Land) (2016) Ryan Gosling'in karakterinin kız kardeşi rolünde boy gösterdi. Ayrıca, korku klasiği "Poltergeist"ın (Kötü Ruh) (2015) yeniden çevriminde Sam Rockwell ile başrolü paylaştı. Son dönemde Reese Witherspoon ile "Little Fires Everywhere" (2020) ve gerçek suç draması "The Staircase" (2022) gibi prestijli mini dizilerde yer alan oyuncu, "The Boys" dizisinin dördüncü sezonunda Hughie Campbell'ın annesi Daphne rolüyle izleyici karşısına çıkmıştır. "Standoff" dizisinin setinde tanıştığı aktör Ron Livingston ile evlidir.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

Amerikan tarihinin en büyük efsanelerinden İrlanda asıllı boksör James Braddock’un gerçek yaşam hikayesi.1930’ların Amerika’sında hayatta kalmak oldukça zorlaşmıştır. Hayattaki en büyük isteği gerçek bir boksör gibi yaşamak olan Jim, ailesine bakabilmek için sporu bırakmış ve limanlarda işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Ancak günün birinde talih Jim’in yüzüne güler ve ağır sıklet boks şampiyonu Max Bear’ın karşısına çıkma şansı tanır. Jim’e istediği ünvanı getirecek olan maç tam 15 raund sürer. Sonunda Jim bir efsaneye dönüşür. Ama acaba ünü hayatından neler götürecektir?

Yasadışı işler, suç ve trajedilerle dolu, görünüşte sakin bir New England kasabasına bir bakış, tümü, kötü zekası ve sert tavrı, sıcak ama sorunlu bir kalbi ve sağlam bir ahlaki merkezi maskeleyen Olive'in merceğinden anlatılıyor. Hikaye 25 yıla yayılıyor ve Olive'in iyi kalpli ve iyi kalpli kasaba eczacısı kocası Henry ile olan ilişkilerine odaklanıyor; annesinin ebeveynlik yaklaşımına içerleyen oğulları Christopher; ve topluluklarının diğer üyeleri.

Celeste Ng’in çok satan romanından uyarlanan Little Fires Everywhere, görünüşte mükemmel bir hayata sahip olan Richardson ailesi ile bu mükemmel hayatlarını tehdit eden gizemli bir anne ile kızının iç içe geçen hikâyelerini anlatıyor. Casual dizisinin senaristlerinden Liz Tigelaar‘ın senaryosunu kaleme aldığı dizi; sırların hayatlar üzerindeki etkisini, sanat ve kimliğin doğasını ve kurallara uymanın felaketlerin önüne geçeceğine inanmanın beraberinde getirdiği tehlikeleri inceliyor. 8 bölümden oluşan dizinin ilk iki bölümünü Humpday, Laggies ve Your Sister’s Sister gibi filmlerle tanınan Lynn Shelton yönetiyor.

Yeni bir dünya turuna çıkmak üzere olan küresel pop yıldızı Skye Riley (Naomi Scott), giderek daha korkunç ve açıklanamaz olaylar yaşamaya başlar. Artan dehşet ve şöhretin baskısından bunalan Skye, kontrolden çıkmadan önce hayatının kontrolünü yeniden kazanmak için karanlık geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.

The Professor, ileri evrede kanser hastası ve birkaç ay sonra ölecek bir üniversite hocası olan Richard’ın aynı zamanda eşinin ihanetiyle başa çıkmaya çalışmasını ve kalan ömrünü dünyayı pek de umursamadan dolu dolu yaşamayı seçmesini anlatıyor. Richard öğretme metotlarını, hayatını ve sevmeyi yeniden keşfediyor.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

Film, eşlerinden ve ailelerinden biraz uzak kalmak ve kafa dinlemek için mahallenin güvenliğini korumak bahanesiyle sözde "suç gözetleme timi" kuran bir grup erkeğin hikâyesine odaklanıyor. Fakat işler başta iyi gitse de, kafadarlar kendilerini dünyayı tehlikeyi atan bir komplonun ortasında bulmakta gecikmeyecektir. Akiva Schaffer'in yöneteceği filmin senaryosu Seth Rogen ve Evan Goldberg ikilisine ait...

Cindy ve Jim Green çok mutlu bir evlilik sürdüren genç bir çifttir ve hayatta en çok istedikleri şeylerden biri çocuk sahibi olmaktır ama tıbbı bütün çareler tükenmiş gibi görünmektedir. Bir gece evlerinin arka bahçesine bütün dileklerini yazdıkları bir kutu gömerler. Yağmurlu ve fırtınalı bu gecenin sonunda birden Timothy adında bir çocuk karton bir kutunun içinde beliriverir! Timothy genç çift adeta bir mucizedir. Fakat Timothy Green gelirken beraberinde de pek çok beklenmedik sürpriz getirecektir... Ahmet Zappa'nın hikayesini senaryolaştıran Peter Hedges aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstleniyor. Romantik komedilerin gediklisi Jennifer Garner'ı ve en son The Thing'de seyrettiğimiz Joel Edgerton'ın başrolleri paylaştığı yapım fantastik öğeler de içeren bir komedi-dram...

Evinden uzaklaşmış, 10 yıl içinde sürekli rehabilitasyona girip çıkan eski model Kym, kız kardeşi Rachel'ın düğünü için eve geri döner. Kız kardeşler arasında anlaşmazlıklar yaşanır. Bu kalabalık, büyük düğünde Kym, tansiyonu yükselten hareketlerde bulunur.

Amerikan tarihinin en büyük efsanelerinden İrlanda asıllı boksör James Braddock’un gerçek yaşam hikayesi.1930’ların Amerika’sında hayatta kalmak oldukça zorlaşmıştır. Hayattaki en büyük isteği gerçek bir boksör gibi yaşamak olan Jim, ailesine bakabilmek için sporu bırakmış ve limanlarda işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Ancak günün birinde talih Jim’in yüzüne güler ve ağır sıklet boks şampiyonu Max Bear’ın karşısına çıkma şansı tanır. Jim’e istediği ünvanı getirecek olan maç tam 15 raund sürer. Sonunda Jim bir efsaneye dönüşür. Ama acaba ünü hayatından neler götürecektir?