İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Sadi Celil Cengiz 1983 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde dünyaya geldi. Ordu Fen Lisesi'nde iki sene okuduktan sonra son sınıfını okuduğu Çarşamba Lisesi'nden mezun olmuştur. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirdi. 2007-2008 yıllarında personel asteğmen olarak askerliğini tamamladı. Bir süre gümrük memurluğu yapmıştır. Çarşambaspor'un eski teknik direktörü Cemil Cengiz'in oğludur. İşler Güçler dizisiyle ilk baş rolünü oynamıştır. Sadi Celil Cengiz 60′a yakın kısa filmde rol aldı. Ayrılık adlı kısa film, Apple IMC’nin düzenlediği, “Ican 06 yarışma ateşi” kısa film yarışmasında ikinci olmuş ve Altın Portakal Film Festivali’nde ise finale kalmıştır.

Sevgilisi tarafından aldatılan Havva, ölen annesinin yarım kalan sergisini tamamlamaya karar verir. Ancak annesinin son isteğini yerine getirebilmesi için onun gelinliğine sığması gerekmektedir ve bunun için 45 kilo vermelidir. Başarısız diyetler ve tükenmişlik arasında savrulan Havva, ablası ve arkadaşlarının desteğiyle kendini sorguladığı kara mizah dolu bir yolculuğa çıkar. Bu süreçte, insanın taşıdığı en ağır yükün her zaman bedeni olmadığını fark etmeye başlar.

Ailesiyle birlikte Çorum'da yaşayan Sadık, binlerce yıllık bir aile geleneği olarak yoğurtçuluk yapmaktadır. Lezzeti ve şifasıyla bilinen yoğurtların sırrı, yoğurtları yapan ailenin en büyüğü olan Dede tarafından saklanır. Ancak bir yaz günü kar yağması her şeyi değiştirecektir. Efsaneye göre yaz günü kar yağarsa yoğurdun sırrı bir başkasına aktarılmalıdır aksi takdirde ailenin başına büyük bir felaket gelecektir. Dede bir an önce el vermek için Yoğurtçuoğlu ailesinin tüm üyelerini bir araya toplamak ister. İkiz kardeşler Sadık ve Özgür, yoğurdun sırrını öğrenebilmek için amansız bir mücadeleye girişir.

Kolpaçino serisinin devam halkası olan komedi türündeki "Kolpaçino 4 4'lük", önceki filmlerde kendisine kazık atan eski dostlarıyla hesaplaşmaya karar veren Özgür’ün hikayesini konu ediniyor. Eski dostlarıyla son bir veda kumarı atacak olan Özgür, eski olayları yüzünden mafya tarafından kaçırılır.

Mete, zengin bir babanın şımarık oğludur. Taşkınlıklarına son vermek isteyen babası onu sıra dışı bir cezaya çarptırır. Mete, zamanda yolculuk yaparak 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda kurmaca bir köye gönderilir ve bir seyis olarak yaşamaya zorlanır. Mete köyde, hayatını tamamen değiştiren Asena ile karşılaşır.

Fethiye'de korsan gemisiyle turistlere çılgın ada turları yapan ekip, Türkiye'de çıkarmaya çalışan savaşı önlemeye çalışacaklardır. Asıl uzmanlık alanları askerlik olmayan ekip üyeleri, bunu kendi yöntemleriyle yapmaya çalışırken mavi vatanda başlarına kimsenin beklemediği işler gelecektir.

Uzun aradan sonra Beşiktaş’ın şampiyon olması, herkesi sevince boğar. Ancak şampiyonluk maçını izlerken dedesinin kalp krizi geçirip ölmesiyle torunu Oktay büyük bir hüzne kapılır. Artık bir yetişkin olan Oktay’ın hayatı, bir gün yolda bir anahtarlık bulmasıyla bambaşka bir hal alır. Anahtarlığı bulduğu dükkana giren Oktay, burada hayatının aşkı ile tanışır. Oktay’ın üniversite öğrencisi olan sevgilisi Aslı, Beşiktaş semti üzerine tez yazmaktadır. Gün geçtikçe birbirlerine daha çok bağlanan Aslı ile Oktay’ın mutluluğu evlilikle sonlanacak mıdır?

İstanbul'un merkezinde yalnız yaşayan ve başarılı bir avukat olan Zuhal, bir gün evinde bir kedi sesi duymaya başlar. Gecelerce onu uyutmayan bu sesin kaynağını bulmak için apartmanda çaresiz bir arayışa çıkan Zuhal, o güne dek hiç iletişim kurmadığı komşularının tek tek kapılarını çalar. Kediyi bulamadıkça daha da absürtleşen bu arayış, bildiği doğruların peşinden giden Zuhal için yeni bir uyanışın da başlangıcı olacaktır.

Aşk Bu Mu?, yolları kesişen Umut ve Gülüm’ün hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Umut, çocukluğundan beri hırsızlık yapmaktadır. Umut, hayatının fırsatını yakalayıp köşeyi dönmenin hayalini kurar. Fakat ne hayallerine kavuşabilir ne de sürekli aradığı ailesine ulaşabilir. Genç bir kadın olan Gülüm ise hayallerine bir adım uzaklıktadır. Okulunu başarıyla bitiren Gülüm’ün hayatında hiçbir sıkıntı yoktur. Fakat bir gün genç kızın tüm hayatı kararır. Gülsüm’de karaciğer yetmezliği olduğu ortaya çıkar ve nakil gerçekleşmezse ölecektir. Tam da bu süreçte Umut ile Gülüm’ün yolları kesişir. Genç adamın yıllardır beklediği fırsat tam da ayağına gelmiştir. Ancak bu durum sandığı kadar kolay değildir. Kendisini zor durumların içerisinde bulan Umut, bedeli ağır olan bir karar vermek zorunda kalır. Peki aşk her şeyin üstesinden gelmeye yeterli midir?

Raşit Çelikezer'in yönetmen koltuğunda oturduğu "Eyvah Karım" filminde, zengin ve sosyetik bir çiftin hikayesi anlatılıyor. Karısının tatile gitmesini fırsat bilen adam hemen çapkınlık planları yapar. Fakat başına gelenler planladıklarından bambaşkadır. Evde çapkınlık planı yapan adamın tadını önce eve giren üç farklı hırsız bozar. Bu yetmezmiş gibi bir de karısı sürpriz yapmak için aniden eve geri döner. Asuman Dabak ve Yosi Mizrahi'nin başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Wilma Elles ve Sadi Celil Cengiz yer alıyor.

Belediyede temizlik hizmetlerinde görevli olan Rıza, annesine son derece düşkündür. Bu düşkünlüğü, çok istemesine rağmen evlenip bir yuva kurmasına da mani oluyordur. Karşı apartmana taşınan Serpil adlı çocuklu ve dul bir kadının hayatına girmesiyle, Rıza’nın evlilik hayalleri yeniden alevlenir, fakat bir yandan da suçluluk duygusu gittikçe artıyordur. Öyle ki, bir süre sonra gerçek hayatla bağı iyice kopmaya, annesine daha da bağlanmaya başlar. Rıza artık annesinin öldüğünün bile farkında olmadan onunla yaşamaya devam ediyor, bir yandan da umutsuzca Serpil’le ilişki kurmaya çalışıyordur.

Yiğit, Ömer, Serdar, Onat ve Can lise yıllarından beri hiç ayrılmamış beş arkadaştır. Kendilerini hala çocuk olarak gören grup, Yiğit'in evlenme kararı alması ile gençliklerinin bittiğini fark eder. Geçmişi anma ve Yiğit'e veda etme amaçlı lise anılarını beş gün içinde tekrar yaşamaya karar verirler. Bir de tüm bu maceranın içinde aşk hayatları berbat olan grup, lisedeki can düşmanları Besim’le düğüne sevgilileriyle geleceklerine dair iddiaya girerler. Bu beş gün içinde kendilerine kız arkadaş bulmak zorunda olan grup son kez birlikte olmanın tadını çıkaracaktır.

Hakan kadınlarla uzun süreli ilişki kurmakta problem yaşayan genç bir çapkındır. Yaşadığı sahil beldesine gelen turistlerle kısa süreli ilişkiler yaşar, bağlanmaktan hep kaçınır. Ablasının terk ettiği eniştesi ve 5 yeğeninden başka hayatına kimseyi sokmaz. Hakan için işler, bir gün tesadüfen karşılaştığı Bahar'a ilk görüşte aşık olmasıyla tamamen değişir. Bahar ile yakınlaşmaya çalışan Hakan, Bahar'ın son derece nadir görülen bir rahatsızlığı olduğunu öğrenir. Bahar geçirdiği bir kaza sonucu, kaza gününden sonra olan hiçbir şeyi hafızasında tutamamaktadır. Her gün aynı güne –iki yıl önceye – uyanıp oradan devam etmektedir. Bahar'ın abisi ve babası da onun mutsuz olmasını engellemek için her gün kaza günündeymiş gibi davranmakta, türlü türlü numaralarla Bahar'ı da buna inandırmaktadırlar. Hakan'ın da olaya dahil olmasıyla birlikte üçü birden Bahar'ı mutlu etmek için her yolu denerler. Hakan, her sabah bir önceki günü unutan Bahar'ı kendisine her gün yeniden aşık etmek zorunda kalır.

Suriçili dolmuş şoförü Rıza, doğup büyüdüğü mahallede, esnafın ve mahallelinin göz bebeği olan bir gençtir. Rıza’ya bildiği her şeyi unutturup ezber bozduran ise Ayperi olacaktır. “Bana Masal Anlatma” sıradan bir mahallede, eskimeyen dostlukların kanatları altındaki iki gencin hikayesi. Delikanlı, kalbi iyilikle dolu, kızlar konusunda şeytanın bacağını kıramamış, çekingen dolmuş şoförü Rıza. Kız ise elini attığı her şeyi değiştirip güzelleştiren masal kahramanı, hayran olunası Ayperi.

Hayatı hep kuralına göre yaşamış Kudret’in düzeni yaşadığı sürpriz olaylarla tepetaklak olur. O da çok sevdiği arabasına atlayıp Antep’e doğru yola çıkar. Yolculuk boyunca hem arabasının hem de Kudret'in başına gelmeyen kalmaz. Kudret yüzlerce kilometrenin sonunda hem dostluğun önemini keşfedecek hem de kuralsız yaşamın keyfini öğrenecektir.

Hayatının ikinci baharını yaşamak isteyen ve evlilik hayatını üniversite eğitimine tercih ederek 50 yaşına gelen Nadide’nin hikayesini izleyeceğiz. Eşini kaybettikten sonra gençlik hatalarını telafi etmek için kolları sıvayan Nadide, yalnız ve orta yaşlılar için öngörülen dikiş kursundan, koroya; gezilerden kabul günlerine hiçbir aktivitede aradığı mutluluğu bulamaz ta ki gazetede gördüğü bir haberle kendisini önce okul sıralarında, ardından mavi sulara kendini atar. Bir grup genç ve gizemli bir kaptan ile "yeni bir başlangıca" yelken açar!

Dışarıdan pırıltılı görülen plaza dünyası, içerde egoların ve hırsların çarpıştığı bir arenadır. Kadınlar Dünya Serbest Dalış rekortmeni Aydan, aniden kendini bu dünyada ve yeni ailesinin içinde bulur. Onun gelmesi ile ailenin kirli geçmişi ve aile üyelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ve ailede acımasız bir taht kavgası başlar. Aydan bu kavgada kendi değerleri ve aşkı ile ayakta kalacak mı, yoksa güç ve para onu da mı zehirleyecektir?

Artvinli, gelenekçi bir ailenin güzeller güzeli kızı olan Şimal, çocukluğundan beri en büyük hayali olan seramik bölümünü kazandığında, babası, kızını başka bir şehre, özellikle de İstanbul'a göndermek istemez. Fakat Şimal ilk defa babasına karşı çıkar ve üniversite okumak için İstanbul'a gelir. Ailesinin, kendisiyle gurur duymasını, kararlarını onaylamasını ister. Hayattaki en büyük zaafı ise kendisini dünyaya getirirken ölen ve adını taşıdığı annesinin hatırasıdır. Bütün hayatını, ona ve babasına layık olmak için adamaya söz vermiştir. Sözünde durur da. Ta ki başına gelen, o görünmez kaza gününe kadar. O gün Şimal ve ailesinin hayatında her şey değişecektir.

Karısı tarafından terk edilen Nejat annesini henüz hiç görmemiş olan kızına üzülmemesi için “idare edecek” yalanlar söylemektedir. Fakat Kayra büyüdükçe bu yalanlar içinden çıkılmaz bir hal alır. İyice köşeye sıkışan Nejat tam da her şeyin sonu geldi diye düşünürken, yolu beklenmedik bir şekilde Suna ile kesişir. Suna’nın hayatlarına girişi ile hem çaresiz baba Nejat’ın hem de artık annesinden başka bir şey istemeyen Kayra’nın dünyası tamamen değişir. Suna ve Nejat kendilerini hiç beklemedikleri tatlı bir oyunun içinde bulurlar.

Halkın arasına karışan Sultan Mahmut, Rus Büyükelçiliğinde öğretmenlik yapan Anna ile karşılaşır. Anna karşı kıyıya geçmek ister ve kayıkçı sandığı Sultan’ın kayığına biner. İkilinin karşılaşması sonrasında Sultan, öğretmen olduğunu öğrendiği Anna’nın saraya gelerek çocuklarına ders vermesini ister. Anna bu süre zarfında haremde kalması gerektiğini öğrendiğinde, teklifi reddetmeye karar verdiyse de babasını korumak için saraya girmek zorunda kalır. Anna’nın saraya girmesi ise Hoşyar Sultan’ın hiç hoşuna gitmez. Genç bir Muallime’nin gelişi saraydaki tüm dengeleri değiştirecektir.

Ve karşınızda ekranların en trajikomik ailesi: Sayılmazlar. Abla Melek Sayılmaz, abi Armağan Sayılmaz, ve kız kardeşler Biricik ve Cansın Sayılmaz’dan oluşan ailemiz İstanbul’da oldukça sıkıcı bir hayat sürdürmektedir. Melek Sayılmaz’ın hayattaki tek arzusu, bir başına büyüttüğü kardeşlerinden bir an önce kurtulmak ve böylece o hep hayalini kurduğu Bodrum’a ilk otobüsle kaçabilmektir. Ancak sivri dilli, hazır cevap ve kardeşlerinden illallah diyen ablamız Melek hanım, öyle pek de melek sayılmaz.

Gökçe, Ajans 237 reklam ajansında çalışan hiç evlenmemiş bir kızdır. Hayatının aşkını bulmak için çıkılan bu zor yolda Gökçe, Demir ve Kaan hiç tahmin etmedikleri maceralar yaşayacaklardır.

Ahmet, Murat ve Sadi film çekme hayalleri kuran ve parayı toplamak için 'Meslek Hikayeleri' adlı belgesel-programda sunuculuk yapan üç aktördür. Amaçları bu programdan para topladıktan sonra gişe rekorları kıracak bir film çekmektir. Fakat çektikleri program yayınlanmayınca daha iyi bir bölüm çekmek için kolları sıvarlar. Ahmet, başrol oynadığı günlerin özlemini çekmekte, mazideki başarılarının göz ardı edilmesinden şikayet etmektedir. Kendisinin artık tanınmadığını düşünmekte ve bu yüzden herkese sitem etmektedir. Murat, mesleğinin gereklerini yapmaya çalışırken kendisini terk etmiş olan eski sevgilisiyle beraber çalışmanın zorluklarını yaşamaktadır. Sadi, gümrük memurluğunu oyuncu olmak için bırakmış, para dertleri ve ailevi sorunlarla uğraşmaktadır. Figüranlık yaptığı dizisinden başka gelir kaynağı olmayan Sadi için "Meslek Hikayeleri"nin yayınlanması ve ücretlerini almaları çok önemlidir.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.