İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

21 filminden 3'ü İzlenir çıktı, 18 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
Aslen Trabzon'un Çaykara ilçesinin Koldere köyündendir. Babası saatçilik yaptığı için Çaykara’dan Ağrı'ya gitmiştir ve bu yüzden orada doğmuştur. Daha sonra Sakarya'ya yerleşmişlerdir. Çocukluğu burada geçmiştir. İlk ve ortaokulu burada tamamlamıştır. Ortaöğrenim mezunu olan sanatçı, Dostlar Tiyatrosu, BKM Oyuncuları gibi topluluklarda, sinema filmlerinde ve dizilerde oynamaktadır. Tolga Çevik'le birlikte Komedi Dükkanı adlı eğlence programında rol almış, daha sonra başka projeler nedeniyle bu programdan ayrılmıştır. Tiyatro yapmaya 1964 yılında başlamış, kariyerinin başında 20 yıl kadar çocuk oyunları yazmış, yönetmiş ve oynamıştır. Verdiği bir röportajda sinema filmlerinde fazla rol almaması hakkındaki bir soru üzerine "Ben 1964 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda profesyonel oyunculuğa başladım, yani 44 yıl önce. Tiyatro oyuncusu olarak İstanbul'a geldiğim zaman, sinema yapma aşkıyla hep setlere gider, uzaktan çalışmaları izlerdim. Her izlediğimde de hâlime şükredip geri dönerdim. Setlere gittiğim zaman hayalini kurduğum sinemanın o sinema olmadığını gördüm çünkü." demiştir.

Ömer, babasının atölyesinde çalışarak sade bir hayat içerisinde yaşamını sürdüren bir gençtir. Askerlik dönüşü sevgilisi Eyşan ile evlenmeyi planlamaktadır. Fakat kendisini bir anda cinayetten hapiste bulunca hayatı allak bullak olur. Hapisteyken tanıştığı Ramiz Dayı, ikinci babası olur. Ömer kimliğini saklayarak, bir dizi estetik operasyon sonrası Ezel'e dönüşür. Hapishaneden çıktıktan sonra kendisine oyun oynandığına inanarak intikam için Eyşan'ın, en iyi arkadaşı Cengiz'in ve abisi bildiği Ali’nin peşine düşer. Aşk, güç, para, mafya entrikaları hayatlarının bir parçasına dönüşürken, her biri intikamdan beslenir.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

Bizimkiler, 1989-2002 yılları arasında 13 yıl kesintisiz olarak yayınlanmış, Türk televizyonculuk tarihinin en uzun süren dizisidir. Dizi, bir apartmanda oturan, yöneticisinden kapıcısına kadar 7 farklı ailenin gündelik yaşamını, birbirleriyle ilişkilerini ve eksen ailenin, iş ve akrabalık ilişkilerini konu etmektedir. Gündelik yaşam içindeki sıcak, gerilimli, tartışmalı olayları “durum komiği” içinde aktarmaktadır. Apartmanın beceriksiz ama titiz, herkesi ve her şeyi denetim altında tutmaya çalışan yöneticisi Sabri bey; kapıcılığı küçük avantalarla besleyerek kazanç kapısı haline getirmiş, bunun yanında dışarıda çevirdiği işlerle de köşe dönmeye çalışan, dalavereci kapıcı Cafer’le her gün sürtüşmektedir. Bütün dizi boyunca süren bu çekişmenin yanında ailelerin kendi içlerindeki ve aralarındaki ilişkiler de bütün bölümlerde ayrı ayrı sergilenmektedir. Yönetici Sabri, karısı Ayla’nın hırçınlıklarıyla uğraşmaktadır.

Temel, Fadime'nin babasının gözüne girmek için Trabzonspor'u desteklemek üzere hamsirone yapar. Ancak hamsirone talihsiz bir kaza sonucu Trabzonspor otobüsüne çarpar ve olaylar Temel'in beklediğinin tersine gelişir. Temel durumu düzeltmek için ortağı Dursun ile trajikomik olaylara karışır.

Film, sevdiği kıza kavuşabilmek için arkadaşlarıyla birlikte imkansız bir görevin üstesinden gelmeye çalışan Temel'in hikâyesini anlatıyor.

Aşk Bu Mu?, yolları kesişen Umut ve Gülüm’ün hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Umut, çocukluğundan beri hırsızlık yapmaktadır. Umut, hayatının fırsatını yakalayıp köşeyi dönmenin hayalini kurar. Fakat ne hayallerine kavuşabilir ne de sürekli aradığı ailesine ulaşabilir. Genç bir kadın olan Gülüm ise hayallerine bir adım uzaklıktadır. Okulunu başarıyla bitiren Gülüm’ün hayatında hiçbir sıkıntı yoktur. Fakat bir gün genç kızın tüm hayatı kararır. Gülsüm’de karaciğer yetmezliği olduğu ortaya çıkar ve nakil gerçekleşmezse ölecektir. Tam da bu süreçte Umut ile Gülüm’ün yolları kesişir. Genç adamın yıllardır beklediği fırsat tam da ayağına gelmiştir. Ancak bu durum sandığı kadar kolay değildir. Kendisini zor durumların içerisinde bulan Umut, bedeli ağır olan bir karar vermek zorunda kalır. Peki aşk her şeyin üstesinden gelmeye yeterli midir?

İki eski sevgili bir düğün salonunda karşılaşır ve birbirlerine karşı hâlâ romantik hisler beslediklerini fark eder. Tek sorun, az önce başkalarıyla evlenmiş olmalarıdır.

Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek ve Bican Bey'in kızı Banuçiçek beşik kertmesidir ancak birbirlerini tanımazlar. Ayrı ayrı avlanırlarken karşılaşırlar ve güreşe tutuşurlar. Bamsı Beyrek'in esir düşmesi sonucunda senelerce ayrı kalırlar.

Eski zaman masallarına bir yolculuk yapan filmde macera ve kahkaha hiç bitmiyor. Salur, kötü adamlar tarafından esir alınan sevdiklerini kurtarabilecek mi? Peki esir alınan oba halkı kötü adamları alt edebilecek mi? Salur Kazan: Zoraki Kahraman'da hepimizin bildiği masallar mizahi ve modern bir dille yeniden karşımıza çıkıyor.

Deli Dumrul'un hikayesini anlatan filmde Dumrul, kalbi aşkın ateşiyle yanmakta olan bir adamdır. Aşkı uğruna Azrail'e ve deniz korsanlarına kafa tutar. Sevdiği kız için türlü maceralarla boğuşan Dumrul, sevdiği kıza kavuşabilecek midir yoksa deniz korsanlarına yenilecek midir?

Zafer ve annesi Döndü Hanım Ege’nin bir kıyı kasabasında birlikte yaşamaktadır. Yaşı geçmekte olan oğlunun kasabanın güzeli Mehtap’tan ayrılmış olmasına ve hala evlenmemiş olmasına üzülen Döndü, bu gidişata son vermek için harekete geçer. Bu esnada mütevazı teknesinin sorunlarıyla boğuşan Zafer’in yaptığı mavi turda olanlar olur! Zafer ünlü dizi oyuncusu Aslı ile tanışır ve ikili arasında önüne geçilemez bir çekim başlar. Ancak Aslı Döndü Hanım'ın ideal gelini olabilecek midir? Mehtap'ın babası İbrahim'in sinsi planları da Zafer ve ailesinin peşini bırakmayacaktır. Tüm bunların üstüne Aslı'nın eski sevgilisi dde tatile dahil oluverir! Bu tatilde aşk, komedi ve talihsizlikler birbirini kovalayacaktır!

Cünyor Temel, tıpkı babası Temel Sözer gibi kısmetsiz ve hayalperest bir Trabzonludur. Babasından kalan 10 milyon lira borcu, reddi miras şansı varken 'bari öteki dünyada alacaklılarla boğuşmasın' diye kabul eden Cünyor Temel, şehrin en büyük müteahhiti Cemal Karkas'ın Arap ortağı Cabir El Kurabiyye ile birlikte girdiği Hamsiland Towers inşaatına karşı çıkmaktadır. Çünkü bu inşaat, Trabzon ve Trabzonsporlular için çok önemli olan tarihi bir semt sahasının üzerine kurulacaktır. Şehrin geri kalanı gibi sessiz kalmayı reddeden Cünyor Temel, arkadaşları Şato ve Oğuzubillah ile birlikte bu inşaatı durdurma ve tarihi önemdeki bu toprak sahayı kurtarma planı yaparlar.

Adını, Orta Anadolu'nun meşhur oyun havasından alan film, pilot olma hayalleriyle yanıp tutuşmuş olan fakat belediye otobüsü şoförlüğü yaparak "kaptan" ünvanına erişebilmiş olan Yüksel Güvercin adlı karakterin öyküsü perdeye taşınıyor. Görme engelli annesini de pilot olduğuna inandıran Yüksel, bu hayalinin peşini bırakmıyor. Her fırsatta, pilot olma hayalinin üzerine gidiyor. Bu hem Yüksel'in en büyük hayali hem de sevdiği kadına ulaşabilmesi için en büyük umutlarından biri.

Hayatının aşkıyla evlendikten sonra hayat Hüseyin için daha da zorlaşmıştır. Büyüyen ailesini geçindirmek için gece gündüz çalışır. Firuzan ise ünlü bir şarkıcı olmuştur.

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer’in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir...

Temel, ilk film olan Sümela Manastırı’ndaki şifreyi çözerek hazineye ulaşmış ve aşık olduğu kadına kavuşmuştur; ya da kendisi bu şekilde sanmaktadır. Aslında Rus mafyası Korkunç İvan’ın adamları yanlışlıkla Türk mafyasıyla çatışmış ve karşılıklı olarak birbirlerini öldürmüşlerdir. O esnada Temel, çukurdaki altınları Sümela’nın hazinesi sanarak alır. Ne var ki altınları çalınan hem de adamları öldürülen Rus mafya lideri sinirden küplere binmiştir. En zalim adamlarından olan Abromoviç’i, Temel’i öldürmesi için Trabzon’a yollar. Saftirik Temel, bir şekilde kaçış yolu bulur ama adamların peşini bırakmadığını anladığında Abromoviç’in peşinden dostu Turgay ile birlikte Moskova’nun yolunu tutar.

Nihayet babasını bulan Hüseyin'in artık tek bir amacı vardır: Yeni arkadaşının da yardımıyla, sevdiği kıza kavuşmak!

Temel Karadeniz'de yaşayan saf ve hayallerinin peşinden giden bir delikanlıdır ve bu haliyle herkesin alay konusudur. Kalbinin sesini dinleyen beş parasız Temel, Trabzon'un en bilindik ve zengin ailelerinden Yücesoyların kızı Zuhal'e aşık olur. Zuhal'i babasından isteyen Temel'i, Hıdır Yücesoy kapı dışarı eder. Sevdiğine ulaşamayan ve hayalleri yıkılan Temel, arkadaşı Turgay'ın Sümela Manastırı'nın çatısına çıkarak intihara giriştiğini öğrenir. Arkadaşını vazgeçirmek için manastırın çatısına çıkan Temel, Turgay'ı ikan etmek yerine kendisi de intihar etmeye karar verir. Onları çatıdan indirmeye çalışan polislerden Sümela Manastırı'nda büyük bir hazine saklandığını öğrenen Temel intihar etmekten cayıp bahsedilen hazineyi aramaya başlar. Bu sayede hem zengin olacak hem de Zuhal'e olan aşkını ispatlayacaktır.

Büyükannesi ve büyükbabasıyla küçük bir köyde yaşayan klarnetçi İstanbul'a gitmek zorunda kalır. Burada aniden gelen şöhretin tadını çıkaran bir şarkıcıyla tanışır.

Bir çete lideri, Süpermen kılığındaki intihara meyilli adamı işe alır. Bu sırada çeteyle bağlantılı çalıntı bir arabayı kullanan kadın ise çeteden intikam almayı planlar.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

En büyük eğlence kaynağı, herkesin büyük ilgi gösterdiği yazlık sineması olan bir kasaba… Kasabanın deli oğlanı Emin, çevresindeki tüm insanlara her türlü işte yardım eden ve herkesin sevdiği bir adamdır. Televizyonun henüz yeni yeni Anadolu’ya yayılmaya başladığı bu dönemde köy halkı dönemin en büyük icadıyla tanışmaya hazırlanmaktadır. Televizyona dair çeşitli beklentiler vardır. Mekanik işlerle uğraşmayı seven Emin de televizyonun nasıl bir buluş olduğunu merak etmektedir. Televizyon kasabaya gelirken, beraberinde birçok şey getirecektir.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Mehmet Ali (İlyas Salman) karısı ve iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlayabilmek umuduyla, hep birlikte köyden İstanbul'a gelirler. Önce bir inşaatta iş bulur. Mehmet Ali, mesleğinde ilerleyip, iyi bir duvarcı ustası olmayı amaçlarken, büyük şehirdeki tüketim toplumunun oyunlarına birden kendini kaptırır. Bir şirketin reklâm kampanyasıyla ünlü bir reklâm yıldızı olur. Gene düzmece bir reklâm kampanyasıyla bir apartman dairesi kazanır. Basının ilgisi ve hediyeler derken, duvarcı ustasının yaşamı birden değişir. Ama bu çarpık sermaye oyuncalarının tutsağı olan Mehmet Ali, gerçekte hiç bir şeyin sahibi değildir. Saf, temiz yürekli Anadolu çocuğu Ali, bir türlü ayak uyduramadığı düzenin kurbanı olup aklını yitirir.