İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

7 filminden 1'i İzlenir çıktı, 8 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Sarp Aydınoğlu (d. 21 Eylül 1980, Ankara), Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusudur. Mezun olduğundan bu yana Semaver Kumpanya Tiyatrosu'nda çeşitli oyunlarda rol alıyor. 2006'da Alice Harikalar Diyarında oyunuyla Akbank Çocuk Tiyatrosu'na katıldı. Ayrıca Leyla İle Mecnun'da Benjamin karakterini canlandırdı.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

30 yıldır inşaat işçiliği yapan ve şu anda İstanbul'da lüks konut inşaatında çalışan İbrahim bazı tetkiklerin sonucu akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Sigortalı olduğu gün sayısı yetersiz olduğundan malulen emekli olamaz. Sigortasını dışarıdan ödeyip emekli olmayı ister ama bir toplu parası da yoktur. Üstelik depremzede olan ailesi konteynırdan devletin yaptığı konutlara çıkmayı beklemektedir. Bu konutların uzun yıllar sürecek taksitlerine rağmen İbrahim sonuçta ev sahibi olacakları için mutludur. Yoğun çalışma temposu sırasında üniversiteli bir genç olan Fırat yüksekten düşerek hayatını kaybeder. Hukuki süreçlerden uzak bir şekilde kan parası verilmesi gündeme gelir. İbrahim Fırat'a verilen kan parasını duyar. Genç çocuğun ölümüne üzülmüş olsa da o an aklına bütün ruhunu esir alacak bir düşünce gelir ve yerleşir. Ölümünden gelecek tazminatla ailesi deprem konutlarının taksitlerini ödeyebilecektir.

İstanbul'un merkezinde yalnız yaşayan ve başarılı bir avukat olan Zuhal, bir gün evinde bir kedi sesi duymaya başlar. Gecelerce onu uyutmayan bu sesin kaynağını bulmak için apartmanda çaresiz bir arayışa çıkan Zuhal, o güne dek hiç iletişim kurmadığı komşularının tek tek kapılarını çalar. Kediyi bulamadıkça daha da absürtleşen bu arayış, bildiği doğruların peşinden giden Zuhal için yeni bir uyanışın da başlangıcı olacaktır.

30 yıldır inşaat işçiliği yapan ve şu anda İstanbul'da lüks konut inşaatında çalışan İbrahim bazı tetkiklerin sonucu akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Sigortalı olduğu gün sayısı yetersiz olduğundan malulen emekli olamaz. Sigortasını dışarıdan ödeyip emekli olmayı ister ama bir toplu parası da yoktur. Üstelik depremzede olan ailesi konteynırdan devletin yaptığı konutlara çıkmayı beklemektedir. Bu konutların uzun yıllar sürecek taksitlerine rağmen İbrahim sonuçta ev sahibi olacakları için mutludur. Yoğun çalışma temposu sırasında üniversiteli bir genç olan Fırat yüksekten düşerek hayatını kaybeder. Hukuki süreçlerden uzak bir şekilde kan parası verilmesi gündeme gelir. İbrahim Fırat'a verilen kan parasını duyar. Genç çocuğun ölümüne üzülmüş olsa da o an aklına bütün ruhunu esir alacak bir düşünce gelir ve yerleşir. Ölümünden gelecek tazminatla ailesi deprem konutlarının taksitlerini ödeyebilecektir.

Beyin ölümü gerçekleşen bir aile babası, yaşam destek ünitesinden ayrılmak üzereyken geniş ailesi çevresinde toplanır ve parasını bölüşmek üzere planlar yapar.

8 Çocuklu Midyatlı sıradan bir kadın olan Xate'nin komşularından tek farkı, kocasının Midyat Belediye Başkanı olmasıdır. Bir gün, başına gelenler onun da Midyatlılar'ın da hayatını değiştirir. Okuma yazması olmayan Xate, Midyat Belediye Başkanı olur. Mutfak işlerine girişir gibi giriştiği devlet işlerinde çocuklarının kendi aralarındaki çocukça rekabeti, Midyat halkına kahkahalar attıran maceralara neden olur. Ancak hiçbir şey Xate'yi yolundan döndürmez. Hükümet gibi kadın Xate, işleri elinin hamuru ile çözmenin yolunu her seferinde bulur. Midyat'ta henüz kimse farkında olmasa da sadece onun için değil, tüm ülke için hayat eskisi gibi değildir aslında. Fakat en azından Midyat'ın değişimine giden yol, kahkahalarla doludur.

Hükümet Kadın 2'de ilk filmde yaşananların 7 yıl öncesine gidiyor. Xate ve kocası Aziz Veysel'in, Faruk ile olan azılı mücadelesine tanık oluyoruz. Xate'in, Güneydoğu'nun ilk kadın belediye başkanı olmasına henüz yedi yıl vardır ve şimdilik, belediye başkanı Aziz Veysel'in eşi olarak yaşamaktadır. Faruk'un bitmek bilmeyen koltuk sevdasının kökeni de bu günlere dayanmaktadır. Xate, sıradan sabahlardan birinde Aziz Veysel'i evden uğurlarken beklenmedik bir sürprizle karşılaşır. Bu kötü sürpriz de Xate ve Faruk'u bir kez daha karşı karşıya getirir. Daha da beklenmedik olanı ise tüm kasabalıyı şaşkına çeviren erken seçim kararıdır.

Varlıklı Alper önemli bir restoranda, yüksek mertebeli bir aşçıdır. Hayata dair pek bir beklentisi olmayan yalnız adamın tek tutkusu eski plakları dinlemektir. Cinsel hayatı sorunlu olan bu adam aşkı hiç tatmamıştır.

Bir gece yarısı, arkadaşlarının işlettiği barda son biralarını içip eve dönecekken içeri giren beş kişilik bir grup tarafından silahla alıkonulurlar. Elleri, ayakları, ağızları bağlanan gençler sabaha kadar dayak, işkence ve tecavüze maruz kalırlar. Kendilerini alıkoyan grubun görünürde hiçbir amacı yoktur. Yaşları 20 ile 45 arasında değişen bu grup, hayatlarında eksik kalan her şeyin hesabını hiç tanımadıkları bu gençlerden çıkartırlar.

Efe, Selim, Begüm ve Ahmet... Hepsi paradan yana sıkıntılı. Doğup büyüdükleri kasabada buldukları yüklü miktardaki çalıntı para hem ilişkilerini hem ahlaki değerlerini sınayacak.

Kudüs Fatihi Selahattin Eyyubi dizisi, 1169 ile 1193 yılları arasında Suriye ve Mısır Sultanlığı'nı yöneten, Eyyubiler devletini kuran Selahattin Eyyubi'nin yaşam öyküsünü anlatan bir yapım olacak.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

Bir iş görüşmesi. Dört aday. İşi kapmak için gizem dolu sınavlardan geçip bütün hünerlerini göstermek zorunda kalan adaylar, bir süre sonra bu acımasız metotun bir parçası haline gelir.

Leyla ile Mecnun dizisi ani bir kararla yayından kalkınca, dizinin yapımcılarından Funda ve yönetmen Onur durumu oyunculara açıklar. Bütün dizi ekibi işsiz kalmıştır. İşi ve birbirleriyle çalışmayı seven ekip durumu kabullenmekte güçlük yaşar. Ali, canlandırdığı Mecnun karakterinin etkisinden bir türlü kurtulamamaktadır. Serkan’ın bir yanı hâlâ “İsmail Abi”dir. Evli ve bir çocuk babası Osman ise dizideki karakteri Yavuz gibi bütün vaktini arkadaşlarıyla geçirmektedir. Cengiz herkesin gözünde hâlâ Erdal Bakkal’dır. Ahmet, tıpkı İskender gibi bütün ekibin babası konumundadır. Kimse rolünden tam olarak çıkamamıştır ve her biri gündelik hayata adapte olmakta zorluk çekmektedir. Oyuncular Leyla ile Mecnun'un senaristi Burak'a giderek yeni bir dizi yazmasını isterler. Üç yıldır aynı diziyi yazmakta olan Burak'ın yeni bir proje üzerinde düşünecek vakti olmamıştır. Herkes kara kara ne yapacağını düşünmeye başlar.

Aynı gün, aynı hastanede dünyaya gelen iki bebek, yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" sözü üzerine beşik kertmesi yapılan bebekler, isimlerini de efsane aşıklar Leylâ ile Mecnun'dan alırlar. Aradan 25 yıl geçer. Bir sabah ailesi Mecnun'a durumu anlatır ve Leyla'yı istemeye giderler. Mecnun başta bu durumdan rahatsızlık duysa da Leyla'yı görür görmez aşık olur. Onu etkilemek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında ak sakallı dedeyi görür. Ak sakallı dedenin rüyalarından çıkıp Mecnun ile beraber yaşamaya başlamasıyla da işler karışır.

12 Eylül öncesi yaşanan siyasi olaylar 1980 yılından sonra artık eskisi gibi devam etmeyecektir. 68 kuşağının ve kısmen 78 kuşağının masumiyeti artık kaybolmuştur. Özel ilişkilerde de bunu hissederiz. Aşklar, arkadaşlıklar, aile ilişkileri değişim geçirmektedir. İnsanlar birey olmanın farkına varırken bencilliğin sınırında gezmeye başlamışlardır. “Serbest rekabet” özel ilişkiler de dahil her durum söz konusudur artık.

Karadere Mahallesi’nin serseriliği ile ün yapmış asi gençlerinden Umut, sebep olduğu bir olay sonrasında mahalleyi terk edip Tunceli’de öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Ta ki kardeşi Kaya’nın, bir sınıf arkadaşı tarafından okulda vurulduğunu öğrenene dek. Haberi alan Umut mahalleye geri döner. Aradan altı yıl geçmiş, mahallede çok şey değişiştir. Altı sene önce dostu olanlar artık düşmanıdır.