İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Baba tarafından Ispartalı; anne tarafından Mısır kökenli Siirtli bir ailenin çocuğudur. Anneannesinin, annesinin, teyzesinin bir araya geldiklerinde hep Arapça konuştuğunu bir röportajda belirtmiştir. Çocukluğu Suadiye'de geçmiştir. 1996'da Kadıköy Kız Lisesini bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünden 2000 yılında mezun oldu. 2001 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk Bölümüne başlayan Bozoklu, 2004'te oradan mezun oldu. 2005-2006 yılları arasında Çisenti Tiyatro'da Sanat Dansı ile Mondi'nin yönetmenliğini yaptı. 2006-2007 yılları arasında TRT'nin "Hazır mısınız?" yapımında canlı yayın sunuculuğu yaptı. Aynı yıllar arasında TRT'nin "Elma Kurdu" yapımında hem solistlik hem de kukla oynatıcılığı yaptı. Bozoklu, Canım Ailem'deki Meliha rolüyle göstermiş olduğu başarıdan ötürü 36. Hürriyet Altın Kelebek'in (2009) En İyi Kadın Komedi Oyuncu Ödülü'ne layık görülmüştür.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.

Gelin Takımı uzun süredir kendi hayatlarının telaşına kapılmış, yolları da kalpleri de ayrı düşmüştür. Ayça, tek başına çocuk büyütmenin yükü altında ezilirken çareyi İzmir’de annesinin yanına dönmekte bulur. Deniz, beklediği o romantik evlilik teklifini hâlâ alamamış, umudu ile sabrı arasında sıkışmıştır. Devam filmi, dört yakın arkadaşın yeni yaz maceralarını gözler önüne seriyor.

Çocukluk yıllarından beri arkadaş olan gelin takımı, popüler günlerini geride bırakmış; eşlerinin, çevrelerinin gözünde artık birer 'sıkıcı' insan olmuşlardır. Dört yakın arkadaş, bunun tersini kanıtlamak için en yakın dostlarının düğünü öncesi bekarlığa veda partisine Bodrum'a gider.

Amatör bilim insanı Şahap Cenabettin'in kendi icadı olan, insanların hayallerini gerçeğe dönüştüren mucize aynaları anlatan film, Aziz Nesin'in hikayelerinden uyarlandı.

1989 yılında Beyoğlu'nda Balin pavyonda çalışan Hilmi Topaloğlu, abisi Mustafa Topaloğlu'nun önerisi ile müzik yapımcısı olur. Mustafa ve Hilmi Topaloğlu Unkapanı müzik çarşısında Nokta müzik isimli bir yapım şirketi kurarlar. Genç yeteneklerin peşine düşen yapımcı Hilmi Topaloğlu sırası ile önce Haluk Levent'i bulur.

Yıllardır görüşmeyen bir grup çocukluk arkadaşı, onları büyüten Nezihe'nin rahatsızlanması üzerine onun yanında olmak için İzmir'de yeniden bir araya gelir.

Avustralya’da yaşayan iki Türk, geçimlerini devecilik ve el arabası ile dondurma satarak sağlar. 1915 yılında memleketlerinde savaş çıktığını öğrenen ikili, Çanakkale’ye cepheye gitmeye karar verir. Ancak, yetkililer onların adadan çıkmalarına izin vermez. Bu sırada Avustralya’da Türkler aleyhine propaganda yapılmaya başlanır. İngilizlerin Avustralya’da asker devşirmeye başladığını öğrenen iki Türk, ülkelerinde veremedikleri mücadeleyi Avustralya’da vermeye karar verir.

2016 yılında ülkesinde gişe rekorları kıran bir İtalyan filminden beyazperdeye uyarlanan “Cebimdeki Yabancı”, bir akşam yemeğinde bir araya gelen yedi dostun maskelerinin ardındaki hayatlarını ve cep telefonlarını ortaya koymaları sonucu yaşananları gözler önüne seriyor.

Bir grup insan aynı partide tanışır ve her birinde aşkın benzer evrelerinin yaşandığı dört farklı ilişki kurarlar.

İlki bir takside geçen serinin ikinci filmi ise bir berber dükkanını temel alıyor. Berber Adnan, mahallenin dedikodu kazanıdır. Mahalledeki müşterileri hakkında her şeyi bilmektedir. Adnan, işten kovulacağını öğrenince işine dört kolla sarılan Aykut, kızının sosyal medya hesapları üzerinden internet fenomeni olmak için uğraşan İzzet'i, plaza hayatını terk ederek her şeyi bırakıp köye yerleşen Merve ve kız istemeye gittikleri köyde başına gelmeyen kalmayan Meriç'in birbirinden eğlenceli hikayelerini seyircilerle buluşturur.

Profesör Niyazi Gül, hayvanlarla konuşabilme gibi eşsiz bir yeteneğe sahip, hayvansever bir veterinerdir. Asistanı Hediye ile birlikte gizli bir formül geliştirirken İzmir'de sakin bir hayat süren Niyazi'nin dünyası, Sultan Şahmerdan ve Rıza Kabakoz'un onu kaotik bir at yarışı macerasının içine çekmesiyle altüst olur.

Taksici Fikret, bir sabah her zamanki gibi işe gitmek için evden çıkarken ayağını merdivenlerde burkar. Seke seke taksi durağındaki arkadaşlarının yanına gider. Müşteri gelmeden önce laflarken muhabbet muhabbeti açar ve Fikret Almanya'da yeni evlenen amcaoğlunun komik hikayesinden başlayarak binbir türlü, "yok artık" dedirtecek bir öyküyü anlatır, kimisini şoförlere, kimisini müşteriye, bazısını da karısına. Peki gerçek aslında öyle midir?

Aydan (Seda Bakan), İstanbul’un bir kenar mahallesinde kuaförlük yaparken kendini lüks bir güzellik merkezinin sahibi olarak bulur. Yeni işindeki gölge patronu, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli iş insanı Emir (Uğur Güneş)’dir. Aydan, Emir’in dünyasına uyum sağlamaya çalışırken, zoraki ortağı, yetimhanede büyümüş serseri ruhlu Çiğdem’in (Ahsen Eroğlu) başına açtığı dertlerle de uğraşmak zorunda kalır. Emir’i takip eden gözü kara komiser Efe’nin (Emre Bey) yolu da kaçınılmaz olarak Çiğdem’le ve kuaförle kesişir. Aydan tüm bu kaos içinde teselliyi can dostu manikürcü Fiko’da (Şebnem Bozoklu) bulmaya çalışırken, Aydan’ın yeni lüks dünyasını hazmedemeyen eski kocası, yetenekli kuaför Tarık da (Celil Nalçakan) her gün başka bir belayla karşılarına çıkar.

KALT ve Ayak İşleri’nin yaratıcılarından sevgi, nefret, ihtiras, tutarsızlık, öfke, köfte, muhtar, ateş etmeli sahneler, gerekli gereksiz büyük hareketler, hukukun üstünlüğü, ıssız adamdaki ıssız adam ve daha nice kişi, kavram, hatta birkaç hayvan içeren otuz iki farklı hikaye...

Tıp eğitimini yarıda bırakarak evlenen ve iki çocuk sahibi olan Neşe aradan geçen yıllar sonra yeniden tıp eğitimine dönmeye karar verir. Ancak aldığı bu kararı hayata geçirmek hiç de kolay olmaz.

Farklı kültürlere sahip iki ailenin çocukları Doğa ve Fatih’in yıldırım nikahıyla evlenmesinin ardından gelişen çarpıcı olayları konu alıyor.

Feride, can korkusuyla eniştesi Cemil’in yanından kaçtıktan sonra adını Gizem olarak değiştirmiştir. Kendine yeni bir hayat kuran genç kadının mutlu bir evliliği vardır. Gizem, bir TV programında bütün ailesinin öldürülmüş olduğunu ve Cemil’in hala onun ve aşığıyla kaçmış olan ablası Nesime’nin peşinde olduğunu öğrenir. Nesime ve Feride’nin yolları yıllar sonra tekrar kesişir. Gizem, kendisinin ve ablasının gerçek kimlikleri ortaya çıkmasın diye uğraşırken, kocası Mehmet’in de eşinden gizlediği geçmişinden gelen sırları vardır.

Adalar’da ortaya çıkan at vebası yüzünden bir gecede bütün atlar itlaf edilir. Aynı gece faytoncuların başı, kardeşi tarafından gizlice öldürülür. Amacı, yıkılacak olan fayton krallığının mirasına konmaktır. Ancak yeğeni Hazar, babasının intikamını almaya kararlıdır.

Mehmet Ali Pamuk, evli ve üç çocuklu, İstanbul Anadolu Yakası’nda, mahalle arasında özel halk sağlığı kliniği sahibi, idealist bir hekim ve daha da idealist bir aile babasıdır. Mehmet Ali, tıp fakültesinde okurken, kampüste tanıştığı, halkla ilişkiler bölümünde okuyan ve çok güzel bir İstanbul Kadıköy kızı olan Aslı’ya aşık olmuş ve sonunda O’nunla evlenmeyi başarmıştır. Yıllar geçmiş, çiftin çocukları olmuş, hepsi okul çağına gelmiş, hatta büyük kızları evlenme çağına yaklaşmıştır, ama değişen hiçbir şey olmamıştır. Zavallı Kadıköy kızı Aslı, hala aynı apartmanda, giriş katında oturan kayınvalidesi ve kayınpederi ile birlikte yaşamaktadır ve 7/24 kayınvalide baskısı altındadır.

Görevleri ve istekleri arasında sıkışan; mutsuzluklarını, suskunluklarının arkasında büyüten insanların hikayesini ele alıyor. Yaralandıkları yerden yaralayan, kırgınlıkların üstünde ayakta durmaya çalışan 20 yıldır evli bir çiftin, aşkı yeniden buluş hikayesini seyirciyle buluşturuyor.

Emekli bir adliye memuru olan Agâh Beyoğlu, İstanbul’un en kalabalık ve hareketli semti Beyoğlu’nda yalnız ve münzevi bir yaşam sürdürmektedir. Kızı yurtdışında yaşamakta, eşi ise yıllar önce vefat etmiştir. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı, kendisine konan Alzheimer Başlangıcı teşhisiyle altüst olur. Hastalığından ötürü er geç bütün anılarını unutacaktır. Bu gerçek karşısında başta bocalasa da Agâh, unutmanın bir fırsat olduğunu fark eder. Yıllardır planladığı ancak sürekli ertelediği bir cinayeti işlemek için bir fırsat! Nasıl olsa işleyeceği bu suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir.

Kaderin yanlış anlamalarla bir araya getirdiği kimsesiz genç bir adam (Aras Aydın), öfkeli nişanlısından kaçan genç bir kadın (Ayça Ayşin Turan), her biri nev-i şahsına münhasır bireylerden oluşan Kayserili Altınsoylar! Birlik ve beraberliğin altını çizerken zaman zaman güldüren, zaman zaman ağlatan, ama hep umut var diyen kocaman bir aile dizisi.

Çifte Saadet, Konyalı mutlu bir çiftin hayatını ve büyük değişimlerini ele alıyor. Metin (Fikret Kuşkan) ve Perihan (Şebnem Bozoklu) genç yaştan beri arkadaş olan ve sonunda evlenip iki çocuk sahibi olan, iş bulma arzusu ile İstanbul’a gelerek küçük bir bakkal açıp kendilerine yeni bir hayat kuran bir çifttir. Hikaye Perihan’ın bir gün Bursa’ya gitmesiyle değişir. Otobüste geçirdiği bir kaza sonrası Perihan’ı kimse bulamaz, bu korkunç kazadan kurtulan da yoktur. Bu haberle sarsılan aile yıllar geçtikçe Perihan’ın yokluğuna alışır ve hayata devam etmeye çalışır. Bu korkunç olayın ardından 13 sene geçer, Metin tekrar evlenmiş ve çocuklar büyümüştür, üstelik Metin’in yeni eşi Hülya’dan (Dolunay Soysert) bir çocuğu daha olmuştur. 13 senedir geçmişe dair hiç bir bilgisi olmayan ve bir rehabilitasyon merkezinde yaşayan Perihan, kim olduğunu hatırlar ve evine geri döner.

İstanbul'da bir dolandırıcılık çetesinin lideri olan Kandemir, yanında yetiştirdiği ekibiyle kendine özgü tarzı ve ilkeleri olan soygunlar yapmaktadır. Ekibin temel felsefesi; “adaletli çalmak”tır. İhtiyacı olmayandan, ihtiyaçları kadarını, ihtiyaçtan çalarlar. Ferdi, Karlos, Yaren ve Bahadır'dan oluşan bu tayfayı birbirine bağlayan en temel şey dostluktur. Ancak Kandemir’in eski ve değerli dostu olan Ali Rıza Kaptan'ın kendisi yüzünden tuzağa düşürülüp ceza evine girdiğini öğrenmesi her şeyi değiştirir.
Görsel yokAlmanya’da bir işçi ailesinin çocuğu olduğundan çocukluğu Türkiye ve Almanya arasında mekik dokumakla geçen, Almanya’da hemşirelik okuduktan sonra ise hem vatan hasreti, hem aşkı için Türkiye’ye dönen kahramanımız (Hakan Yılmaz) Cesur, on sekiz yıllık biricik karısı genç ve başarılı cerrah Ceyda (Şebnem Bozoklu) 16 yaşlarındaki ikiz çocukları Cömert ve Canan ile mutlu çekirdek bir ailedir. Cesur insanların en başta yadırgamasına rağmen kutsal hemşirelik mesleğini, büyük bir huzurla ve gururla 2008 yılına kadar ifa eder… Fakat çalıştığı hastaneyi kayınpederi Fethi Sarıkanat satın almıştır. Ve de Cesur’a yirmi senedir takıktır. Ne hemşireden damat, ne de erkekten hemşire olmasını bir türlü içine sindiremeyen Fethi Bey, Cesur’da ne huzur ne gurur bırakmamaya kararlıdır… Cesur, Türkiye’de bir erkek olarak hemşireliğin, bir hemşire olarak da damatlığın tüm zorluklarına karısına ve mesleğine olan aşkı ile göğüs germeyi başarmak zorundadır.

Ailesinin rızası olmadan tüm zorlukları göze alıp, kaçarak evlenen Filiz, İstanbul'a geldiğinde onu büyük bir sürpriz beklemektedir. Kocasının 8 erkek kardeşi ve evlere şenlik bir kayınvalide. Ailesiyle tüm iplerini koparan Filiz'in, bu futbol takımından bozma ailede yaşamayı öğrenmesi, kayınvalidesi Mehpare Hanım'la geçinmesi ve kocası Bahri ile de dengeleri koruyabilmesi gerekmektedir.

Hikâye Karayip açıklarında lüks bir Cruise gemisinde başlar. 45 yaşına kadar hayatta hiç sorumluluk almamış, kız kardeşi ve eniştesini trafik kazasında kaybetmesinin ardından 3 yeğenine bakmak zorunda kalmasıyla yerleşik bir hayata geçen Adanalı Samim, yıllar sonra Adana'da terk edip gittiği nişanlısıyla aynı mahallede, hatta karşısındaki evde oturmaya başlar. Samim'in gemiden arkadaşı Ali ise onunla tanıştıktan sonra bütün hayatını planladığını düşünür. Ama hayat siz plan yaparken başınıza gelen şeymiş. Ali günlerce kendini terk eden Ahsen'in izini sürer. Sonunda İstanbul'a geldiğini öğrenir ve onun bulabilmek için İstanbul'a gelir. İstanbul'da tanıdığı tek bir kişi vardır: Samim! Bir yandan âşık olduğu Seyhan, bir yandan peşini bırakmayan ilk aşk Ahsen! Ali iki aşk arasında bildiği her şeyi unutur. Bu kadar kesişen yollar arasında hayat kavga gürültü, neşe eğlence son hız devam etmekte. Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.
Görsel yokBaşarılı bir genel cerrah olan Derman Özersoy, uzun yıllar önce evliliğin sorumluluğunu kaldıramayan eşinden boşanıp Amerika'ya yerleşmiş ve çalışmalarını burada sürdürmüştür. Ünlü bir iş adamının ameliyatı için davet edildiği İstanbul'da başından geçen bir görünmez kaza vesilesi ile, ülkenin sağlık sisteminin hiç de tahmin ettiği bir düzeyde olmadığını fark eder ve "ülke böyle bir durumdayken neden ben Amerika'da kalıyorum ki" diye düşünür. Ve şok bir kararla, İstanbul'da kalmaya karar verir. Bu kararının ardından birçok özel hastaneden teklif alan ancak bir devlet hastanesinde çalışmayı tercih eden Cerrah Derman, tahmin ettiğinden de fazla bir çaba sarf etmek zorunda olduğunun henüz farkında değildir.