İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Şebnem Dilligil, 1981 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başladı. Küçük Prens, Yaban Ördeği, Babayiğit, Bir Yastıkta, Sevgili Doktor, Salıncakta İki Kişi, Fil Adam, İkinci Bölüm, Romanoff’la Juliet gibi oyunlarda başroller üstlendi. Yaklaşık 25 oyunda rol aldı.

Dizide aşkı için öldürmeyi göze almış Yılmaz ile sevgilisi yaşasın diye kendini istemediği bir adamla yaptığı evliliğe hapseden Züleyha'nın hikayesi anlatılıyor. Ama bu hikayede sadece ayrı düşen iki sevgili yok! Ailesinin görkemli geçmişini ve biricik oğlunu korumak için kanatlarını açmış bir Hünkâr'ın savaşı da var; aşık olduğu kadını tutsak etmeyi göze alan Demir de! Ve elbette sınırsız aşkların coğrafyasında, geçmişten bugüne uzanan hesaplaşmalar, paylaşılamayan topraklar da! Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı Çukurova'da ihtiras ve zorbalık sınavlarından geçen bir aşkın hikayesi.

Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Buğra Gülsoy ve Öykü Karayel'in paylaştığı Kuzey Güney, yeni sezonun en iddialı yapımlarından biri. Birbirine zıt iki karakteri oynayacak olan Tatlıtuğ ve Gülsoy, Kuzey Güney için bir araya geldi. Kuzey ve Güney çocukluklarından beri, birbirlerinde çok zıt karakterlere sahip iki kardeş. Kuzey'in serseri ve umursamaz tavırları, sorumluluk sahibi Güney'i hep sinir etmiştir. Aynı kızı seven Kuzey ve Güney'in birbirlerinden habersiz büyüttükleri sevgileri, Kuzey'in aşkını itiraf edeceği an öğrendiği acı gerçekle tokat gibi yüzüne çarpar. O günün uğursuzluğu bununla bitmeyecektir. Gecenin sonunda yaşanan acı olay, herkesin hayatını sonsuza kadar değiştirir.

Sapsarı toprakların, yıllarca dile gelen efsanelerin, unutulmaz aşkların hikayesidir Gönül Dağı... Küçük dünyalarında büyük hayaller yeşerten Anadolu çocuklarının hikayesidir Gönül Dağı… Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikayesidir Gönül Dağı…

Sapsarı toprakların, yıllarca dile gelen efsanelerin, unutulmaz aşkların hikayesidir Gönül Dağı... Küçük dünyalarında büyük hayaller yeşerten Anadolu çocuklarının hikayesidir Gönül Dağı… Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikayesidir Gönül Dağı…

Bu hikaye İstanbul’un 1970’li yıllarında adalet arayan bir savcının ve kalemine güvenen genç bir gazetecinin mücadelesin anlatıyor. Orhan ve Leyla’nın aşkı 70’lerin renkli mahalle kültürü ve karanlık yer altı dünyası arasında savruluyor. Onlar adaletin peşinden koşarken bizler bir ülkenin özgür, çılgın, umutlu gençliğinin kavgayla, siyasetle, aşkla ve müzikle büyüyüp kabadayılıktan mafyaya, rocktan arabeske, köylerden şehirlere, şehirlerden başka yeni bir ülkeye dönüşmesini anlatıyoruz.

Dizide aşkı için öldürmeyi göze almış Yılmaz ile sevgilisi yaşasın diye kendini istemediği bir adamla yaptığı evliliğe hapseden Züleyha'nın hikayesi anlatılıyor. Ama bu hikayede sadece ayrı düşen iki sevgili yok! Ailesinin görkemli geçmişini ve biricik oğlunu korumak için kanatlarını açmış bir Hünkâr'ın savaşı da var; aşık olduğu kadını tutsak etmeyi göze alan Demir de! Ve elbette sınırsız aşkların coğrafyasında, geçmişten bugüne uzanan hesaplaşmalar, paylaşılamayan topraklar da! Aşkın sınırsız, kavganın ölümüne, umudun inadına yaşandığı Çukurova'da ihtiras ve zorbalık sınavlarından geçen bir aşkın hikayesi.

Bir yanda çok başarılı, çekici, fakat aşkla arasına mesafe açılmış, hayatta onu şaşırtacak bir şey kalmadığını hisseden bir boşanma avukatı Barış. Diğer yanda ise hayat dolu, akıllı, eğlenceli, fakat ailesini geçindirmek için taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalan, güzel bir genç kız olan Aslı, nam-ı diğer Ateşböceği. İkilinin yolları kesişince, aşk dolu bir serüvenin içine girerler.

Bu, çevremizdeki pek çok ailenin bir köşesinden dahil olduğu bir göç hikayesidir. 2. Dünya Savaşı bitmek üzere. Dünyalar yıkılmış ve yeniden kurulacak. Sen neresinde yer alacaksın bu yeni dünyanın? Sonsuz fırsatlar, yozlaşan hayatlar... Ve hepsinin ortasında “Kimse beni adi bir hırsıza çeviremez!” diyen bir Destan. Toprak ağaları memleketi ele geçirmiş... Buğdayı el altından tüccara satıp milleti açlığa mahkum ediyorlar. Genç nüfus “her an savaşa girebiliriz” endişesiyle askere alınmış, tarlalar ekilemiyor. Oysa Destan, ailesini yerle bir olan Yugoslavya’dan, bir “Umut Ülkesi”ne getirdiğine inanmakta. Bu umudu için bile savaşmak zorunda olduğunu fark ettiğinde, parçası olmayı reddettiği bir savaştan, toprak ağalarına karşı açtığı bir savaşın ortasında bulur kendisini. Destan’ın savaşı bir kişinin değil, bir değerin, erdemin savaşıdır. Savaş yıllarının tüm değerleri test ettiği bu yıllarda, Destan onu o yapan erdemleriyle koca dünyaya karşı yapayalnızdır. Zira öz kardeşi Halit, bu savaşta, kötülerin safında durmaya karar vermiştir. İki kardeşi ayıran, aileleri parçalayan yozlaşmadan başka bir şey değildir. Destan’ın bir toprak ağası olan Yavuz’a karşı verdiği savaş, kardeşi Halit’in de Yavuz’a katılmasıyla Destan’ın tüm değerlerini sınava tabi tutmak üzeredir. Bunca zorlu bir sınavda insan en çok insanlığı ile test edilir. Destan’ın kardeşi Halit’i kaybetmesi yetmezmiş gibi, kız kardeşi Şahsine de yüreğini kopup geldikleri Yugoslavya’da, sözlüsünde rehin bırakmıştır. Destan anavatanında yeni ve hakça bir yaşam kurmaya çabalarken, Şahsine geçmişte bir hayaletle, Osman’la birlikte yaşamaktadır. Şahsine’nin zayıf yüreği ne bunca zorluğu ne bunca özlemi kaldıracak güçtedir. Peki ya Destan’ın yüreği. Destan bunca zorluk içinde, ailesini ayakta tutmaya çabalarken, haktan yana tavır alma gayretindeyken yüreğini düşünemeyeceğini bilmektedir. Lakin en ummadığı şey gerçek olmuştur. Dünyanın en güzel çiçeği en büyük çöplükte karşısına çıkmıştır. Yavuz Ağanın kızı Nergis, görür görmez Destan’a vurulmuştur. Destan nasıl doğruları için kararlılıkla savaşıyorsa, Nergis de onun yüreğindeki buzları çözmek için durmaksızın savaşacaktır. Bir yangının ortasında filizlenen bu aşkı yeşertmek bile uğruna savaşılması gereken bir mücadeledir şimdi. Destan’ın savaşı sadece fiziki bir savaş değildir. O ailesini bir arada tutmak, insanca yaşatmak ve doğru bildiği değerleri yaşatmak için savaşmak zorundadır. Dağılan ailesini bir araya topladığında ise karşısında artık daha acımasız bir zorbalık bulacaktır. Destan düzeni için savaşmaktadır lakin Yavuz ağa canı saydığı mallarını korumak için savaşan yaralı bir aslandır artık. İyi ile kötünün bu mutlak savaşında net olmayan, arada kalan herkes ve her şey kurban olmaya mahkumdur şimdi. “Son Destan” bizi birbirimize bağlayan değerleri savunmak için savaşan bir “muhacir”in, bize kendimizi hatırlatan mücadelesinin öyküsüdür. Yayin Tarihi:

Cesur Yürek’te yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şeyi olmayan Ömer Korkmaz karakterine can verecek olan Onur Tuna, ailesi, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadele içine girecek. Ruveyda Öksüz’ün canlandırdığı Berrin karakterinin hayattaki en büyük ikilemi ise, idealist bir hukukçu olmasına rağmen, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olmasıdır…

Anadolu'nun türlü güzelliklerle dolu ücra bir köyünde yaşayan insanların hikayesi. Aşkı uğruna her şeyi göze alan, köyün mert delikanlısı Kara Bayram, hayatın kötü sürprizler hazırladığı güzeller güzeli Fatma, varlığını Kara Bayram’a adamış olan Zahide, hayatın oyunları karşısında duvar olmuş, eğilmez, bükülmez, yıkılmaz Irazca, saf, masum sevginin sembolü olan Haceli ve onların sıradan hayatları..

Bazıları kahraman doğar, bazıları sonradan kahraman olur. Mahir her ikisi de... 1970'lerde Beyazıt'ta mutlu bir aile… Bir nişan günü her şey değişti. İşlemediği bir cinayet yüzünden Kara ailesinin babası, Nazif idam hükmü aldı. Mahir o gün vazgeçti kendinden, hayatından, sevdalarından, yarınlarından. Tek yolu vardı artık. Gerçek katili bulup, adaleti sağlamak ve babasını darağacından kurtarmak. Darağacına giden bu yolda önünde bir de imkansız bir aşk var.

Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Buğra Gülsoy ve Öykü Karayel'in paylaştığı Kuzey Güney, yeni sezonun en iddialı yapımlarından biri. Birbirine zıt iki karakteri oynayacak olan Tatlıtuğ ve Gülsoy, Kuzey Güney için bir araya geldi. Kuzey ve Güney çocukluklarından beri, birbirlerinde çok zıt karakterlere sahip iki kardeş. Kuzey'in serseri ve umursamaz tavırları, sorumluluk sahibi Güney'i hep sinir etmiştir. Aynı kızı seven Kuzey ve Güney'in birbirlerinden habersiz büyüttükleri sevgileri, Kuzey'in aşkını itiraf edeceği an öğrendiği acı gerçekle tokat gibi yüzüne çarpar. O günün uğursuzluğu bununla bitmeyecektir. Gecenin sonunda yaşanan acı olay, herkesin hayatını sonsuza kadar değiştirir.

Zeliş, o sene otuz yaşına basmıştır. Bir “Evlilik Terapisti” olan Serdar’la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar.. İlişkilerinin en başında Zeliş’e evliliğe sıcak bakmayan bir insan olduğunu açıkça söylemiştir. Daha öncesinde “ne zaman çok para kazanacaksın?” ya da “ne zaman evleneceksin?” “ne zaman anne olacaksın?” gibi sorulara verebileceği “ Büyüyünce!” gibi çok iyi bir cevap varken, 30 yaşına basmasıyla birlikte bu cevabı kaybettiğini anlar Zeliş. Artık büyüyünce diyebilmek gibi bir lüksü kalmamıştır, çünkü büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, istersek de mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır. Çünkü birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Galip ilk aşkı Nursel ile evlenmiş olmasına rağmen, bazı sorunlar dolayı geçinemez ve ayrılırlar ama Nursel, Galip’in peşini bırakmaz. Sabiha ve Mehmet Almanya’ da yaşayan göçmen bir ailedir; Türkiye’ ye kesin dönüş yapmak isterler ama Sabiha'nın geçmişte yaşadıkları onları rahat bırakmayacaktır. Sabiha zor durumda iş ararken Galip ile yolları kesişecektir.