İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 5'i İzlenir çıktı
13 Temmuz 1953'te yılında Erzurumlu bir anne ve Sakaryalı bir babanın çocuğu olarak Eyüp, İstanbul'da doğdu. 1975 ve 1976 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü'nden mezun oldu. 1977'de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çalışmaya başlayan Yöntem, 1994'te İrfan Yalçın'ın Aşağıdakiler adlı oyununu, 1995'te Savaş Dinçel'in Gürültülü Patırtılı Bir Hikâye adlı oyununu yönetti. Bu oyunla "Övgüye Değer Yönetmen" ödülünü aldı. 1997-1998 tiyatro sezonunda Haldun Taner'in Ay Işığında Şamata adlı oyununu yönetti. 1986-1987 tiyatro sezonunda Dört Mevsim adlı oyunla "Övgüye Değer Erkek Oyuncu" ödülünü, 1988-1989 tiyatro sezonunda Peynirli Yumurta adlı oyunla "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü, 1990 -1991 tiyatro sezonunda ise Deli Dumrul'daki rolü ile "Ulvi Uraz En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü aldı. Sahne oyunlarının yanı sıra TRT İstanbul Radyosu'nun hazırladığı radyo oyunlarında da rol aldı. Televizyon ve sinema için film çalışmaları yaptı, C Blok adlı filmle "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödülünü alan Yöntem, Deli Yürek adlı dizi ve sinema filmindeki Bozo tiplemesinden sonra, 2003 yılındaki Kurtlar Vadisi adlı dizide de Aslan Akbey karakterini canlandırdı. 2008 yılında Kanal D'de yayınlanmaya başlanan Aşk-ı Memnu dizisinde başrollerdeki karakterlerden biri olan Adnan Ziyagil'i canlandırdı. 400'ü aşkın bölüm sunduğu Büyük Risk adlı bilgi yarışması Star Tv'de başlamış, Show TV'de devam etmiştir. 2013 atv'de yayınlanan Bugünün Saraylısı dizisinde Ata Katipoğlu'nu oynadı.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babasından başka kimsesi olmayan Leyla’nın hayatı, babasının yeniden evlenmesiyle altüst olur. Üvey annesi Nur tarafından bir çöplüğe bırakılan Leyla, zorlu sınavlardan geçtikten yıllar sonra Nur’dan intikamını almak için geri döner. “Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...” bu genç kadının, hayatını mahveden üvey annesine karşı vereceği mücadeleyi ve intikam arayışında aşkla sınanacağı duygusal yolculuğu ekranlara taşıyacak.

Yusuf askerliğini bitirdikten sonra yaşadığı mahalleye geri döner ve ailesi onu sevinçle karşılar. Araba tamircisinde çalışan Yusuf'un dükkanına bir gün zengin bir ailenin kızı olan Feraye, hasarlı arabasını bırakmak için gelir. Yusuf, tamir olduktan sonra arabayı Feraye'nin evine bırakmaya gider ve karşılaştığı zenginlikten etkilenir. Mahallelerine sık uğrayan mafya ağası Kara Hamit'i yeni ve zengin bir hayata başlaması için bir fırsat olarak gören Yusuf, tam mafya babası ile konuşmaya gittiğinde Kara Hamit için kurulan bir pusunun ortasında kalır...

İstanbul'un sayılı iş adamlarından biri olan Adnan Ziyagil, çok sevdiği eşi İnci öldükten sonra 17 yaşındaki kızı Nihal ve 11 yaşındaki oğlu Bülent ile köşkte bir başına kalır. Çocukların eğitimi için köşke yerleşen Matmazel Deniz de Courton, zaman içerisinde köşkte söz sahibi de olmaya başlar. Matmazel Adnan'ı yıllarca kendi içinde sevmiş olsa da, Adnan kendisinin yarı yaşında olan Bihter Yöreoğlu’na aşık olur ve onunla evlenir. Önce Bihter bir süre sonra da annesi Firdevs Yöreoğlu köşke yerleşir. Eşini kaybeden Firdevs’in hayattaki tek amacı lüks içindeki yaşamını sürdürebilmektir. Bihter annesine inat uğruna evlendiği Adnan’ı aralarındaki yaş farkına rağmen başlarda sevse de, bir süre sonra Adnan’ın manevi yeğeni hızlı çapkın Behlül Haznedar'a kapılır. Behlül ise Nihal’in küçüklüğünden beri ona aşık olduğunu anlamamazlıktan gelerek uzatmalı okuduğu üniversitede çapkın yaşamına devam eder; ta ki Bihter’le yasak bir aşkın içine girene kadar...

Ünlü bir oyuncunun kızıyla olan yarım kalmış hikayesini tamamlamak için çıktığı yolculuğu konu alıyor.

Celal Tan ünlü bir anayasa profesörüdür. Bir gün Celal Tan’ın ailesi onun için sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlar. Ancak genç karısı Özge’yi kıskanan Celal Tan eve gelir gelmez karısıyla kavgaya başlar. Kavga sırasında Celal Tan, Özge’yi öldürür. Tüm aile cinayete şahit olmuştur. Polisin soruşturması sırasında aile içinde dengeler bozulacak ve sırlar ortaya dökülecektir.

Kocası ile çoktan bitmiş bir evliliği zoraki sürdürme çabasında olan Tülay, bir gün hiç beklemediği bir olaya şahit olunca sarsılır. Oturduğu C Blok’un kapıcısının oğlu Halit ile hizmetçisinin, kocası ile kendisinin yatağında seviştiğine istemeden tanık olmak, Tülay’ın tutkudan ve aşktan uzak nasıl kupkuru bir hayat sürmekte olduğunu fark etmesini sağlar. Bu olaydan sonra bütün psikolojisi ve davranışları değişen Tülay, kendi içinde bilinçsiz bir arayışa girer. Fakat bu arayış, hem kendisi için hem de çevresindeki insanlar için çok fazla risk barındırmaktadır. Türk Sinemasının en önemli ve başarılı yönetmenlerinden biri olan Zeki Demirkubuz’un ilk çalışması olan C Blok, yönetmenin ilerki yıllardaki filmleri ile ilgili pek çok ipucu barındırıyor.

Küçük yaşta annesini kaybeden ve babasından başka kimsesi olmayan Leyla’nın hayatı, babasının yeniden evlenmesiyle altüst olur. Üvey annesi Nur tarafından bir çöplüğe bırakılan Leyla, zorlu sınavlardan geçtikten yıllar sonra Nur’dan intikamını almak için geri döner. “Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...” bu genç kadının, hayatını mahveden üvey annesine karşı vereceği mücadeleyi ve intikam arayışında aşkla sınanacağı duygusal yolculuğu ekranlara taşıyacak.

Dalış eğitmeni ve deniz biyoloğu olan Arman, yaşanan bir doğa felaketinin ardından araştırma yapmak için bilim ekibiyle birlikte bir askeri denizaltısına biner. Yaşananları anlamaya çalışan Arman ve ekibi, aynı zamanda askeri denizaltının da gerçek görevinin ne olduğunu öğrenmeye çalışır. Arman, kendini, ekibini ve tahmin ettiklerinden de daha fazlasını kurtarmaya çalıştığı bu süreçte başarılı olabilecek midir?

Bu, çevremizdeki pek çok ailenin bir köşesinden dahil olduğu bir göç hikayesidir. 2. Dünya Savaşı bitmek üzere. Dünyalar yıkılmış ve yeniden kurulacak. Sen neresinde yer alacaksın bu yeni dünyanın? Sonsuz fırsatlar, yozlaşan hayatlar... Ve hepsinin ortasında “Kimse beni adi bir hırsıza çeviremez!” diyen bir Destan. Toprak ağaları memleketi ele geçirmiş... Buğdayı el altından tüccara satıp milleti açlığa mahkum ediyorlar. Genç nüfus “her an savaşa girebiliriz” endişesiyle askere alınmış, tarlalar ekilemiyor. Oysa Destan, ailesini yerle bir olan Yugoslavya’dan, bir “Umut Ülkesi”ne getirdiğine inanmakta. Bu umudu için bile savaşmak zorunda olduğunu fark ettiğinde, parçası olmayı reddettiği bir savaştan, toprak ağalarına karşı açtığı bir savaşın ortasında bulur kendisini. Destan’ın savaşı bir kişinin değil, bir değerin, erdemin savaşıdır. Savaş yıllarının tüm değerleri test ettiği bu yıllarda, Destan onu o yapan erdemleriyle koca dünyaya karşı yapayalnızdır. Zira öz kardeşi Halit, bu savaşta, kötülerin safında durmaya karar vermiştir. İki kardeşi ayıran, aileleri parçalayan yozlaşmadan başka bir şey değildir. Destan’ın bir toprak ağası olan Yavuz’a karşı verdiği savaş, kardeşi Halit’in de Yavuz’a katılmasıyla Destan’ın tüm değerlerini sınava tabi tutmak üzeredir. Bunca zorlu bir sınavda insan en çok insanlığı ile test edilir. Destan’ın kardeşi Halit’i kaybetmesi yetmezmiş gibi, kız kardeşi Şahsine de yüreğini kopup geldikleri Yugoslavya’da, sözlüsünde rehin bırakmıştır. Destan anavatanında yeni ve hakça bir yaşam kurmaya çabalarken, Şahsine geçmişte bir hayaletle, Osman’la birlikte yaşamaktadır. Şahsine’nin zayıf yüreği ne bunca zorluğu ne bunca özlemi kaldıracak güçtedir. Peki ya Destan’ın yüreği. Destan bunca zorluk içinde, ailesini ayakta tutmaya çabalarken, haktan yana tavır alma gayretindeyken yüreğini düşünemeyeceğini bilmektedir. Lakin en ummadığı şey gerçek olmuştur. Dünyanın en güzel çiçeği en büyük çöplükte karşısına çıkmıştır. Yavuz Ağanın kızı Nergis, görür görmez Destan’a vurulmuştur. Destan nasıl doğruları için kararlılıkla savaşıyorsa, Nergis de onun yüreğindeki buzları çözmek için durmaksızın savaşacaktır. Bir yangının ortasında filizlenen bu aşkı yeşertmek bile uğruna savaşılması gereken bir mücadeledir şimdi. Destan’ın savaşı sadece fiziki bir savaş değildir. O ailesini bir arada tutmak, insanca yaşatmak ve doğru bildiği değerleri yaşatmak için savaşmak zorundadır. Dağılan ailesini bir araya topladığında ise karşısında artık daha acımasız bir zorbalık bulacaktır. Destan düzeni için savaşmaktadır lakin Yavuz ağa canı saydığı mallarını korumak için savaşan yaralı bir aslandır artık. İyi ile kötünün bu mutlak savaşında net olmayan, arada kalan herkes ve her şey kurban olmaya mahkumdur şimdi. “Son Destan” bizi birbirimize bağlayan değerleri savunmak için savaşan bir “muhacir”in, bize kendimizi hatırlatan mücadelesinin öyküsüdür. Yayin Tarihi:

Kökleri saraya dayanan Katiboğlu ailesi maddi anlamda zor günler geçirmektedir. Kuyumculuk mesleğini atalarından devralan "Saraylı Bey" lakaplı Ata Katiboğlu, ailenin iki asırdır ikamet ettiği yalıyı satışa çıkarmak durumunda kalır. Statülerini kaybetmek üzere olan karısı Üftade ve kızı Feride bu durumdan oldukça hoşnutsuzdur. Yalıya beklenmedik, sürpriz bir alıcı çıkar. Hayatında Kayseri'deki bağ evinden başka bir yer görmemiş olan genç, güzel ve milyoner Ayşen, "Bugünün Saraylısı" olarak yalıya yerleşir. Yalının bu şekilde el değiştirmesiyle herkes şoke olurken, Ayşen'le beraber herkesin de hayatı değişecektir.

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

İstanbul'un sayılı iş adamlarından biri olan Adnan Ziyagil, çok sevdiği eşi İnci öldükten sonra 17 yaşındaki kızı Nihal ve 11 yaşındaki oğlu Bülent ile köşkte bir başına kalır. Çocukların eğitimi için köşke yerleşen Matmazel Deniz de Courton, zaman içerisinde köşkte söz sahibi de olmaya başlar. Matmazel Adnan'ı yıllarca kendi içinde sevmiş olsa da, Adnan kendisinin yarı yaşında olan Bihter Yöreoğlu’na aşık olur ve onunla evlenir. Önce Bihter bir süre sonra da annesi Firdevs Yöreoğlu köşke yerleşir. Eşini kaybeden Firdevs’in hayattaki tek amacı lüks içindeki yaşamını sürdürebilmektir. Bihter annesine inat uğruna evlendiği Adnan’ı aralarındaki yaş farkına rağmen başlarda sevse de, bir süre sonra Adnan’ın manevi yeğeni hızlı çapkın Behlül Haznedar'a kapılır. Behlül ise Nihal’in küçüklüğünden beri ona aşık olduğunu anlamamazlıktan gelerek uzatmalı okuduğu üniversitede çapkın yaşamına devam eder; ta ki Bihter’le yasak bir aşkın içine girene kadar...
Görsel yokAdil'in hayatı kızının sevgilisi olduğunu öğrenmesiyle alt üst olur. Adil'in kızı, Bahadır adında boksörlük yapan bir çocukla görüşmektedir. Ancak Adil, Bahadır'ın tehlikeli bir adam olduğunu düşünür. Kızının birkaç güne Bahadır ile görüşmekten vazgeçeceğini uman Adil, aldığı haberle tamamen yıkılır. Bahadır evlenme teklifi etmiştir ve genç kadın bu teklifi büyük bir mutlulukla kabul eder. Adil ise bu evliliğe kesinlikle karşıdır. Evlenmesine karşı olduğu tüm sebeplerde haklı olan Adil, kızının bu gerçeklerin farkında olmadığını anlar. Adil, bu evliliği engellemek için kızının gerçekleri görmesini sağlamaya kararlıdır. Kendisini zorlu bir mücadelenin içerisine sokan Adil, kızının gözünü açıp evlenmesini engellemeyi başarabilecek midir?

Bundan yıllar önce Doğu Karadeniz'in dumanlı dağları arasındaki Sisköy büyük bir aşka tanık olmuştur. Asiye ile Adem'in aşkına... Asiye ile Adem birbirlerine varmak için karşılıklı sözler vermişler; ancak Asiye'yi istemeyen anasının sözünden dışarı çıkamayan Adem, sevdiğini alamadan Almanya'ya gitmiştir. Asiye burada, Adem orada evlenir, ikisinin de çocukları olur. Asiye'nin kocası yıllar sonra küçük kızları Fidan ile birlikte traktörle şehirden dönerken, bir trafik kazasında ölür. Virajda aniden karşısına çıkan bir arabanın farları gözünü almış ve ona çarpmamak için direksiyonu kırmıştır. Karşısına çıkan arabanın direksiyonunda ise, trajik bir rastlantı olarak, Almanya'dan izinli olarak köye gelmiş olan Adem vardır. Asiye kocasının ölümünden de Adem'i sorumlu tutar.
Görsel yokRüzgar ve eski bir doktor olan babası Çınar Rüzgarlı Bahçe'nin değirmenlerinden birinde yaşarlar. Rüzgar'ın dört gözle askerden dönmesini beklediği çocukluk aşkı Mercan'ın döndüğü gün, aynı zamanda nişan günü olacaktır. Askerden yalnız dönmeyen Mercan, yanında komutanı ve en iyi dostu olan Ozan'ı da getirir. Ozan'ın gelişi Rüzgarlı Bahçe'ye gelişi bazı sırları açığa çıkartacak ve dengeleri bozacaktır.

Sokaklardan başlayıp belli bir hiyerarşik bütünlük içinde kademe kademe yükselen ve en tepede son derece etkili bir "konseye" dönüşerek ülkeyi avcuna almayı amaçlayan çok güçlü bir mafya örgütü ile o örgütle mücadeleye soyunanların serüvenleri anlatılır. Bu hem toplumsal hem de bireysel yansımaları olan bir serüvendir.

Eşinin kendisini aldatması üzerine kızıyla yeni bir hayata atılan Leyla’nın hikayesi.

Yusuf askerliğini bitirdikten sonra yaşadığı mahalleye geri döner ve ailesi onu sevinçle karşılar. Araba tamircisinde çalışan Yusuf'un dükkanına bir gün zengin bir ailenin kızı olan Feraye, hasarlı arabasını bırakmak için gelir. Yusuf, tamir olduktan sonra arabayı Feraye'nin evine bırakmaya gider ve karşılaştığı zenginlikten etkilenir. Mahallelerine sık uğrayan mafya ağası Kara Hamit'i yeni ve zengin bir hayata başlaması için bir fırsat olarak gören Yusuf, tam mafya babası ile konuşmaya gittiğinde Kara Hamit için kurulan bir pusunun ortasında kalır...

Handan genç yaşında dul kalmış üvey oğlu Alp ve görümcesi Serap'la beraber yaşayan iyi bir stilisttir. Kardeşi Canan bir gün tecavüze uğrar ve bir çocuk dünyaya getirir. Fakat bu çocuğun öldürülmesiyle başı derde girer ve akıl hastanesine atılır. Çıktıktan sonra ablasının yanına gelir. Bu sırada ablası Handan, Berrin Tuğsan ve Orhan Şahin'in sahip olduğu Şiva Butik'te işe başlar. Berrin kötü görünmeye bayılan aslında iyi kalpli olan zengin bir kadındır, tam bir aşk kadınıdır. Olaylar bu şekilde başlar.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..

Altın Kelebek Ödülleri, Hürriyet Kelebek tarafından 1972'den bu yana Türkiye'de dağıtılan müzik ve televizyon ödülleri. Ödüllerin verileceği kişiler Hürriyet ve Kelebek eki okurlarının oylarıyla seçilmektedir. Ödül töreni Kanal D ve teve2'den canlı olarak yayınlanmaktadır.