İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.

Hasta annesinin ölümü ile sarsılan Ali, babasından intikam almak üzere gizemli bahçıvanıyla kafa kafaya verir. Ancak ailesi ve yetkililer yaşlı adamın ortadan kayboluşunu araştırdıkça Ali eylemlerinin haklılığından şüphe etmeye başlar.

"Hiçbir şeyin benzeri kendisi değildir…" Eski İstanbul semtlerinden birinde mukim kendi halinde mütevazı bir yaşantısı olan Bahtiyar Ölmez, babasının mezarcılık işlerinde çalışır. Görevi cenaze nakil aracı şoförlüğüdür. Ne ki hayatının sonuna dek bu işi sürdürmek istemez. İşte tam da bu sebeple, beklenmedik bir anda karşısına çıkan eski bir dostunun "deve kuşu çiftliği" teklifine balıklama atlar. Babasının tüm birikimini büyük umutlarla bu işe yatırır. Ne ki, dolandırıldığını anlamakta gecikmez. Hayallerini ve babasının tüm birikimini kaybetmenin öfkesiyle son sürat cenaze arabasını sürerken, eski dostunun hatıra olarak verdiği "deve kuşu yumurtasını" hışımla camdan dışarı fırlatır. Deve kuşu yumurtası öyle bir yere çarpar ki, Bahtiyar Ölmez'in hayatı bir daha geri dönülmez biçimde değişir. Artık bundan sonra kendisine tıpa tıp benzeyen ünlü mafya babası Rıfat Çakar'ın hayatını yaşamak zorunda kalacaktır. Yani, başkasının dostu, başkasının düşmanı, başkasının oğlu, başkasının babası, en önemlisi de başkasının eşi olacaktır. Bahtiyar Ölmez, Rıfat Çakar'ın yeraltı dünyasında yükselmek için ünlü baronlardan Aytekin Yavuz'un kızı Aylin'le karşılıklı çıkar ilişkisi çerçevesinde "sahte evlilik" yaptığından habersizdir. Sahte Rıfat Çakar olarak "sahte bir evliliğin" içine düşen kahramanımız, Rıfat Çakar'ın azılı düşmanı (Aylin'in eski sevgilisi) Çivi Fuat'la da kıyasıya rekabet içine girecektir. Bahtiyar Ölmez iki hayat arasında sıkışır kalır. Bir yandan babasının ve kız kardeşinin de içinde yer aldığı "eski hayatını" idare etmeye çalışırken, diğer yandan "yeni hayatına" uyum sağlamayı başarabilecek midir? En ufak hatanın kendisinin ve sevdiklerinin hayatına mal olacağını bilen kahramanımızı heyecan ve komedi dolu sayısız macera beklemektedir.

Hasta annesinin ölümü ile sarsılan Ali, babasından intikam almak üzere gizemli bahçıvanıyla kafa kafaya verir. Ancak ailesi ve yetkililer yaşlı adamın ortadan kayboluşunu araştırdıkça Ali eylemlerinin haklılığından şüphe etmeye başlar.

Dört yaşındaki oğluyla yaşayan Nesrin, bir yandan eski eşi Ömer'in baskıları ve bürokratik engellerle uğraşırken bir yandan da sevgilisi Selim ile olan birlikteliğinde kritik kararlar almanın eşiğindedir.

11. yüzyıl Selçuklu dünyasında geçen bu karakter odaklı tarihî drama, Gazâlî'nin inişler ve çıkışlarla dolu hayatını anlatıyor. Saray entrikaları, mezhep çatışmaları ve felsefi mücadeleler etrafında yoğunlaşırken Gazâlî şüphecilik, hırs ve inançla mücadele eder. Onun yolculuğu sadece kişisel bir hesaplaşma değil, İslam'ın entelektüel tarihinde dönüştürücü bir an hâline gelir.

Kızıl Goncalar, seküler bir Atatürkçü olan Levent (Özcan Deniz) ve mutaassıp bir tarikatın içinde yaşayan Meryem’in (Özgü Namal) kaderlerinin kesişmesini konu alırken, inanç ve fikir ayrılıklarına rağmen "evlat" söz konusu olduğunda anneliğin/babalığın birleştirici gücüne dikkat çekiyor.

"Hiçbir şeyin benzeri kendisi değildir…" Eski İstanbul semtlerinden birinde mukim kendi halinde mütevazı bir yaşantısı olan Bahtiyar Ölmez, babasının mezarcılık işlerinde çalışır. Görevi cenaze nakil aracı şoförlüğüdür. Ne ki hayatının sonuna dek bu işi sürdürmek istemez. İşte tam da bu sebeple, beklenmedik bir anda karşısına çıkan eski bir dostunun "deve kuşu çiftliği" teklifine balıklama atlar. Babasının tüm birikimini büyük umutlarla bu işe yatırır. Ne ki, dolandırıldığını anlamakta gecikmez. Hayallerini ve babasının tüm birikimini kaybetmenin öfkesiyle son sürat cenaze arabasını sürerken, eski dostunun hatıra olarak verdiği "deve kuşu yumurtasını" hışımla camdan dışarı fırlatır. Deve kuşu yumurtası öyle bir yere çarpar ki, Bahtiyar Ölmez'in hayatı bir daha geri dönülmez biçimde değişir. Artık bundan sonra kendisine tıpa tıp benzeyen ünlü mafya babası Rıfat Çakar'ın hayatını yaşamak zorunda kalacaktır. Yani, başkasının dostu, başkasının düşmanı, başkasının oğlu, başkasının babası, en önemlisi de başkasının eşi olacaktır. Bahtiyar Ölmez, Rıfat Çakar'ın yeraltı dünyasında yükselmek için ünlü baronlardan Aytekin Yavuz'un kızı Aylin'le karşılıklı çıkar ilişkisi çerçevesinde "sahte evlilik" yaptığından habersizdir. Sahte Rıfat Çakar olarak "sahte bir evliliğin" içine düşen kahramanımız, Rıfat Çakar'ın azılı düşmanı (Aylin'in eski sevgilisi) Çivi Fuat'la da kıyasıya rekabet içine girecektir. Bahtiyar Ölmez iki hayat arasında sıkışır kalır. Bir yandan babasının ve kız kardeşinin de içinde yer aldığı "eski hayatını" idare etmeye çalışırken, diğer yandan "yeni hayatına" uyum sağlamayı başarabilecek midir? En ufak hatanın kendisinin ve sevdiklerinin hayatına mal olacağını bilen kahramanımızı heyecan ve komedi dolu sayısız macera beklemektedir.

Hazin bir aşk hikâyesi… 1974 yılının kışında, bahriyeli Ferit İstanbul’a ayak basar. Müjgan, Ferit, Selim ve Nalan’ın hayatları kesişir. O yıllar ilk görüşte aşk, mümkündür hâlâ. Göz göze gelmek bile bir büyük yangın sebebidir. Ve 1974 İstanbul’u, Boğaziçi, martılar, sahil boyu döşeli Arnavut kaldırımlar, Müjgan ve Ferit’e aşk neymiş öğretecekler. Ve sonra aşkla birlikte gelen diğer tüm duyguları öğretecekler; hasreti, vefayı, sadakati, ihtirası, ihaneti, tutkuyu ama illaki susmayı. Kalbe söz geçirebilmeyi… Selim ve Nalan… İki kardeş… Yıllarca büyütmüşler içlerinde aşkın en karasını. Selim, Müjgan’a sevdalı. Nalan, bahriyeliye yaralı. Birbirine bağlı bu dört genç, dile getirilmesi bile büyük günah sayılan bir aşk yüzünden, ömürlerinin baharını kışa çevirirler.