İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Alize, annesinin ölümünden sonra yeniden evlenmeyi düşünen babasına engel olmaya çalışır.

1900’lü yılların başında maceraperest, asi, heyecanlı ve zekası bedenine sığmayan genç tıp talebesi Ziya’nın en büyük dileği, çok iyi bir hekim olup tıbbın çare bulamadığı birçok salgın hastalığa derman olabilmektir. İstanbul’da tanıştığı delilik ve dahilik arasında duran hekim İhsan, onu bu dünyada anlayabilen tek kişi olmuştur. Birbirini bulan bu iki eksantrik ve yaralı ruh, beraber giriştikleri gizli ve yasaklı deneyin bedellerini ağır bir şekilde ödeyeceklerdir. Zira kodlarını çözmeye çalıştıkları kadim bir yazı onları adeta felaketin kapısına getirip bırakır.

Rakiplerini ağır bir yenilgiye uğratıp, seçimlerini kazanan imar müdürlüğünde görevli saf bir adamın güldürüsü.

Sarıkamış Çocukları filminde, 1915 yılında bir köyde yaşayan bir grup çocuğun cephede savaşmak için zorlu kış şartlarında yola çıkmaları hikâye ediliyor. 1915 yılında aynı köyde iki arkadaş olan Mehmet ve Yusuf babaları Sarıkamış'ta çeteciler tarafından öldürülür. İki çocuğun abisi ise Sarıkamış cephesinde savaştadır. Bir yolunu bulup ağabeylerinin yanına cepheye gitmeye kararlı olan Mehmet ve Yusuf yaşadıkları köyden bir grup askerin de cepheye gönderileceğini öğrenince bu kafileyle beraber yola çıkıp cepheye ulaşmaya karar verirler.

Rakiplerini ağır bir yenilgiye uğratıp, seçimlerini kazanan imar müdürlüğünde görevli saf bir adamın güldürüsü.

Alize, annesinin ölümünden sonra yeniden evlenmeyi düşünen babasına engel olmaya çalışır.

Sandık Kokusu, güçlü bir kadının ayakta kalma mücadelesini, aile olabilmenin, geçmişten gelen yüklere rağmen özgürleşebilmenin zorlu yolculuğunu derinlikli karakterleriyle izleyici ile buluşturuyor. Anne ve kızlarının hikayelerinin anlatılacağı dizide; kah gülecek kah ağlayacak ama her zaman kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

1900’lü yılların başında maceraperest, asi, heyecanlı ve zekası bedenine sığmayan genç tıp talebesi Ziya’nın en büyük dileği, çok iyi bir hekim olup tıbbın çare bulamadığı birçok salgın hastalığa derman olabilmektir. İstanbul’da tanıştığı delilik ve dahilik arasında duran hekim İhsan, onu bu dünyada anlayabilen tek kişi olmuştur. Birbirini bulan bu iki eksantrik ve yaralı ruh, beraber giriştikleri gizli ve yasaklı deneyin bedellerini ağır bir şekilde ödeyeceklerdir. Zira kodlarını çözmeye çalıştıkları kadim bir yazı onları adeta felaketin kapısına getirip bırakır.

Deniz zeki, yetenekli, kendini işine adamış bir edebiyat öğretmenidir. Mehmet Emir ise ünlü bir cerrah. Oğlu Deniz’in öğrencisidir. Her ikisi de epey zamandır hayatlarına kimseyi sokmamıştır. Aralarındaki çekim, onları önce beraber çıktıkları bir akşam yemeğine daha sonra da hayatlarını alt üst edecek bir dizi olayın içine sürükler. Masum bir yemeğin kendileri ve ailelerini büyük yıkımlarla karşılaştıracağı akıllarına bile gelmez. Peki o gece ne olmuştur? Deniz ve Mehmet Emir dışında kimse bilmemektedir. İkisi de geceyi farklı anlatır. Ve gerçeğin peşinde gerilimli soluk soluğa bir maceraya atılır. Yapmaları gereken tek şey doğru söylediklerini ispatlamaktır.

Adana’nın yoksul mahallelerinden birinde yaşayan Cemal, garsonluk yaparak tüm ailesine bakmaya çalışmaktadır. Hep bir çıkış yolu arayan Cemal’in çaresizliği ağır hasta babasının ölümüyle daha da büyümüştür. Bu acı olayın hayatını kökünden değiştireceğinin ise henüz farkında değildir. Babası son nefesini vermeden önce Cemal’e İstanbul’da zengin bir amcası olduğunu söylemiştir. Varlıklı bir akrabası olduğunu öğrenmek sefalet içinde büyüyen Cemal’i derinden sarsar. Ülkenin sayılı iş adamlarından olan amcası Sami Gökdemir’in ortaya çıkıp, yeğenine sahip oldukları zenginlikten pay vaat etmesiyle Cemal’in aklı iyice karışır. Annesi Hülya, yılların verdiği husumet ve geçmişin kapanmayan yaraları nedeniyle oğlunu Sami’den ve çevresinden uzak tutmak ister. Ancak Cemal’in yaşamı çoktan geri dönülmez bir yola girmiştir. Annesinin tüm engel olma çabalarına rağmen kaderinden kaçamayan Cemal, amcasının teklifini kabul etmeye mecbur kalacaktır. İstanbul’da yepyeni bir dünyaya adım atan Cemal, Gökdemir ailesine kendini kabul ettirmeye çabalarken kuzeniyle nişanlı olan Suna’ya âşık olmaktan da kendini alıkoyamayacak ve kendini bambaşka hayallere kaptıracaktır. Ne var ki peşini bırakmayan günahları onun umutlarını kısa sürede paramparça etmeye yetecektir. Cemal’in önünde artık sonu belirsiz, çetin bir yolculuk başlamıştır.

Sessiz, sakin, kendi deminde yaşayıp giden Orhan Yarımcalı’nın, Almanya’dan yirmi yıl sonra memleketine dönüşünü, çektiği hasretlik, sevdiklerinden uzak kalmasına sebep kin ve bitmeyen öfkenin hikâyesi Kehribar… Nam-ı diğer “Yarımcalı Orhan”ın Türkiye’nin en meşhur kabadayılarından biri olma hikayesi. İlk ve tek aşkı Leyla’dan ayrı yaşadığı yirmi yıl boyunca, kendi içine kapanıp, bir gün içinde ki yalnızlıktan geri dönüşünün hikâyesi Kehribar.
Görsel yokSuna ailesi tarafından doğduğu gün terk edilmiş ve yetiştirme yurdunda anne özlemi ile büyümüş genç bir kadındır. Suna’nın basit ve huzurlu yaşantısı annesinin kimliğini öğrenmesi ile darmadağın olacaktır. Geçmişi elinden alınan Suna’nın artık tek çaresi geleceğine sahip çıkmaktır.

Kimsesiz büyüyen Güneş 'in hayattaki en önemli varlığı ailesi yerine koyduğu çocuk yuvasıdır. Yuvanın bulunduğu araziyi satın alan şirketin varisi Hazar da en büyük düşmanı... Hazar ve Güneş’in nefretle başlayan ilişkisi, zamanla büyük bir aşka dönüşür. Hazar ailesinden ve tüm sahip olduklarından vazgeçmeyi göze alarak aşkın peşinden gitmeyi seçer. Aşkları hayata meydan okuyan Hazar ve Güneş' in önüne son bir engel daha çıkar: Artık bir de ölüme meydan okumaları gerekecektir.

Kayıp Şahıslar Bürosu, Emniyet Müdürlüğü bünyesinde, kayıpları en kısa zamanda bulmak ya da akıbetlerini öğrenmek için çalışan bir birimdir. Yurt içinde ve yurt dışında operasyonlar sürdüren şube, görünürde mesai saatlerine sahip olmasına rağmen kendini bu işe adamış çalışanları sayesinde yedi gün yirmi dört saat görevini sürdürmektedir.

Yetimhanede yolları düğümlenen üç çocuk, Ali, Ezel ve Esmer, küçük yaşlarda birbirlerinden koparılarak ayrılırlar. 20 yıl sonra kader onları yeniden bir araya getirdiğinde her biri artık başka hayatların yolcuları olmuşlardır.

Tatlı bir ilkbahar sabahına uyanmakta olan Dila Hanım’ın çiftlik evi bütün heybetiyle koca çiftliğin ortasında yıllara meydan okurcasına durmaktadır. Nice sırlara, acılara, mutlu mutsuz yaşamlara şahitlik etmiş evin önündeki siyah cip evin hanımını beklemektedir. Dila hanım askerdeki en küçük oğlu Kerem'i ziyarete gidecektir. Bu ziyarette Mercan Kanlıca’nın kızı Ceylan’da kendisine eşlik edecektir. Zira Kerem ve Ceylan birbirlerine tutku ile aşıktırlar ve aralarında sözlüdürler ancak bu aşktan Ceylan’ın ailesinin haberi yoktur. Dila hanım oğlunun bu sürprizden mutlu olacağını düşündüğünden bir bahaneyle Mercan Kanlıca’dan izin koparmıştır.