İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

10 filminden 4'ü İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Şener Şen, 26 Aralık 1941 tarihinde Adana'da dünyaya gelmiştir. Türk sinema ve tiyatrosunun en önemli ve saygıdeğer aktörlerinden biri olan Şen, kendisi gibi usta bir karakter oyuncusu olan Ali Şen'in oğludur. Sanat hayatına atılmadan önce bir süre Muş'un bir köyünde öğretmenlik yapmış, ardından İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahneye çıkarak oyunculuk kariyerine profesyonel olarak adım atmıştır. Sinemaya ilk olarak küçük rollerle giren Şener Şen'in kariyerindeki dönüm noktası, yönetmen Ertem Eğilmez ile tanışması oldu. Eğilmez'in yönettiği "Hababam Sınıfı" (1975) serisinde canlandırdığı beden eğitimi öğretmeni "Badi Ekrem" karakteriyle bir anda tüm Türkiye'nin tanıdığı ve sevdiği bir isim haline geldi. Bu dönemi takiben, Kemal Sunal ile oluşturdukları unutulmaz ikiliyle "Tosun Paşa" (1976), "Süt Kardeşler" (1976), "Şabanoğlu Şaban" (1977) ve "Davaro" (1981) gibi sayısız klasik komedi filminde rol aldı. "Gülen Gözler" (1977) filmindeki pilot "Vecihi" karakteri de yine bu dönemdeki ikonik performansları arasında yer alır. 1980'lerin ortalarından itibaren komedi rollerinden sıyrılarak dramatik karakterlere yönelen Şener Şen, oyunculuğundaki derinliği ve çok yönlülüğü kanıtlamıştır. "Namuslu" (1984) filminde canlandırdığı mutemet Ali Rıza karakteri, bu geçişin ilk ve en sarsıcı örneği oldu. Ardından gelen ve ağalık sisteminin çöküşünü trajikomik bir dille anlatan "Züğürt Ağa" (1985) ile sinema tarihindeki yerini perçinledi. Şener Şen'in kariyerindeki ikinci büyük dönüm noktası, yönetmen Yavuz Turgul ile başladığı verimli iş birliğidir. Bu ortaklığın ilk meyvesi olan "Muhsin Bey" (1987), hem eleştirmenlerden büyük övgü almış hem de Şen'e Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü getirmiştir. 1996 yapımı "Eşkıya" ise sadece Şen'in kariyerinin değil, Türk sinema endüstrisinin de kaderini değiştiren bir başyapıt oldu. Film, gişe rekorları kırarak Türk sinemasının yeniden canlanışını sağladı. Bu başarılı ortaklık, "Gönül Yarası" (2005) ve "Yol Ayrımı" (2017) gibi önemli filmlerle devam etti. Rol aldığı projeleri büyük bir titizlikle seçmesiyle bilinen Şener Şen, canlandırdığı her karaktere kattığı derinlik, samimiyet ve unutulmaz repliklerle Türk halkının gönlünde özel bir yer edinmiştir. Sayısız "En İyi Erkek Oyuncu" ve "Yaşam Boyu Onur Ödülü" sahibi olan sanatçı, Türk sinemasının yaşayan en büyük efsanelerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

İstanbul'un eski semti Samatya'da, Antep Sofrası adlı kebapçının sahibi Ali Haydar, eşi ölmüş, kızlarıyla yaşayan bilge bir adamdır. Dükkanında çalışmaya başlayan Hanım'la aralarında bir aşk doğar. Hikaye, bu iki karakterin ve çevrelerindeki renkli kişiliklerin (Neriman, Vakkas, Timoti, Şeco vb.) sevinçleri, hüzünleri, umutları ve hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamlarını anlatır. "Öteki Türkiye"nin samimi ve dokunaklı bir portresini çizer.

Davaro ve Hıyarto aileleri arasındaki kan davası iki yüz yıldır sürmektedir. Yıllardır Almanya'da çalışan Memo, Cano ile evlenmek için başlık parasını toplayınca köye döner. Düğünün yapıldığı sırada Memo'nun babasını öldüren Sülo cezaevinden çıkar. Töreler gereği Memo'nun Sülo'yu öldürmesi gerekmektedir. Cano ile evlenmek isteyen Memo, Sülo'nun teklif ettiği oyunu kabul eder. Fakat işler plânladıkları gibi gitmeyecektir.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Haraptar adlı köyün haşmetli ağası (Şener Şen), her gün yeni bir kan isteyen babası Abdo'yla yaşadığı yörede egemenliğini sürdürürken her şey tersine gelişir. Yanaşmalarının küçük kızıyla gerdeğe giren baba, yaşamını yitirir. Köylüler ağanın ürünlerini çalıp satarlar. Kuraklık nedeniyle topraklarını da baraj yapmak isteyen politikacılara satarak kendini kente atan ağa, burada da tutunamayacaktır. Karısına varıncaya kadar herkesin terk ettiği ağaya sadık kalan yalnızca yanaşmanın kızı Kiraz'dır.

Sulukule’de yaşam sürmektedir... Güllüye (Gülşen Bubikoğlu ), annesi Sabahat (Perran Kutman ) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya ), Bayram (Müjdat Gezen ), babası Emin (Münir Özkul ), kızkardeşi (Ayşen Gruda ) ve halası Rabiş (Asuman Arsan ). Tüm Sulukuleliler toplanmış, yeni çeribaşı seçimi için adaylarına destek vermektedirler. Eskiden babadan oğula geçen bu görev için modern çağa ayak uydurulup genel seçime gidilmiştir. Aşırı sarhoşluktan dolayı görevden alınan son çeribaşı Bekir’le Bayram iki rakip adaydır. Bol keseden vaatlerle çekişen iki tarafın kavgası, yine karakolda biter. Bu arada para ağır basınca Sabahat’ın baskısı ile Güllü, uyuşturucu kaçakçısı Tayfur’un (Öztürk Serengil ) gazinosunda sahneye çıkar. Bayram’la, Tayfur’un çantaları karışınca, Güllü yüzünden üzüntüden intihar aşamasına gelen Bayram, çantadan çıkan paraları görüp yaşamaya karar verir.

Çiçek Abbas, Şakir adında bir minibüs şoförünün yanında muavindir. Şakir çapkın, bencil ve yalancının tekidir. Abbas ise tam tersine saf biridir. Tek hayali minibüsçü olmak ve aşık olduğu ve patronunun da evlenmek istediği kızla evlenmektir. Abbas hurda bir minibüsü tefeciden borçlanarak alır ve çalışarak borcunu ödemeye başlar. Bu sırada patronun ayrıldığı nişanlısı ile birbirlerine aşık olurlar. Şakir bunu hazmedemez ve Abbas'ın minibüsünün tekerleklerini ve motorunu çalar. Zor duruma düşen Abbas borcunu ödeyemez ve minibüse mahallenin tefecisi el koyar. Şakir Abbas'ın aşık olduğu kızla evlenmek için zorla bastırır ve babası, ekonomik durumu daha iyi olduğu için kızını ona verir. Nikah günü Şakir'in kız kardeşi Abbas'a yardım eder ve Abbas sevdiği kızı nikah masasından kaçırır.

Davaro ve Hıyarto aileleri arasındaki kan davası iki yüz yıldır sürmektedir. Yıllardır Almanya'da çalışan Memo, Cano ile evlenmek için başlık parasını toplayınca köye döner. Düğünün yapıldığı sırada Memo'nun babasını öldüren Sülo cezaevinden çıkar. Töreler gereği Memo'nun Sülo'yu öldürmesi gerekmektedir. Cano ile evlenmek isteyen Memo, Sülo'nun teklif ettiği oyunu kabul eder. Fakat işler plânladıkları gibi gitmeyecektir.

Sulukule’de yaşam... Bir yanda Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya). Diğer yanda Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası (Adile Naşit). Güllüye Bayram’ın, Sevim de Bekir’in sevgilisidir, ama Emin ile Sabahat’ın ezeli düşmanlığı evlenmelerine engeldir. Aslında birbirlerine aşık olan Emin ve Sabahat yıllar önce tam evlenecekken, Emin’i başka kadınla görüp, inat için başka adamla evlenen Sabahat’a Emin’in kızması; giderek ortaya iki düşman aile çıkartmıştır. Sulukule’ye gelen müşterileri paylaşamaz, sürekli kavga ederler. Güllüye ve Bayram evlenmeye iyice kararlıdır. Ama ünlü gazinocu Sabri’nin Güllüye’yi assolist yapması bunun gerçekleşmesini önler.

Sulukule’de yaşam üç çiftin birden dünya evine girdiği büyük bir düğünle başlar...Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman), dayısı Bekir (Şemsi İnkaya), Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası Zekiye (Adile Naşit)’ten oluşan iki ailede Güllüye Bayram’la, Sevim Bekir’le, Emin Sabahat’la evlenmiştir. Evsiz kaldıkları için Sabahat’ın kapısına dayanıp insafa gelsin diye yalvar yakar olurlar. Sabahat’i kandırmanın tek yolu paradan geçer. O evinin kapılarını sonuna kadar açmaya hazırdır. Yeter ki, paradan haber versinler!... Ancak bu işsiz takımından beş kuruş çıkacağı yoktur. Bayram’ın ayı oynatmaya, Zekiye’nin bohçacılığa, Güllüye’nin çiçekçiliğe dönmeye hiç niyeti y oktur. Kafa kafaya verip sonunda çözümü bulurlar. Kadınlar üç-beş parça altınını satar, erkekler sağdan soldan borç-harç derken sazlı sözlü, hem pişirip, hem de çalıp oynayacakları kendi meyhanelerini, “Gırgıriye Saz Salonu” nu açarlar...

Emine, adı fahişeye çıkmış genç ve güzel bir kızdır. Zavallı kız, vilayet tarafından Anadolu'nun küçük bir köyüne sürgün edilir. Vali, kıza kalacak bir ev bulsa da, evin sahibi kızın güzelliğine dayanamayıp kıza tecavüz etmeye kalkınca kız evden dövülerek kovulur. Hastanede iyileştikten sonra kalacak yeri olmayan kıza tek yardım eden kumandan olur ve kızı kirayı kendisinin ödeyeceği bir eve yerleştirir. Emine, geçinebilmek için iş arasa da kimse ona yardım eli uzatmaz. Tek yardım eden hastabakıcı Server olur. Bu yüzden de kısa zamanda başka bir yere sürgün edilir. Kumandan da kasaba dışına çıkınca yalnız kalan Emine çektiği zulme daha fazla dayanamaz.

Film, Selma’nın gerçeklerle yüzleşmesini anlatır. Selma ve Kemal evli ve çok mutlu bir çifttir. Kemal bir iş görüşmesi sebebiyle şehir dışına gider. Bu esnada esrarengiz bir telefon gelir. Hastanede ölmek üzere olan Ceyda’nın son arzusu Kemal’i görmektir. Ceyda’nın arkadaşı Sevda, kocasının yerine hastaneye gelen Selma’ya Kemal ile alakalı birtakım iddialarda bulunur. Gerçekleri öğrenmek isteyen Selma, Kemal’in geçmişini araştırmaya başlar. Karşısına hiç beklemediği şeyler çıkacaktır.

Veli (Kartal Tibet) ile Ali (Kadir İnanır) birbirlerinden tümüyle farklı karakterlere sahip iki kardeştir. Fırıldak Ali çapkınlık, hırsızlık ve dolandırıcılıkla gününü gün ederken, Veli ise hamallık yaparak gece-gündüz demeden çalışıp, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parası biriktirmektedir. Küçük yaşta ayrıldıkları için birbirlerini tanımayan bu iki zıt kardeşten Ali, kendisini bir çetenin önemli adamı gibi gösterip sağdan soldan haraç toplamaktadır. Fırıldak Ali, annesi ile birlikte bir otel lobisinde tanıştığı Peri (Gülşen Bubikoğlu) ve babası Nurullah Bey’e kendilerini zengin gibi tanıtırlar. Amaçları para sızdırmaktır. Bu arada oyununu anlayan çeteden kaçarken Veli ile çarpışır. Ona yemek ısmarlar. Öyküsünü öğrenir. Veli’ye çok zengin biri olduğunu söyler ve elindek