İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

9 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Ekip, Orhan’ın adamlarından kaçarken gittikleri Elazığ’ın “Fenk” kasabasında mahsur kalır, Murtaza Ağa’nın çiftliğine sığınarak burada hem gözlerden uzak kalmak hem de geçimlerini sağlamak için çalışmaya başlar. Murtaza Ağa acımasız ve cimri bir ağa olmasıyla tanınmaktadır. Ekip tam da canından bezmişken Abdi’nin karısı Neriman’dan gelen telefonla apar topar çiftlikten kaçarak Kastamonu’ya gitmek zorunda kalır. Giderken Murtaza Ağa’nın hem parasını çalarlar hem de kızını kaçırırlar.

Cevahir ve Ulvi, aşk ve para ikigeninde kıvranırken bir telefon çığlığıyla uyanırlar. Cevahir’in eski sevgilisi Sonat ünlü silah kaçakçısı Sırrı’ya bakmaktadır. Sonat, Sırrı’nın son isteğini yerine getirmek ister, Sırrı’nın hiç görmediği Uras adında bir oğlu vardır, Uras’ı getirip biraz para ödülü almalarını ve kendisini de oradan çıkartmalarını ister. Cevahir ve Ulvi; Uras’ı tam canına kıyarken bulurlar ve kurtarırlar. Uras’ı teslim etmek için yola koyulurlar. Cevahir hem para kazanmak hem de Sonat ile yeniden aşkını filizlendirmek ister. Fakat yolda Ulvi’nin yaptığı büyük bir hata tüm planların tepetaklak değişmesine neden olur. Cevahir ve Ulvi artık durumdan en az hasarla çıkmanın yollarını arar.

Tevfik Gürol işleri yolunda gitmeyen bir yönetmendir. Kayınçosu Kuntiz ile hangi projeye el atsalar batırmışlardır. Ünlü yapımcı Taner Dişli’nin biyografi filmlerinden çok para kazandığını gören Tevfik Gürol, tefecilerden aldığı borcu ödeyebilmek için Mahmut Tuncer’e bir biyografi filmi çekmeye karar verir. Ancak bir sorun vardır, Mahmut Tuncer yaşıyordur ve ismi unutulmuş bir türkücüdür. Acaba bu film tutacak mıdır?

1990'lı yıllarda lisede arkadaş olan bir grup insan, 30 yıl sonra tekrar bir araya gelir ve birlikte komik olaylar yaşarlar.

Doğunun kanunlarından uzağa kaçan bir adam olan Haşmet ve hayatın acı gerçeklerinden bihaber, saf ve duru bir kız olan Yağmur'un imkansız aşkının hikayesidir. Doğu ve Batının, Güneş ve Ayın, Su ve Ateşin masalıdır bu aşk…

Bir iş için Ankara’ya gitmek üzere olan Onur’a, Hacamat Hüso bir arkadaşına gönderilmek üzere tanınmış bir pastanenin şekerlemelerinden bir kutu teslim eder. Aynı gün uzatmalı sevgilisiyle yaptığı tartışma sonucu aldatıldığını düşünen Leyla, Onur’un bütün eşyalarını ve şekerleme kutusunu benzin dökerek yakar. Sokakta kalan Onur, Leyla’nın onu her kapıya koyduğunda yaptığı şeyi yapar ve çocukluk arkadaşları olan Fiko ile Süleyman’nın birlikte yaşadıkları eve gider. İki gün sonra başlarına hiç düşünmedikleri bir şey gelir. Hacamat Hüso adamlarına apar topar yakalattığı Onur ve Fiko’yu bir depoya getirtir. Dayak yiyip hırpalanan Onur ve Fiko hala ne olduğunu anlamamışlardır. Öğrendiklerinde şok olurlar. Dayağın sebebi Onur’a teslim edilen ve Leyla yaktığı için Hacamat’ın arkadaşına ulaşamayan şekerleme kutusudur. Dahası, kutuda şekerleme değil elli bin euro vardır. İşte o an, kaderlerinin değiştiği andır...

Büyük bir şirketin muhasebecisi olan Servet, gözünü para hırsı bürümüş karısının gazına gelerek şirketin internet hesapları üzerinden hatırı sayılır miktarda bir parayı patronundan çalma planı yapar. Bu planın bir parçası da en yakın arkadaşı olan Gökhan'dır. Parayı onun hesabına aktarıp herhangi bir olumsuz durumda suçu onun üzerine yıkacaktır.

Mahmutpaşa’da bir han esnafının hikayesini anlatır. Tolgahan Sayışman (Ali) handaki esnaflardan birinin oğludur. Ali, oldukça yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır. Bergüzar Korel (Gözde) ise esnafın çalıştığı hanı satın alan zengin müteahhidin, yardımsever, doğaya ve hayvanlara düşkün kızıdır. Müteahhit, esnafın çalıştığı hanı satın alır ve orayı yıkıp alışveriş merkezi yapmaya karar verir. Han esnafının bir an önce hanı boşaltmasını isteyince esnaf birleşerek bir plan yapar ve Ali’den Gözde’yi etkileyerek hanı kurtarmasını ister. Bir yardım gecesinde tanışan Ali ve Gözde birbirlerinden çok etkilenirler. Esnafında yardımıyla yapılan planlarla komik ve romantik bir hikaye başlar.

Güzel ama belalı köylü kızı Kadife bir gün ırmağın kenarında baygın bir genç bulur. Genç adam ayıldığında hafızasını kaybettiği anlaşılır...

Trablus’taki İtalyan işgali sonrası, Osmanlı Devleti’nin zor durumda olduğunu gören Binbaşı Enver, kendi gibi vatanperver arkadaşlarını örgütleyerek Trablus’a gider. Bingazi’nin güneyinde, direnişin merkezi haline gelen büyük bir askeri karargâh kurar.

Mete (Uraz Kaygılaroğlu) ve Naz (Asude Selma Kalebek), zengin ve güçlü ailelerin gözbebeği çocuklarıdır. İkisi de şımartılmış ve hayatta her istediklerini elde etmeye alışkın olan gençlerdir. Ancak çocukluklarında ailelerinin verdikleri bir sözle başlayan hikayeleri, zamanla birbirlerinden kopamamaları sonucunda bugün evlilikle taçlanmaya doğru ilerler. Ancak Naz'ın çocukluğundan beri yanında olan hizmetlisi İncila (Cemre Baysel), ansızın Mete'nin karşısına çıkar. Bu beklenmedik karşılaşma, Mete'nin hayatta verdiği tüm kararları sorgulamasına neden olur. Peki İncila ve Mete arasındaki bu karşılaşma, Naz'ın inatçılığı ile yazdığı hikayenin yönünü değiştirebilir mi?

Tarihin gördüğü en iyi okçu Tozkoparan İskender, geçmişten bugüne geliyor!

Mardin ve yöresini en büyük aşireti olan Derikfan aşiretinin ağası Cano'nun başı annesiyle derttedir. Annesi Sidar aşirete varis olacak bir torun istemektedir. Ancak bu hayali hiçbir zaman gerçekleşmeyecek gibi durmaktadır. Çünkü, Cano'nun imam nikahlı karısı Rukiye'yi sevmemektedir. Cano'dan umudu kesen Sidar bir gece ani bir karar ile İstanbul'da yaşayan oğlu Fırat'ın yanına yola çıkar. Ancak, Sidar'ın Fırat hakkında bilmediği bazı gerçekler vardır. Öte yandan Mardin'de, Cano çocuğu olmadığı için hakkında çıkan dedikodularla başa çıkamaz hale gelmiştir. O da çareyi İstanbul'a kardeşinin yanına gitmekte bulur. Çok korktuğu uçak yolculuğu sırasında ise hayatının aşkı olacak Lal ile tanışacak ancak Cano'nun sakarlıkları yüzünden bu tanışma Lal için olumlu olmayacaktır. Mardin'den İstanbul'a gelen Derikfan ailesini birçok sürpriz beklemektedir.

Kertenkele, bir yandan bilinen bir çapkın, bir yandan da Komiser Ünsal ve diğer polislerin bir türlü ele geçirememiş olduğu profesyonel bir suçlu ve hırsızdır. Mesleki hayatını takıntılı bir şekilde Kertenkele'yi yakalamaya adayan Ünsal Komiser'in tüm çabalarına rağmen Kertenkele, izini kaybettirmenin bir yolunu hep bulmuştur. Ta ki boş sanıp kaldığı villanın sahibi olan Deli Kenan adlı adamla karşılaştığı güne kadar...

Leyla ile Mecnun dizisi ani bir kararla yayından kalkınca, dizinin yapımcılarından Funda ve yönetmen Onur durumu oyunculara açıklar. Bütün dizi ekibi işsiz kalmıştır. İşi ve birbirleriyle çalışmayı seven ekip durumu kabullenmekte güçlük yaşar. Ali, canlandırdığı Mecnun karakterinin etkisinden bir türlü kurtulamamaktadır. Serkan’ın bir yanı hâlâ “İsmail Abi”dir. Evli ve bir çocuk babası Osman ise dizideki karakteri Yavuz gibi bütün vaktini arkadaşlarıyla geçirmektedir. Cengiz herkesin gözünde hâlâ Erdal Bakkal’dır. Ahmet, tıpkı İskender gibi bütün ekibin babası konumundadır. Kimse rolünden tam olarak çıkamamıştır ve her biri gündelik hayata adapte olmakta zorluk çekmektedir. Oyuncular Leyla ile Mecnun'un senaristi Burak'a giderek yeni bir dizi yazmasını isterler. Üç yıldır aynı diziyi yazmakta olan Burak'ın yeni bir proje üzerinde düşünecek vakti olmamıştır. Herkes kara kara ne yapacağını düşünmeye başlar.

Çömlekçilik yapan İsmail zamanında zorla bir evlilik yapmış ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur. Sonra bir başkasına aşık olan İsmail'in, Kudret'in üzerine getirdiği kuması Cennet'ten de üç çocuğu vardır. Artık çömlekçilikten para kazanamayan İsmail çocuklarının da isteğiyle İstanbul'a göç etmeye karar verir. Bu arada ailenin ortanca kızı Hayat yörenin köklü ailelerinden birinin oğluyla aşk yaşamaktadır. Gençlik ateşine karşı koyamayan Hayat ve Kerem evlenmeden beraber olurlar, bunu duyan aile Hayat'ı 70 yaşındaki Abbas'a verir.

Kanıt, yönetmenliğini Cem Sürücü ve Biray Dalkıran'ın üstlendiği, hikâyelerini Selin Atasoy Hartevioğlu ve senaryosunu Ahmet Saatçioğlu'nun yazdığı Türk polisiye televizyon dizisi.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.