İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 filminden 1'i İzlenir çıktı, 14 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
1943 yılında Mudanya’da doğdu. İlkokulu Mudanya’da bitirdi. Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. Üniversitenin ardından Ankara Devlet Tiyatrosu’na girdi. Paris’te yaşamaya karar verdi ve altı yıl orada kaldı. Uzun süre tiyatrodan uzak kalmasının ardından 1975 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosu’na başladı. Sinemaya ilk adımını Sinan Çetin’in yönettiği Bir Günün Hikâyesi (1980) filminde canlandırdığı Emine karakteri ile attı. Sinema kariyerine, Yılmaz Güney’in Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye kazanan filmi Yol (1981) ile devam etti. Sezer; Hamam (1997) filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Babam ve Oğlum (2005) filmindeki rolüyle 25. İstanbul Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. Çeşitli festivallerden sayısız ödülü olan oyuncu birçok film, dizi ve tiyatro oyununda rol aldı.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Filmde, bir trafik kazasının travmasını atlatmaya çalışan iç mimar Kerem’in şifacı bir kadın ve köylülerle geçirdiği arınma süreci anlatılıyor.

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.

Zamanın birinde isimsiz bir köye bir seyyah gelir. Yeri yurdu yoktur bu adamın. Gittiği yerlerde masallar anlatır. Bir sonraki durağına kadar dinleyenlerin verdiği hediyelerle yol alır. Yolu, bir gün yetişkinlerin yüreğinin karardığı bir köye düşer. Köy halkı, masallardan da gerçekler kadar korkmaktadır. Ama çocuklar masalcı Zekeriyya’nın dilinden anlamaktadır. Masalcı, Ulak İbrahim’in hikâyesini anlatmaya başlar. Masal ilerledikçe her hayal çocukların zihninde bir karşılık bulur. Kitapta anlatılanlar artık köyün hikâyesine dönüşmüştür.

1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz (babası o dönemde bir çok erkek çocuğa verilen ismi koymuştur) yedi yıl sonra hiç görmediği dedesinin Ege’deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Deniz’in dedesini hiç görmemesinin nedeni dedesiyle babasının yıllardır küs oluşudur. Hüseyin Efendi (Çetin Tekindor) okumaya diye gönderdiği oğlunun politik olaylara karıştığını öğrenince onu evlatlıktan silmiştir çünkü. Sadık’ın her şeye rağmen baba evine geri dönüşünün nedeni Deniz’den ayrılmak zorunda oluşudur; küçük oğlunu babasına emanet edecektir. Kelimenin tam anlamıyla Deniz bu çiftlikte hafif tatlı kaçık bir ailenin ortasında bulur kendini.

Sürgün olarak Hakkari'ye giden bir öğretmenin, orada güçlükler içinde geçirdiği bir kış mevsimi anlatılmaktadır. Film Ferit Edgü'nün "O" adlı romanından uyarlanmıştır.

Hülya üç çocuğu Aslı, Sezin ve Murat’ı babasız büyüten güzel ve hayat dolu bir kadındır. Bir kahve zincirinde çalışan büyük kızı Aslı, yapay kalp cihazıyla hayata tutunmakta ve kalp nakli beklemektedir. Reyhan Alkan (Sibel Taşçıoğlu) ise kızı Melike'ye çok düşkün zengin bir ailenin dul gelinidir. İki farklı sosyal statüye sahip Hülya ve Reyhan'ın hayatı yaşanan felaket sonrası kesişir.

Yalı Çapkını, Gaziantepli Korhan Ailesi'nin direği Halis Ağa'nın (Çetin Tekindor) el bebek gül bebek yetiştirilmiş torunu Ferit'in (Mert Ramazan Demir) evlenmesine karar vermesiyle gelişecek olayları konu alıyor.

Melek, yaşadıklarından dolayı üç çocuğuyla baba ocağına dönerken bir yandan gözü yükseklerde olan kızı Defne’nin (Rabia Soytürk) başına buyrukluğu ve isyankarlığıyla mücadele edip, diğer yandan oğlu Kerem’in (Ulvi Kahyaoğlu) futbol sevdası yüzünden başına gelenlerle ve kavgacı tavırlarıyla uğraşacak. Küçük oğlu Seyit Ali (Poyraz Ar) ise her durumda mutlu olacak bir şey bulan hayat dolu karakteriyle her daim annesinin neşe kaynağı olmayı başaracak.

“Hikaye, çiçek yetiştiriciliği ve esans üreticiliği ile ünlü Kalender kasabasında geçiyor. Masal ismindeki esrarengiz kadının kasabaya gelişi ile 15 yıldır saklanan büyük sırlar açığa çıkacak ve kasabada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Masal ile 'Yüzleşme'ye hazır mısınız?”

Gülizar (25) İzmir’in fakir bir mahallesinde, annesinin onu emanet ettiği Suzan’la (40) birlikte yaşamaktadır, müzik onun için çok önemlidir ve en büyük hayali bir gün iyi bir şarkıcı olmaktır. Suzan, Şerif’in işlettiği pavyonda çalışmaktadır ancak Şerif’in gözü Gülizar’dadır. Suzan’dan Gülizar’ı pavyona getirmesini ister. Gülizar’ın bir diğer derdi ise kendisiyle evlenmek isteyen yaşı geçkin Bahri Bey’dir. Gülizar, başındaki bu dertlerden kurtulmak isterken hayatı tahmin edemeyeceği şekilde değişir. Öz babası süt-peynir fabrikaları sahibi zengin iş adamı Mehmet Rıfat ölüm döşeğindedir, kendisini görmek istemekte ve artık onların çiftliğinde yaşamasını vasiyet etmektedir. Çiftliğin kâhyası ve Gülizar’ın varlığını yıllardır bilen kâhya Veysel’in oğlu Murat, Gülizar çiftliğe geldiği andan itibaren ona vurulur ancak ortada bir sorun vardır; kendisi Mehmet Rıfat’ın kızı Mine ile nişanlıdır. Gülizar çiftlikte hayallerine ulaşmaya çabalarken hem geçmişteki hem yeni edindiği düşmanlarla mücadele edecek, bir yandan da Murat’a duyduğu aşkla sarsılacaktır.

Elleri yalısının bahçesindeki topraktan başka toprağa değmemiş bir kadın ve bu kadını bir yalanı yaşamaya mahkum etmiş bir adam. Ve kadın en ummadığı anda gerçeklerle bir başına kalır. Şimdi hayat onu, kaybettikleri için savaşa davet ediyor . Hayat, onu çocukları için ayakta durmaya ve uzak diyarlarda yeniden doğmaya çağırıyor.

Kayserili, geleneksel, gittikçe zenginleşen bir aile olan Çınar Ilgaz'ın ailesiyle İstanbullu, sosyetik ve gittikçe maddiyatını kaybeden bir aile olan Lale Taşkıran'ın ailesinin birbirleriyle savaşını ve ikilinin aşkını anlatır. Ayrıca Lale'nin kız kardeşi Yeşim'in Çınar'a olan karşılıksız aşkı ve entrikalarını da atlamamak gerektir. Daha sonra Lale karakterinin yerine Toprak karakteri gelmiştir ve Yeşim'in entrikaları devam etmiştir. Toprak karakterini gelmesiyle birlikte hikâyede hareketlenme olmuş, Toprak'ın çektiği acılar ön plana çıkmıştır. Yeşim karakterinin diziden ayrılmasından sonra Azra karakteri diziye dahil olmuş; Zümrüt Taşkıran, kızları için intikam oyununa başlamıştır.

Varlıklı bir aile olan İsfendiyar Ailesinin taşındıkları yeni konak, ailenin içine bir ateş yakacaktır. Ailenin kızı Duygu, konağın hizmetlilerinin oğlu Ömer ile ilk gençlik yıllarından itibaren iyi arkadaş olur. Gittikçe derinleşen bu bağ zamanla sevgiye ve aşka dönüşür. Herkesten gizli taktıkları yüzükle birbirlerine söz veren Ömer ve Duygu'nun aşkı konakta yaşanan bir hırsızlık olayı ile sarsılır. Hırsızlık Ömer'in üstüne kalır, Duygu Ömer'in yapmadığına inanmaz. Ömer konaktan ıslahevine gönderilir. Sonra da izi kaybolur. Aşk ateşi küle döner. Yıllar sonra Ömer doğduğu topraklar geri döner, kapanan defterleri tekrar açar. Artık konaktan gönderilen o zavallı çocuk değildir, hesaplaşma vakti gelmiştir.

Karadere Mahallesi’nin serseriliği ile ün yapmış asi gençlerinden Umut, sebep olduğu bir olay sonrasında mahalleyi terk edip Tunceli’de öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Ta ki kardeşi Kaya’nın, bir sınıf arkadaşı tarafından okulda vurulduğunu öğrenene dek. Haberi alan Umut mahalleye geri döner. Aradan altı yıl geçmiş, mahallede çok şey değişiştir. Altı sene önce dostu olanlar artık düşmanıdır.

Bu kimsesizlerin, kimliksizlerin hikayesi... Savrulmuşların, yolunu kaybettiğini fark edip, yeni bir yol arayanların... Bu, hayata hiç hazırlanamayanların... Bu her şeye provasız yakalananların, ağzı birkaç kez yananların, bu sığınmak için yürekten söylenmiş tek bir sözcük arayanların hikayesi...

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Üniversiteliler için hayatta çok sorun var; dersler, aşklar, sınavlar. Yeşim Anadolu'dan gelip İstanbullu Tolga ile aynı evde yaşamaya başlar. Zamanla Yeşim'e âşık olan Tolga ise arkadaşlarından tepkilerle karşılaşır.

Bahar İstanbullu bürokrat bir ailenin kızıdır. New York'taki sanat eğitimini tamamlarken Seymen ile tanışır. Birbirlerine âşık olan çift evlenmek üzere Kapadokya'ya giderler. Seymen ise Kapadokya'nın gelişmiş, aynı zamanda da geleneklerine bağlı köklü bir ailesinin varisidir. Asmalı Konak denilen büyük bir konakta ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Bahar, gelin geldiği yöreye ve Seymen'in yöredeki saygınlığına hayran kalır.

Mahallenin bıçkın delikanlısı Tahir ile her türlü kötülük peşinde koşan Tilki Ekremin maceralarının anlatıldığı erkekliğin kitabının yazıldığı dizi.