İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Serra Tuğrul ya da bilinen adıyla Serra Yılmaz (d. 13 Eylül 1954, İstanbul), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, çevirmen ve yönetmen. 1954 yılında Semih Tuğrul ile Mualla Hanım'ın tek çocuğu olarak İstanbul'da doğdu ve büyüdü. Küçük yaşlarda Fransızca öğrendi. İstanbul'da bulunan Sainte-Pulchérie ve Saint Benoît adlı Fransız liselerinde eğitim gördü. Fransa'da bulunan Université de Caen Normandie'nin psikoloji bölümünden mezun oldu. Sanat hayatına Dostlar Tiyatrosu'nda başlayan Yılmaz, Fransa Kültür Bakanlığı tiyatro sorumlusu olan Robert Abirached'den tiyatro dersleri aldı. Uzun yıllar boyunca önce dramaturg, oyuncu ve Genel Sanat Yönetmen Yardımcısı olarak, daha sonra Rainer Werner Fassbinder'in "Diğerlerinin Adı Ali" oyununu sahneye koyarak Şehir Tiyatroları'nda yer aldı. İstanbul'da yaşayan sanatçı, Fransızca ve İtalyancadan anında çeviri konusunda profesyonelce çalışmakta olup, 27 Kasım - 1 Aralık 2006 tarihleri arasında gerçekleşen Papa XVI. Benedictus'un Türkiye ziyaretinde çeviri yapmasıyla tanındı. Sanatçı, Ferzan Özpetek'in Karşı Pencere filminde büyük başarı elde etmiştir. İtalyan sinema dünyasında iyi tanınan Serra Yılmaz, yurt içinde ve dışında sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır. Tarkan'ın "Hüp" şarkısının klibinde de yer almıştır. 2011 Venedik Film Festivali'nde "İlk Yapıt" kategorisinde jüri üyesi olarak görev almıştır. 28 Kasım 2014 tarihinde Türkiye'ye gelen Papa I. Franciscus'un Türkiye ziyareti boyunca çevirmenliğini yaptı. 2017 yılında ise İtalya'da MIX Milano Festivali'nde "Komedi Kraliçesi Ödülü" (Queen of Comedy) ödülüne layık görüldü.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.


Annamaria hastalığı sebebiyle bazı kontroller için birkaç gün hastaneye yatmak zorunda kalır. Bu süreçte iki çocuğunu yakın arkadaşları Alessandro ve Artura’ya bırakır. Fakat hastaneden gelen haberler hem çocukların hem de Alessadro ve Artura’nın hayatını geri dönüşsüz bir değişime sürükleyecektir.

2016 yılında ülkesinde gişe rekorları kıran bir İtalyan filminden beyazperdeye uyarlanan “Cebimdeki Yabancı”, bir akşam yemeğinde bir araya gelen yedi dostun maskelerinin ardındaki hayatlarını ve cep telefonlarını ortaya koymaları sonucu yaşananları gözler önüne seriyor.

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.

Hayatının aşkıyla evlendikten sonra hayat Hüseyin için daha da zorlaşmıştır. Büyüyen ailesini geçindirmek için gece gündüz çalışır. Firuzan ise ünlü bir şarkıcı olmuştur.

Yıllar önce terk ettiği karısı ve metresi arasında bir yol bulmaya çalışan bir hattatın psikolojik öyküsü. 50 yaşındaki hattat Agah kentin fırtınalı günlerinden kurtulup baba topraklarına dönmeye karar verir. Hattat Agah’ın tek isteği geçmişte güzel günler geçirdiği genç metresi Yıldız ve küçük kızı Ayla ile yeniden huzurlu bir yaşam kurmaktır. Ne var ki yıllar önce terk ettiği karısı tekrar dönünce kabus dolu günler başlar.

İlk Türk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale’nin hayatı anlatılır. Afife çocukluğundan beri özgürlüğüne düşkün, serbest bir kızdır. Ancak muhafazakâr bir aile çevresinde yaşamaktadır. On iki yaşına geldiğinde bütün itirazına rağmen çarşafa girmiştir. Babası, aile büyüklerinin desteğiyle Sanayi-i Nefise mektebinde resim okumasına müsaade etmiştir. Fakat Afife’nin gönlü tiyatrodadır. Önceleri, Afife Kumpanyası’nın oyunlarını ev içinde kurduğu küçük sahnede arkadaşları için sahneler. Önündeki en büyük engel babasıdır. Afife, Paşa Dedesi ve çocukluk arkadaşı ve aşkı Doktor Ziya’nın desteği ile babasına karşı durur. İçindeki arzuyu uzun süre bastıramayacaktır.

Yunus ve Ahmet komşudur. Yunus’un oğlunun güttüğü koyunlar Ahmet’in bahçesine girip sebzelere zarar verir. Ahmet buna kızıp Yunus’un oğlunu dövünce, Yunus ve Ahmet kavga ederler. Yunus, Ahmet’le barışmaya niyetlense de Ahmet’in dava açtığını görünce o da ona karşı dava açar. Birbirlerine dava açan ikili, bürokrasi sebebiyle sürekli adliyeye gidip gelmek zorunda kalır. Bu koşuşturmadan maddi zarar görmeye başlayan iki komşu zaman geçtikçe pişman olacaktır.

Üftade annesi ve üvey babasıyla sıradan bir hayat sürmektedir. Bir gün yıllar önce evden gitmiş olan ablası oğlu Umur'la kapılarını çalar. Umur'la Üftade çok içten bir bağ kurarlar. Gelişen olaylarla Üftade'nin bambaşka bir yüzü ortaya çıkar.

Antonia, kocası Massimo'nun bir kaza sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Michele adında bir adamla yaşadığı yasak ilişkiyi öğrenir. Bu haberle yıkılan Antonia, kendini kocasının gizli hayatını araştırırken bulur. Fakat bu sırada, merhum kocasının ikinci ailesi olarak gördüğü, Michele ve onun eksantrik arkadaş grubuyla beklenmedik ve derin bir dostluk kurar. Bu insanlar sayesinde hayata karşı bakış açısı değişen Antonia yeniden sevmeyi öğrenebilecek midir?

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Dizi otoriter ve eşinden ayrılınca hayata karşı dimdik durmayı başarabilmiş bir kadın olan Şehnaz ile (Perran Kutman) eski eşi arasında geçen olayları anlatır, olaylar yer yer komik yer yer hüzünlü bir şekilde gelişir .
