İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
1 Nisan 1985’te Eşrefpaşa, İzmir’de dünyaya geldi. Çocukluğu İzmir- Bahçelievler'de geçti. Mustafa Urcan İlköğretim Okulu’ndan sonra Fevzi Çakmak Ortaokulu'ndan mezun oldu. Liseyi Göztepe’de bitirdikten sonra İstanbul’a gitti. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk bölümünden mezun oldu. İlk olarak Bez Bebek dizisinde canlandırdığı Merve karakteri ile tanındı. Aynı dönemde Aşk Yakar dizisinde rol aldı. Ardından Alia ve Ev adlı filmlerde rol alan Ovalı, bu rolle beğeni topladı ve Paramparça, Bir Bulut Olsam, Reis, Kötü Yol, Şeref Meselesi ve Familya gibi önemli dizilerde yer aldı. Başarılı oyuncu 2016 yazından beri Beşiktaş’ta oynayan ünlü futbolcu Caner Erkin ile birliktedir.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Mümtaz’ın hayatında hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Yine böyle bir günde onun yolu Derya ile kesişir. Dahil oldukları büyük bir kaza, Derya ile Mümtaz’ın hayatını geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirir. Mümtaz ile Derya aile olabilmenin zorlukları ve sonsuz aşkın sınırlarıyla mücadele etmek zorunda kalır

4 yıldır sevgili olan İrem ve Ozan, nişanlanacakları günün sabahında, beraber yaşadıkları evlerinde uyanırlar. İrem bu nişandan dolayı gergindir çünkü ailesinin her üyesi birbirinden deli dolu ve sorun çıkarmaya müsaittir.

Hazine, annesini defnetmek için gittiği memleketinde planladığından daha uzun süre kalmak zorunda kalan Mesut'un, kardeşi Musa yüzünden katıldığı define arayışıyla birlikte başından geçenleri konu ediniyor.

Kız arkadaşı tarafından aniden terk edilen Semih, hayatına devam etmek için umutsuzca çabalarken geçmişle yüzleşmeye başlar. Aşk ve ayrılık hakkında “biraz garip” bir hikâye.

Sert mizacıyla tanınan Belediye Reisi Aziz Özay'ın kent çapında meşhur iki özelliği daha vardır: Biri herkesin imrendiği meyve bahçesi, ikincisi de evlenme çağına gelmiş, birbirinden güzel 3 kızı. Kasaba merkezine inmeyen, insan içine çok çıkmayan kızların taliplisi ise çoktur. Aziz Bey'in eşi Ayda ve kızları Muazzez, Türkan ve Safiye 'nin öyküleri 1970'li yılların sonunda Hakkari'de başlar ve 1990'lı yılların sonunda Antalya’ya dek uzanır.
Görsel yokZengin bir babanın çapkın oğlu detektif olmaya karar verir. Bu arada tanıştığı üç yakın kız arkadaşın ikisini kendine aşık edip kalplerini kırar...

Çocuklarına bakmak için mesleği olan avukatlığa ara veren Nehir'in, kocası Serdar ile mutlu giden evliliğinde bir gün Serdar'ın ortadan kaybolmasıyla gelişen olayları konu alıyor.

Adem (Timuçin Esen) namuslu bir adamdır. Darphane’de sıradan bir memur olarak çalışan Adem, oğlu Arda için yaptığı bir sürprizle hayatını altüst eder. Masum gibi görünen hareket, Adem’in hayatında geri dönülemez bir çöküşe yol açar ve işini, eşi Canan’ı (Şükran Ovalı) ve hatta oğlunu kaybetme noktasına kadar getirir. Karizmatik ama aynı zamanda müthiş bir sahtekar olan kardeşi Kartal’ın (Çağlar Ertuğrul) bu zor dönemde hayatına girişi ile işler daha da çıkılmaz bir hale gelir. İki kardeş yasalara meydan okurken; Polis Ayşe (Deniz Baysal) her ikisinin de sonunu getirecek tek kişidir. Yolu beklenmedik bir şekilde Ayşe ile kesişen Kartal’ın ona aşık olması ise tüm dengeleri değiştirecektir.

70'ler erotik sinemasında büyük bir başarı yakalayan Erşan Kuneri, farklı türlere de el atmaya karar verir. Kuneri, sektörden partnerleri olan Alev, Altın Oran, Miki Muammer, Seyyal, Kaya Akın, Firdevs ve Payro Kemal ile birlikte farklı film türlerini denemek için harekete geçer.

O romantik ve hassas olduğu kadar prensiplerine sıkı sıkıya bağlı ve son derece inatçı. Arnavutluk'tan Türkiye'ye göç eden ve en iyi aşçılar arasında gösterilen Şeref Bey bu kez yeni bir hayat için yola çıkıyor ama hiç beklemediği sürprizler ve kim bilir belki de yeni bir aşk onu bekliyor.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

İlişkileri lisede yapılan acımasız bir "şakaya" dayanan ve 20 yıl sonra hayatın yollarını yeniden kesiştirdiği dört kadının güç mücadelesinde eski kinler ve hırslar ortaya çıktıkça aralarında cinayete kadar varan korkunç bir hesaplaşma başlar. Merve Aksak (Aslıhan Gürbüz), Oya Toksöz (Gökçe Bahadır), Arzu Kaymaz (Tülin Özen) ve Pelin Kaner'in (Bade İşcil) karıştığı bu vakâyı (ya da vakâları), Cinayet Büro Başkomiseri Kemal (Tansu Biçer) ve yardımcısı Derya (Hayal Köseoğlu) çözmeye uğraşırlar ancak bu dört kadının çetrefilli dünyasını aydınlatmak düşündüklerinden daha zor olacaktır.

“Familya”, 2002 yılında Dünya Kupası’daki Türkiye- Senegal maçında İlhan Mansız’ın attığı golle, herkes büyük bir sevinç yaşarken, parçalanan Beyoğlu ailesinin ve baba Yaşar Beyoğlu’nun (Uğur Yücel) yıllar sonra aldığı bir haberle yeniden ailesini bir araya getirmeye çalışmasının hikayesini konu ediniyor.

Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocası Cevdet'in yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını. 1919 yılında, Yıldız (Pınar Deniz) güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...

Bir gün uyanırsınız ve hayatınız birdenbire tersine döner... Mutlu bir aileniz vardır, biricik çocuğunuzun sırlarla dolu ölüm haberi gelir, dünya başınıza yıkılır... Başarılı bir politikacısınız, belediye başkanlığına doğru koşarken isminiz bir cinayete karışır... Hayatınızı değiştirme arifesinde bir komisersiniz, her şeyi ardınızda bırakıp daha güzel bir hayata adımlayacağınız gün, çözmeniz gereken bir cinayetle karşı karşıya kalırsınız, suçluyu bulmadan gidemeyeceğinizi bilirsiniz... Gencecik ve hayat dolu bir genç kızsınız, yarınlara umutla bakarken birdenbire gözleriniz sonsuza dek karanlığa gömülür, öldürülürsünüz. Kader ağlarını öyle bir örer ki hayatınız hiç ummadığınız bir şekilde değişiverir... Peki, kötü kimdir? Kader mi?

Mücadele içindeki bir annenin hayatı, vahim bir olayın ardından bir iş adamınınkiyle iç içe geçer ve ailelerini karmaşık bir zorluklar ve duygular ağında birbirine bağlar.

Aile büyüğü dedelerinin ölümünün ardından annelerinin ısrarıyla, yeni bir başlangıç yapmak için İstanbul'a taşınan Yiğit ve Emir, geldikleri ilk günden itibaren bu şehrin onlara iyi gelmeyeceğini anlayacaktır. Ailelerinin her şeyini kaybetmesinin ardından, babaları da intihar eden iki kardeşten Yiğit, annelerini de yataklara düşüren bu olayın faillerinden intikam almaya ant içer.

1965 senesi, Adana… Çamaşırcı Ayşe Kadın’ın büyük kızı Nuran, çevresi tarafından sürekli güzelliği övülen ve artist namzeti olarak görülen fakir bir kızdır. Bir gün, ağabeyi İhsan tarafından yüklü bir başlık parası karşılığında Bedir Ağa’ya satılır. Nuran’ın tek kurtuluş ümidi, büyük bir aşkla sevdiği şoför Reşat’tır. Fakat evlilik hayalleri kurduğu Reşat’ın onu patronunun karısıyla aldattığını öğrenince İstanbul’a kaçıp, hep ona söylenen, arada sırada kendisinin de hayalini kurduğu şeyi yapmaya; yani bir sinema yıldızı olmaya karar verir. Adana kökenli bir rejisör olan Kenan Yılmazer, İstanbul’da Nuran’ın elinden tutarak ona bir şans verir ve şöhret basamaklarına ilk adımını atmasını sağlar. Ancak ne Reşat ne de ağabeyi İhsan, Nuran’ın peşini bırakmayacaktır.

31 Aralık 2011'den sonra Türkiye'nin resmi olarak AB üyesi olacağını Egemen Bağış duyurur. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne geçişindeki olaylar İstanbul'da bir apartman olan Avrupa Avrupa Apartmanı'nın sakinlerinin üzerindeki etkileri ile gösterilir. Koparan ailesi ve Beceren ailesi arasındaki atışmalar genellikle ön planda yer alır. Koparan ailesinin kızı Gül ile Beceren ailesinin Brüksel'den yeni gelen oğulları Can'ın birbirine aşık olması, bu durumu saklamak için yaptıkları ise dizinin konularındandır. Dizinin diğer bir konusu ise Mahir ve Ferdi'nin iş ortakları oldukları halde Gülbahar ve Nermin'in aralarındaki kavgadan dolayı bunu onlara söyleyememesidir.

İstanbul Atatürk Havalimanı'na inen uçak, çok beklenen, çok özlenen bir yolcu getirir. Yolcunun adı Murat'tır. Kimine göre Murat bir oğul, kardeş, yeğen, dayı, kimine göre kuzendir... Bir başkasına göreyse eski sevgili… Murat, pilot olarak döner ülkesine. Mesleğini yapmak için heyecanlıdır. Hayat aslında "sen plan program yaparken başına gelen şeydir." Bu kural Murat için de geçerli olur. Bir anda kendini pilotluk yerine, ailenin balıkçı teknesinde reis olarak bulur. Bir başka şehirde, bir başka insanın, Ayşe'nin hayatı da tıpkı Murat gibi bir gece içinde değişir. Mutlu bir hayatı olduğunu sanırken bir anda kendini tek ve yapayalnız buluverir. Başka bir şehir, başka bir hayat onun için de kaçınılmaz görünmektedir.
Görsel yok
Dünyada sahipleri tarafından terk edilen oyuncaklar, "Oyuncak Dünyası" denen masalsı bir yere gönderilir. Orada, bir bez bebek olan Nana'nın 100 yıllık hayali, eski sahibinin yanında insan gibi yaşamak ve insanlarla aynı duyguları hissetmektir. 100. doğum gününde hayallerini gerçekleştirmek için insan olmayı diler. Nana'nın insan olma dileği kabul edilir. Nana geceleri bez bebeğe dönüşür ve gündüzleri insan gibi yaşar, ta ki insan olana kadar. Bu durum 1 yıl devam etmelidir. Oyuncaklar Dünyası'ndaki kurallara göre kimse aynı dileği yerine getiremez. Bu kural nedeniyle, doğum gününe bir yıl kalan ve Nana ile aynı dileği paylaşan Şoker, bu zor dünyaya alışma sürecinde onu isteğinden vazgeçirmeye çalışır.