İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

15 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
Sümer Tilmaç (d. 15 Temmuz 1948 - Malatya) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. 1964 yılında Arena Tiyatrosu'nda oyunculuğa başladı. 1968 'de İstanbul Belediye Konservatuarı'ndan mezun oldu. Tilmaç, Münir Özkul ve Gazanfer Özcan gibi sanatçıların öğrencisi olarak yetişti. 210 dan fazla filmde rol alan Tilmaç, yaklaşık olarak 60 tiyatro oyununda oynamıştır. Bugün halen Yeşilçam oyuncuları denen oyuncular grubundan gelip günümüz tiyatro ve sinema sektöründe tutunmuş sayılı oyunculardan biridir. Tiyatro çalışmalarının yanı sıra, Meraklı Köfteci, Vatandaş Rıza, Ah Güzel istanbul, Gırgıriye, Kılıbık, Damga, Acı Dünyalar, Reis Bey, Kahpe Bizans, ve Hemşo gibi birçok sinema filminde ve Süper Baba ve Karaoğlan televizyon dizilerinde rol alan tecrübeli oyuncu, 2002 yılında Son filmindeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Sadri Alışık ödülü kazandı ve son olarak Osmanlı Cumhuriyeti filminde oynadı.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Aşkına rağmen gururu için evinden ayrılıp Anadolu’da öğretmenlik yapan genç bir kadının yaşamını anlatan dizide ayrıca dönemin toplumsal koşulları değerlendiriliyor. Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride, yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir. Davranışları yüzünden çevresindekiler tarafından “Çalıkuşu” olarak anılan Feride, gittikçe serpilip güzelleşir. Teyzesinin oğlu Kamuran'a âşık olup nişanlanan Feride, onun Münevver adlı bir kızla ilişkisi olduğunu öğrenince evden kaçar. Yaşlı süt annesinin yanına sığınan genç kız, başvurusu sonucu öğretmen olur. Aşırı ve gösterişli güzelliği başına dertler açan Feride, sık sık tayini çıkıp yer değiştirmektedir. Son tayinlerinden birinde, yaşlı bir bekâr olan Hayrullah Bey’le tanışır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Büyük bir şirketin muhasebecisi olan Servet, gözünü para hırsı bürümüş karısının gazına gelerek şirketin internet hesapları üzerinden hatırı sayılır miktarda bir parayı patronundan çalma planı yapar. Bu planın bir parçası da en yakın arkadaşı olan Gökhan'dır. Parayı onun hesabına aktarıp herhangi bir olumsuz durumda suçu onun üzerine yıkacaktır.

Filmde Atatürk’ün hiç lider olmaması, Kurtuluş Savaşı’nın yapılmamasıyla Osmanlı Cumhuriyeti’nin günümüze uyarlanmış devamı anlatılıyor.Türkiye Cumhuriyeti yerine Osmanlı Cumhuriyeti’nin devam etmesi, Ankara’nın başkent olmaması, tabelaların, plâkaların hem Türkçe, hem Arapça olması, padişahın kaftanının altında takım elbise olması gibi trajikomik durumlar filmin hikayesini oluşturuyor.

Başak (Fatma Girik) iki rakip gazino sahibinin paylaşamadığı ünlü bir şarkıcıdır. Başak artık öldürüleceğinden şüphelenir ve korkarak kılık değiştirip yurt dışına kaçmıştır. Gazinocular Başak'ı ararken karşılarına Veysel'e (Kemal Sunal) Japon arkadaşı tarafından hediye edilen şarkıcının bir kopyası çıkmıştır. Bu bir kadın görünümlü robottur.

Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya), Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Mehtap Ar) ve halası Rabiş (Asuman Arsan). Sabahat kafayı parayla iyiden iyiye bozmuştur. Kazandıklarını ortak bir kesede topladıklarından, içinden üç kuruş dahi aşıran olsa, yürütenin gözünü oyar. Ancak, başladı mı davul, zurna, bırakırlar kavgayı, başlarlar oynamaya... Çok da dertlidir çingene hatunlar kocalarından... Güllü’nün Bayram’ı kadınların peşinde dolaşmaktan, Sabahat’in Münir meyhane köşelerinde içip içip küfelik olmaktan, Bekir ise paraları kumarda tüketmekten başka bir işe yaramazlar. Güllü’nün de hayranları az buz değildir. Özellikle de patron Deli Ömer (Sümer Tilmaç) fena yanıktır Güllü’ye. Birgün Sabahat’ın tepesi atar, Münir’i, Bayram’ı, Sevim’i ve Rabiş’i evden kovar.

Sulukule’de yaşam... Bir yanda Güllüye (Gülşen Bubikoğlu), annesi Sabahat (Perran Kutman) ve dayısı Bekir (Şemsi İnkaya). Diğer yanda Bayram (Müjdat Gezen), babası Emin (Münir Özkul), kızkardeşi Sevim (Ayşen Gruda) ve halası (Adile Naşit). Güllüye Bayram’ın, Sevim de Bekir’in sevgilisidir, ama Emin ile Sabahat’ın ezeli düşmanlığı evlenmelerine engeldir. Aslında birbirlerine aşık olan Emin ve Sabahat yıllar önce tam evlenecekken, Emin’i başka kadınla görüp, inat için başka adamla evlenen Sabahat’a Emin’in kızması; giderek ortaya iki düşman aile çıkartmıştır. Sulukule’ye gelen müşterileri paylaşamaz, sürekli kavga ederler. Güllüye ve Bayram evlenmeye iyice kararlıdır. Ama ünlü gazinocu Sabri’nin Güllüye’yi assolist yapması bunun gerçekleşmesini önler.

Osmanlı Hanedanının hüküm sürdüğü yıllarda sıradan bir mahalleye yeni taşınan Cihanyandı Kanlı Nigar Nigar, uzun zaman önce kötü yola düşmüş, artık ekmeğini bu işten çıkaran bir kadındır. Bu mahallede yeni bir genelev açan kadının bu mahalleyi seçmesinin altında özel nedenler yatmaktadır. Yıllar önce masum bir kadınken kendisini kirletip bu yola düşüren yakınlarından intikam almayı aklına koyan kadın kurduğu türlü plan ve tuzaklarla masumiyetinin peşine düşecektir. Sadık Şendil tarafından kaleme alınan Kanlı Nigar isimli oyundan beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Memduh Ün; başrolünde ise güçlü performansıyla Fatma Girik var.

Filmde, işlediği cinayetle hayatı altüst olan bir adamın hikâyesi anlatılır. Orhan köyünde toprağını işleyerek geçimini sağlamaktadır. Bir gün ağalarının kendisini İstanbul’a çağıran telgrafını alır. Ağa, işteki rakiplerinden birini öldürtmek için Orhan’ı kullanmayı plânlamaktır. Karşı koymak istese de ağanın sözünü emir bilen Orhan, fabrikatör Fazlı Çetin’i vurur. Hapishaneden çıktıktan sonra hayatını düzene koymaya çalışır. Ancak kendisini bir intikam mücadelesinin içinde bulacaktır.

Fatih Sultan Mehmet Mora kentinin başsız kaldığını öğrenir. Mora’da karışıklık başgöstermiştir. Rum Kani Paşa bu karışıklığın nedeni olarak sadrazamı suçlar. Kara Murat ise Rum Kani Paşa’nın sadrazamın yerinde gözü olduğu için iftira attığını, bunun doğru olmadığını ileri sürer. Fatih Sultan Mehmet bu sözler üzerine Kara Murat için ölüm fermanı çıkarır.

Mutlu bir aile yaşantısı olan sevimli Gülşah bir gün eve geldiğinde beklenmedik bir tabloyla karşılaşır. Evde anne babasını bulamayan küçük kız, babasının haksız yere hapse girdiğini; annesinin ile hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Bu büyük trajedi karşısında şaşkına dönen kız yine de metanetini korur ve küçük kardeşine sarılarak her şeyin üstesinden gelmeye ant içer. Küçük kız artık bir yandan küçük kardeşine bakacak, diğer yandan da hapisteki babasına ve hastanedeki annesinin geçimini sağlayacak parayı kazanacaktır. Hayatta tek başına kalan Gülşah, çeşitli işlerde çalışıp ailesini geçindirirken küçük yaşta fazlasıyla olgunlaşmayla tanışacaktır.

Seyyar köftecilik yapan iyi niyetli ama çok meraklı Şaban bir gün zor durumdaki bir kıza yardım etmek isterken kendisini onunla evlenmiş bulur. Kızın akrabaları boşanırsa kızın mirasına konacaklardır. Şaban’ın akrabaları ise evli kalması ve bir çocuk yapmaları halinde mirasa konacakları hayalini kurmaktadırlar. İki arada bir derede kalan meraklı köfteci Şaban ise giderek kıza aşık olur.

Babaları tarafından Menekşe adlı yarış atını almakla görevlendirilen Ali, Veli ve Mıstık adındaki üç kardeşin başına gelenleri anlatır. Altınoğlu, oğullarının İstanbul’da okuduğunu zannetmekte, Ali’nin doktor, Veli’nin avukat olacağını, Mıstık’ın ise liseye devam ettiğini düşünmektedir. Fakat Ali, Veli ve Mıstık müzisyenlik yapmaktadır. At yarışlarına düşkün olan Altınoğlu, oğullarına Menekşe adlı atı almaları için telgraf çeker. Atın sahibi Yekta satma taraftarı değildir. Bunun üzerine kardeşlerin aklına başka bir plân gelir. Ancak Altınoğlu’nun da İstanbul’a gelmesi işleri karıştıracaktır.

90’lı yıllarda Yeşilova isimli bir Ege kasabasında yaşayan sıcak, samimi insanların hikayesini anlatır Yeşil Deniz. Belediye hoparlöründen 24 saat anons yapılan, herkesin herkesi tanıdığı ve hakkında dedikodu yapacak kadar malumata sahip olduğu bir yerdir Yeşilova. Kasaba halkı Yeşil Deniz adını verdikleri tarlalarda çalışırken tek eğlence kaynakları kasabanın radyosu olan Ova Fm ve Radyocu İsmail’in yaptığı istek programıdır. Bu kasabada eğer bir kişi birine istek yollarsa o kişinin de karşı tarafa yollaması şarttır. Yoksa elalemin içine çıkacak yüzü kalmaz. Tabii ki bu istekler ücrete tabidir… İstek programı halkın eğlencesi olmasının yanı sıra kasabada hiç eksik olmayan aşk hikayelerinin de en büyük romantizm kaynağıdır. “Yeşil Deniz” Yeşilova halkı için yalnızca tarlanın adı değil, hayatın adıdır aslında…

Orta halli bir İstanbul mahallesine konuğuz bu Ramazan. Kaybolmaya yüz tutmuş, bizi biz yapan ve birbirimize bağlayan tüm değerlerimize sımsıkı sarılmış, bir avuç insanın misafiriyiz. Oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığının bilincinde, helal dairenin keyfinin kafi olduğunun idrakinde ve harama lüzumsuz gözüyle bakan, her sene Ramazan ayında yaşadıklarımızı yaşayan insanlardır bize kapılarını açanlar. "Nerede o eski Ramazanlar?" demeyen insanlardır. O eski Ramazanları yaşarlar hala.

Şermin ve Yaşar Usta, 18 yaşına gelen oğullarının birgün karşılarına çıkan doğum hemşiresinin itirafı ile öz çocukları olmadıklarını öğrenirler. Hastanede bebeklerinin karıştığını öğrenen Şermin ve Yaşar Usta'nın artık hayatları değişmiştir. Milyonda Bir, birbirinden gece ve gündüz gibi farklı iki aile etrafında geçen bir hikaye.

Ömer zengin bir holding şirketinin tek varisi, uçarı kaçar ve çapkın bir delikanlıdır. Babası Haşmet Bey ise oğlunu adam etme umuduyla, her fırsatta onu işe bağlamaya çalışır. Bir arazi meselesini çözmek için beraber Kaz Dağları'na iş gezisine giderler. Ömer için bu seyahat, çapkınlıklarına skor ekleyeceği bir tatildir. Fakat bu sefer hiç ummadığı biçimde sert bir kayaya çarpar. Her kadını tavlayabileceğini sanan Ömer, zor koşullarda hayat mücadelesi vermiş olan Ayşe'yi bir türlü baştan çıkartamaz; çıkartamadıkça da azmi artar. Kendisine yüz vermeyen bu sıradan kızı tavlamak uğruna arkadaşlarıyla büyük bir bahse giren Ömer, kumar masasının ciddiyetini Adatepe köyünde nikah masasına oturduğu anda fark eder. Kaçmak işe yaramaz, artık Ayşe ile evlidir! Ömer kimseyi üzmeden bu işten paçayı sıyırarak, İstanbul'a kaçma planları yapar.

Cennet Mahallesi, İstanbul'un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afilli delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar. Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına engel olmaktadır. Sultan'ın anası bohçacı Pembe ile Ferhat'ın babası zurnacı Yunus da yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar; ama bu düşmanlık onların da mutluluğunu bozmuştur.

Üç eski koca, birlikte yaşayan üç eski eşinin hemen karşısındaki daireyi kiralamak için bir araya gelir ve onları çeşitli numaralarla geri kazanmaya çalışır.

1200'lü yıllarda babası Baybora ile birlikte Orta Asya'da yaşamış, yoksulun yanında savaşan ve efsanesi günümüze kadar gelen Karaoğlan'ın hikayesi. Karaoğlan bebekken annesi öldürülür, babası zindana atılır. Baysungar tarafından yetiştirilen Karaoğlan, Çalık, Balaban ve Bayırgülü ile beraber annesinin intikamını almak için Kaşgarlı Gurhan'ın peşine düşer.
Görsel yokKöyün en güzel kızı olan Nazlı ailesi tarafından zorla evlendirilmek istenmektedir. Nazlı ise köyün delikanlısı Kemal’e (Alişan) sevdalıdır. Kemal’in babası Kadir Ağa en yakın dostu olan Şane’nin sevdiği kadın Zehra’yı zorla alıp evlenmiştir. Zehra yıllardır konuşmamaktadır. Şane ise hapistedir.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..

Doktor Cemal ve diğer hastane personelinin özverili çalışması…

Tarık Buğra'nın "Osmancık" adlı romanından uyarlanan ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatan dizi.

Aşkına rağmen gururu için evinden ayrılıp Anadolu’da öğretmenlik yapan genç bir kadının yaşamını anlatan dizide ayrıca dönemin toplumsal koşulları değerlendiriliyor. Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride, yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir. Davranışları yüzünden çevresindekiler tarafından “Çalıkuşu” olarak anılan Feride, gittikçe serpilip güzelleşir. Teyzesinin oğlu Kamuran'a âşık olup nişanlanan Feride, onun Münevver adlı bir kızla ilişkisi olduğunu öğrenince evden kaçar. Yaşlı süt annesinin yanına sığınan genç kız, başvurusu sonucu öğretmen olur. Aşırı ve gösterişli güzelliği başına dertler açan Feride, sık sık tayini çıkıp yer değiştirmektedir. Son tayinlerinden birinde, yaşlı bir bekâr olan Hayrullah Bey’le tanışır.

Refik Halid Karay’ın aynı adlı eserinden uyarlanan drama…

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."

Denizin Kanı 1978 yılında TRT 1'de yayımlanmış Türk Drama dizisidir. Tarık Dursun Kakınç'ın eserinden televizyona uyarlanmış dizinin yönetmenliğini, Yücel Çakmaklı üstlenmiştir. Ege'de sünger avcılığı ile geçinen bir grup insanın deniz ve toprak tutkuları işleniyor.