İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Suzan Aksoy (d. 19 Aralık 1956) Türk oyuncu. Daha çok Şaşıfelek Çıkmazı, Nasıl Evde Kaldım ve Çemberimde Gül Oya dizilerindeki rolleriyle tanınır. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro bölümü mezunudur. 12 yıl Kenter Tiyatrosunda çalıştı. Uzun yıllardır Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalışmaktadır. Burada en son, Tak Tak Takıntı adlı oyunda oynamıştır.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.

Gökhan Özoğuz, Adana'da gittiği bir tamircide çırak olan ve müzik sevdasıyla yanıp tutuşarak besteler yapan Ömer Ali ile tanışır. Ömer, yaptığı çalışmayı Gökhan'a gösterir ve bu işin peşini bırakmaması gerektiği öğüdünü alır. Ömer Ali'nin “Sen de benimki gibi bir aileye, benim doğduğum gibi bir tamirhaneye doğsaydın, Athena Gökhan olabilir miydin?” sorusu, Gökhan'ın bilinçaltına kazınacaktır. Arabasının tamir olmasını beklerken uykuya dalan Gökhan, rüyasında tam olarak bu sorunun etkilerini görür. Gökhan artık Adana'da bir tamirci çırağıdır...

Uzun süreli bir ilişkinin içindeki Ersan artık sevgilisine ilgi göstermeyi ve romantik olmayı bırakmıştır. Uzun ilişkinin rahatlığının keyfini süren adam günün birinde uzun süreli sevgilisi Ayla tarafında terk edilince sudan çıkmış balığa döner. Birkaç hafta boyunca sevdiği kadını geri kazanmaya çalışsa da sonuç nafiledir. Ayla geri dönmeyi kabul etmez. Bunun üzerine artık ayrılığı kabullenmesi gerektiğini anlayan Ersan farklı bir yerin iyi geleceği umuduyla uzun zamandır gitmediği Erdek'teki çocukluğunun geçtiği eve gider. Ancak burada da aradığı teselliyi bulamayan Ersan sahilde dolaşırken yakınlarda bir düğün olduğunu fark eder. Bir şeyler için çıkma düşüncesiyle düğüne giren Ersan, düğündeki damadın babası tarafından yıllar önce küsüp Almanya’ya yerleşen kardeşinin oğlu Feridun sanılır. İlk başta bu rolden memnun olan Ersan ilk fırsatta kaçarım diye düşünürken damadın kuzeni Hayal’i görür. Geceyle birlikte ilginç ve komik olaylar da bir bir başına gelecektir...

Dört çocuk, torunlar, iki ayda bir evden eve taşınan çiçekler, plaklar, bir sandık ve gramofon. Ve iki ayda bir buluşulan Çınar Ağacı! Emekli öğretmen Adviye Hanım’ın biraz muzip, biraz huysuz kişiliği çocuklarına hayatı zorlaştırıyor görünse de torunu Barış’ın hayatındaki en anlamlı şey “anneannesi”dir. Bir tek Barış, anneanneye kavuşulacak Çınar Ağacı buluşmalarını ve sıranın onların evine gelmesini iple çekmektedir!

Perihan Emgen (Demet Akbağ); kızı, torunları ve çok sevmese de kızı için katlandığı damadı ile yıllar içinde kelimenin tam anlamıyla tırnakları ile kazıyarak kurduğu rahat, konforlu ve iktidarlı bir hayat sürmektedir. Bir gece karakoldan gelen telefon ile hepsinin hayatı sonsuza dek değişecektir! Kızı Berna’nın cesedi bulunmuştur! Demir parmaklıklar ardında, karşısında gencecik bir avukata Perihan’ın hayatını neden alt üst ettiğini anlatan Ferda Kendirci (Evrim Alasya) ise tırnakları ile kazıyarak bir mahalle kuaförü sahibi olmuştur ama Perihan’ın sahip olduklarının peşindedir!

Özgür bir insan nasıl yaşayacağını hiç düşünmez; çünkü nasıl yaşanmayacağını zaten bilir. Gerisi hikayedir. Asi ruhlu bir mahalle delikanlısıdır Şevkat. Adaletsizliğe, haksızlığa ve ayırımcılığa zerre tahammülü yoktur. En büyük sorunu da öfke kontrolüdür. Bu sorundan ötürü sıradışıdır, sevimlidir ve mahallenin afili kahramanıdır. Şevkat harbidir, samimidir, sözünün eri, öfkesinin esiridir. Ancak yüreği pamuk kadar yumuşaktır ve hayatı hep pamuk ipliğindedir. Halden anlar, hatır sayar, zorda kalana yardım elini uzatır. Velhasılı, nesli tükenmiş bir mahalle delikanlısıdır o. Şevkat’in hatırını asla kıramayacağı Cevdet Bey bir gün ondan bir ricada bulunur. Ama ne ricadır bu! Bu ricadır zaten hikayemizi başlatan; Şevkat’i hayatının en zor sınavına atan. Cevdet Bey, Paris’ten dönen kızı Esin’i Şevkat’e emanet eder. Mertliğine güvenir , göz kulak ol, sahip çık kızıma der; mahallesine gönderir. Şevkat Yerimdar bu! Emanetse baş üstündedir, dünya yıkılsa halel getirmez üstüne. Gel gör ki bu emanet başkadır; güzeller güzeli bir kızdır. Adı Esin’dir, Şevkat’in hayatına belalı ama tatlı bir esin gibi gelmiştir işte. Şevkat’e emanet edilen Esin mahalleye adım attığı gün aklını kaçırır ve dünyadan kopar. Şevkat’i bir telaştır alır. Emanete sahip çıkmak ve Esin’in aklına başına getirmek için akla karayı seçer. Derken aklı başına gelir Esin’in . Ne var ki, Esin kendine geldiğinde bambaşka biridir. Şevkat’e kök söktürür, onu çileden çıkarır. Buna rağmen Şevkat verdiği sözden dönmez. Hem Esin’e göz kulak olmak hem de ona katlanmak zorundadır çünkü. Esin ne yapar ne eder, iki yakası bir araya gelmeyen Şevkat’in iki ayağını bir pabuca sokmayı başarır. İki arızalı karakter arasında akıllara zarar bir ilişki kurulur ve yaşadıkları mahallenin altını üstüne getirirler. Garip, zor, belalı bir aşk hikayesi doğar derken… Bu aşkın doğuşu içindir zaten bütün olaylar…
Görsel yokAcil Servis, hayatın kalbinin attığı yerdir. Buraya ölümle yaşam arasındaki ince çizgide yürüyen hastalar gelir. Başta doktorlar olmak üzere her acil servis çalışanı da birer insandır. Onların da hayatı vardır. Aşkları, hayalleri, ümitleri, çocukları, sevgilileri, anneleri babaları... Ve bir yandan kendi hayatlarına yetişmeye çalışırken diğer yandan insan hayatını her şeyin üstünde tutmaya yemin etmişlerdir.

Ahsen ile Kartal evli üç çocukları olan mutlu bir çifttir. Ahsen boşanma avukatlığında gitgide uzmanlaşmakta, Kartal ise bir düğün salonunun sahibi ve "Bir Yastıkta" kocamak isteyenleri evlendiriyor. Biri boşanmaya, biri evlenmeye vesile olan bu iki insanın evliliği, iki erkek bir kız çocukları, kayınpeder ve kayınvalideleri ile kalabalık bir hayata sahne oluyor. Tabii yanında komediye de...

Babasının ani ölümüyle yalnız kalan Muazzez hiç görmediği amcasının yanına taşınır. Muazzez, güzelliğiyle kuzenleri Namık ve Sait'in dikkatini çeker. Muazzez'in eve gelişi, özel bir üniversitede okuyan Sait'in hızlı yaşantısını da, artık giderek sıradanlaşan Namık'ın bütün hayatını da etkileyecektir. Muazzez yeni hayatına alışırken farkında olmadan bu iki adamı kendine aşık edecektir. Nahit Sırrı Örik'in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır.

Esmer, güzeller güzeli genç bir kızdır. Her gün saatlerce dolaştığı dağlardan toplayıp, ilaç yaptığı otlar gibi yabanidir. Okuma yazma bilmeyen Esmer, resimlerine bakmaktan eskittiği masal kitabını kolunun altına alıp, dağlarda gezer. Bir gün her zamanki gibi dağlarda dolaştığı bir gün, yerde yatan bir adam görür. Kendisini ısıran yılanın acısıyla kıvranan bu adam, köyün köklü ailelerinden Elbeylilerin oğlu Ali Murat'tır. Esmer, adamın yarasını keser, içindeki zehri akıtarak Ali Murat'ı ölümden kurtarır. Esmer ve Ali Murat ilk gördükleri anda birbirlerine vurulurlar..

Halil Efe, Muğla'nın Bozüyük köyünde çiftçilik yapmaktadır. Murat ve Güven isimli iki oğulları vardır. Onları İstanbul'da okutan Halil Efe’nin tek arzusu oğullarının iyi birer ziraat mühendisi olarak köye dönmeleri ve işlerin başına geçmeleridir, ama çocukların bu işe hiç niyetleri yoktur.

Öğrencilik bitmiştir. Artık her biri pembe yıllarını geride bırakmış, acımasız hayatın kollarına düşmüşlerdir. Bazıları daha şanslıyken, bazıları ise sürünmektedir ve yaşam onları değiştirmeye başlamaktadır. Değişmeyen ise aralarındaki komik sevimli ve onlara yaşama kafa tutma gücü veren ilişkileridir. Geçen yıllar onları eskisine göre daha gerçekçi tipler yapsa da, eski neşelerini ve dostluklarını hayata karşı kalkan olarak tutmaya çalışmaktadırlar. Gerçek hayatın tam ortasında, yani asıl şimdi sorunlarla nasıl başa çıkacaklardır? Gerçek dostlukların ortaya çıkmasının zamanı gelmiştir.

Hüzünlü ve maceralı bir geçmişi olan ve şu anda Beykoz-Yeniköy hattında kendi teknesinde yolcu taşıyan Ahmet Zeybek, annesiz büyüttüğü üç çocuğu ile hala var gücüyle yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Diğer yandan Hayat Karayel yılların ona yaşattığı acılara rağmen umudunu hiç yitirmeden henüz küçücük bir bebekken kaybettiği oğlunu aramak için, eski mahallesine yeniden taşınmıştır; fakat bu kez belaları da peşinden onu takip edecektir. Ahmet her mutluluk için bir bedel ödeyerek yaşamlarını tek parça halinde tutmaya çalışmaktadır ve Hayat’tan güç alarak ailenin direği olmaya devam eder.

Feyzan ve Cemal’in yolları onlara sunulan yeni hayatta kesişecektir. Tan ailesi yurtdışı ortaklı bir reklam ajansı şirketinin sahibidir. Kardeşlerden Ahmet ölmeden önce Mustafa adında bir çocuğu olduğunu açıklar. Bu olay kardeşlerden Nusret (Settar Tanrıöğen) ve Saadet'in (Selda Alkor) hiç hoşuna gitmemiştir. Hiç tanımadıkları birinin kendilerine ortak olmasını istememektedir. Diğer kardeş Edip (Çetin Tekindor) abisinin isteğini yerine getirmek için Mustafa'yı aramaya başlar. Mustafa (Erdal Beşikçioğlu) İspanya Barselona'da arkadaşı Cemal'le (Cenk Ertan) yaşamaktadır. Yeni bir ailesi olduğunu öğrenen Mustafa, onlarla tanışmak için Cemalle birlikte yola çıkar ve yolda bir kaza geçirirler. Cemal arabadan sağ çıkmayı başarır. Cemal'in ülkeden çıkması için bir pasaporta ihtiyacı vardır. Cemal ,Mustafa'nın pasaportunu alarak Türkiye'ye gidip Mustafa'nın yerine geçmeye karar verir.

Yönetmen Ali (Haluk Bilginer) ile Halkla ilişkiler uzmanı Ayşe (Şevval Sam) yeni evli bir çifttir. Bir yandan evliliğin günlük kurallarını ve çatışmalarını öğrenirlerken, bir yandan da sözü geçen taraf olmak için bu kuralları işlerine geldiği gibi çarpıtırlar. Her iki tarafın aileleri ve arkadaşları da bu mücadeleye katılınca işler iyice eğlenceli bir hal alır.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Yeni boşanmış bir kadının hayatını anlatan, 13 bölümlük bir komedi dizisi. Bridget Jones'un Günlüğü'nün diziye uyarlanmış hali.

Berna ve Teoman şiddetli geçimsizlik sonucu boşanmaya karar veren ama boşansalar da aynı evi paylaşmaya devam eden modern ve genç bir çiftir. Eski dünürler sürekli birbirleriyle didişirken, Berna ve Teoman'ın renkli arkadaşları ve apartmanın diğer sakinleri bir dakika olsun onlara rahat vermezler. Kısa yoldan köşeyi dönmeye bakan Feridun, bütün hayali zengin ve yakışıklı bir koca bulmak olan Serpil, kapıcılıktan şarkıcılığa terfi etmeye çalışan İdris, apartman yöneticisi Yesari Bey, Çaycı Hüseyin ve karısı gündelikçi Emine Teoman ve Berna'nın yarı ama halen beraber devam eden hayatlarının eğlenceli parçalarıdır.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Burası "Şaşıfelek Çıkmazı", dünyanın tam ortası. Burada kadınlar atmaca gibidir, burada erkekler son derece dengesiz ve tutkuludur. Burada yaşayan çocuklar, kafalarını dinlemek için büyüklerin erkenden uyumasını beklerler.