İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

8 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
15 Nisan 1960 tarihinde Mitroviça'da doğdu. Kosova Türkü olan ailesinin beş çocuğundan dördüncüsüdür. Ailesi ile birlikte 1968'de İstanbul'a göçtü. 13 yaşındayken bir güzellik salonunda çırak olarak çalışmaya başladı, 1982 yılında Etap Marmara Oteli'ndeki kuaför salonunda işe girdi. 1983'te Şan Tiyatrosu'nda Hisseli Harikalar Kumpanyası oyuncularının saç ve makyajlarını yaptı. Ardından Hürriyet gazetesi için çalıştı. Burada çekilen fotoromanlarda rol alan oyunculara makyaj yaparak mesleğinde gelişti. "Çalıkuşu" fotoromanının çekimlerinde Sezen Aksu ile tanıştı. 1985 yılından itibaren Sezen Aksu'nun tüm sahne ve çekim makyajlarını yaptı. Şan Tiyatrosu'nda oyun sahneleyen birçok tiyatro topluluğunda ve film ekibinde makyaj uzmanı ve kuaför olarak yer aldı. Goran Bregoviç'ten Türkân Şoray'a kadar birçok tanınmış sanatçının sahne makyajını gerçekleştirdi. Geçirdiği bir kaza sonucu 1992 yılında makyaj işine ara vererek Arnavutköy'deki evini meyhaneye çevirdi. Bekriya adını verdiği bu mekanı on dört yıl boyunca işletti; ayrıca Beyoğlu'nda bir köfteci açtı. 1995 yılında yeniden sinema ve televizyon dünyasında makyözlüğe döndü. Beşiktaş Kültür Merkezi'nin saç ve makyaj çalışmalarını üstlendi. Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ, Cem Yılmaz gibi birçok sanatçı ile çalıştı. 2007 yılında yayınlanan Atatürklü İş Bankası reklamında Atatürk'ü canlandıran oyuncu Haluk Bilginer'e yaptığı makyaj çok beğenildi. İlk defa Beşiktaş Kültür Merkezi'nin Bir Demet Tiyatro adlı durum komedisi dizisinde makyaj yapmanın yanı sıra "Mevlüde" rolünü canlandırarak sahneye çıktı. 2005 yılında BKM yapımı Organize İşler adlı filmde "Mefrika Hanım" rolünü canlandırdı. 2007 yılında televizyonda yayınlanmaya başlayan Komedi Dükkanı adlı eğlence programında makyaj yapmanın yanı sıra makyöz olarak sahneye çıkıp ekranda görünmesi ile geniş kitlelerce tanındı. Tolga Çevik'in Arkadaşım Hoşgeldin, Müdür Ne'aptın, TOLGSHOW, Tolgshow Filtresiz adlarıyla sürdürdüğü programda makyözlük yapmaya devam etti. Bekriya Meyhane'yi işlettiği sırada söylediği mikrofonsuz, akustik Rumeli türküleriyle eski dönem Bosna sevdalinkalarından yola çıkarak, 2007 yılında Sezen Aksu'nun desteğiyle Bekriya adlı bir sanat müziği albümü çıkardı. Ardından Bekriya, Bekriya 2 - Balkania, Makyaj Odası Şarkıları, Ninno, Bekriya 3 - Bal ve Kan, Bekriya 6 - Bekri, Yarım Hava Çalsana, Şişede Bade Durmaz albümlerini art arda çıkardı. Makyaj Odası Şarkıları albümünde yıllar boyunca sinema, TV, tiyatro ve sahnede makyajını yaptığı sanatçılar kendisine eşlik etti. Şarkılarını yurt dışı ve yurt içi festivallerin yanı sıra İstanbul'da çeşitli müzik ve eğlence mekanlarında seslendirdi. Mavi Kelebekler (2011), Toprağın Çocukları (2012), Yapışık Kardeşler (2015) ve Nadide Hayat (2015) filmlerinde rol aldı. Birçok dizide konuk oyuncu olarak yer aldı. 2012-2017 arasında Seksenler dizisinde canlandırdığı Pastacı Sami'nin annesi "Fato Ana" rolünü 2019-2021 yılları arası yeniden canlandırdı, 2017-2019 arasında Çocuklar Duymasın dizisinde Çaycı Hüseyin'in annesi "Kükrek Kadriye" karakterini canlandırdı. Kendisi gibi makyöz olan kardeşi Neriman Kardeş ile birlikte 2013 yılında "Bekriya Sofrası" adlı bir yemek kitabı yayımladı. 2015'te Suzan'a Geldiler adlı bir televizyon programını sundu. 2020 yılında oyuncuların kendi evlerinde, kendi imkanları ile çektikleri Ev Yapımı dizisinde Neriman Kardeş ile rol aldı.

Seksenler dizisi Türkiye’nin 1980’lerin başından günümüze değin geçen 32 yıllık geçmişini ve değişimin hikayesidir. Klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini hedefleyen eğlenceli bir dönem sitcom’u olan dizide sosyal hayattaki değişimin, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne serecek. Seksenler dizisi bize kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuk olacak. Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekecek. Bir çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa bu dizide görecekler.

1950'lerin kozmopolit İstanbul'unda bir anne, sorunlu geçmişi yüzünden yetiştiremediği asi kızıyla yeniden bağ kurmak için bir gece kulübünde çalışmaya başlar.

Sefer, anasız babasız büyümüş, askerlik dışında köyünden hiç çıkmamış biraz saf ama zeki de bir karakterdir. Rüyalarında lüks bir otelin havuz başında, belki de hayatında göremeyeceği kadar güzel kızlarla dans ederken kendisini görür. Bir gün gazetede rüyasındaki yerin Bodrum olduğunu öğrenir. Heyecanla “Buldum!” diye sevinir, fakat büyük bir sorun vardır, Sefer'in parası yoktur. Onu sevenlerin yardımı ile para bulunur ve yola çıkar. Sefer Bodrum’a vardığında telefonda sorduğu “Her şey dahil” kavramını tüm Bodrum için geçerli sanır. Bu yanlış anlamadan dolayı başına her türlü belayı açar ve gazetelerin manşetlerini süsler.

Katıksız kendisi olabildiği tek yer sahne olan, klasik müzikten arabeske kadar her dalda şarkı söyleyebilen, güçlü müzik tutkusunun peşinden koşan ve hayatı trajik biçimde son bulan bir kadın sanatçının biyografik hikayesi. Bergen, Türkiye’de bir kadın şarkıcı olmanın tüm zorluklarına rağmen, bir irade olarak, var olmayı seçti. Film, bu dram yüklü hayatın tek bir faili olduğu gerçeğini anlatıyor.

Hayatının ikinci baharını yaşamak isteyen ve evlilik hayatını üniversite eğitimine tercih ederek 50 yaşına gelen Nadide’nin hikayesini izleyeceğiz. Eşini kaybettikten sonra gençlik hatalarını telafi etmek için kolları sıvayan Nadide, yalnız ve orta yaşlılar için öngörülen dikiş kursundan, koroya; gezilerden kabul günlerine hiçbir aktivitede aradığı mutluluğu bulamaz ta ki gazetede gördüğü bir haberle kendisini önce okul sıralarında, ardından mavi sulara kendini atar. Bir grup genç ve gizemli bir kaptan ile "yeni bir başlangıca" yelken açar!

Filmde Atatürk’ün hiç lider olmaması, Kurtuluş Savaşı’nın yapılmamasıyla Osmanlı Cumhuriyeti’nin günümüze uyarlanmış devamı anlatılıyor.Türkiye Cumhuriyeti yerine Osmanlı Cumhuriyeti’nin devam etmesi, Ankara’nın başkent olmaması, tabelaların, plâkaların hem Türkçe, hem Arapça olması, padişahın kaftanının altında takım elbise olması gibi trajikomik durumlar filmin hikayesini oluşturuyor.

Bir çete lideri, Süpermen kılığındaki intihara meyilli adamı işe alır. Bu sırada çeteyle bağlantılı çalıntı bir arabayı kullanan kadın ise çeteden intikam almayı planlar.

Doktor Aylamaz'ın hayatı şanssızlıklarla doludur. Bir de bunun üzerine nadir olan ismi durmadan karışıklıklara neden olmaktadır. Her şeyin mükemmel, basit ve net olması gerektiğine inanan Aylamaz, ismini Ece olarak değiştirir; ancak köklerinden kaçmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. Aylamaz, kendini ata toprakları Makedonya'ya yaptığı bir yolculukta bulur. Rasyonel bir doktor olarak çıktığı bu yolculukta mantıkla açıklayamadığı olaylarla karşılaşacak ve kendi benliğiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Aziz Payidar, Antakya'nın tek halı üreticisi olan Payidar ailesinin oğludur. Refah içinde bir yaşam süren Aziz'in hayatı, Fransız delegesi Mösyö Pierre’in oğlu Teğmen Andre’yi öldürmesiyle altüst olur. Yaşananlardan sonra Aziz, sevdiği kadın dahil her şeyi ardında bırakmak zorunda kalır. Aradan geçen iki yılın ardından herkes onun öldüğünü düşünürken Aziz geri döner. Her şeyini kaybetmiş bir adam olan Aziz, geri döndüğünde Antakya'yı bıraktığından daha kötü bir halde, ilk aşkı Dilruba'yı ise amcası Galip Payidar’ın oğlu Adem ile nişanlanmış bulur. Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan Aziz, zorlu bir mücadeleye girişir.

1950'lerin kozmopolit İstanbul'unda bir anne, sorunlu geçmişi yüzünden yetiştiremediği asi kızıyla yeniden bağ kurmak için bir gece kulübünde çalışmaya başlar.

Dizi, oyuncularını evden çıkarıp dizi çekmeye ikna etmeye çalışan bir yapımcıyı ve onun etrafındaki oyuncu dostlarının aile yaşamlarını konu ediniyor.Korona virüsü salgınının sıradan insanların yanı sıra ünlü insanların hayatlarını nasıl etkilediği bu dizi aracılığıyla gözler önüne serilecek.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya karar veren fakat boşandıktan sonra yaşadıkları evi birbirlerine bırakmayı reddederek aynı evde yaşamaya devam eden Teoman ve Berna, paravanla ikiye ayrılmış evin kendilerine ait kısmında bağımsızlıklarını ilan ederek diğerine inat yaşamaya devam etmektedir. Her iki taraf da evin tamamını elde edebilmek için akıl almaz yöntemlerle diğerini kaçırmaya çalışacaktır. 1999-2004 yılları arasında yayımlanmış olan Ayrılsak da Beraberiz dizisinin yeniden uyarlama versiyonudur.

Seksenler dizisi Türkiye’nin 1980’lerin başından günümüze değin geçen 32 yıllık geçmişini ve değişimin hikayesidir. Klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini hedefleyen eğlenceli bir dönem sitcom’u olan dizide sosyal hayattaki değişimin, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne serecek. Seksenler dizisi bize kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuk olacak. Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekecek. Bir çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa bu dizide görecekler.

Yer Bosna Hersek... Tarih 6 Nisan 1992... Bosna Savaşı... Aslında, tarihler 14 Eylül 1995'i gösterene dek sürmüş, acımasız bir katliam! 3 seneyi aşkın süren savaşta; yaklaşık 200 bin insanın öldüğü, iki milyon kadarının da yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldığı Bosna Savaşı'nın yarattığı aile dramları...

Evlilikteki küçük şeyleri büyük sorunlara dönüştürebilen, olayların bu hale gelmesinde sürekli birbirlerini suçlayan, sık sık boşanmaktan söz etseler de onlar için dünyadaki en değerli şey olan çocukları düşünerek vazgeçen Meltem ile Haluk çiftinin öyküsü, pek çok ailenin yaşantısına ayna tutuyor.