İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Zaferin Rengi, 1919 yılında İstanbul'u işgal eden düşman kuvvetlerine karşı örgütlenen insanların Anadolu'da başlattıkları direnişi, Cumhuriyet tarihinin en önemli spor başarılarından olan General Harington Kupası efsanesinin etrafında anlatıyor.

Artvinli, gelenekçi bir ailenin güzeller güzeli kızı olan Şimal, çocukluğundan beri en büyük hayali olan seramik bölümünü kazandığında, babası, kızını başka bir şehre, özellikle de İstanbul'a göndermek istemez. Fakat Şimal ilk defa babasına karşı çıkar ve üniversite okumak için İstanbul'a gelir. Ailesinin, kendisiyle gurur duymasını, kararlarını onaylamasını ister. Hayattaki en büyük zaafı ise kendisini dünyaya getirirken ölen ve adını taşıdığı annesinin hatırasıdır. Bütün hayatını, ona ve babasına layık olmak için adamaya söz vermiştir. Sözünde durur da. Ta ki başına gelen, o görünmez kaza gününe kadar. O gün Şimal ve ailesinin hayatında her şey değişecektir.

“Dokuz Oğuz”, Türk’ün olduğu her yerde, Türk için savaşacak “Oğuz Timi”nin hikayesini anlatıyor. Albay Tomris Toprak; “Türk Dünyası Acil Müdale Timi“ni kurmak için titizlikle çalışmalarını sürdürmüş ve en seçkin askerlerden oluşan Oğuz Timi’ni kurmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerinin göz bebeği olan bu birlik, dünyanın her noktasında kıyıma, zulme uğrayan Türkler için mücadele edecektir. Tim komutanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin en yetenekli ve en cesur subaylarından biri olan Yüzbaşı Batur Karanlık ve onun isteğiyle “Oğuz Timi”ne kabul edilen Sözleşmeli Erler; Okan Demirkır ve Yaşar Kayatürk, Teğmen Yiğit Toygar, Astsubaylar; Ercan Korkut, Umay Çolpan, Timur Gökay ve Boran Delideniz yemin ederek göreve başlarlar. Oğuz Timi’nin göreve başlamasıyla artık dünyada hiçbir Türk kimsesiz değildir…

Boşanmış bir çift, kızlarının isteğiyle hala evliymiş gibi birlikte tatile çıkmak zorunda kalır. Bu sahte mutluluk oyunu, onları geçmişleriyle ve ebeveynlikte yaptıkları hatalar ile yüzleştirir.

Zaferin Rengi, 1919 yılında İstanbul'u işgal eden düşman kuvvetlerine karşı örgütlenen insanların Anadolu'da başlattıkları direnişi, Cumhuriyet tarihinin en önemli spor başarılarından olan General Harington Kupası efsanesinin etrafında anlatıyor.

"Kara Ağaç Destanı"nda; 1950 ve 1970’li yıllarda Anadolu’nun kadim topraklarında iyiliğin yanında kötülüğün, varlığın dünyası ile yokluğun gerçeği yan yana anlatılırken heyecan, hüzün ve sevda kalplere dokunacak.

“Dokuz Oğuz”, Türk’ün olduğu her yerde, Türk için savaşacak “Oğuz Timi”nin hikayesini anlatıyor. Albay Tomris Toprak; “Türk Dünyası Acil Müdale Timi“ni kurmak için titizlikle çalışmalarını sürdürmüş ve en seçkin askerlerden oluşan Oğuz Timi’ni kurmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerinin göz bebeği olan bu birlik, dünyanın her noktasında kıyıma, zulme uğrayan Türkler için mücadele edecektir. Tim komutanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin en yetenekli ve en cesur subaylarından biri olan Yüzbaşı Batur Karanlık ve onun isteğiyle “Oğuz Timi”ne kabul edilen Sözleşmeli Erler; Okan Demirkır ve Yaşar Kayatürk, Teğmen Yiğit Toygar, Astsubaylar; Ercan Korkut, Umay Çolpan, Timur Gökay ve Boran Delideniz yemin ederek göreve başlarlar. Oğuz Timi’nin göreve başlamasıyla artık dünyada hiçbir Türk kimsesiz değildir…

Lise yıllarındayken akran zorbalığına uğrayan Atlas; annesiyle beraber memleketini terk eder. Yıllar sonra matematik öğretmeni olarak üstelik kendi okuduğu okula atanır.

Artvinli, gelenekçi bir ailenin güzeller güzeli kızı olan Şimal, çocukluğundan beri en büyük hayali olan seramik bölümünü kazandığında, babası, kızını başka bir şehre, özellikle de İstanbul'a göndermek istemez. Fakat Şimal ilk defa babasına karşı çıkar ve üniversite okumak için İstanbul'a gelir. Ailesinin, kendisiyle gurur duymasını, kararlarını onaylamasını ister. Hayattaki en büyük zaafı ise kendisini dünyaya getirirken ölen ve adını taşıdığı annesinin hatırasıdır. Bütün hayatını, ona ve babasına layık olmak için adamaya söz vermiştir. Sözünde durur da. Ta ki başına gelen, o görünmez kaza gününe kadar. O gün Şimal ve ailesinin hayatında her şey değişecektir.

Haksever ailesi, hayatın tüm zorluklarına bir arada göğüs geren, birbirlerine sımsıkı bağlarla bağlı bir ailedir. Günnur ve Hamza, kızları; Ceylan, Müjgan ve Ayşe’nin iyiliği için canla başla çabalamakta, en karanlık anlarda bile birbirlerinin varlığına şükretmesini bilmektedirler.