İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

17 filminden 7'si İzlenir çıktı
Timothée Hal Chalamet, 27 Aralık 1995 tarihinde New York City'de, sanatla yakından ilişkili bir ailede dünyaya gözlerini açtı. Babası Fransız kökenli bir UNICEF editörü olan Marc Chalamet, annesi ise eski bir Broadway dansçısı ve şimdilerde emlakçılık yapan Nicole Flender'dır. Sanatçı bir aileden gelmesi (kız kardeşi Pauline de bir aktristir) ve New York'un ünlü sanat okulu Fiorello H. LaGuardia Müzik & Sanat ve Sahne Sanatları Lisesi'nde eğitim görmesi, onun oyunculuk yeteneğini erken yaşlarda beslemesine yardımcı oldu. Profesyonel oyunculuk kariyerine çocuk yaşta reklam filmleri ve kısa filmlerle adım atan Chalamet, televizyon dünyasındaki ilk dikkat çekici rolünü 2012 yılında Showtime dizisi Homeland'de canlandırdığı, Başkan Yardımcısı'nın oğlu Finn Walden karakteriyle elde etti. Sinemaya geçişi ise Jason Reitman'ın Men, Women & Children (2014) filmindeki küçük bir rolle ve ardından Christopher Nolan'ın büyük bütçeli bilim kurgusu Interstellar (Yıldızlararası, 2014)'da Matthew McConaughey'nin karakterinin genç oğlunu oynamasıyla gerçekleşti. Chalamet için uluslararası şöhretin kapılarını ardına kadar açan ve onu bir anda Hollywood'un en parlak genç yıldızlarından biri haline getiren yapım, 2017 tarihli Luca Guadagnino filmi Call Me by Your Name (Beni Adınla Çağır) oldu. İtalya'da geçen bu dokunaklı büyüme hikayesinde canlandırdığı 17 yaşındaki Elio Perlman karakteriyle sergilediği olağanüstü performans, ona dünya çapında övgü kazandırdı ve En İyi Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü adaylığı getirdi. Bu adaylık, onu Oscar tarihinde bu kategoride aday gösterilen en genç üçüncü isim yaptı. Aynı yıl, eleştirmenlerce beğenilen Greta Gerwig imzalı Lady Bird (Uğur Böceği) filmindeki Kyle rolüyle de başarısını pekiştirdi. Bu hızlı yükselişin ardından Chalamet, kuşağının en yetenekli ve aranan aktörlerinden biri olarak konumunu sağlamlaştırdı. Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden bir genci canlandırdığı Beautiful Boy (2018) filmindeki performansıyla Altın Küre'ye aday gösterildi. Greta Gerwig ile Little Women (Küçük Kadınlar, 2019)'da yeniden bir araya gelerek Laurie Laurence karakterine hayat verdi. Netflix için çekilen tarihi drama The King (2019)'da İngiltere Kralı V. Henry'yi canlandırdı. Ancak onu küresel bir gişe yıldızı statüsüne taşıyan en önemli adımlardan biri, Denis Villeneuve'ün yönettiği epik bilim kurgu uyarlaması Dune oldu. Serinin ilk filmi (2021) ve devam filmi Dune: Part Two (2024)'da canlandırdığı Paul Atreides karakteriyle büyük beğeni topladı. Ayrıca, Roald Dahl'ın klasik karakterine yeni bir yorum getiren Wonka (2023) müzikalinde başrolü üstlenerek şarkı söyleme ve dans etme yeteneklerini de ortaya koydu. Timothée Chalamet, genellikle hassas, duygusal derinliği olan ve karmaşık iç dünyalara sahip karakterleri canlandırmadaki ustalığıyla öne çıkar. Genç yaşına rağmen sergilediği olgun oyunculuk, farklı türler arasında rahatlıkla geçiş yapabilmesi ve kendine has karizmasıyla hem eleştirmenlerin hem de geniş izleyici kitlelerinin takdirini kazanmıştır. Aynı zamanda bir stil ikonu olarak da kabul edilen Chalamet, modern sinemanın en heyecan verici ve etkili genç yeteneklerinden biri olarak görülmekte ve kariyerine iddialı projelerle devam etmektedir.

Kimsenin saygı duymadığı bir hayali olan genç Marty Mauser, büyüklüğe ulaşma yolunda cehennemi boylayıp geri döner.

Christine McPherson, nam-ı diğer “Uğur Böceği” (Saoirse Ronan), son derece sevecen, dik kafalı ve iradeli annesi gibi olmamak için ne kadar uğraşsa da aynı onun gibidir. Uğur Böceği’nin hemşire olan annesi (Laurie Metcalf), eşinin işini kaybetmesinden sonra ailesini ayakta tutmak için yorulmak bilmeden çalışmaktadır. Sacramento, California’da 2002 yılında, hızla değişen Amerikan ekonomisinin ortasında geçen Uğur Böceği, bizi şekillendiren ilişkilere, tanımlayan inançlara ve yuva adını verdiğimiz yerin benzersiz güzelliğine etkileyici bir bakış açısı sunuyor.

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Willy Wonka’nın en büyük hayali kendi çikolata dükkanını kurmaktır. Bu amaçla dünyanın dört bir yanını dolaşarak tekniğini geliştirir. Ancak onun hayallerine giden yolun önünde büyük bir engel vardır. Güçlü çikolata karteli, eksantrik Wonka'nın önüne pek çok engel çıkarır. Kartelin izni olmadan hiçbir şey yapamayan Wonka, bu durumun kendisini üzmesine izin vermez. Küçük Noodle ve tuhaf Umpa Lumpaların desteği ile Wonka, çikolatalarının insanlara ulaşması için her yolu dener.

Dune: Çöl Gezegeni - Bölüm Üç, Paul Atreides'in İmparatorluk'un kontrolünü ele geçirmesinden yaklaşık yirmi yıl sonrasını konu alıyor. Artık acımasız bir İmparator olan Paul; eski müttefikler geri dönerken, dehşet verici yeni tehditler belirirken ve ihanet her gölgede pusuya yatarken saltanatının getirdiği sonuçlarla yüzleşmek zorundadır. İmparatorluğun çöküşüne dair görülerle ve uzun süredir ayrı düştüğü aşkının yeniden belirmesiyle sarsılırken, merkezinde Chani'nin yer aldığı, yavaş yavaş çözülen devasa bir komplonun içine çekilir. İsyan kazanları kaynarken ve düşmanlar çemberi daraltırken, gücün gerçek bedeliyle ve en çok sevdiklerinin kaderiyle hesaplaşmalıdır.

Kimsenin saygı duymadığı bir hayali olan genç Marty Mauser, büyüklüğe ulaşma yolunda cehennemi boylayıp geri döner.

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Paul Atreides, Arrakis gezegeni için mücadeleye devam ediyor ve Fremen halkının liderliğini üstleniyor. Paul, Harkonnen ailesinin saldırısından kurtulduktan sonra, Fremenlerle birlikte yaşamaya başlar. Fremenlerin yardımıyla, Arrakis'in kontrolüne yeniden sahip olmak ve evrenin kaderini değiştirmek için mücadele eder. Paul, Arrakis gezegeninin Fremen halkı tarafından Mesih olarak kabul edilir. Fremen'ler, Paul'ün liderliğinde Arrakis gezegenini özgürleştireceklerine ve galakside eşitlik ve adaleti sağlayacaklarına inanırlar.

Willy Wonka’nın en büyük hayali kendi çikolata dükkanını kurmaktır. Bu amaçla dünyanın dört bir yanını dolaşarak tekniğini geliştirir. Ancak onun hayallerine giden yolun önünde büyük bir engel vardır. Güçlü çikolata karteli, eksantrik Wonka'nın önüne pek çok engel çıkarır. Kartelin izni olmadan hiçbir şey yapamayan Wonka, bu durumun kendisini üzmesine izin vermez. Küçük Noodle ve tuhaf Umpa Lumpaların desteği ile Wonka, çikolatalarının insanlara ulaşması için her yolu dener.

Manhattan'da hayallerindeki daireye taşınıp komşusuna âşık olan hırslı sanatçı Jabari, başarı ile aşkı dengelemeye çalışır.

Maren Yearly, saygı duyulacak biri olmak isteyen genç bir kadındır. Ancak utanç verici ihtiyaçları onu dibe sürükler. Çocukluğundan itibaren büyük bir probleme sahip olan Maren, ne zaman biri onu çok umursasa, onları yemekten kendini alıkoyamaz. Onun hayatı, annesinin kendisini terk etmesinden sonra hiç tanımadığı babasını aramaya karar vermesiyle bambaşka bir hal alır. Erkek arkadaşıyla çıktığı bu yolculukta Maren sadece babasını değil, kendisini de arar.

İki astronom, Dünya'yı yok edecek bir kuyruklu yıldızın yaklaşmakta olduğu konusunda insanlığı uyarmak için bir medya turuna çıkar, ancak hiç kimse onları umursamaz.

Dune, kendi ailesi ve halkının geleceğini garanti altına almak için evrendeki en tehlikeli gezegene seyahat etmek zorunda olan, kavrayışının ötesinde büyük bir kaderin içine doğmuş, parlak ve yetenekli genç Paul Atreides'in hikayesini anlatıyor. Kötücül güçler, gezegenin var olan en değerli kaynağı için -insanlığın en büyük potansiyelini ortaya çıkarabilecek bir maden- çatışmaya tutuşmuşken, yalnızca korkularını yenebilenler hayatta kalacaktır.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.

İngiltere tahtının gönülsüz veliahdı olan dikbaşlı prens Hal, kraliyet yaşantısına sırtını dönerek halkın içinde yaşamaya başlamıştır. Ancak despot babasının ölümünün ardından Hal, V. Henry olarak taç giyer ve kaçmaya çalıştığı hayatı kabullenmek zorunda kalır. Şimdi genç kral hem babasının ona miras bıraktığı saray siyaseti, kaos ve savaş içinde ilerlemek hem de geçmiş yaşantısındaki duygusal ilişkilerde yolunu bulmak zorundadır. Buna en yakın arkadaşı ve akıl hocası olan, yaşlanan alkolik şövalye John Falstaff ile olan ilişkisi de dâhildir.

Üniversiteli âşıklar Gatsby ve Ashleigh New York’ta baş başa geçirecekleri romantik ve güneşli bir hafta sonu planlar. Ancak şehre ayak basmalarıyla birlikte güzel hava yerini sağanak yağışa bırakırken, kahramanlarımızın yolları bu devasa ve karmaşık şehirde ayrılır. Birbirinden tuhaf karşılaşmalar ve maceralar yaşayan Gatsby ve Ashleigh, bir yandan da yeniden yan yana gelebilmenin yollarını aramaktadır.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Christine McPherson, nam-ı diğer “Uğur Böceği” (Saoirse Ronan), son derece sevecen, dik kafalı ve iradeli annesi gibi olmamak için ne kadar uğraşsa da aynı onun gibidir. Uğur Böceği’nin hemşire olan annesi (Laurie Metcalf), eşinin işini kaybetmesinden sonra ailesini ayakta tutmak için yorulmak bilmeden çalışmaktadır. Sacramento, California’da 2002 yılında, hızla değişen Amerikan ekonomisinin ortasında geçen Uğur Böceği, bizi şekillendiren ilişkilere, tanımlayan inançlara ve yuva adını verdiğimiz yerin benzersiz güzelliğine etkileyici bir bakış açısı sunuyor.

Savaş ve şiddetin etkisiyle karakteri sertleşmiş olan yüzbaşı Joseph J. Blocker'a (Christian Bale), bir Cheyenne savaş şefi ve ailesinin Montana'daki kabile topraklarına geri dönüş yolculuğunda eşlik etme görevi verilir. Blocker hayatı boyunca içinde yaşadığı şiddet dolu hayattan yorgun düşmüş olsa da bu görev onun için oldukça zor olacaktır; zira eşlik ettiği şef yıllar boyunca en büyük düşmanlarından biri olmuş ve birçok arkadaşının hayatını ellerinden almıştır. Ancak kayıplar konusunda şef de en az Blocker kadar payına düşeni almıştır. Tehlikeli topraklardan yola çıkarak, vahşi ancak etkileyici batıya doğru ilerleyen kafile bu yolda birçok zorlukla karşılaşacaktır. Zorluklar arttıkça, Blocker emirleri yerine getirirken kendi bağnazlığıyla yüzleşmeye mecbur kalacak, bir yandan da bu yolculuğa ailesinin bir baskında katledildiğine tanıklık eden intihara meyilli bir dul kadın da (Rosamund Pike) dahil olacaktır.

4 kuşaktır var olan Cooper ailesinin yılbaşı öncesi toplanmaları ve birlikte yemek yedikleri esnada beklenmedik sürpriz olayları konu edilmektedir.

Dünya'nın giderek yaşanmaz hale gelmesiyle başlayan tarım krizi ve doğal felaketler, insanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan büyük baba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı bilim insanı kariyerini özleyen Cooper'un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir...