İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Toby Stephens, 21 Nisan 1969 tarihinde Londra, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Sinema ve tiyatro dünyasının efsanevi isimleri Dame Maggie Smith ve Sir Robert Stephens'ın oğlu olan Stephens, sanatla iç içe bir ailede büyüdü. Çocukluğunu İngiltere ve ABD arasında geçiren oyuncu, eğitimini Aldro ve Seaford College'da tamamladıktan sonra, oyunculuk tutkusunu profesyonel bir zemine taşımak için prestijli Londra Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisi'ne (LAMDA) katıldı. Kariyerine tiyatro sahnelerinde başlayan Stephens, Royal Shakespeare Company ile "Coriolanus" gibi oyunlarda sergilediği performanslarla kısa sürede eleştirmenlerin dikkatini çekti. Sinemadaki ilk önemli çıkışını, Sally Potter'ın yönettiği ve Virginia Woolf'un eserinden uyarlanan "Orlando" (1992) filmindeki Othello rolüyle gerçekleştirdi. 1990'lar boyunca "Twelfth Night" (1996) ve "Photographing Fairies" (1997) gibi dönem filmlerinde rol alarak klasik eserlere olan yatkınlığını gösterdi. Ancak Toby Stephens'ı küresel çapta geniş kitlelere tanıtan yapım, James Bond serisinin yirminci filmi olan "Başka Gün Öl" (Die Another Day) (2002) oldu. Pierce Brosnan'ın James Bond'u canlandırdığı filmde, ana kötü karakter olan kibirli milyarder Gustav Graves'e hayat vererek bir Bond kötüsü olarak sinema tarihine geçti ve uluslararası bir şöhret kazandı. Bu rol, onun aksiyon ve gerilim türlerindeki yeteneğini kanıtlamasını sağladı. Sinemanın yanı sıra televizyon dünyasında da unutulmaz karakterlere imza attı. Özellikle 2006 yapımı BBC mini dizisi "Jane Eyre"de canlandırdığı karmaşık ve tutkulu Edward Rochester rolü, kariyerinin en beğenilen performanslarından biri oldu ve ona geniş bir hayran kitlesi kazandırdı. 2010'lu yıllarda ise kariyerinde yeni bir zirveye ulaştı. Starz kanalının popüler korsan draması "Black Sails" (2014-2017) dizisinde başrol olan Kaptan James Flint karakterini canlandırdı. Flint'in sert, stratejik ve derinlikli yapısını dört sezon boyunca ustalıkla yansıtarak modern televizyonun en karizmatik liderlerinden birini yarattı. "Black Sails"in ardından, Netflix'in klasik bilimkurgu serisinin yeniden çevrimi olan "Lost in Space" (2018-2021) dizisinde John Robinson karakteriyle izleyici karşısına çıktı. Burada ailesini korumaya çalışan eski bir askeri canlandırarak dramatik ve aksiyon yönünü birleştirdi. Yakın dönemde ise Disney+ dizisi "Percy Jackson and the Olympians"ta (2024) Poseidon rolüyle yer aldı. Ekran önündeki kariyerinin yanı sıra BBC Radyo yapımlarında James Bond'u seslendiren Stephens, tiyatro köklerinden kopmayarak sahne çalışmalarına da devam etmektedir.

Yabancı bir gezegene zorunlu iniş yapan Robinsonlar tüm engellere rağmen hayatta kalmak ve gezegenden kaçmak için mücadele eder. Ama çevreleri gizli tehlikelerle doludur.

George Wallace ve Don Keith'in 2012 yılında çıkan “Firing Point” romanından uyarlanan filmin konusu şöyle: Kuzey Buz Denizi’nin metrelerce altında, Yüzbaşı Joe Glass önderliğindeki bir Amerikan denizaltısı, başka bir Amerikan denizaltısının Rusya’ya karşı gizli bir darbe planladığını ve dünya düzenini tehdit ettiğini öğrenir. Mürettebat ve ülke tehlikedeyken, Yüzbaşı Glass bir grup seçkin deniz komandosuyla birlikte, kaçırılan Rusya başbakanını kurtarmalı ve 3. Dünya Savaşı’na engel olmak için düşman hattına sızmalıdır.

James Bond'un bu seferki macerası Kuzey ve Güney Kore arasındaki tarafsız bölgedeki bir mayın tarlasında yapılan bir hovercraft takip sahnesiyle başlıyor. Bond, sonucu felaket olacak bir savaşı önlemek ve bir haini bulmak için Hong Kong'tan Küba'ya, Küba'dan Londra'ya dünyayı dolaşıyor. Bu arada yolu Jinx ve Miranda Frost'la kesişiyor ki bu iki güzel bayan her Bond filminde olduğu gibi maceranın iki önemli kahramanı oluyorlar. Psikopat bir megaloman olan Gustav Graves ve onun sağ kolu Zoo'yu bulmak için İzlanda'ya giden Bond burada kötü adamın inine yani tamamı buzdan yapılmış sarayına sızıyor ve yeni teknolojiyle üretilmiş son derece tehlikeli bir silahi ilk elden tecrübe ediyor. Bond'un sonunda asıl düşmanıyla yüzleştiği yer hikayenin başladığı yer olan Kore oluyor.

George Wallace ve Don Keith'in 2012 yılında çıkan “Firing Point” romanından uyarlanan filmin konusu şöyle: Kuzey Buz Denizi’nin metrelerce altında, Yüzbaşı Joe Glass önderliğindeki bir Amerikan denizaltısı, başka bir Amerikan denizaltısının Rusya’ya karşı gizli bir darbe planladığını ve dünya düzenini tehdit ettiğini öğrenir. Mürettebat ve ülke tehlikedeyken, Yüzbaşı Glass bir grup seçkin deniz komandosuyla birlikte, kaçırılan Rusya başbakanını kurtarmalı ve 3. Dünya Savaşı’na engel olmak için düşman hattına sızmalıdır.

James Bond'un bu seferki macerası Kuzey ve Güney Kore arasındaki tarafsız bölgedeki bir mayın tarlasında yapılan bir hovercraft takip sahnesiyle başlıyor. Bond, sonucu felaket olacak bir savaşı önlemek ve bir haini bulmak için Hong Kong'tan Küba'ya, Küba'dan Londra'ya dünyayı dolaşıyor. Bu arada yolu Jinx ve Miranda Frost'la kesişiyor ki bu iki güzel bayan her Bond filminde olduğu gibi maceranın iki önemli kahramanı oluyorlar. Psikopat bir megaloman olan Gustav Graves ve onun sağ kolu Zoo'yu bulmak için İzlanda'ya giden Bond burada kötü adamın inine yani tamamı buzdan yapılmış sarayına sızıyor ve yeni teknolojiyle üretilmiş son derece tehlikeli bir silahi ilk elden tecrübe ediyor. Bond'un sonunda asıl düşmanıyla yüzleştiği yer hikayenin başladığı yer olan Kore oluyor.