İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

18 filminden 4'ü İzlenir çıktı, 7 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Antonia "Toni" Collette, 1 Kasım 1972 tarihinde Sidney, Avustralya'da dünyaya gelmiştir. Oyunculuk tutkusunu genç yaşta keşfeden Collette, 16 yaşında ailesinin de desteğiyle okulu bırakarak Avustralya'nın en prestijli sanat okulu olan Ulusal Dramatik Sanat Enstitüsü'ne (National Institute of Dramatic Art - NIDA) katıldı. Burada aldığı kapsamlı eğitim, onun gelecekteki kariyerinin temelini oluşturdu. Profesyonel kariyerine tiyatro sahnesinde başladı ve "Uncle Vanya" gibi oyunlarda Geoffrey Rush gibi usta isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Collette'in kariyerindeki asıl dönüm noktası ve onu uluslararası bir yıldıza dönüştüren rol, 1994 yapımı Avustralya filmi "Muriel'in Düğünü" (Muriel's Wedding) oldu. Sosyal uyumsuzluk yaşayan ve ABBA şarkılarına takıntılı Muriel Heslop karakterini canlandırmak için yaklaşık 18 kilo alan Collette, bu rolüyle dünya çapında büyük bir üne kavuştu. Bu dokunaklı ve komik performans, ona En İyi Kadın Oyuncu dalında AACTA Ödülü (Avustralya'nın Oscar'ı) ve bir Altın Küre adaylığı getirdi. "Muriel'in Düğünü"nün ardından Hollywood'a başarılı bir geçiş yapan Collette, M. Night Shyamalan'ın yönettiği ve sinema tarihinde bir klasik haline gelen "Altıncı His" (The Sixth Sense) (1999) filmindeki performansıyla yeteneğini bir kez daha kanıtladı. Doğaüstü yeteneklere sahip oğlunun (Haley Joel Osment) endişeli annesi Lynn Sear rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü'ne (Oscar) aday gösterildi. Bu adaylık, onun Hollywood'daki yerini sağlamlaştırdı. Kariyeri boyunca inanılmaz bir oyunculuk yelpazesi sergileyen Collette, hem komedi hem de dramdaki ustalığıyla tanınır. Bağımsız film klasiği "Küçük Gün Işığım" (Little Miss Sunshine) (2006) filmindeki anne rolü, "About a Boy" (2002) filmindeki depresif anne performansı ve "The Way, Way Back" (2013) gibi filmlerle beğeni topladı. 2018 yılında, modern korku sinemasının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen "Ayin" (Hereditary) filmindeki Annie Graham rolüyle kariyerinin en sarsıcı ve unutulmaz performanslarından birini sergiledi. Son yıllarda "Bıçaklar Çekildi" (Knives Out) (2019) gibi popüler filmlerde de yer aldı. Televizyonda da büyük başarılara imza atan Collette, yazar Diablo Cody'nin yarattığı "United States of Tara" (2009-2011) dizisinde çoklu kişilik bozukluğuna sahip bir anneyi canlandırdı. Bu zorlu rolüyle hem Emmy hem de Altın Küre Ödülü kazandı. "Unbelievable" (2019) ve "The Staircase" (2022) gibi mini dizilerdeki performanslarıyla da eleştirmenlerden tam not aldı. Oyunculuğun yanı sıra, Toni Collette & the Finish adını taşıyan bir müzik grubuyla bir albüm de çıkarmıştır. Canlandırdığı her karaktere getirdiği derinlik, dürüstlük ve ham duyguyla, neslinin en saygın ve yetenekli aktrislerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

Tanınmış polisiye yazarı Harlan Thrombey 85. doğum günü partisinden hemen sonra malikanesinde ölü bulunduğunda meraklı ve neşeli bir dedektif olan Benoit Blanc, cinayeti çözmesi için gizemli biri tarafından işe alınır. Blanc, Harlan'ın ilişkileri kopuk ailesinden sadık personeline kadar Harlan'ın zamansız ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için anlamsız kandırmacalar ve yalanlardan oluşan bir yılan hikâyesini çözmeye çalışacaktır.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

Sekiz bölümlük dizi, aynı adlı belgesel dizisi, Michael Peterson (Colin Firth) vakası üzerine yazılan çeşitli kitaplar ve raporlara dayanıyor. Peterson, 2001 yılında karısı Kathleen'i (Toni Collette) öldürmekle suçlandı. Kathleen'in alkol ve Valium tükettikten sonra merdivenlerden düştükten sonra öldüğü iddia edildi ama polis, onun sopayla öldürüldüğünden şüphelendi ve kaza süsü verildiğini düşündü.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Mickey 17, öldükten sonra kopyasının üretilmesine izin veren bir işçi olarak çalışan Mickey'nin hikayesini konu ediyor. Bir keşif kolonisi, buzul bir gezegen olan Niflheim'daki tehlikeli bir göreve Mickey isimli bir klonu gönderir. Mickey, ölse de yeniden klonlanabilmekte ve geçmişte olanların büyük kısmını hatırlayabilmektedir. Bir görev sırasında Mickey 17'nin kaza geçirerek öldüğü düşünülür ve bu nedenle yeni bir Mickey klonu aktif edilir. Ancak Mickey 17 hayattadır. Bu durum üzerine Mickey 17 ve yeni klonu Mickey 18 arasında büyük bir mücadele başlar.

Kendini bir cinayet davasında jüri üyesi bulan bir adam, işlenen cinayetten aslında kendisinin sorumlu olduğunu hemen fark eder ve şimdi bir ikilemle karşı karşıya kalır; suçu kabul edip hapse girmek veya jüriyi manipüle ederek masum bir adamı parmaklıklar ardına koyup özgür kalmak.

Stanton ‘Stan’ Carlisle, kasaba kasaba dolaşan bir karnavalın ekibine katılmıştır. Amacı ise Matmazel Zeena'nın ve alkolik kocası Pete'in "zihin okuma" numaralarının sırrını çözmektir. Ancak bu konuda bir türlü başarılı olamamıştır. Ancak Pete öldüğünde, Zeena Stan'i ortağı olarak kabul etmeye zorlanır. Kısa sürede Stan, insanları manipüle edip dolandırma işinde Zeena'nın rahmetli eşinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlar. Hırslanan Stan, dolandırıcılık oyununu kendi başına da yapabileceğine inanmaya başlar. Ancak Zeena ile rekabete giriştiğinde hiç ummadığı tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır...

Mars görevine çıkacak uzay gemisine sızan kaçak bir yolcu, yanlışlıkla geminin yaşam destek sistemlerinde ciddi hasara neden olur. Kaynakların azalmasıyla birlikte uzayda ölümle burun buruna gelen mürettebatın alması gereken çok zor bir karar vardır.

Iain Reid’in aynı adlı çok satan romanından uyarlanan filmde, genç bir kızın yeni erkek arkadaşı Jake’e dair bazı şüpheleri vardır. Bir gün Jake, kız arkadaşını ücra bir çiftlikte yaşayan anne ve babası ile tanıştırmak ister ve tipinin bastırdığı bir havada ikisi beraber yola çıkarlar. Fakat hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Tanınmış polisiye yazarı Harlan Thrombey 85. doğum günü partisinden hemen sonra malikanesinde ölü bulunduğunda meraklı ve neşeli bir dedektif olan Benoit Blanc, cinayeti çözmesi için gizemli biri tarafından işe alınır. Blanc, Harlan'ın ilişkileri kopuk ailesinden sadık personeline kadar Harlan'ın zamansız ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için anlamsız kandırmacalar ve yalanlardan oluşan bir yılan hikâyesini çözmeye çalışacaktır.

Morf Vandewalt, zor beğenen bir sanat simsarıdır. Eline geçen onlarca sanat eserinden sadece birkaç tanesini değerli bulur. Onun en önem verdiği şey eserin orijinal olmasıdır. Ancak bir gün karşısına konulan resim onun gerçekten ilgisini çekmeyi başarır. Resmin sahibi dairesinde ölü olarak bulunmasının ardından eserleri gün yüzüne çıkmıştır ve Morf için eseler kelimenin tam anlamıyla olağanüstüdür. Ancak resimleri ele geçirenler bir süre sonra tablolarda bir tuhaflık olduğunu fark eder. İnsanlar tabloların uzun süre bakıldıktan sonra canlandığını düşünmektedir. Bir süre sonra ise doğaüstü bir güç, açgözlülüğün sanatın önünce geçmesine izin verenlerden intikam almaya başlar.

Casus gerilim türünü yeniden tanımlayan gişe rekortmeni film, üçüncü bölümünde ekstrem sporcuyken devlet ajanı olan Xander Cage’in kendi kendini gönderdiği sürgünden dönüşünü, ölümcül alfa savaşçı Xiang ve ekibiyle Pandora’nın Kutusu olarak bilinen tehlikeli bir silahı ele geçirme yarışındaki çarpışmalarını konu alıyor. Heyecan arayan karakterlerden yepyeni bir ekip oluşturan Xander, kendisini ölümcül bir komplo ağının içine düşmüş bulur. Üstelik bu komplo dünya hükümetlerinin en üst düzeylerini işaret eden bir tuzak olarak karşısına çıkar.

Bir hamburgerci çalışanı olan Tammy için kötü bir gün daha da kötüleşiyor. Arabasını mahveder, işini kaybeder ve kocasının sadakatsiz olduğunu öğrenir. Tammy'nin yola çıkma zamanı geldi, ancak parası veya ulaşımı olmadığı için seçenekleri sınırlı. Tek seçeneği, arabası, parası ve Niagara Şelalesi'ni görmek için can atan, içkici büyükannesi Pearl ile bir yolculuğa çıkmaktır. Tammy'nin aklındaki kaçış bu değildi ama ihtiyacı olan şey bu olabilir.

Dünya sinema tarihine adını ölümsüz harflerle kazımış olan ustaların ustası sinemacı Alfred Hitchcock'un sıradışı filmi Sapık (Psycho)'ın çekim sürecinde geçen film Hitchcock ve eşi Alma'nın aşklarına odaklanıyor. Filmde ustayı yine bir başka usta Anthony Hopkins canlandırırken karısı Alma rolünü ise Helen Mirren üstleniyor. Hitchcock’un çığır açan filmi PSYCHO’nun yapım sürecinde geçiyor. Projenin yönetmen koltuğunda Sacha Gervasi otururken, senaryo ise John McLaughlin’e ait. Filme kaynaklık eden kitap ise Stephen Rebelloizamlı “Alfred Hitchcock and the Making of Psycho” adlı eser.

Son sınıf öğrencisi Charlie Brewster her şeye sahiptir. Popüler bir arkadaş kitlesi vardır ve lisenin en seksi kızıyla birliktedir. Hatta o kadar havalıdır ki en yakın arkadaşı Ed'i bile küçük görmektedir. Charlie'nin esrarengiz yabancı Jerry ile komşu olmasıyla birlikte bela kapasını çalar. Jerry, ilk etapta harika biri gibidir ama onda bir tuhaflık vardır ve kimse bu tuhaflığı fark etmez. Oldukça alışılmadık şeylere şahit olan Charlie çok doğru bir sonuca varır: Jerry, mahallede avlanan bir vampirdir. Doğruyu söylediğine kimseyi inandıramayan Charlie, canavardan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minübüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük traji komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol komedisi.

'Yerinde Olsam', ayakkabı numaralarından başka hiçbir ortak yönü olmayan iki kardeşin çok neşeli ve aynı zamanda yürek parçalayıcı hikayesini anlatıyor. Maggie ve Rose Feller siyah ve beyaz gibi birbirinden farklı kendi tarzı ve amaçları olan iki kız kardeş. Maggie tam bir parti kızıdır. Liseden mezun olduktan sonra birçok iş değiştirmiştir, ve tek yeteneğinin karşı cins üzerinde yarattığı etki olduğunu düşünmektedir. Rose ise Princeton'da eğitim görmüş bir avukattır. Philadelphia'nın en büyük hukuk firmalarından birinde muhteşem dekore edilmiş bir ofiste çalışmaktadır. İyi bir evi vardır ama dış dünya ile arası gerçekten iyi değildir, sürekli şikayet etmektedir. İki kız kardeş, birbirlerine saygı göstermeyi ve yeniden kardeş olmayı öğrenerek birlikte yolculuk yapacaklardır. Yolun sonunda öldüğünü düşündükleri büyükannelerine ulaşacaklar ve ondan büyük hayat dersleri alacaklardır...

Öfke ve bencillikle dolu bir an iki adamı birbirleriyle karşı karşıya getirir. Büyük bir hukuk firmasında avukat olan Gavin Black, geç kaldığı mahkemeye gitmek için yoğun trafikte yol almaya çalışırken başka bir şeritte çocuklarını görme hakkını alabilmek için mahkemeye gitmeye çalışan Doyle Gipson'ın arabasına çarpar. Biri kariyerinin zirvesine ulaşmak, diğeri ise uçurumun kenarından kurtulmak için mücadele eden iki adamın hayatı bu kaza sonucunda ilginç şekilde birbiriyle kesişir.

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.

Efsane siyahi dedektifin maceralarını konu alan filmde Samuel L. Jackson başrolde. Bir dönemin umut veren yönetmenlerinden John Singleton, Shaft’ın devam filmiyle karşımızda. Kahramanımız ise 1971 yapımı aynı adlı filmin dedektifinin adaşı ve yeğeni John Shaft (Samuel L. Jackson). New York şehri dedektifi John Shaft’a, Trey Howard’ın (Mekhi Phifer), zengin bir emlakçının oğlu olan Walter Wade, Jr. (Christian Bale) tarafından ırkçı nedenlerle öldürülmesi olayını soruşturma görevi verilir. Shaft, cinayetin görgü tanığı Diane Palmieri’yi (Toni Collette) bulur ama kadın çabucak ortadan kaybolur ve mahkemeye çıkmaz. Wade Jr. kefaletle serbest bırakılır, İsviçre’ye kaçar. İki yıl sonra geri döndüğünde Shaft onu ülkeden ayrıldığı için yeniden tutuklar. Pasaportu elinden alınan Wade Jr., emniyet amirliğinde Dominikli uyuşturucu kaçakçısı Peoples Hernandez’e (Jeffrey Wright) rastlar. Katil zanlısı yeniden kefaletle serbest bırakılınca, Shaft görevinden istifa eder.

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

Kasabalı bir polis, sorunlu ergenlerin gittiği yerel okulun da karizması tehlikeli boyuttaki kurucusunun da göründükleri gibi olmadıklarından şüphelenir.

The Power'ın dünyası, doğanın bir cilvesi hariç, bizim dünyamızdır. Bir anda, genç kızlar, insanlara elektrik verme gücü kazanır. The Power, Londra, Seattle, Nijerya ve Doğu Avrupa'dan çarpıcı karakterleri izleyerek, kızların köprücük kemiklerindeki bir karıncalanmanın, güç dengesini tamamen tersine çevirmesini anlatıyor.

Bir kadın, yaşadığı küçük kasabadaki vahşi bir saldırının gizli tehlikeleri ve ölümcül sırları açığa çıkarmasıyla annesinin karanlık geçmişine dair parçaları birleştirir.

Sekiz bölümlük dizi, aynı adlı belgesel dizisi, Michael Peterson (Colin Firth) vakası üzerine yazılan çeşitli kitaplar ve raporlara dayanıyor. Peterson, 2001 yılında karısı Kathleen'i (Toni Collette) öldürmekle suçlandı. Kathleen'in alkol ve Valium tükettikten sonra merdivenlerden düştükten sonra öldüğü iddia edildi ama polis, onun sopayla öldürüldüğünden şüphelendi ve kaza süsü verildiğini düşündü.

Genç bir kadının tecavüze uğradığına dair yalan söylemekle suçlanmasından yıllar sonra iki kadın dedektif benzer saldırıları araştırır. Gerçek olaylardan esinlenildi.

Joy Richards is a therapist trying to find a way to keep the spark with her husband, Alan, after a cycling accident causes her to reassess their relationship. As family, friends, neighbours and clients live their lives, stories of love, lust and forbidden desire emerge.

Tsunami: The Aftermath is a television mini-series that was broadcast in two parts in 2006. It dramatizes the events following the 2004 Indian Ocean earthquake and the resulting tsunami in Thailand. Tsunami: The Aftermath is a joint production of HBO and the BBC and stars Tim Roth, Toni Collette, Sophie Okonedo, Samrit Machielsen, Chiwetel Ejiofor, and Savannah Loney. It was filmed in Phuket and Khao Lak, Thailand from April to June 2006. Phuket and Khao Lak were two of the worst hit areas in the country in the December 26, 2004 disaster.