İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Devlet Tiyatrosu Sanatçısı

Kağıt toplayarak geçinen ve sağlığı giderek kötüleşen Mehmet terk edilmiş bir çocuk bulur. Birden hayatına giren küçük Ali, onu kendi çocukluğuyla yüzleştirecektir.

Sokaklardan başlayıp belli bir hiyerarşik bütünlük içinde kademe kademe yükselen ve en tepede son derece etkili bir "konseye" dönüşerek ülkeyi avcuna almayı amaçlayan çok güçlü bir mafya örgütü ile o örgütle mücadeleye soyunanların serüvenleri anlatılır. Bu hem toplumsal hem de bireysel yansımaları olan bir serüvendir.

Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Ahmet Ümit'in 2002'de yayımlanan öykü kitabından 2004 yılında TRT için televizyona uyarlanmıştır. Yine öyküsünü Ahmet Ümit'in yazdığı Karanlıkta Koşanlar dizisinden sonra, yazarın kahramanları Nevzat ve Ali, ikinci kez televizyonda canlandırılmıştır.

1990'lı yıllarda lisede arkadaş olan bir grup insan, 30 yıl sonra tekrar bir araya gelir ve birlikte komik olaylar yaşarlar.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü bize hediye eden Zübeyde Hanım’ın ‘Sarı Paşa’sı ile yaşadığı çatışmaların, onun uğruna verdiği mücadelenin, dirayetinin ve cesaretinin anlatıldığı film, Cumhuriyet’in 100. yılına da anlamlı bir armağan.

Kağıt toplayarak geçinen ve sağlığı giderek kötüleşen Mehmet terk edilmiş bir çocuk bulur. Birden hayatına giren küçük Ali, onu kendi çocukluğuyla yüzleştirecektir.

İstanbul'un Bayrampaşa semtinde geçen film, semtin kendine özgü lügati, dostluğu ve vefasını sonuna kadar hissettiriyor. Gençliğini seklerde yaşamış, seksenlerin mahalle kültürüyle yoğrulmuş insanların günümüzde geçen heyecanlı komik öyküsü...

Evli ve bir çocuk sahibi olan kuaför Erdem günün birinde askerlik arkadaşı Ahmet’le karşılaşır. Ahmet’in uyuşturucu satıcısı olduğundan habersiz onunla bir çay bahçesinde buluşmak için sözleşir. Ancak Ahmet’le iş birliği yaptığı gerekçesiyle tutuklanır ve karısı dahil kimseye suçsuz olduğunu anlatamaz. Bu süre içinde olup bitenlerden habersiz olan oğlu Ali, babasının dünyayı uzaylılardan kurtaracak olan bir komutan olduğunu sanmaktadır. Bu masum oyuna zamanla koğuş da katılacak ancak Erdem’in bu koğuştaki misafirliği beklediğinden uzun olacaktır.

Yaşar Yaşamaz… Adına yakışır bir hayat yaşıyordu çocukluğundan beri. Bir gün yolu hiç düşünmese de hapishaneden geçiverdi! Hapishanede verildiği Adem baba koğuşunun sakinleri onu oldukça sıcak karşıladılar. Özellikle koğuş ağası Halil, onun gibi naif bir insanın hapishanede ne işi olduğunu merak ediyordu. Ve Yaşar anlatmaya başladı. Annesi o çocukken ölmüş, babası sahip çıkmıştı Yaşar’a. Ölen kardeşlerinden dolayı ona Yaşar adını vermişti babası, yaşar bedenen yaşadı, ama, İlkokul çağına geldiğinde nüfus dairesine gittiler babasıyla birlikte, maksat okula kayıt için nüfus kağıdı almaktı aslında ama, olmadı!... Kütükte daha önce iki kez şehit düşerek öldüğü yazıyordu!

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

Emniyet Müdürlüğü’nün yedi özel polisi ve bu gözde ekibin baba gibi gördüğü amirleri Kadir... Birlikte geçirdikleri yıllar sonunda gerçek bir aileye dönüşen ekip organize suç lideri Ejder’in peşinde... Uzun bir takibin sonunda Ejder’e ulaşan ekip aslında hayalini kurdukları operasyon “Sıfırıncı Gün” ile hayatlarının baştan sona değişeceğinden habersiz. O güne kadar hayalini kurdukları operasyon planladıkları gibi gitmez. Başarısızlığın sorumluluğunu ekibin iki gözde üyesi Özgür ve Mert üstlenir ve bir plan yaparlar. Amirleri Kadir de dosyanın peşini bırakmaz. Birbirleri için canlarını ortaya koyacak ekip, küllerinden doğmak ve intikamlarını alıp biraz olsun acılarını dindirebilmek için yeniden bir araya gelir.

Babalarını aynı iş kazasında kaybeden Hayali Ömer, Kabadayı Akif ve Sarı Fikret kardeş gibi büyümüşlerdir. Bir kenar mahalle olan Eskitepe’de geçen hikâyede, üç genç, başta Yorgancı İshak olmak üzere, mahallelinin maddi ve manevi yardımlarıyla yetişmişlerdir. Kavgacı ve dayanışmacı Eskitepe de, dizinin ana karakterlerinden biridir. Üç gencin delikanlılıktan kabadayılığa uzanan çarpıcı serüvenleri; aşk acısı, ihanet, zorbalık ve şiddetle harmanlanır. Ankara’nın namlı kabadayılarından Fakir Şükrü ve yeğeni Dedo ile karşılaşmaları onların kaderlerini değiştirir. Dedo, amcasının kanun dışı işlerinden edindiği serveti ve caydırıcı gücü, ticaret ve siyasetle arttırmaya çalışır. Üç Eskitepeli genç, Fakir Şükrü ile Dedo’nun hizmetine girerler. Bu yeni başlangıç, her üçünü de ahlaki ve vicdani yönden etkiler, giderek birbirlerine düşmanlık beslerler.

Yasemin bir reklam ajansında çalışan, genç ve güzel bir kadındır. Nişanlısı Mehmet ile bir hafta sonra evlenecek olmanın heyecanı içindeyken, yaşadığı ihanet sonucu bütün inandığı değerler allak bullak olur. Çocukluğunda aile arasında geçen acı bir olay sonucu, babasına önemli bir söz vermiş olan Yasemin için fedakarlık, masumiyet, namus, doğruluk gibi kavramların sorgulanma vakti gelmiştir. Yasemin yaşadıklarından uzaklaşmak için, emekli öğretmen annesinin yaşadığı Bodrum’a gider. Evlilik öncesi bir erkekle beraber olma düşüncesi artık imkansız değildir. Yasemin karşısına ilk çıkan erkek olan Murat Yıldırım’la birlikte olur ve düşürdüğü kolyesi dışında hiçbir iz bırakmadan, Külkedisi gibi sırra kadem basar.

Anadolu’nun orta yerinde, Kapadokya’nın büyülü atmosferinde eğitim veren bir yüksek okul. Bu okulun öğrenci ve öğretmenlerinin; umutları, heyecanları, beklentileri ve kimi zaman da hayal kırıklıkları bir televizyon dizisine dönüşüyor. Öğrencilerinin yüksek başarı elde etmesini hedefleyen Okul Müdürü Beyazıt, diğer öğretmenlerle birlikte bu ideallerini öğrencilerine de aşılamanın mücadelesini verirken, diğer yandan okulun bağlı bulunduğu vakfın içinde dönen kirli ve karanlık oyunlarla boğuşmak zorunda kalacaktır.

İnce hastalığa yakalanan karısının son günlerinde yanında olmak için Binbaşı Halit (Hazım Körmükçü) Bursa yakınlarındaki kasabaya izinli olarak dönmüştür. Osmanlı devleti cepheden cepheye koşarken, içeride bunu fırsat bilen düşmanlarla başedecek fırsatı bulamıyordur. Halit bu gerçekle kasabaya varınca yüzleşir. Eşkiya kasabayı adeta esir almıştır. Halit bir yandan kasabadaki düzeni sağlamak, bir yandan da karısını iyileştirmek için çalışır. Ama karısını kurtaramaz. Kasaba’da kızını emanet edeceği kimsesi olmayan Halit onu da yanına alarak yollara düşer. Bandırma’daki arkadaşı Ziya’ya kızını bırakmayı düşünür. Ancak Ziya ölmüştür. Çaresiz kalan Halit kızıyla birlikte cepheye gider. Nezaket küçücük yaşında Çanakkale cehennemini yaşamaya başlar. Bu arada ortaya çıkan keskin nişancılar düşmana göz açtırmamaktadır. Türk keskin nişancı Ayşe ile Avustralya'nın en iyi kanguru avcısı Sing arasında korkunç mücadeleler yaşanır.

Halkımıza trafik kazalarının çok basit kural ihlallerinin sonucunda olduğunu bir kez daha vurgulamak ve bunu örnekleriyle göstermektir. Bölümlerde farklı kural ihlalleri sonucunda çeşitli aile dramları gözler önüne serilecektir. Yani, çok basit gibi görülebilen ve maalesef ülkemizde yayaların ve sürücülerin ihlal ettikleri her hangi bir trafik kuralının ne gibi sonuçlar doğuracağı drama olarak işlenecektir. Konuların vurguları çarpıcı ve eğitici bir formatla işlenerek seyircinin daha iyi algılaması sağlanacaktır.

Gecekondularla malikanelerin, zenginlerle yoksulların, kentlilerle göçenlerin arasında hep bir duvar vardır. Tepecountry ile Kurutepe arasında da işte böyle yüksek duvarlar örülü. Bu iki topluluğun sakinlerinin hayatları arasında sadece bir duvar değil, uçurumlar da var. Duvarlar yıkılmak içindir, ama kaderin ördüğü bu duvarı yıkmaya kimin buna gücü yetebilir?

Zehra ve Mehmet Ali Amasra’da yaşayan iki dost ailenin çocuklarıdır. Birbirlerini deli gibi seven Zehra ve Mehmet Ali, Zehra’nın üniversiteyi kazanıp İstanbul’a taşınmasıyla ayrılırlar. Zehra’nın gidişini kabullenemeyen Mehmet Ali hem çok üzgündür hem de Zehra’ya karşı kin ve öfke beslemektedir. İkisi de aşklarının bittiklerini düşünseler de aslında bu aşk ikisi için de hiç bitmemiştir. Yıllar sonra oğlunun rahatsızlığı dolayısıyla İstanbul’dan taşınmak zorunda kalan Zehra çözüm yolu olarak Amasra’ya gitmeyi uygun görür ve Amasra’ya yerleşir. Mehmet Ali’de Amasra’nın belediye başkanı olmuştur.

Ekber lakaplı Kuzey Taşova, bundan 34 yıl önce beraber çalıştığı Necdet Aksu'nun ülke çıkarlarına ters düşen örgütlenmesinin farkına varınca bu düzene karşı çıkar. Bunun üzerine Necdet Aksu tarafından ölüm fermanı verilir. Ayrıca Necdet'in bir komplosuyla Ekber, polis tarafından kırmızı bültenle aranan bir kanun kaçağı durumuna düşer. Ekber'in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Hemen Rusya'ya kaçan Ekber, Rus polisince yakalanır. 34 yıl Rus hapishanelerinde her türlü eziyeti yaşayan Ekber için artık memlekete dönme zamanı gelmiştir. Çünkü Necdet Bey ölmüş, yerine Necdet'ten çok daha tehlikeli olan kardeşi Cahit bu büyük güç imparatorluğunun başına geçmiştir. Memleket için korkunç planları olan Cahit'in bu kirli oyunlarını bozacak tek kişi vardır. O da hiç hesaba katmadığı Ekber'dir.

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye’nin gittikçe gerginleşen atmosferi, her geçen gün işlenen onlarca cinayet ve yitip giden bir dolu hayata eşitti. Sokağın kanla boyanan kaldırımları, siyasilerin bu kanı daha da arttıran demeçleri ile ülkedeki derin kaos ortamını besliyordu. Türkiye’nin bu son derece gergin atmosferine bir de ülkenin en önde gelen gazetecilerinden Abdi İpekçi’nin öldürülmesi eklenince bu ortamı yapacaklarına sebep olarak gören askeri yapı, ülke yönetimine müdahaleye hazırlanıyordu. Zincirbozan'da Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü dönemden 12 Eylül askeri darbesine kadar geçen süre, siyasilerin terör olaylarına kayıtsız kalmanın ötesinde nasıl körükleyici davranışlarda bulundukları ve askerin darbe hazırlıkları anlatılmaktadır.

İstanbul’un varoş mahallelerinden birinde yaşamakta olan, kaynakçı Mehmet ve manikürcü Nermin birbirlerini ölesiye seven iki gençtir. Evlenip yuva kurmak istedikleri halde parasızlık yüzünden sürekli zorluk yaşarlar. Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden birisi olan Belkıs Kervancıoğlu, manikür yaptırmak için Nermin’i ihtişamlı malikanesine çağırır. Belkıs, kocası Sefa, kızı Filiz ve ünlü bir playboy olan oğlu Ender’le yaşamaktadır. Ender, kız kardeşi Filiz’le aşk üzerine girdiği küçük bir münakaşanın ardından, bir iddia kazanmak uğruna Nermin'i gözüne kestirir. Başta zararsız görünen, ancak sonrasında Nermin’in hayatını cehenneme çevirecek taktiklerle, genç kızın hayatına bir daha çıkmamak üzere girmeyi başarır. Mehmet zengin ve ışıltılı bir dünyaya doğru gün geçtikçe yoksulluk yüzünden kaybettiği aşkının intikamını alacaktır. Bunun da tek bir yolu vardır: Ülkenin önemli zenginlerinden birisi olan Ender ve ailesini önünde diz çöktürebilecek kadar güçlü bir zengin olmak...

Savcının Karısı, işinde başarılı zirveye yükselmekte olan bir savcıyla (Cihan Okan) ve deli dolu hayatını mutluluklarla yaşayan bir hostesin (Gamze Özçelik) aşklarını ve yalanlarını anlatan bir hikayedir.

Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, Ahmet Ümit'in 2002'de yayımlanan öykü kitabından 2004 yılında TRT için televizyona uyarlanmıştır. Yine öyküsünü Ahmet Ümit'in yazdığı Karanlıkta Koşanlar dizisinden sonra, yazarın kahramanları Nevzat ve Ali, ikinci kez televizyonda canlandırılmıştır.

Deniz kocasının trajik ölümünden sonra, altı yaşındaki kızı ve görümcesini alarak bir sahil kasabasına yerleşir. Küçük bir büroda avukatlık yapmaya başlar. Tek isteği huzurlu bir hayat sürmektir. Kasabada aldığı bir arsa davasında karşı taraf, kasabada karanlık işler çeviren Ökkeş'tir. Ökkeş dava için İstanbul'un ünlü avukatlarından arkadaşı Yağız'ı tutar. Deniz ve Yağız yıllar önce çok büyük bir aşk yaşamışlardır ve bu karşılaşma Deniz'in hayatını tekrar alt üst eder.

Sokaklardan başlayıp belli bir hiyerarşik bütünlük içinde kademe kademe yükselen ve en tepede son derece etkili bir "konseye" dönüşerek ülkeyi avcuna almayı amaçlayan çok güçlü bir mafya örgütü ile o örgütle mücadeleye soyunanların serüvenleri anlatılır. Bu hem toplumsal hem de bireysel yansımaları olan bir serüvendir.

Kısırköy'ün iki aşireti Kısıroğulları ile Çamuroğulları arasında yıllardır kan davası sürmektedir. Sonunda barış imzalamaya ve iki aileden doğacak çocukları beşik kertmesi yaparak kan davasını sonuçlandırmaya karar verirler. Şehmuz Ağa'nın oğlu Ferdi ile Emin Ağa'nın kızı Tekgül'ün beşik kertmeleri kıyılır. Emin Ağa ailesiyle birlikte gurbetçi olarak Almanya'ya gider. Aradan yıllar geçer ve nüfusu çok azalan Kısırköy'ün tek ve son umudu Ferdi büyür. Ancak Emin Ağa ile kızı Tekgül'ün izi bir daha bulunamaz. Bu sırada Kısırköy'den uzakta İstanbul'un en güzel semtinde yaşamakta olan Türkiye'nin bir numaralı süperstarı Elmas Mağden film oyunculuğundan TV dizilerine tiyatrodan resme, spordan heykeltıraşlığa sanatın ve sporun her dalına yüzeysel vuruşlar yaparak her geçen gün zirveye tırmanmaktadır. Bir televizyon programı sırasında Elmas Mağden'in Kısırköy'deki Ferdi'nin beşik kertmesi Tekgül olduğu ortaya çıkar.