İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

6 filminden 1'i İzlenir çıktı, 13 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
1987 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümüne girdi, 1991 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro bölümüne girdi ve 1993 yılında Oğuz Aral'ın pandomim asistanlığına başlamıştır. Aynı yıl MSM'de Savaş Dinçel'lin yönettiği bir oyunla ilk profesyonel sahne deneyimini yaşayan Çırak, 1995 yılında mezun oldu. Daha sonra Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, Nedim Saban'ın Tiyatrokare ve Ferdi Merter'in Çığır Sahne'sinde rol almış, ilk oyununun ardından Süper Baba dizisinde oynamış ve 24 Mayıs 2001 - 24 Haziran 2002 tarihlerinde TRT1'de yayınlanan Yeditepe İstanbul dizisinde de Tevfik rolünü üstlenmiş ve uzun süre tiyatro ile sinema ve televizyon dizilerini beraber yürütmüştür. 1997 yılından 2002 yılına kadar Müjdat Gezen Sanat Merkezi pandomim öğretmenliği de yapan sanatçı, 2005 yılında bir filmde yönetmenlik üstlenmiş, reklam filmlerinde de oynamış, 2006 yılında Ekol Drama Sanat Evi Kamera Önü Oyunculuğu Eğitmenliğine başlamıştır. 2007 yılında kurduğu Çağdaş Sinema Oyunculuk Atölyesi'nde Ali Düşenkalkar, Ahmet Cemal, Alin Taşçiyan veSenem Oluz ile birlikte sinema oyunculuğu üzerine eğitim vermiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde tanıştığı Evrim Akın ile 6 ay süren kısa evlilik yapmıştır. 2009 Yılında yeni yapılanması ile ( 3 M.O.T.A )Ümit Çırak Modern Oyunculuk Teknikleri Atölyesi'ni kurmuştur. Halen sinema, tiyatro ve dizi oyunculuğuna devam etmektedir.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.

Cesareti, merhameti ve adalet duygusu daha küçük yaştayken içine yerleşmiş olan Cevahir, köydeki haylazlıklarından bıkmış olan ailesi tarafından çalışması için İstanbul’da kahvehane işleten köylüleri Seyfi’nin yanına gönderilir. Ardından gelişen olaylar ile birlikte kendini kabadayılar alemine girmiş bulur ve zirveye yükseliş hikayesi başlar.

Zamanın birinde isimsiz bir köye bir seyyah gelir. Yeri yurdu yoktur bu adamın. Gittiği yerlerde masallar anlatır. Bir sonraki durağına kadar dinleyenlerin verdiği hediyelerle yol alır. Yolu, bir gün yetişkinlerin yüreğinin karardığı bir köye düşer. Köy halkı, masallardan da gerçekler kadar korkmaktadır. Ama çocuklar masalcı Zekeriyya’nın dilinden anlamaktadır. Masalcı, Ulak İbrahim’in hikâyesini anlatmaya başlar. Masal ilerledikçe her hayal çocukların zihninde bir karşılık bulur. Kitapta anlatılanlar artık köyün hikâyesine dönüşmüştür.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Namus cinayeti nedeniyle girdiği hapishaneden çıkan Yusuf amaçsız bir hayata sahiptir artık. İzbe bir pansiyon köşesinde yolu Bekir ve Uğur’la kesiştikten sonra hikayedeki tüm kişilerin hayatlarını derdinden sarsan hadiseler yaşanacak, herkes kendi masumiyetinin peşinden gidecek; bu seçimler de hepsinde derin yaralar açacaktır. Uğur güçlü bir hayat kadınıdır, Bekir ise ona saplantılı bir adam. Fakat Uğur'un gönlünde Zagor vardır.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Doğduğu toprakların ona biçtiği kadere meydan okuyarak başarılı bir cerrah olan Serhat, sevdiği kadın Melek’le ailesinden gizlice evlenir. Ancak kısa süre sonra, Urfa’ya dönmek zorunda kalır ve yöredeki iki köklü aile arasındaki kan davası nedeniyle Yıldız’la da imam nikahı kıymaya zorlanır. Bir cerrahken ağaya dönüşen Serhat’ın yalnızca gücü değil, aşkı da büyük bir sınavdan geçecektir. Melek’in konağa gelişiyle birlikte Serhat, iki kadının ailesi ve geçmişlerinden gelen sırlarla yüzleşmek zorunda kalır. Çünkü bu konakta hiç kimse masum değildir. Herkesin sakladığı bir geçmişi, gömdüğü bir sırrı vardır...

Şahsu, öğretim görevlisi olarak gittiği Adana’da yıllar önce annesini terk eden büyükbabasıyla yüzleşmeye kararlıdır. Bu yolculukta kendisini Şahmaran’ın soyundan gelen ve Mar adı verilen sıradışı ve gizemli bir topluluğun ortasında bulur. Aşkın ve bilgeliğin en büyük sembollerinden olan Şahmaran efsanesine inanan Mar ırkı, Şahsu’nun da gelmesiyle tarihi kehanetin tamamlanmasını beklemektedir. Büyükbabasından geçmişin hesabını sormak üzere yola çıkan Şahsu’nun Maran ile yollarının kesişmesiyle bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır…

Midilli'den çıkan dört kardeşin, tehlikelere göğüs gererek yükselmelerini ve denizlerin fatihi olmalarını konu alan dizi; Sipahi Yakup Ağa'nın dört oğlu olan İshak, Oruç, Hızır ve İlyas’ın, Barbaros kardeşlere dönüşme serüvenini anlatacak.

Ceylin gözü kara ve kurallar söz konusu olduğunda sınır tanımayan bir avukattır. Bir müvekkiliyle ilgili yine illegal yoldan bilgi alabilmek için savcı Ilgaz’ın karşısına çıkar. Ancak Ilgaz’ın, Ceylin’in tam aksine, mesleki etik konusunda katı kuralları vardır, bu yüzden de kariyerinde çok başarılı ve sözü dinlenen bir savcıdır. Ilgaz kardeşi Çınar’ın katil olmakla suçlandığı bir cinayet vakasıyla karşılaşınca; ilk defa kendi kurallarını yıkar. Ceylin’den kardeşini savunmasını ister. Bu noktadan sonra işler ikisinin de tahmin edemeyeceği bir yola girer. Ilgaz ve Ceylin; Çınar’ın aklanması için çalışırken, kendilerini ikisinin de ailelerine kadar uzanan bir gizem yumağının içinde bulacaklardır.

İbret-i Ailem; hayallerinin peşinde koşan, ama bu yolda kestirmeden gitmeye çalışırken, kaybolan, kaybeden insanların hikayesi.

İstanbul’un güzide semtlerinden birinde annesi Gönül, babası Tahir ve kız kardeşi Eda ile birlikte yaşayan Gani, işinde hırslı bir menajerdir. Tahir Bey geçmişte gazinolarda organizatörlük ve sanatçıların menajerliğini yapmıştır. Oğlu da kendi gibi menajer olunca onun işini sürekli eleştirir; annesi de eski bir assolist olan Gönül ise devamlı olarak oğlunu över. Evlilik dışında herhangi bir ideali olmayan Eda ise hayatını internetteki sosyal mecralarda geçirmektedir. Gani 8 ay önce eşi Ceyda’dan boşanmıştır ama şirketi ortak kurdukları içinde beraber çalışmaya mecburdur. Gani’nin tek ideali, kendisi sayesinde şöhret olacak dizi oyuncuları üzerinden para kazanmaktır. İlk keşfi Sarp Sezgin ise hem kendi hayatını renklendirecek hem de Gani Sarp için hayatının fırsatı olacaktır.

Yaşanmış hayat hikayelerini televiyon ekranına taşımayı amaçlayan Önce Vatan, Hakan Evrensel'in 'Güneydoğu'dan Öyküler' isimli çok satan kitabından uyarlanıyor. Nefes: Vatan Sağolsun filminin senaristlerinin elinden çıkan dizide, askeri hemşire Aylin ve askerliğini Şırnak Asker Hastanesi'nde yapan Doktor Oğuz'un yaşadıkları, çatışmalar, yaralı taşıyan ambulanslar bütün gerçekliği ile yansıtılıyor. Sürekli ölümün konuşulduğu bu yerde, hastane görevlilerinin nihai hedefi herkesi hayatta tutmaktır... Diğer yanda terröristlerle mücadele eden Metin Yüzbaşı, birliğindeki askerleri sağsalim evlerine ulaştırmaya çalışır...

Münevver Hanım Kız Yurdu'ndaki öğrencilerin yaşadığı birbirinden komik olayları anlatan dizi.

Yurdanur Eroğlu'nun gençlik hikâyesi 1970'lerdeki üniversite öğrenci olaylarıyla başlar. Sağ ve sol fraksiyonlara uzak bir arkadaş çevresinden gelen Yurdanur, olaylar sırasında bir kaza kurşunuyla en yakın arkadaşını kaybeder. Çıkan büyük kargaşada uzanan tek yardım eli Mehmet Eroğlu'nundur. Mehmet örgüt üyesi solcu bir gençtir ve bu genç adam hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Yurdanur'un eşi ve Feriha'nın babası olacaktır. Bu iki genç dönemin siyasi olayları fonunda karşı konulmaz bir aşkla birbirlerine aşık olurlar. Ancak, Yurdanur'un siyasal yelpazenin sağında olan babası Dinçer Bey ve annesi Sema karşılarına çıkan bir engel olacaktır.


Olcay (Zuhal Olcay) ve kızı Duru (Özgü Namal) sürdürdükleri rahat ve güzel yaşamı Olcay'ın eşi Engin'in (İlhan Şeşen) intihar etmesi sonucu kaybederler. Artık zengin değillerdir. Engin'in iflas ederek intihar etmesi sonucu evlerini de kaybederek yepyeni bir hayat için yepyeni bir mahalleye taşınmak zorunda kalırlar. Artık hayatları hiç bir zaman eskisi gibi olmayacaktır.

Sıdıka Saka ve İstanbul'un bir kenar mahallesinde yaşayan Sinoplu Saka ailesinin maceralarını anlatır. Sıdıka okula gönderilmemiş olsa da kendisini eğitebilmiş, kitap okuyan, espritüel bir ev kızıdır. Aklı az olan bir abisi, baskıcı ve alkolik bir babası, Sıdıka'nın sorunlu olduğunu düşünen ve bir an önce onu evlendirmek niyetinde olan bir annesi vardır. Sıdıka'nın günleri evde kapalı kalarak geçmektedir ve dış dünya ile tek bağlantısı pencereden dışarıyı izlemektir.

Üç çocuklu yalnız bir baba; Fikret.. Zamanında büyük bir hata yaparak ilk aşkı İpek ile değil, zengin bir kadın olan Şule ile evlenen Fikret, İpek'i bir türlü unutamayınca eşinden ayrılır ve çocuklarıyla beraber yaşamaya başlar. Düzenli bir işi olmayan Fikret, ailesine bakabilmek için canını dişine takar ama hep bir şeyler eksik kalır. Fikret'in büyük kızı Zeynep'in özgürlük savaşı, oğlu Alim'in aşkı ve Çengelköy semtindeki esnafın dertleri, sohbetleri ile unutulmayacak bir aile dizisi..