İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

13 filminden 3'ü İzlenir çıktı
Vanessa Nuala Kirby, 18 Nisan 1988 tarihinde Wimbledon, Londra, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Annesi bir dergi editörü, babası ise saygın bir ürolog olan Kirby, entelektüel bir aile ortamında büyüdü. Exeter Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı eğitimi aldıktan sonra, oyunculuk tutkusunun peşinden giderek kariyerine tiyatro sahnesinde başladı. 2010 yılında Arthur Miller'ın "All My Sons" ve Shakespeare'in "A Midsummer Night's Dream" gibi klasik oyunlardaki rolleriyle eleştirmenlerin dikkatini çekerek sahnede yeteneğini kanıtladı. Özellikle "A Streetcar Named Desire" oyununda canlandırdığı Stella Kowalski karakteriyle büyük beğeni topladı. Tiyatro başarısının ardından televizyon ve sinemaya geçiş yapan Kirby, çeşitli yapımlarda roller aldı. Ancak ona uluslararası alanda şöhreti getiren ve kariyerinde bir dönüm noktası olan rol, Netflix'in büyük beğeni toplayan dizisi "The Crown"da (2016-2017) canlandırdığı Prenses Margaret karakteri oldu. Karmaşık ve trajik prensesi canlandırmadaki incelikli ve güçlü performansı, ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında BAFTA Ödülü kazandırdı ve adını geniş kitlelere duyurdu. "The Crown" dizisindeki başarısının ardından Hollywood'un dikkatini çeken Kirby, aksiyon sinemasına iddialı bir giriş yaptı. Tom Cruise ile birlikte "Mission: Impossible – Fallout" (2018) ve devam filmi "Mission: Impossible – Ölümcül Hesaplaşma Birinci Bölüm"de (2023) Alanna Mitsopolis / Beyaz Dul karakterini canlandırdı. Ayrıca "Hızlı ve Öfkeli: Hobbs & Shaw" (2019) filminde Hattie Shaw rolüyle aksiyon türündeki yeteneğini pekiştirdi ve bu türün aranan yüzlerinden biri haline geldi. Aksiyon filmlerindeki yükselişinin yanı sıra dramatik rollerdeki derinliğini de sergilemekten çekinmeyen Kirby, 2020 yapımı "Pieces of a Woman" filmindeki performansıyla kariyerinin zirvesine ulaştı. Doğum sırasında bebeğini kaybeden bir annenin acısını ve mücadelesini anlatan bu filmdeki Cüretkar ve yürek parçalayan rolü, ona Venedik Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü (Volpi Kupası) getirdi ve aralarında Oscar, Altın Küre ve BAFTA'nın da bulunduğu birçok prestijli ödüle En İyi Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. Sonraki yıllarda Ridley Scott'ın yönettiği "Napolyon" (2023) filminde İmparatoriçe Joséphine karakterine hayat vererek tarihi drama türündeki başarısını sürdüren Vanessa Kirby, Marvel Sinematik Evreni'nin merakla beklenen "The Fantastic Four: First Steps" filminde Sue Storm / Görünmez Kadın rolünü üstlenerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı.

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir. Lake ailesinin tüm erkekleri zamanda seyahat etme yeteneğine sahiptir ve Tim de artık bunu kullanabilecektir. Bunu fırsat bilen Tim geçmişindeki utanç verici anlara gidip olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre sonra Londra'ya taşınır ve son derece çekici bir kadın olan Mary'e aşık olur. Tim herkesten gizlediği yeteneğini ilişkilerine de yeni bir 'boyut' getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede her adımı hatasız atlatmayı planlar. Ancak bir süre sonra her sorunu bu şekilde çözemeyeceğini ve hataların da hayatın gerekli birer parçası olduğunu fark eder.

Çalıntı plütonyumu kurtarmaya çalışırken tehlikeli bir göreve adım atan Ethan Hunt görevi başarmaktansa takımının hayatını kurtarmayı tercih ediyor ve nükleer silahlar medeniyeti yok etmeye niyetlenen oldukça marifetli ajanların tehlikeli ağına düşüyor. Dünya artık tehlikede; Ethan ve İmkansız Görevler Ekibi nükleer serpintiyi durdurmak için zamana karşı yarışırken sert bir CIA ajanıyla birlikte çalışmak zorunda kalırlar. Daha önce hiç böylesine yıkıcı bir tehdit, böylesine şaşırtıcı hareketler ve böylesine imkansız bir görev olmamıştı!

Ethan Hunt ve IMF ekibi şimdiye kadarki en tehlikeli görevlerine atılıyorlar. Görevleri; yanlış ellere geçmeden önce tüm insanlığı tehdit eden korkunç bir silahın izini sürmek. Geleceğin kontrolü ve dünyanın kaderi tehlikedeyken ve Ethan'ın geçmişinden gelen karanlık güçler yaklaşırken, dünya çapında ölümcül bir yarış başlıyor. Gizemli, her şeye gücü yeten bir düşmanla karşı karşıya kalan Ethan, hiçbir şeyin görevinden daha önemli olamayacağını düşünmek zorunda kalır. En çok değer verdiği kişilerin hayatları bile.

Thunderbolts* (2025) filmindeki olaylardan 14 ay sonra; Avengers, Wakandalılar, Fantastic Four, New Avengers ve orijinal X-Men, Doctor Doom'a karşı birleşirler.

1929’da Almanya’dan kaçarak Galápagos Adaları’ndaki Floreana Adası'na yerleşen Dr. Friedrich Ritter ve eşi Dora, sade ve huzurlu bir yaşamı benimser. Ardından onlara Margret ve Heinz Wittmer katılır. Daha sonra kendisini “Barones” ilan eden Eloise gelir. Yanındaki iki erkek ve hizmetçiyle birlikte adada lüks bir yaşam kurmayı hayal eder. Başlangıçta bir ütopya gibi görünen bu hayat, zamanla kıtlık, vahşi doğa, içerideki entrikalar ve ahlaki zayıflıklar nedeniyle karanlık bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Kıskançlık, güç savaşı ve şüphe ile dolu olaylar, adada ciddi çatışmalara, ölümlere ve gizemli kaybolmalara yol açar.

1960’lardan ilham alan, retro-fütüristik bir dünyada geçen Marvel Studios’un “Fantastik Dörtlü: İlk Adımlar” filmi, Marvel’in İlk Ailesi’ni izleyiciyle buluşturuyor. Reed Richards/Mister Fantastic (Pedro Pascal), Sue Storm/Invisible Woman (Vanessa Kirby), Johnny Storm/Human Torch (Joseph Quinn) ve Ben Grimm/The Thing (Ebon Moss-Bachrach), şimdiye kadarki en zorlu mücadeleleriyle karşı karşıya kalıyor. Kahramanlık görevleriyle aile bağlarını dengede tutmak zorunda kalan ekip, dünyayı Galactus (Ralph Ineson) adlı açgözlü bir uzay tanrısından ve onun gizemli habercisi Silver Surfer (Julia Garner)’dan korumak için mücadele ediyor. Ancak Galactus’un tüm gezegeni ve içindekileri yok etme planı yetmezmiş gibi, işler bir anda çok daha kişisel bir hal alıyor.

Ethan Hunt ve IMF ekibi şimdiye kadarki en tehlikeli görevlerine atılıyorlar. Görevleri; yanlış ellere geçmeden önce tüm insanlığı tehdit eden korkunç bir silahın izini sürmek. Geleceğin kontrolü ve dünyanın kaderi tehlikedeyken ve Ethan'ın geçmişinden gelen karanlık güçler yaklaşırken, dünya çapında ölümcül bir yarış başlıyor. Gizemli, her şeye gücü yeten bir düşmanla karşı karşıya kalan Ethan, hiçbir şeyin görevinden daha önemli olamayacağını düşünmek zorunda kalır. En çok değer verdiği kişilerin hayatları bile.

Napolyon filmi, Fransız İhtilâli sonrası çalkantılı günler yaşayan Fransa'da Napolyon'un sıradan bir askerden, Fransa İmparatoru'na kadar yükselişinin hikayesini konu ediyor. Film aynı zamanda Bonaparte'ın eşi Josephine ile yaşadığı evliliği de gözler önüne seriyor. Bonapart, tek gerçek aşkı Josephine ile olan bağımlılık yaratan, değişken ilişkisinin prizmasından geçerek iktidara gelmek için amansız bir yolculuğa çıkar.

The World to Come, izleyiciyi 1850 yılının New York’undaki bir taşra bölgesine davet ediyor ve izole bir yaşam süren toplulukta yaşayan iki kadının mücadelesini anlatıyor. Bu iki kadın, yaşamlarında var olduğunu bilmedikleri bir boşluğu doldurarak bir ilişkinin ilk adımlarını atar ve birbirlerine besledikleri tutku sonucunda hayatlarına yeni bir yön verirler.

Martha, evde doğum yaparken oldukça zorlayıcı deneyimler yaşar. Bunun ardından yaşadığı duygusal çöküntüyle ve dalgalanmalarla mücadele vermesi, bir yandan da kocası Sean ve annesi Elizabeth ile yaşadığı sorunlarla başa çıkması gerekmektedir.

Birbirlerinden hiç haz etmeyen Amerikan Diplomatik Güvenlik Hizmetlerinin sadık ajanı Luke Hobbs ile eski bir İngiliz askeri elit ajanı olan kanunsuz Deckard Shaw, siber genetik ile güçlendirilmiş anarşist Brixton’nın insanlığın sonunu getirecek bir virüsü ele geçirmemesi için birlikte çalışmak zorunda kalır. Artık bu ezeli düşmanların insanlığı sonsuza dek değiştirebilecek biyolojik, sinsi bir tehdidi durdurmak için birlikte çalışmaktan başka seçenekleri yoktur. (Hızlı ve Öfkeli serisinin spin-off filmi olan Hobbs & Shaw, seriden tanıdığımız Luke Hobbs ve Deckard Shaw karakterlerine odaklanıyor.)

Çalıntı plütonyumu kurtarmaya çalışırken tehlikeli bir göreve adım atan Ethan Hunt görevi başarmaktansa takımının hayatını kurtarmayı tercih ediyor ve nükleer silahlar medeniyeti yok etmeye niyetlenen oldukça marifetli ajanların tehlikeli ağına düşüyor. Dünya artık tehlikede; Ethan ve İmkansız Görevler Ekibi nükleer serpintiyi durdurmak için zamana karşı yarışırken sert bir CIA ajanıyla birlikte çalışmak zorunda kalırlar. Daha önce hiç böylesine yıkıcı bir tehdit, böylesine şaşırtıcı hareketler ve böylesine imkansız bir görev olmamıştı!

1929 yılında, ilginç bir kitabın taslağı ünlü roman editörü Maxwell Perkin'in masasına düşer. Maxwell, öyküyü yazan yazar Thomas Wolfe'un üstün bir yetenek olduğunu fark eder ve onunla yakın bir dostluk kurar.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

İnsanlığın bu dünyada tek olduğunu düşündüğü bir zamanda, kendi halindeki genç bir kız, Evrenin Kraliçesi tarafından suikaste gitmek üzeredir. Ancak dünya dışından başka birisi onu kurtarır. Ve Evrenin Kraliçesi'nin hükümdarlığını sona erdirmesi için o kıza ihtiyacı vardır.

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir. Lake ailesinin tüm erkekleri zamanda seyahat etme yeteneğine sahiptir ve Tim de artık bunu kullanabilecektir. Bunu fırsat bilen Tim geçmişindeki utanç verici anlara gidip olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre sonra Londra'ya taşınır ve son derece çekici bir kadın olan Mary'e aşık olur. Tim herkesten gizlediği yeteneğini ilişkilerine de yeni bir 'boyut' getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede her adımı hatasız atlatmayı planlar. Ancak bir süre sonra her sorunu bu şekilde çözemeyeceğini ve hataların da hayatın gerekli birer parçası olduğunu fark eder.