İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Viveca Lindfors (1920-1995) was a renowned Swedish-American actress known for her versatility and captivating performances on stage, in film, and on television. Born in Uppsala, Sweden, Lindfors developed a passion for the performing arts from a young age, honing her craft at the prestigious Royal Dramatic Theatre in Stockholm. In 1946, Lindfors was brought to Hollywood by Warner Brothers in the hope that she would become a new Greta Garbo or Ingrid Bergman - two of Sweden's most famous cinematic exports. This marked the beginning of a prolific international career that would span several decades. Lindfors went on to appear in a wide range of acclaimed films, including the film noir classic "I'll Cry Tomorrow" and the psychological thriller "The Addams Family." Beyond her on-screen work, Lindfors was also a respected theater actress, garnering critical acclaim for her portrayals of iconic roles such as Hedda Gabler and Medea. Her versatility and emotional depth were widely praised, and she was known for her ability to bring nuance and complexity to even the most challenging characters. In addition to her acting work, Lindfors was also a dedicated educator and mentor, sharing her expertise and passion for the performing arts with aspiring actors and directors. She taught at several prestigious institutions, including the Actors Studio in New York, and was instrumental in nurturing the next generation of theatrical talent. Throughout her career, Lindfors received numerous accolades and honors, including a Primetime Emmy Award for her performance in the television film "Testimony of Two Men." She was also recognized with a Lifetime Achievement Award from the Swedish Film Institute, cementing her status as one of the most respected and influential Swedish actors of the 20th century.

Mısır tarihi uzmanı arkeolog Dr. Daniel Jackson, araştırmaları sırasında çok eski bir geçit bulur. Bu geçit, başka bir gezegene açılmaktadır. Albay O'Neil komutasındaki bir grup askerle birlikte geçitten diğer tarafa geçerler. Eski mısırı andıran bu gezegen, androjen yarı tanrı RA tarafından yönetilmektedir. Acımasız RA'nın eline düşen ekibin, kurtulmak için RA'yı altetmesi gerekecektir.

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.

Şehirde bir dizi korkunç cinayet işleyen azılı katilin yakalanıp, ölüme mahkum olmasından tam 15 yıl sonra Georgetown ’da yeniden cinayetler işlenmeye başlar. Polis yetkilileri, bu cinayetlerin idam edilen katilin tarzında işlendiğini farkederler. Tam bu sırada, şehrin akıl hastanesinde yıllarca süren katatonik bir uykudan aniden uyanan bir hasta, katilin kendisi olduğunu iddia eder ve itiraflarda bulunur. Olayı araştırmakla görevlendirilen polis Kinderman (George C.Scott), hastanın verdiği cinayet ayrıntıları bir yana ,adamın yine onbeş yıl önce küçük bir kızın ruhunu ele geçiren şeytanı kovarken ölen arkadaşı Peder Damien Karras’la olan aşırı benzerliğinden de dehşete düşer.

Mısır tarihi uzmanı arkeolog Dr. Daniel Jackson, araştırmaları sırasında çok eski bir geçit bulur. Bu geçit, başka bir gezegene açılmaktadır. Albay O'Neil komutasındaki bir grup askerle birlikte geçitten diğer tarafa geçerler. Eski mısırı andıran bu gezegen, androjen yarı tanrı RA tarafından yönetilmektedir. Acımasız RA'nın eline düşen ekibin, kurtulmak için RA'yı altetmesi gerekecektir.

Şehirde bir dizi korkunç cinayet işleyen azılı katilin yakalanıp, ölüme mahkum olmasından tam 15 yıl sonra Georgetown ’da yeniden cinayetler işlenmeye başlar. Polis yetkilileri, bu cinayetlerin idam edilen katilin tarzında işlendiğini farkederler. Tam bu sırada, şehrin akıl hastanesinde yıllarca süren katatonik bir uykudan aniden uyanan bir hasta, katilin kendisi olduğunu iddia eder ve itiraflarda bulunur. Olayı araştırmakla görevlendirilen polis Kinderman (George C.Scott), hastanın verdiği cinayet ayrıntıları bir yana ,adamın yine onbeş yıl önce küçük bir kızın ruhunu ele geçiren şeytanı kovarken ölen arkadaşı Peder Damien Karras’la olan aşırı benzerliğinden de dehşete düşer.

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.