İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

36 filminden 10'u İzlenir çıktı, 1 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Willem Dafoe (d. William James Dafoe; 22 Temmuz 1955, Appleton, Wisconsin), Hollywood'un geleneksel kalıplarını yıkan, kendine özgü yüz hatları ve cesur rol seçimleriyle tanınan, kuşağının en saygın ve üretken Amerikalı aktörlerinden biridir. Kariyerine 1970'lerin sonunda, kurucu üyesi olduğu deneysel tiyatro topluluğu The Wooster Group ile New York'ta başladı. Bu deneyim, onun oyunculuk sanatına olan disiplinli ve yenilikçi yaklaşımını şekillendirdi. Sinema kariyerindeki ilk önemli çıkışını William Friedkin'in yönettiği "Los Angeles'ta Yaşamak ve Ölmek" (To Live and Die in L.A.) (1985) filmiyle yaptı. Ancak onu uluslararası alanda tanınır kılan ve ilk Akademi Ödülü adaylığını getiren performansı, Oliver Stone'un yönettiği savaş klasiği "Müfreze"de (Platoon) (1986) canlandırdığı vicdanlı Çavuş Elias Grodin rolü oldu. 1988'de ise Martin Scorsese'nin yönettiği ve büyük tartışmalara yol açan "Günaha Son Çağrı" (The Last Temptation of Christ) filminde İsa karakterini canlandırarak kariyerinin en cesur adımlarından birini attı. 2000'li yıllar, Dafoe'nin hem gişe filmlerinde hem de bağımsız sinemada ne kadar etkili bir aktör olduğunu kanıtladığı bir dönem oldu. Sam Raimi'nin yönettiği "Örümcek-Adam" (Spider-Man) (2002) serisinde canlandırdığı Norman Osborn / Green Goblin karakteri, onu popüler kültürün ikonik kötü adamlarından biri haline getirdi ve bu rolü yıllar sonra "Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok" (Spider-Man: No Way Home) (2021) ile yeniden canlandırdı. "Vampirin Gölgesi" (Shadow of the Vampire) (2000) filmindeki Max Schreck performansıyla ikinci Oscar adaylığını kazandı ve "Kayıp Balık Nemo"da (Finding Nemo) (2003) Gill karakterini seslendirdi. Bu dönemde Wes Anderson ve Lars von Trier gibi usta yönetmenlerle çalışarak sanatsal kimliğini güçlendirdi. Kariyeri boyunca hız kesmeyen Dafoe, ilerleyen yıllarda da eleştirel beğeni toplayan performanslara imza attı. "The Florida Project" (2017) filmindeki otel müdürü Bobby Hicks rolü ve Vincent van Gogh'u canlandırdığı "Sonsuzluğun Kapısında" (At Eternity's Gate) (2018) filmleriyle iki kez daha En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında Akademi Ödülü'ne aday gösterildi. "Deniz Feneri" (The Lighthouse) (2019), "The French Dispatch" (2021) ve "Zavallılar" (Poor Things) (2023) gibi yapımlarla hem ana akım hem de sanat sineması arasındaki özgün yerini korumaya devam etmektedir. Dafoe, dört kez Oscar'a aday gösterilmiş, sinema tarihinin en unutulmaz karakter oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Örümcek Adam'ın sinema tarihinde ilk kez, dost canlısı mahalle kahramanımız maskesizdir ve artık normal hayatıyla süper kahraman olmanın yüksek risklerini birbirinden ayıramıyordur. Doctor Strange'den yardım istediğinde, riskler daha da tehlikeli hale gelir ve onu Örümcek Adam olmanın gerçekte ne anlama geldiğini keşfetmeye zorlar.

Dünyaya gelir gelmez annesini kaybeden Nemo babası tarafından büyütülmektedir. Artık İlkokul çağına geldiğinde babasının ilgisinden sıkılmaya başlar. Bir süzgeci küçük olduğu için babası Okyanusta yüzmeyi Nemo'ya yasaklamıştır. Bir gün Nemo, Okyanusta yüzebileceğini ve o sırada yüzeyde duran cisme dokunabileceğini iddaa eder ve kendini bir anda bir insanın ellerinde bulur. Oğlunun insanlar tarafından yakalanıp götürüldüğünü gören babası, çok kararlıdır ne olursa olsun Nemo'yu bulacak ve eve geri gecektir. Fakat Okyanus sandığından çok daha tehlikelidir.

Mr. Fox ailesini beslemek için her akşam üç zengin çiftçiden tavuk, ördek ve hindi çalmaktadır. Sinirli çiftçiler tilkiden artık bıkmışlardır ve onu öldürmek için ellerinden gelen herşeyi yapmaktadırlar. Sonunda yakalanan tilki, çiftçilerden daha zeki davranarak yakalandığı yerden aç kalmamak için çıkmaya çalışır.

Oldukça eksantrik bir ailenin geleneksel şirketi gizemli bir casusluk olayına karışır. Ailenin son derece karizmatik reisi Zsa-Zsa Korda, belirsiz koşullar altında birkaç uçak kazasından sağ kurtulur. Ancak bunların kaza olmadığı, aksine onu ve hayatının eserini yok etmeyi amaçlayan hedefli saldırılar olduğu yönündeki kanıtlar hızla artar. Bu sırada aile içindeki gerginlikler artmaya devam eder. Zsa-Zsa'nın, artık bir rahibe olarak inzivaya çekilen kızı Liesl'le ilişkisi özellikle kırılgandır. Ancak baba ve kızı birlikte riskli bir yolculuğa çıkarlar ve bu yolculuk sırasında çözülememiş birçok çatışma ortaya çıkar ve uzun yıllardır süregelen sadakatler sınanır.

Beklenmedik bir aile trajedisinin ardından, Deetz ailesinin üç nesli Winter River'daki evlerine geri döner. Beterböcek'in hâlâ peşini bırakmadığı Lydia'nın hayatı, asi genç kızı Astrid'in tavan arasındaki gizemli kasaba maketini keşfetmesi ve Öbür Dünya'ya açılan kapının kazara açılmasıyla altüst olur. Her iki âlemde de sorunlar baş gösterirken birinin Beterböcek'in adını üç kez söylemesi ve yaramaz iblisin kendi tarzı karmaşayı ortaya çıkarmak için geri dönmesi artık an meselesidir.

Bir adamın kendi hayatını kontrol etme çabasıyla başlayan, seçim şansı olmayan bir hikaye; kaybolmuş olan ve geri dönen eşinin artık farklı birisi olduğunu fark eden bir polis; ve belirli bir kişiyi bulmaya kararlı, özgücü olan ve olağanüstü bir ruhsal lider olma kaderine sahip bir kadın.

Bir genç kadın ile ona aşık olan vampir arasındaki takıntının hikâyesi. Güney Romanya’da vampir olduğuna inanılan bir adam mezardan çıkarılır ve cesedi ritüel olarak parçalanır. Zor ve çok içki içen bir adamdır. Öldükten sonra ailesi onun bir strigoi olarak geri döndüğünü ve geceleri kendilerine saldırdığını söyler. Gelini bu gece saldırılarından rahatsız olur ve hastalanır. Folklorik prosedüre göre ceset ortadan kaldırıldığında, vampir ziyaretleri de durur.

Genç bir kadın olan Bella trajik bir şekilde ölür. Ancak sıra dışı bir bilim insanı olan Dr. Godwin Baxter beynini, bir bebeğin beyni ile değiştirerek onu hayata döndürür. Bexter’ın koruması altında olan Bella, etrafındaki dünyayı keşfetmek için kendini keşfetme yolculuğuna çıkar. Bu sırada onun yolu, becerikli ve ahlaksız bir avukat olan Duncan Wedderburn ile kesişir ve ikisi kıtalar arası çılgın bir maceraya atılır.

10. yüzyıl İzlanda’sında geçen ve İskandinav efsanelerinden uyarlanan film, babasını öldüren, annesini ise kaçıran amcasından intikam almaya kararlı olan bir Viking prensinin hikâyesini anlatıyor.

Stanton ‘Stan’ Carlisle, kasaba kasaba dolaşan bir karnavalın ekibine katılmıştır. Amacı ise Matmazel Zeena'nın ve alkolik kocası Pete'in "zihin okuma" numaralarının sırrını çözmektir. Ancak bu konuda bir türlü başarılı olamamıştır. Ancak Pete öldüğünde, Zeena Stan'i ortağı olarak kabul etmeye zorlanır. Kısa sürede Stan, insanları manipüle edip dolandırma işinde Zeena'nın rahmetli eşinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlar. Hırslanan Stan, dolandırıcılık oyununu kendi başına da yapabileceğine inanmaya başlar. Ancak Zeena ile rekabete giriştiğinde hiç ummadığı tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır...

Örümcek Adam'ın sinema tarihinde ilk kez, dost canlısı mahalle kahramanımız maskesizdir ve artık normal hayatıyla süper kahraman olmanın yüksek risklerini birbirinden ayıramıyordur. Doctor Strange'den yardım istediğinde, riskler daha da tehlikeli hale gelir ve onu Örümcek Adam olmanın gerçekte ne anlama geldiğini keşfetmeye zorlar.

Süpermen’in nihai fedakarlığının boşuna olmamasını sağlamaya kararlı olan Bruce Wayne, dünyayı felaket oranlarının yaklaşan bir tehdidinden korumak için bir meta insan ekibi oluşturma planlarıyla Diana Prince ile güçlerini birleştirir.

Uzun yıllar Washington D.C.'de görev yapmış deneyimli gazeteci Elena McMahon, babası Dick McMahon'a karşı hissettiği yanlış bir sorumluluk duygusu nedeniyle 1984 başkanlık seçimleri kampanyasını yarıda bırakır. Suçluluk duygusuyla ikna olup, babası adına tehlikeli ve gereksiz bir işe girişen Elena, kendi araştırmasına devam etmek için fırsat kollasa da açığa çıkarmaya çalıştığı kafa karıştırıcı kumpasların tam ortasına düşer. Bu çarpıcı politik gerilimde cevaplar sorulara dönüşüp, yanlış hamleler işleri çıkmaza sokarken Elena, başkasının çizdiği bir haritada giderek daha fazla kaybolur ve hem evine hem de eski yaşamına geri dönme ihtimali yavaş yavaş zayıflar.

Sualtı Krallığı Atlantis’in kraliçesi Atlanna’nın bir deniz feneri gözcüsüne aşık olması sonucu dünyaya gelen Arthur Curry, yaşamını insanların içinde sürdürmektedir ve zaman içerisinde Atlantis’in tek gerçek varisi olduğunu öğrenir. Fakat Aquaman’in üvey kardeşi Prens Orm, doğum sırasına göre hakkı olmayan Atlantis tahtına göz dikmiştir. Arthur, annesinden kalan mirasa sahip çıkarak hem tahtın sahibi olmalı hem de kötülüklerle savaşmalıdır.

1930'lu yıllarda İstanbul ve Paris arasında sefer yapan ünlü Şark Ekspresi'nde bir cinayet işlenir. Amerikalı bir milyoner trende ölü bulunur.Trende çok sayıdaki yolcu arasında ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot da vardır.Trenin kara saplanıp durması, Poirot'a yerel yetkililer duruma el koymadan önce cinayeti çözmesi için birkaç saat zaman verecektir.

Light Turner, bulduğu doğaüstü defteri ölüm dağıtmak için kullandığında bir dedektifin, bir iblisin ve sınıfındaki bir kızın dikkatini çeker.

Distopik bir gelecekte dünya nüfusu kontrol edilemez boyutlara ulaşıp kıtlık baş gösterince bu nüfusu doyurmak için doğası değiştirilmiş ürünler kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bu ürünler, çoklu doğumlara neden olmuştur. Hızla artan nüfusu kontrol altında tutabilmek için “tek çocuk politikası” zorunlu kılınmıştır. Bu politikaya göre fazladan dünyaya gelen çocuklar artık “daha iyi bir gelecekte” uyandırılmak üzere uyutulmaktadır. Böylesi bir dünyada Karen Settman yediz dünyaya getirir ve doğum sırasında hayatını yitirir. Çocukların uyutulmasına razı olamayan dedeleri Terrence, yedizleri evine getirip yetiştirmeye başlar. Yedizler, dedeleri tarafından haftanın günlerine göre adlandırılmış ve yalnızca adlarına uygun günlerde Karen Settman kimliğini kullanarak dışarı çıkabilmektedirler. Bu şekilde artık yetişkin olan yedizler, günün birinde Pazartesi'nin eve gelmemesiyle hep birlikte dışarı çıkıp kardeşlerini aramak zorunda kalacaklardır.

Dane Jensen (Gerard Butler), Chicago merkezli bir yatırım şirketinde çalışan bir personel avcısıdır. Dane’in patronu (Willem Dafoe) emekliliğini ilan ettiğinde, Dane ile eşit şartlarda karşı karşıya gelen rakibi Lynn Vogel (Alison Brie) ile kıyasıya bir rekabete girer. Dane, hayatının mesleki savaşı için hazırlandığında, 10 yaşındaki oğlu Ryan (Max Jenkins) ‘in kanser tanısı aldığını öğrenir. Aniden, Dane profesyonel hayallerine kavuşmak ve eşi (Gretchen Mol) ile şimdi her zamankinden daha fazla kendisine ihtiyaç duyan Ryan’la vakit geçirmek arasında kalır.

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

John Wick, emekliye ayrılmış bir tetikçidir. Emekliliğinin tadını çıkarırken karısının yakalandığı amansız hastalıkla hayatı altüst olur. Karısından kendisine kalan en değerli varlığı ve can yoldaşı köpeği Daisy’dir. Ancak evine dalan üç gangster onu da öldürür. Gansterlerden biri, mafya babası Viggo Tarasov'un oğlu Yosef Tarasov'dur ve John'un daha önce birlikte çalıştığı bir adamdır. Artık kaybedecek hiçbir şeyi de kalmayan John Wick'in tek istediği intikamdır ve New York sokaklarında düşmanlarıyla nefes kesen bir kovalamacanın içine girer.

Joe, Seligman'a bir nemfoman olarak hayatının hikayesini anlatmaya devam ediyor. Bu kez yetişkinlik yıllarına odaklanır; ihmalkâr bir anne oluşunu, sadomazoşizmle ilişkisini ve vahşice dövülmesine neden olan durumu anlatır. Bu arada Seligman Joe'ya açılmaya başlar.

Edgar Rice Burroughs'un A Princess of Mars (Mars Prensesi) adlı romanından uyarlanmıştır ve izleyicileri uzayda geçen epik bir maceraya götürmektedir. 1868 yılında, eski bir Amerikan askeri olan John Carter, altın aramak amacıyla Arizona çölünde dolaşırken, gizemli bir obje tarafından Mars'a (Barsoom) ışınlanır. Mars'ta, farklı ırkların ve medeniyetlerin bulunduğu bir dünyada uyanır. Bu gezegende, yerçekimi daha hafif olduğu için daha güçlü ve çevik hale gelir. Carter, burada savaşan Barsoom halkları arasındaki çatışmalara karışır ve güzeller güzeli Prenses Dejah Thoris'i kurtarma görevine atılır. Aynı zamanda, Mars'ın kötü lideri Sab Than ile karşı karşıya gelir. Carter, kendi dünyasına dönme umuduyla birlikte, Mars halkının özgürlüğü için savaşmaya karar verir.

Cannes Film Festivalinin olay yaratan filmi Antichrist, Çocukları öldükten sonra yaşadıkları acıyı unutmaya çalışan bir çiftin orman kulübesine gitmesiyle herşeyin daha da kötüleşmesini ve gelişen garip olayları anlatıyor. Yönetmen koltuğunda Lars von Trier var.

Mr. Fox ailesini beslemek için her akşam üç zengin çiftçiden tavuk, ördek ve hindi çalmaktadır. Sinirli çiftçiler tilkiden artık bıkmışlardır ve onu öldürmek için ellerinden gelen herşeyi yapmaktadırlar. Sonunda yakalanan tilki, çiftçilerden daha zeki davranarak yakalandığı yerden aç kalmamak için çıkmaya çalışır.

Çok zeki bir banka soyguncusu olan Dalton Russel, iyi bir dedektif olan Keith Frazier ve güzel ve güçlü bir borsa brokerı olan Madeliene White çözümü bulunamayan bir bulmacanın en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Fakat her parça aslında dışarıdan göründüğü gibi midir? Akıl oyunlarıyla dolu bu filmde, sadakat ve davranışlar her an sınanmaktadır.

“Manderlay”, Amerika’nın güneyinde, ıssız topraklarda bulunan bir çiftliğin tuhaf öyküsünü anlatıyor. Grace ve babası, 1933 yılında yerleşecek uygun bir yer bulmak üzere Dogville kasabasından, güneye doğru yola çıkarlar. Tesadüfen Alabama eyaletinde yolları Manderlay adında bir çiftlik köyüne düşer. Grace, kapısı zincirli bu köyün içinde, kölelik neredeyse bir asır önce kaldırılmamış gibi yaşayan beyaz sahipler ve zenci kölelerle karşılaşır. Babası, başkalarının işine karışmamasını tavsiye etse de Grace, kendi gibilerin elinde eziyet çeken kölelere bir vicdan borcu olduğunu düşünür ve bu kasabayı er veya geç özgürleştirmek için çiftlikte kalmaya karar verir.

Gibbons ve teknoloji uzmanı Toby Lee Shavers Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nın XXX yeraltı operasyon merkezine bilinmeyen bir grup tarafından yapılan ölümcül bir saldırıdan kurtulmayı başarırlar. Gibbons katillerin hükümetin içinde radikal ve gizli muhalifler tarafından gönderildiğinden şüphelenir ve bunların izini sürmesi için yeni bir ajan aramaya başlar. Gibbons bu kez, içteki isyanın kaynağını keşfetmesi için deneyimli, sağlam bir askeri eğitim almış, ama sokaklarda da söz sahibi birini istemektedir. Ne yazık ki, bu iş için biçilmiş kaftan olan kişi hapistedir.

Sevgilisi Mary Jane'den ayrılan Peter ona gerçek kimliğini açıklayıp açıklamamak arasında kaldığı için oldukça zor bir dönem geçirmektedir. kararsızlık içine düştüğü bu esnada Mary Jane'in, patronun oğlu John'la birlikte olmaya başlaması iyice canını sıkar. Bunlara, halasının mali sıkıntıları ve hayattaki tek dostu Harry Osborne'un, babasının ölümünden kendisini sorumlu tuttuğu için Peterdan uzaklaşması onu depresyonun eşiğine getirmiştir. Bu esnada, yeni düşmanı Doktor Ahtapot'un ortaya çıkmasıyla Peter Parker'ın hayatı içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Dünyaca ünlü bir okyanus bilimci olan Steve Zissou kendi adını taşıyan araştırma ekibinin lideridir. Bir önceki açık deniz maceralarında, ortağı bir köpekbalığı tarafından öldürülmüştür. Zissou intikamını alabilmek için yeniden denize dönmeye karar verir. Büyük bir ekip kuran bilimadamının aslında köpekbalığından daha önemli sorunları vardır...

Silahlı ve gitarlı kahraman "El Mariachi" yönetmen Robert Rodriguez'in, Western üçlemesinin, son bölümü olan Once Upon A Time In Mexico'nun destansı finalinde kasabaya geri dönüyor... Antonio Banderas, Salma Hayek, Johnny Depp, Mickey Rourke, Eva Mendes, Enrique Iglesias ve Willem Dafoe performanslarıyla göz dolduruyor...

Dünyaya gelir gelmez annesini kaybeden Nemo babası tarafından büyütülmektedir. Artık İlkokul çağına geldiğinde babasının ilgisinden sıkılmaya başlar. Bir süzgeci küçük olduğu için babası Okyanusta yüzmeyi Nemo'ya yasaklamıştır. Bir gün Nemo, Okyanusta yüzebileceğini ve o sırada yüzeyde duran cisme dokunabileceğini iddaa eder ve kendini bir anda bir insanın ellerinde bulur. Oğlunun insanlar tarafından yakalanıp götürüldüğünü gören babası, çok kararlıdır ne olursa olsun Nemo'yu bulacak ve eve geri gecektir. Fakat Okyanus sandığından çok daha tehlikelidir.

Sıradan bir lise öğrencisi olan Peter Parker'ın hayatı bir gün bir örümcek tarafından ısırılmasıyla tamamen değişir. Çünkü bu örümcek sıradan bir örümcek değildir, genetik olarak özelikle geliştirilmiş, bilimsel amaçlarla kullanılan bir denektir. Öte yandan olan olmuştur ve Parker'da tuhaf değişiklikler başgöstermektedir.

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.

Annie Porter, erkek arkadaşıyla büyük bir gemi vasıtasıyla Karayip Adaları’nda tatile çıkmakta olan sıradan bir kadındır. Bulundukları geminin bilgisayar sistemi, bir bilgisayar korsanı tarafından ele geçirilir. Bütün gemiyi ve içerisindeki insanları tehdit etmekte olan bilgisayar korsanının kendince emelleri vardır. Zamana karşı bir ölüm kalım mücadelesi başlamıştır. Gemi, eğer ki yavaşlarsa, infilak edecektir. Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un başrolde olduğu çok sevilen Speed’in devam filmi olan Speed 2: Cruise Control, otobüsteki macerayı gemiye taşıyor. Willem Dafoe’nun da yan rollerden birinde karşımıza çıktığı filmin yönetmeni ise İlk Speed’in ve Twister’ın da yönetmen koltuğunda oturan Jan de Bont.

"İngiliz Hasta", dört yabancının birbirinden farklı hayatlarının kesişerek içinden çıkılmaz bir hal aldığı; aşk, ihanet, entrika ve macera dolu destansı bir film... Hikayemizin çoğu, II. Dünya Savaşı'nın başlamasına yakın vurularak düşen bir uçaktan kurtulan, aklı hayatın sırları ve tutkularıyla dolu, bilinmeyen bir İngiliz hastanın gözlerinden anlatılmaktadır. Geçmişin ve şimdinin öyküleri gözler önüne serildikçe karakterler birbirlerine açılırlar ve iki aşk hikayesi ortaya çıkar. Mısır'dan sahra çöllerine yaptıkları tehlike dolu yolculukları, onları terkedilmiş bir İtalyan manastırında unutulmaz bir sonuca götürür...

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Chris Taylor, genç ve idealist bir Amerikalı'dır, ve çok geçmeden Vietnam'da sadece Viet Cong'larda değil, aynı zamanda içinde büyüyen korku, fiziksel bitkinlik ve gitgide artan kızgınlığıyla da savaşmak zorunda olduğunu anlar. Taylor'ın iki kumanda komutanı düşman ve kendi aralarındaki iki savaş net bir çizgi çizmektedir, ama çelişkiler, kaos ve nefret Taylor'ın içine işler, inançlarını boğar ve duyularını insanın en yüksek tuttuğu değer olan hayata karşı hissizleştirir...

Film son derece becerikli ve dokunulmaz olduğuna inanan bir gizli servis ajanı Masters'ın kirli dolapları çevresinde geçiyor. Ortağının öldürülmesinin ardından, suçlunun peşine düşen Richard Chance yeni ortağı John Vukovich ile birlikte ölümcül bir maceranın içine giriyor. İki ortak baştan aşağı kokuşmuş şehirde adaleti sağlamak için, bazen adaletsizlik yapmaktan da kaçınmıyor.