İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 filminden 1'i İzlenir çıktı, 7 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Güzide, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimidir. Pek çok evliliği yıkımdan kurtarmış, birçok çocuğun hak ettikleri şefkat ve sevgiyi görmesini sağlamış, her zaman adaletin yanında olmuş dürüst ve prensipli bir kadındır. Kocası ve iki çocuğuyla örnek bir aile olduklarını, onurlu bir hayat yaşadıklarını, evliliklerinin bundan sonrasının alışılmış bir sevgi, mutluluk ve huzur içinde geçeceğini sanmaktadır. Bir gün Güzide'nin tesadüfen çektiği bir ilmek çorap söküğü gibi ilerler ve mutlu sandığı ailesinin sıcak bir yuva değil, kumdan bir kale olduğunu anlamaya başlar.

Fethiye'de korsan gemisiyle turistlere çılgın ada turları yapan ekip, Türkiye'de çıkarmaya çalışan savaşı önlemeye çalışacaklardır. Asıl uzmanlık alanları askerlik olmayan ekip üyeleri, bunu kendi yöntemleriyle yapmaya çalışırken mavi vatanda başlarına kimsenin beklemediği işler gelecektir.

Evli ve bir çocuk sahibi olan kuaför Erdem günün birinde askerlik arkadaşı Ahmet’le karşılaşır. Ahmet’in uyuşturucu satıcısı olduğundan habersiz onunla bir çay bahçesinde buluşmak için sözleşir. Ancak Ahmet’le iş birliği yaptığı gerekçesiyle tutuklanır ve karısı dahil kimseye suçsuz olduğunu anlatamaz. Bu süre içinde olup bitenlerden habersiz olan oğlu Ali, babasının dünyayı uzaylılardan kurtaracak olan bir komutan olduğunu sanmaktadır. Bu masum oyuna zamanla koğuş da katılacak ancak Erdem’in bu koğuştaki misafirliği beklediğinden uzun olacaktır.

Film, 35 yıl önce Cudi Dağları’nda yakalanan bir grup eşkıyanın hikayesini anlatır. Eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü hayatını kaybetmiştir, sadece Baran (Şener Şen) hayattadır. Baran, 35 yıllık mahkûmiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkar ve doğduğu köyün artık baraj suları altında olduğunu öğrenir. Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona geçmişte yaşananları anlatır. Baran, eski arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti nedeniyle hapse düşmüştür. Berfo, Eşkıya’nın altınlarını çalarak çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Baran, Keje’nin peşine düşerken Cumali (Uğur Yücel) adlı genç bir adamla karşılaşır. Bu iki insan, büyükşehir fırtınası içinde savrulmamak için birbirlerine sığınırlar. Ve şiddetin, ihanetin, tutkunun, sınırsız aşkların, nefretin kol kola girdiği bu dünyada ayakta kalmaya çalışırlar.

Güzide, saygıdeğer bir aile mahkemesi hakimidir. Pek çok evliliği yıkımdan kurtarmış, birçok çocuğun hak ettikleri şefkat ve sevgiyi görmesini sağlamış, her zaman adaletin yanında olmuş dürüst ve prensipli bir kadındır. Kocası ve iki çocuğuyla örnek bir aile olduklarını, onurlu bir hayat yaşadıklarını, evliliklerinin bundan sonrasının alışılmış bir sevgi, mutluluk ve huzur içinde geçeceğini sanmaktadır. Bir gün Güzide'nin tesadüfen çektiği bir ilmek çorap söküğü gibi ilerler ve mutlu sandığı ailesinin sıcak bir yuva değil, kumdan bir kale olduğunu anlamaya başlar.

Kendi halinde bir hayat süren ve mert bir adam olan taksici Ali Rıza ile karanlık dünyanın güçlü patronlarından birinin kıymetli kızı Halide’nin yolları bir kahramanlık hikayesinde kesişir. Ali Rıza ile müşterisi Halide’nin karşılaşmaları her ikisinin de hayatlarını sonsuza kadar değiştirir. Arıza; bir taksicinin, şehrin krallarıyla girdiği büyük savaşı ve bu amansız mücadelenin gölgesinde Halide ile yaşadıkları tehlikeli aşkın hikayesini anlatıyor.

Zeyno Amsterdam’da bir yetimhanede büyümüştür. Aynı yetimhanede bulunan tek Türk olan ve ‘abla’ dediği Nesrin‘den başka kimsesi yoktur. Zeyno, bir hastanede çocuk hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hayatında bir kez âşık olmuş ve âşık olduğu adamdan da hamile kalmıştır. Sevdiği adam ve çocuğu ile mutlu bir aile kuracaklarını sanan Zeyno, gerçek hayatın kendisi için yaptığı planlardan habersizdir. Zeyno’nun bir anlık öfkesi onu hayallerinden ve evladının kokusundan uzaklaştırırken, Akbaş Ailesi ile arasında koparılması imkânsız bir bağ oluşturur.

Çocuklarından biri 25 yıl önce kaybolmuş, geleneksel, kalabalık bir Türk ailesi... Çok sevdiği eşini kaybetmiş Tarık... Birbirinden çok farklı iki aile komşu olursa ve Tarık'ın aslında kaybolan o çocuk olduğu ortaya çıkarsa ne olur?

Huzur Sokağı’nın akıllı, cesur ve fedakar delikanlısı Bilal, bambaşka bir dünyada yaşayan, geleneksel aile yapısından uzak büyümüş ve yalnızlık boşluğuna düşmüş Feyza ile karşılaşır. Beraber büyüdüğü ve tüm çevresinin kendisine yakıştırdığı Şükran'a karşı duygusal bir bağ kuramayan Bilal, Feyza'yla tanışınca iyice kararsız kalır. Feyza'nın yaşamındaysa bambaşka problemler vardır. Üvey annesinin babasına ve ailesine karşı oynadığı oyundan habersiz olan Feyza, içindeki manevi boşluğun savurması ile kendisini yabancısı olduğu bir dünyanın içerisinde bulur. Yıllardır Bilal'e aşık olan Şükran'sa Feyza'nın ortaya çıkması üzerine duygularını sorgulamaya başlar.
Görsel yokDizi film; 50. evlilik yıldönümünde eşini yitirerek yalnız kalan, çocuklarına hasret bir babanın ve dört çocuğunun, huzurevinde yaşayan arkadaşının ve bütün bunların çevresindeki hayatların ayrı ayrı dramlarını anlatıyor.
Görsel yokTarsus'un köklü, ailelerinden biri olan Herani Ailesi'nin reisi Ömer, hasta döşeğinde yatarken kendi yerine geçebilecek, hem sakladığı hazineyi devredebileceği hem de aileyi birlik içerisinde tutabilecek varisini aramaktadır. Güvenebileceği tek kişi ise Fransa’dan dönen torunu Melike'dir. Melike ise hem hasta dedesinin kendisinden istedikleri karşısında şaşkın kalır, hem de Tarsus’a geldiği gün dedesinin eski iş ortağı Haydar’ın torunu Davut'tan çok etkilenir. Şimdi Melike, Tarsus’ta yeni bir yaşama başlama ile İstanbul’da annesinin yanına dönme arasında bir karar vermek zorundadır.