İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

5 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Bir cinayete tanık olması nedeniyle peşine düşen sevgilisinden kaçan bir mankenle, bir romancının aşk öyküsü.

Eroine alıştırıldıktan sonra karısı ve çocuğunu terkeden bir şoför ile, kendisini bu yoldan kurtarmak için savaş veren kardeşin öyküsü.

Yoksul bir mahallede yaşayan Ümit, sokaklarda şarkı söyleyerek geçimini sağlamaktadır. Bir gün oğlunun sünnet düğününde yıllar önce ayrıldığı karısı Necla’yla karşılaşır. İkili, yıllar önce bir yanlış anlaşılma yüzünden ayrılmıştır. Ümit, karısına karşı hâlâ öfke doludur. Necla ise oğlu Murat’ın velayetini almaya karar verir. Babasının da yardımıyla velayet davasını kazanır. Murat, fırsatını bularak babasının yanına kaçar. Ancak Necla’nın nişanlısı bu duruma son vermek için tuzak kurarak Ümit’i hapse attırır.

Filmde, işlediği cinayetle hayatı altüst olan bir adamın hikâyesi anlatılır. Orhan köyünde toprağını işleyerek geçimini sağlamaktadır. Bir gün ağalarının kendisini İstanbul’a çağıran telgrafını alır. Ağa, işteki rakiplerinden birini öldürtmek için Orhan’ı kullanmayı plânlamaktır. Karşı koymak istese de ağanın sözünü emir bilen Orhan, fabrikatör Fazlı Çetin’i vurur. Hapishaneden çıktıktan sonra hayatını düzene koymaya çalışır. Ancak kendisini bir intikam mücadelesinin içinde bulacaktır.

Genç bir adam olan Orhan, kardeşini öldürenlerden intikam alınca hapishaneye düşer. Dört duvar arasındayken beste yapan Orhan, bunları çocukluk aşkı olan Füsun'a gönderir. Füsun besterin kimden geldiğini bir türlü öğrenemez. Aradan geçen yılların ardından özgürlüğüne kavuşan Orhan, bir iş için İstanbul'a gider. Burada hapishaneden tanıdığı bir adam ile karşılaşan Orhan, Füsun'un da dahil olduğu tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalır.

Kara Murat (Cüneyt Arkın) Ömer ve Cafer adlı iki askerle Bizans’a gider. İmparator Konstantinis (Kayhan Yıldızoğlu) Sultan 2.Murat ölünce şehzade Orhan’ı (Bülent Kayabaş) Osmanlı hükümdarı yapacaktır. Aslında sıra şehzade 2.Mehmet’tedir. Orhan hükümdar olursa Bizans dostu olduğu için, Şehzade Mehmet’in öldürülmesi gerekmektedir.

Bu, ne pahasına olursa olsun zirveye ulaşmak ve sürekli zirvede kalmak için verilen büyük uğraşların öyküsüdür... Güzelliğinin ve şöhretin doruğunda bir film yıldızı Zeynep ve bir rastlantı sonucu tanıştığı, sonra sevdiği, sonra da evlendiği zengin, güçlü ve yakışıklı işadamı Şahin’in öyküsü. Tüm servetini Zeynep’in ayaklarına serecek kadar tutkulu, onun için ölümü bile göze alacak kadar yürekli, genç kadına büyük bir aşkla bağlı Şahin, gerçekte Zeynep’in tanıdığından çok farklı bir kişiliğe mi sahipti?.. Evdeki Şahin’le, iş dünyasındaki Şahin’i birbirinden ayıran gizem neydi?.. Bir yandan ailesine şefkatle kol kanat geren ideal bir eş, diğer yandan ucu cinayetlere varan karanlık ilişkilerde acımasız, ürkütücü, sırlarla dolu bir adam. Aile içi ve şirkette sürekli tırmanan gerilimin doruğunda gelişen beklenmedik olaylar, Şahin ve Zeynep’in ortak geleceği için zirvede olmak ya da olmamak kavşağında bir düğüm noktası oluşturacaktı. Tıpkı yaşamla ölüm arasında olduğu gibi…

Küçük bir kasabadan kalkıp İstanbul'a gelen Devrekli ailesinin çağdaş yaşama uyum çabaları hikâye ediliyor. Dizi o zamanın aileden sorumlu devlet bakanının TRT ile yaptığı 5 yıllık kalkınma planı çerçevesinde gerçekleştirilmiş. Nedeni ise yabancı dizilerin Türk aile yapısını bozduğuymuş.

Tarık Buğra'nın "Osmancık" adlı romanından uyarlanan ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlatan dizi.

Tıp Fakültesi'ni bitirerek zorunlu hizmetini yapmak üzere doğunun ücra bir kasabasına giden çiçeği burnunda doktor Zeynep'in hayatın gerçeklerini görmesi ve bunun sonucunda İstanbul'daki aile, eş dost çevresine olan soğumasını konu edinmiştir. Bir yanda geldiği ışıltılı hayat, İstanbul'da bıraktığı sevgilisi, ailesi arkadaşları, diğer yanda Ülke'nin kendi halinde yaşayan, yoksunluklarla, doğa şartlarıyla mücadele eden unutulmuş bir kasabası ve halkı. Türlü türlü zorluklar, doğal koşullar, halkın yalnızlığı, çaresizliği ve en önemlisi de cahilliği.

Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."