İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Yıldırım Memişoğlu, 1 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Oyunculuk kariyerine başlamadan önce uzun yıllar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşamıştır. Bu süre zarfında dövüş sporları (özellikle Wing Chun) ile profesyonel olarak ilgilenmiş, yakın korumalık ve güvenlik danışmanlığı gibi görevlerde bulunmuştur. Hayat tecrübesi ve fiziki yapısı, ona oyunculuk kapılarını açan en önemli etkenler olmuştur. Türkiye'de geniş kitlelerce tanınması, Türk televizyon tarihinin en fenomen dizilerinden biri olan "Kurtlar Vadisi Pusu" (2007-2012) ile olmuştur. Dizide canlandırdığı, Memati Baş'ın (Gürkan Uygun) sadık adamı 'Ali Memati' karakteriyle hafızalara kazınmıştır. Karakteristik derin ve tok sesi, sert mizacı ve kendine has replikleriyle ("Yürü anca gidersin!") bir anda fenomen haline gelmiş ve izleyicinin en sevdiği karakterlerden biri olmuştur. Bu rol, Memişoğlu'nun kariyerinin dönüm noktası ve en bilinen kimliği haline gelmiştir. "Kurtlar Vadisi"ndeki bu büyük çıkışın ardından sinema ve televizyon dünyasında kendine özgü bir yer edindi. Sert ve karizmatik imajını "Kutsal Damacana 2: İtmen" (2010), "Vay Başıma Gelenler" (2013) ve "Geniş Aile 2: Her Türlü" (2016) gibi komedi filmlerinde de kullanarak bu türdeki yeteneğini göstermiştir. Ayrıca "Kaçak" (2013) gibi aksiyon dizilerinde de rol alarak ekranlardaki varlığını sürdürmüştür. Oyunculuğa ileri bir yaşta başlamasına rağmen, özellikle 'Ali Memati' karakteriyle yarattığı etki sayesinde Türk izleyicisinin zihninde silinmez bir yer edinen Yıldırım Memişoğlu, ekranların en karizmatik ve özgün 'ağır abilerinden' biri olarak kabul edilmektedir.

Çanakkale Savaşı’nın isimsiz kahramanlarının destansı hikayesinin anlatıldığı yeni dizde, Osmanlı vatandaşı tüm etnik unsurların düşmanlara karşı inşa ettiği kardeşliği konu ediliyor. Dizi, vatan toprağına göz diken işgalci kuvvetlere saldıran gayrimüslim vatandaşların, fedakârlıkları ve cesaretleri ile düşmanın bile saygısını kazanan Anadolu kadınının ve "gençliğim eyvah" diye ağıtlara konu olan gençlerin destansı kahramanlığını anlatıyor. Her konu iç içe geçmiş beş öyküden oluşmaktadır. Her bir hikâye kendi içinde bağımsız, fakat yazgılar bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır.

Nazlı, oğlu Memo’yla yaşayan yoksul, bekar ve genç bir annedir. Memo’nun güçlü ve zengin amcası Demir Akçınar, vefat eden abisinin bir oğlu olduğunu öğrenince Memo’ya sahip çıkmak için peşlerine düşer. Nazlı’nın mesleğini öğrendiği anda, yeğeninin böyle bir kadının yanında büyümesine izin vermeyecektir. Memo’yu alabilmek için büyük bir savaş başlatır. Kendini bu mücadelenin içinde bulan Nazlı aslında Demir’in düşündüğü gibi biri değildir, daha büyük bir sırrı vardır. Nazlı ve Demir, Memo’nun iyiliği için savaşırken Akçınar ailesinin oyunları, yıllardır saklanan sırlar ve geçmişten gelen gölgeler onların bu savaşını daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.

Bir yanda çok başarılı, çekici, fakat aşkla arasına mesafe açılmış, hayatta onu şaşırtacak bir şey kalmadığını hisseden bir boşanma avukatı Barış. Diğer yanda ise hayat dolu, akıllı, eğlenceli, fakat ailesini geçindirmek için taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalan, güzel bir genç kız olan Aslı, nam-ı diğer Ateşböceği. İkilinin yolları kesişince, aşk dolu bir serüvenin içine girerler.

Fikret, Asım ve Artin, ezeli düşmanları İblis’in kurduğu yeni ve tehlikeli bir planla karşı karşıya. Bu kez ekip, İblis’in dünyaya yaydığı ölümcül bir virüsle yarattığı zombi ordusunu durdurmak için amansız bir mücadeleye girişiyor.

Fikret, yanlışlıkla girdiği papazlık yolunda kendisini tahmin edemeyeceği bir konumda bulur. Beklenmedik bir şekilde Vatikan'a kadar yükselen Fikret, artık yurduna geri dönmesi gerektiğine karar verir.

Beladan uzak duramayan Altan ve isim benzerliğiyle mevzuya dahil olan Gürkan, bu sefer daha büyük bir bela olan Ali Kaptan'a bulaşır. Şeytan'ın yeryüzündeki gölgesi olarak nam salan Ali Kaptan'ın kendisine has işkence yöntemleri vardır. Başına gelen olaylardan sıyrılmaya çalışan ikili, uçkur belasına kendilerini daha beter durumların içinde bulur. Ali Kaptan'a hayatları pahasına borçlanan ikiliyi, Gürkan'ın aşiret reisi olan dayısı Ferruh kurtarmaya çalışacaktır.

Serinin ikinci filminde cezaevine düşen Altan ve Gürkan'ın peşine bu kez mafya takılırken ikili kendilerini bir anda İstanbul'un en büyük tarihi eser kaçakçısı Bilal Özkök'ün evindeki yılbaşı partisinde bulur ve olaylar gelişir.

Fikret, eski mesleği olan gemiciliğe dönmüş, tayfa olarak çalıştığı gemiyle uzak denizlere açılmıştır. Gemi Hint okyanusunda seyrederken Somali’li korsanların saldırısına uğrar, korsanlar gemiyi ele geçirir, Fikret denize atlayıp kaçar.Ertesi gün Fikret baygın bir halde Hindistan sahilinde bir kumsalda karaya vurur. Bir kaç hintli köylü Fikret’i bulur, tedavi etmek için yakınlardaki bir Budist tapınağına götürürler.Aradan beş ay geçer, Fikret sağlığına kavuşur, tapınakta eğitim gören Serkan adındaki bir Türkle tanışıp arkadaş olur.

Hayatını gemilerde tayfalık yapıp geçiren Fikret, artık İstanbul'a demirleyip yerleşik bir yaşam seçer. Hayatı kendisinden öğrenen ve bir dediğini iki etmeyen saf arkadaşı Asım'la bir gün karşılarına çıkacak olan o büyük fırsatı umut ederek yuvarlanıp giderler. Yaşadığı semtteki kilisesinin papazı Artin'in Vatikan'a gitmesini fırsat bilen ve kilisenin nimetlerini kendi tezgahına uydurup geçinmeye devam eden Fikret ve can yoldaşı Asım'ın karşısına bir gün gerçekten hiç beklenmedik bir iş gelir. Fikret'i kilisenin papazı sanıp başlarına gelen sihirli bir olayın çözümü için bu sahte papazın çaresine başvuran aile; ne kendi başlarına geleceklerden haberdardır ne de sahte papaz Fikret, karşısına çıkacak olan büyük sürprizden haberdar.

Nazlı, oğlu Memo’yla yaşayan yoksul, bekar ve genç bir annedir. Memo’nun güçlü ve zengin amcası Demir Akçınar, vefat eden abisinin bir oğlu olduğunu öğrenince Memo’ya sahip çıkmak için peşlerine düşer. Nazlı’nın mesleğini öğrendiği anda, yeğeninin böyle bir kadının yanında büyümesine izin vermeyecektir. Memo’yu alabilmek için büyük bir savaş başlatır. Kendini bu mücadelenin içinde bulan Nazlı aslında Demir’in düşündüğü gibi biri değildir, daha büyük bir sırrı vardır. Nazlı ve Demir, Memo’nun iyiliği için savaşırken Akçınar ailesinin oyunları, yıllardır saklanan sırlar ve geçmişten gelen gölgeler onların bu savaşını daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.

Bir yanda çok başarılı, çekici, fakat aşkla arasına mesafe açılmış, hayatta onu şaşırtacak bir şey kalmadığını hisseden bir boşanma avukatı Barış. Diğer yanda ise hayat dolu, akıllı, eğlenceli, fakat ailesini geçindirmek için taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalan, güzel bir genç kız olan Aslı, nam-ı diğer Ateşböceği. İkilinin yolları kesişince, aşk dolu bir serüvenin içine girerler.

Çanakkale Savaşı’nın isimsiz kahramanlarının destansı hikayesinin anlatıldığı yeni dizde, Osmanlı vatandaşı tüm etnik unsurların düşmanlara karşı inşa ettiği kardeşliği konu ediliyor. Dizi, vatan toprağına göz diken işgalci kuvvetlere saldıran gayrimüslim vatandaşların, fedakârlıkları ve cesaretleri ile düşmanın bile saygısını kazanan Anadolu kadınının ve "gençliğim eyvah" diye ağıtlara konu olan gençlerin destansı kahramanlığını anlatıyor. Her konu iç içe geçmiş beş öyküden oluşmaktadır. Her bir hikâye kendi içinde bağımsız, fakat yazgılar bir şekilde iç içe geçmiş durumdadır.

Kertenkele, bir yandan bilinen bir çapkın, bir yandan da Komiser Ünsal ve diğer polislerin bir türlü ele geçirememiş olduğu profesyonel bir suçlu ve hırsızdır. Mesleki hayatını takıntılı bir şekilde Kertenkele'yi yakalamaya adayan Ünsal Komiser'in tüm çabalarına rağmen Kertenkele, izini kaybettirmenin bir yolunu hep bulmuştur. Ta ki boş sanıp kaldığı villanın sahibi olan Deli Kenan adlı adamla karşılaştığı güne kadar...

Büyük bir sırrı paylaşan zengin ve ünlü üç ailenin hayatına Zeynep adında genç ve güzel bir kadın girer. Zeynep yakın zamanda abisini kaybetmiştir ve bu olayı aydınlatmak için saklanan sırrın peşine düşer. Kirlenmiş, sahte, zengin hayatlarda daha pek çok sır, aşk ve acımasızlık gizlidir.

Polat Alemdar, kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirip Türkiye'deki mafyanın tepesinde bulunan Kurtlar Konseyi'ni çökertmiş ve Türkiye'deki mafya yapılanmasının sonunu getirmiştir. Bu görevi layığıyla yerine getirdikten sonra Kamu Güvenliği Teşkilatı'nın (KGT) başına geçer ve devlet adına önemli operasyonlarda bulunmak için harekete geçer. Ancak yeni misyonu daha derin ve tehlikelidir.