İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

9 filminden 1'i İzlenir çıktı, 13 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Yılmaz Gruda, 14 Temmuz 1930 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Tam adı Ahmet Yılmaz Gruda’dır. İlk Okulu, İstanbul 12. İlkokulu'nda okudu. Anne-babası ayrıldığı için 5.sınıftayken Ankara'ya göç etti, ticaretle uğraşan babasının yanında büyüdü. Ortaokulu Ankara da okudu. Yılmaz Gruda Ankara Ticaret Lisesi'ndeki eğitim sürecini 2. sınıfta yarıda bırakarak Ankara’da banka memurluğu yapmaya başladı, daha sonra İstanbul’da Yeni Sabah gazetesinde muhasebecilik yaptı. 1954 yılında istifa ederek Tiyatro Derneği Cep Tiyatrosu’nda 1955-1956 yıllarında iki sezon sahneye çıktı. Daha sonra da Küçük Sahne, Dormen Tiyatrosu, Ankara Devlet Tiyatrosu, Ankara Meydan Sahnesi, Ulvi Uraz, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner gibi topluluklarda oynadı. Muammer Karaca tiyatrosunu yönetti. 1950'li yıllarda yazdığı şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Attila İlhan ile beraber mavi hareketini yaratan şairlerdendir. Sinema ve dizi filmlerde rol alan ve tiyatro oyunları da yazıp, çeviriler yaptı. Üç kere evlenen Gruda'nın 2 çocuğu vardır. İkinci eşi ünlü oyuncu Ayşen Gruda'dır. Yılmaz Gruda, 13 Mart 2023 tarihinde böbrek yetmezliği nedeniyle İstanbul'da hastaneye kaldırıldı. 25 temmuz 2023 tarihinde 93 yaşında yaşamını yitirdi.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

The film deals with the migration from the village to the city with a realistic narrative. The immigration phenomenon described in workers' hands in a factory refers to both the modernization process in the period and the unionization. Hacer emigrates to Istanbul with his father, two children and his wife. Her husband left her and she was a helpless. Hacer was influenced by the union of the working factory, who owns the crippled friends. Hacer thought very much about to traditions versus modernization. It is the last of the film of director Ömer Lütfi Akad's Bridal-Wedding-Recoup trilogy. And it is still the inaccessible film of Turkish cinema history with its movie theme, cast, and acting success.

İstanbul’un arka mahallelerinden birinde tekel sahibi olan Muhittin geçim sıkıntısına düşünce çareyi kendi içkisini üretmekte bulur. Ekibe önce Korsan taksici Kısmet'in ardından kimya öğrencisi Furkan'ın da dahil olmasıyla, hayalini kurdukları dillere destan mavi rakıyı yapmayı başarırlar. Tam zengin olduk dedikleri anda ise başlarına gelmeyen kalmaz.

4 ferdi olan Mutlu ailesinin aile reisi Sıtkı, cimriliğiyle bilinen bir adamdır. Eşi Türkan ise yaşadığı hayattan bıkmış, kocasının aileye olan ilgisizliğinden şikayetçidir. Yıllardır tatile gitmemiş olan çift, terapistlerinin de ikna çabalarının sonuç vermesiyle birlikte bir karavan kiralarlar. Antalya'ya doğru yola çıkan çifti bu yolda kimi aksilikler beklemektedir. Arabaları bozulan çift, Yavaşlar Köyü'ne gitmek zorunda kalır. Köylülerin misafiri olan şehirli çift, burada köylülere öğretecebilecekleri kimi şeyler olduğunu fark eder. Bu ortaklık hem iki kültürü birleştirecek hem de haklı bir mücadeleye destek verecektir.

Celal Tan ünlü bir anayasa profesörüdür. Bir gün Celal Tan’ın ailesi onun için sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlar. Ancak genç karısı Özge’yi kıskanan Celal Tan eve gelir gelmez karısıyla kavgaya başlar. Kavga sırasında Celal Tan, Özge’yi öldürür. Tüm aile cinayete şahit olmuştur. Polisin soruşturması sırasında aile içinde dengeler bozulacak ve sırlar ortaya dökülecektir.

Mahmutpaşa’da bir han esnafının hikayesini anlatır. Tolgahan Sayışman (Ali) handaki esnaflardan birinin oğludur. Ali, oldukça yakışıklı ve çapkın bir delikanlıdır. Bergüzar Korel (Gözde) ise esnafın çalıştığı hanı satın alan zengin müteahhidin, yardımsever, doğaya ve hayvanlara düşkün kızıdır. Müteahhit, esnafın çalıştığı hanı satın alır ve orayı yıkıp alışveriş merkezi yapmaya karar verir. Han esnafının bir an önce hanı boşaltmasını isteyince esnaf birleşerek bir plan yapar ve Ali’den Gözde’yi etkileyerek hanı kurtarmasını ister. Bir yardım gecesinde tanışan Ali ve Gözde birbirlerinden çok etkilenirler. Esnafında yardımıyla yapılan planlarla komik ve romantik bir hikaye başlar.

Neşe İstanbul’a gelir, Osman amcasının yanına gider fakat amcası 5 ay evvel ölmüştür. Mağazanın yeni sahibi ona sarkıntılık eder. Mağazaya gelen Kadir onu kurtarmak için yalan söyler Neşe de bu yalana uyar. Daha sonra kalacak yeri olmadığı için Kadir onu Lunaparka getirir. Fikret kukla oynatır Şemsi de çocuklarla onu izlemektedir. Şemsi Neşe’ye şarkıcı Nilgün’e yardım etmesi için iş ayarlar. Nilgün provalara çıkar Patron beğenmez. Nilgün sinirle Neşe’yi kovar. Neşe çaresizdir. Lunaparkın tepesine çıkıp intihar etmek ister. Fikret kuklalar ile konuşarak onu ikna eder. Kuklalar onu teselli eder ve şarkı söylemesini isterler. Neşe şarkıya başlar orada çalışan herkes hayranlıkla dinler Şemsi de gelir sesini beğenir. Fikret ona Nilgün sahnede ağız hareketi yapsın Neşe arkada söylesin diyerek teklif de bulunur, böylelikle hepsi işlerine devam ederler.

The film deals with the migration from the village to the city with a realistic narrative. The immigration phenomenon described in workers' hands in a factory refers to both the modernization process in the period and the unionization. Hacer emigrates to Istanbul with his father, two children and his wife. Her husband left her and she was a helpless. Hacer was influenced by the union of the working factory, who owns the crippled friends. Hacer thought very much about to traditions versus modernization. It is the last of the film of director Ömer Lütfi Akad's Bridal-Wedding-Recoup trilogy. And it is still the inaccessible film of Turkish cinema history with its movie theme, cast, and acting success.

Burgaz adasında arabacılık yapan bir kızla, bir manav oğlunun aşk öyküsü.

Veli (Kartal Tibet) ile Ali (Kadir İnanır) birbirlerinden tümüyle farklı karakterlere sahip iki kardeştir. Fırıldak Ali çapkınlık, hırsızlık ve dolandırıcılıkla gününü gün ederken, Veli ise hamallık yaparak gece-gündüz demeden çalışıp, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parası biriktirmektedir. Küçük yaşta ayrıldıkları için birbirlerini tanımayan bu iki zıt kardeşten Ali, kendisini bir çetenin önemli adamı gibi gösterip sağdan soldan haraç toplamaktadır. Fırıldak Ali, annesi ile birlikte bir otel lobisinde tanıştığı Peri (Gülşen Bubikoğlu) ve babası Nurullah Bey’e kendilerini zengin gibi tanıtırlar. Amaçları para sızdırmaktır. Bu arada oyununu anlayan çeteden kaçarken Veli ile çarpışır. Ona yemek ısmarlar. Öyküsünü öğrenir. Veli’ye çok zengin biri olduğunu söyler ve elindek

Konservatuar öğrencisi olan Ayla'nın yolunun bir besteci olan Tarık ile kesişmesi, iki gencin hayatının bambaşka olmasına neden olur. Birbirlerinden etkilenen ve birbirlerini tanıdıkça daha çok seven ikili kısa süre içerisinde nişanlanır. Evlilik hayali kuran Tarık ve Ayla'nın yolları, Tarık'ın geçirdiği bir kaza sonucu ayrılır. Kazada kolunu kaybeden Tarık, sevdiği kadının bu şekilde karşısına çıkmak istemez. Tarık'tan bir daha haber alamayan Ayla, hayatına yeniden yön vermeye çalışır. Bir gazinoda şarkı söylemeye başlayan Ayla'ya, gazinonun sahibinin aşık olması işlerin karışmasına neden olur.

Kimsenin umrunda olmayan bir tarihte, kimsenin umrunda olmayan bir ülke, Bongomia. Bongomia kralı Thun’un ani ve şüpheli ölümünün ardından kimsenin ciddiye almadığı, ailesinin isim verme zahmetine bile girmediği Prens’in tahta geçmesiyle birlikte karmaşık bir hikaye başlar. Prens, üvey annesi, yengesi ve hain amcasıyla mücadele ederken yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa sürüklenir.

İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yaşayan ve şarkıcı olma hayalleri kuran Haziran, pop yıldızı Aras’ın en büyük hayranıdır. İkilinin yollarının kesişmesi çok zordur; ama bir mucize gerçekleşir.

Sıcacık mahalle havasını verebilmek için gerçek bir mahallede çekilen "Mutlu Ol Yeter" İstanbul'da hiç bilinmeyen "İstasyon" semtinde geçen, içinde aşk, komşuluk ve herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir hikâyeyi anlatıyor. Babasından kalan köfteci dükkanını işleten Can, mahalleden arkadaşı Zeynep'e aşıktır. Ancak bu zamana kadar açılabilmiş değildir. Can zaman kaybettikçe rakibi ve düşmanı Güneş, Zeynep'e adım adım yaklaşmaktadır.
Görsel yokİki yüz yıllık bir akıl hastanesinin otele dönüştüğü hikayede, hastanenin müdavimleri kendilerini birden otel çalışanı olarak bulacaklar!

İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. İstanbul’un fethinden sonra kurduğu devleti, cihan imparatorluğuna çevirmek isteyen Fatih, imparatorluğun ömrünü uzatacak kanunlarla da devlet yapısını sağlamlaştırmak ister. Bu esnada şehzadeler Bayezid, Mustafa, Cem ve valideleri Gülbahar, Çiçek ve Gülşah arasında gizliden gizliye süren rekabet, daha açıktan ve üst boyutlara taşınır. Şehzade valideleri için tek hedef, Sultan’dan sonra kendi evlatlarının tahta çıkmasıdır. Çünkü ancak bu şekilde hayatta kalmaları mümkün olacaktır.

Yıllar sonra mahallesine geri dönmeye karar Keriman, ailesinin ve mazide kalan büyük aşkı Yunus’un hayatında tüm taşları yerinden oynatır. Efsane aşıklar Keriman ve Yunus’un yeğenleri Müge ve Emre’nin de teyzesi ve dayısı gibi birbirlerine aşık olmaları da kaderin garip bir cilvesidir. Aradan geçen yıllar içinde Yunus giderek zenginleşmiş önemli bir iş adamı olmuştur. Ortağının kızı ile nişanlanan Yunus Keriman’ın gelmesiyle eski aşkını unutamadığını fark eder. Yunus’un hayatındaki en büyük zaafı Keriman’dır. Keriman da onca yıl geçmesine rağmen hala ilk günkü gibi Yunus’a aşıktır. Ne yazık ki sadece Keriman’ın bildiği aşılamaz bir engel vardır. Bu engel Keriman’ın ailesine ve Yunus’a karşı soğuk ve anlaşılmaz davranmasına sebep olur.

Ahmet, Murat ve Sadi film çekme hayalleri kuran ve parayı toplamak için 'Meslek Hikayeleri' adlı belgesel-programda sunuculuk yapan üç aktördür. Amaçları bu programdan para topladıktan sonra gişe rekorları kıracak bir film çekmektir. Fakat çektikleri program yayınlanmayınca daha iyi bir bölüm çekmek için kolları sıvarlar. Ahmet, başrol oynadığı günlerin özlemini çekmekte, mazideki başarılarının göz ardı edilmesinden şikayet etmektedir. Kendisinin artık tanınmadığını düşünmekte ve bu yüzden herkese sitem etmektedir. Murat, mesleğinin gereklerini yapmaya çalışırken kendisini terk etmiş olan eski sevgilisiyle beraber çalışmanın zorluklarını yaşamaktadır. Sadi, gümrük memurluğunu oyuncu olmak için bırakmış, para dertleri ve ailevi sorunlarla uğraşmaktadır. Figüranlık yaptığı dizisinden başka gelir kaynağı olmayan Sadi için "Meslek Hikayeleri"nin yayınlanması ve ücretlerini almaları çok önemlidir.

Ekrem zeki ama hayta... Cenker çalışkan ama panik... Sevil azim abidesi ama bilgisiz... Ayçin güzel ve tembel... Cihan zeki ama amaçsız... Üniversite sınavında başarısız olurlar. Kendileri, aileleri, gelecekleri için bütün umutları tükenir. Tam da her şeyin bittiğini sandıkları yerde karşılarına muhteşem bir fırsat çıkar. Özel bir üniversiteyi burslu olarak kazandıklarını öğrenirler. Böylece yolları kesişir. Bu yeni bir başlangıçtır. Sonun başlangıcı her şeyi düzeltmeye çalışırken bir tekme daha yer, kendilerini daha kötü bir yerde bulurlar. Birbirinden ilk bakışta nefret eden 5 genç, geleceklerini kurtarmak için mecburen bir araya gelirler.

Dizinin hikâyesi, toprak kaybetmekte olan Osmanlı'nın son dönemlerinde bir paşa konağında geçmektedir. Bu konak ülkenin durumuna benzer olarak borç harç içinde bir aileye aittir. Bu konağın sahibi Selim Paşa, Üsküp'te görev yapmaktadır. Cephede üstlerine atılan top mermisiyle geçici olarak kör olup konağına döner. Ancak konakta kendisini türlü entrikalar bekler. Ancak Selim Paşa'nın gözlerinin açılmasıyla ev ahalisinin tüm kirli çamaşırları bir bir ortaya dökülecektir.

Dünyada sahipleri tarafından terk edilen oyuncaklar, "Oyuncak Dünyası" denen masalsı bir yere gönderilir. Orada, bir bez bebek olan Nana'nın 100 yıllık hayali, eski sahibinin yanında insan gibi yaşamak ve insanlarla aynı duyguları hissetmektir. 100. doğum gününde hayallerini gerçekleştirmek için insan olmayı diler. Nana'nın insan olma dileği kabul edilir. Nana geceleri bez bebeğe dönüşür ve gündüzleri insan gibi yaşar, ta ki insan olana kadar. Bu durum 1 yıl devam etmelidir. Oyuncaklar Dünyası'ndaki kurallara göre kimse aynı dileği yerine getiremez. Bu kural nedeniyle, doğum gününe bir yıl kalan ve Nana ile aynı dileği paylaşan Şoker, bu zor dünyaya alışma sürecinde onu isteğinden vazgeçirmeye çalışır.

‘Kavak Yelleri’ başında kavak yelleri esen, içinde kasırgalar oluşan, kanında tatlı zehir dolaşan, büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini anlatıyor. Yazları cıvıl cıvıl, kışları ise ıssız bir Ege kasabasında yaşayan Deniz (İbrahim Kendirci), Aslı (Pelin Karahan), Efe (Dağhan Külegeç) ve Mine (Aslı Enver) herkese kendi hikayesinden bir şeyleri hatırlatacak. Mutlu ve güvenli ailesinden kopup kendi yolunu bulmaya, büyümeye çalışan Deniz; idealist, güçlü, maddi zorluklara rağmen okuyan, hayata karşı sert görünmeye çalışan hassas Aslı; rahat ve esprili tavırlarıyla içindeki acıyı saklamaya çalışan Efe. Ve ayrık otu, isyankar Mine. Sıkı dostluklar, ilk aşklar, ÖSS baskısı, okul, aşılmaya çalışılan aile sorunları herkese tanıdık gelecek. Büyümenin zorlukları yetmezmiş gibi, kahramanlarımız bir de ÖSS’yle savaş vermekte ve artık büyük gün de yaklaşmaktadır. Akıllarının başlarında olmadığı bir dönemde hayatlarının en önemli sınavına girip, en önemli kararını vermeleri gerekmektedir.

Gaziantep'in ünlü baklavacısı Kahraman Usta'nın kızı Nazlı Ankara'da üniversite eğitimini bitirmiş memleketine dönmüştür. Çok sevgili kızlarının dönüşünü hasretle bekleyen aile çok mutludur. Ama Nazlı'yı bir sürpriz beklemektedir. Kahraman Usta, kızının evliliği için ortağı Ökkeş Usta'nın oğlu Kadir'e söz vermiştir. Nazlı buna şiddetle karşı çıkar. Ökkeş ve Kadir'in kendisini istemeye geldikleri gün evden kaçan Nazlı, Bodrum'a gider. Nazlı burada bir otelde iş bulur ve çalışmaya başlar. Ailesi her yerde Nazlı'yı aramaktadır. Bu sırada Nazlı Bodrum'da yakışıklı, yabancı bir gençle tanışır. Nazlı bu gencin İngiliz olduğunu zannetmektedir. Oysa ki bu genç, ailesi İstanbul'dan Atina'ya göç etmiş Niko adında bir Yunandır.

Ünlü ve zengin bir iş insanı olan Selma'nın çalkantılı aşk hikâyesini konu alır. Diziye adını veren ve jenerik müziği olan "Gözlerinde Son Gece" adlı şarkının sözlerini Aysel Gürel yazıp, Zerrin Özer seslendirmiştir.