İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 filminden 2'si İzlenir çıktı
1971 yılında Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda sanat hayatına atıldı; kısa bir süre sonra da sinemaya geçti. Yardımcı oyuncu olarak karakter rollerinde 400 civarında filmde oynamış olan sanatçı, 1977 yılında, DİSK’e bağlı, Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE–SEN)'in kurucuları arasında yer aldı. Sendikanın genel başkanlığı görevini bir süre yürütmüştür. Ayrıca Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD) denetim kurulu başkanlığını uzun süredir yürütmektedir. Sosyal etkinliklerine ek olarak; Mezopotamya Basın ve Yayın A.Ş. (MKM) yöneticiliği, İnsan Hakları Derneği (İ. H.D.) yöneticiliği de yapmıştır. Son dönemde ARARAT Film Production adlı bir şirket kurarak yapımcılığa girişmiştir.

Davaro ve Hıyarto aileleri arasındaki kan davası iki yüz yıldır sürmektedir. Yıllardır Almanya'da çalışan Memo, Cano ile evlenmek için başlık parasını toplayınca köye döner. Düğünün yapıldığı sırada Memo'nun babasını öldüren Sülo cezaevinden çıkar. Töreler gereği Memo'nun Sülo'yu öldürmesi gerekmektedir. Cano ile evlenmek isteyen Memo, Sülo'nun teklif ettiği oyunu kabul eder. Fakat işler plânladıkları gibi gitmeyecektir.

Mehmet Ali (İlyas Salman) karısı ve iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlayabilmek umuduyla, hep birlikte köyden İstanbul'a gelirler. Önce bir inşaatta iş bulur. Mehmet Ali, mesleğinde ilerleyip, iyi bir duvarcı ustası olmayı amaçlarken, büyük şehirdeki tüketim toplumunun oyunlarına birden kendini kaptırır. Bir şirketin reklâm kampanyasıyla ünlü bir reklâm yıldızı olur. Gene düzmece bir reklâm kampanyasıyla bir apartman dairesi kazanır. Basının ilgisi ve hediyeler derken, duvarcı ustasının yaşamı birden değişir. Ama bu çarpık sermaye oyuncalarının tutsağı olan Mehmet Ali, gerçekte hiç bir şeyin sahibi değildir. Saf, temiz yürekli Anadolu çocuğu Ali, bir türlü ayak uyduramadığı düzenin kurbanı olup aklını yitirir.

Sinema emekçileri 1977'de yeni sansür tüzüğünü protesto etmek, özgür sanatı savunmak ve sosyal haklarını almak için uzun bir yürüyüş yapma kararı aldılar. Böylece sinemanın 60 yılı aşan suskunluğuna da bir son verilecekti. Oyunculardan, set işçileri ve yönetmenlere kadar 400'ü aşkın sinemacı 5 Kasım günü Ankara'ya kadar 3 gün sürecek bir yürüyüş başlattı.Halkın şaşkın bakışları ve desteği altında yürüdüler. Bu belgesel 100 yılı aşan sinemamızın unutulan fakat en onurlu dönemlerinden biri olan sinema emekçilerinin yürüyüşünün hikayesidir.

Sakarlığı ve beceriksizliği yüzünden bir baltaya sap olamayan Rıfkı, kendini Tarzan sanmaktadır ve zamanının büyük çoğunluğu ormanda geçmektedir. Fakir ve saf bir delikanlı olan Tarzan Rıfkı tesadüfler sonucu kendisini mafyanın içinde bulur. Ve bu kanunsuz adamlar Rıfkı'yı kendi kirli işlerinde kullanmak isterler. Ama sakarlığı yüzünden mafyanın bütün işlerini alt üst eden Rıfkı, sonunda mafya babasını da çileden çıkarır. Çareyi Rıfkı'yı ortadan kaldırmakta arayan mafya, akla gelmeyecek her türlü yola başvurarak harekete geçer.

Film, yaşadığı travmayı atlatabilmek için küçük bir kasabaya yerleşen bir adamın yaşadıklarını konu edinir. Cemile, mühendis Orhan’la evlenebilmek için elinden geleni yapar. Orhan ise Cemile’den kurtulmanın yollarını aramaktadır. Orhan bir gün Gülderen adında bir kadınla tanışır. İkili evde bulundukları sırada Cemile gelir. Gülderen’i öldüren Cemile, ardından intihar eder. Orhan ise olayın etkisini atlatabilmek amacıyla civardaki bir kasabaya yerleşir. Burada Gülseren adında bir kızla tanışır. İkili, aşk ve nefret arasında değişen bir ilişki yaşamaya başlar.

Davaro ve Hıyarto aileleri arasındaki kan davası iki yüz yıldır sürmektedir. Yıllardır Almanya'da çalışan Memo, Cano ile evlenmek için başlık parasını toplayınca köye döner. Düğünün yapıldığı sırada Memo'nun babasını öldüren Sülo cezaevinden çıkar. Töreler gereği Memo'nun Sülo'yu öldürmesi gerekmektedir. Cano ile evlenmek isteyen Memo, Sülo'nun teklif ettiği oyunu kabul eder. Fakat işler plânladıkları gibi gitmeyecektir.

Film, karısına kalan miras yüzünden hayatı kararan bir adamın yaşadıklarını konu alır. Ferdi bir fabrikada bekçilik yapmaktadır. Günün birinde mahalleye yaşlı bir adam taşınır. Hüsnü adındaki bu adam torunu Zeynep’le yaşamaktadır. Ferdi’nin çalıştığı fabrikanın sahibi Sabri Bey bütün servetini Zeynep’in dedesi Hüsnü’ye borçludur. Hüsnü’nün İstanbul’a geldiğini haber alan Sabri Bey, Zeynep’i sekreter olarak işe alır. Öte yandan vasiyetnamesini hazırlayan Sabri Bey, servetinin yarısını Zeynep’e bırakır. Bir süre sonra Ferdi ile Zeynep evlenir. Ancak fabrika avukatlarından Hasan vasiyetnameden haberdardır. Sabri Bey’in hovarda oğlu Erol’la birlik olan Hasan fabrika hissesinin Ferdi’ye geçmemesi için çare arar. Bunun için Ferdi’nin öldürülmesi gerektiğine karar verirler.

Mehmet Ali (İlyas Salman) karısı ve iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlayabilmek umuduyla, hep birlikte köyden İstanbul'a gelirler. Önce bir inşaatta iş bulur. Mehmet Ali, mesleğinde ilerleyip, iyi bir duvarcı ustası olmayı amaçlarken, büyük şehirdeki tüketim toplumunun oyunlarına birden kendini kaptırır. Bir şirketin reklâm kampanyasıyla ünlü bir reklâm yıldızı olur. Gene düzmece bir reklâm kampanyasıyla bir apartman dairesi kazanır. Basının ilgisi ve hediyeler derken, duvarcı ustasının yaşamı birden değişir. Ama bu çarpık sermaye oyuncalarının tutsağı olan Mehmet Ali, gerçekte hiç bir şeyin sahibi değildir. Saf, temiz yürekli Anadolu çocuğu Ali, bir türlü ayak uyduramadığı düzenin kurbanı olup aklını yitirir.

Afiş asarak geçimini sağlayan Apdi, şarkıcı Nevin Şenses'e âşıktır. Mafya babası Barut Osman da aynı kadını sevmektedir. Kadını elde etmek için her şeyi yapan Osman, Nevin'i artık bezdirir. Bu yüzden Nevin'in menajeri Osman'dan kurtulmak için bir plân yapar. Ünlü kabadayı Urfalı Apdi'yi gazinoya çağırtır. Urfalı Apdi yolda kaza geçirir ve o akşam buluşmaya gelemez. Bu sırada gazinoya gelen Abdi'yi herkes Urfalı Abdi zanneder. Abdi'nin ardından Barut Osman da gazinoya gelir fakat kapıda komiserle karşılaşır. Komiser, Osman'ı en ufak vukuatında hapse atacağını söyleyerek tehdit eder. Bu yüzden Abdi'ye dokunamayan Osman, onun her dediğini yapmak zorunda kalır.

Filmde, Gırgır Ali ve kaçırdığı bir şarkıcının arasında gelişen ilişki konu edilir. Gırgır Ali, hayatı boyunca pek çok küçük suça bulaşmış biridir. Hapishaneden çıktığından beri ise suç işlemeden yaşamaya çalışır. Bir gün eski arkadaşı Palandöken, Ali’den ünlü şarkıcı Yasemin’i kaçırmasını ister. Başta bu işe sıcak bakmayan Ali, Yasemin’i başkalarının kaçırmasını önlemek için kendisi kaçırmaya karar verir. İkili bir süreliğine ıssız bir yalıda beraber kalırlar. Yasemin, başlarda Ali’den nefret etse de zamanla onun yaşam tarzından etkilenecektir.

Filmde, Ahmet ve Kemal isimli iki eski arkadaşın bir cinayeti çözmek için birlikte verdikleri mücadele anlatılır. “Baba” lakaplı Ahmet, muhasebe memuru olarak geçimini sağlamaktadır. Aynı fabrikada işçi olarak çalışan oğlu Ali ise bir sendika üyesidir. Fabrika müdürü, oğlunu sendikadan ayrılmaya ikna etmesi için Ahmet’e baskı yapmaktadır. Bu sırada fabrikada başlayan grev sırasında Ali öldürülür. Ahmet, oğlunun katilini bulmak için askerlik arkadaşı olan iş adamı Kemal’den yardım ister. Bu süreçte hem Kemal hem de Ahmet kendi hayatlarını sorgulamaya başlayacaktır..

Mafya babasının oğlu olan Kemal babasından habersiz tren garlarında pişmaniye satmaktadır. Saf ve gözü fazla açık olmayan Kemal aynı zamanda önüne gelen herkese kafa tutmaktadır. Babasının bir iş görüşmesi sırasında Muhtar isimli adamı tarafından öldürülmesi üzerine Babanın mirası bölünür. Babanın sağ kolu olan Avukat babanın oğlu Kemala ulaşarak durumu anlatır. Avukat sayesinde babasının mirasını geri almak için İstanbulun en namlı kabadayılarının mekanını tek tek ziyaret eder ve babanın oğlu Kemal niye nam salmaya başlar. Muhtar'ın babasının öldürdüğünden habersiz yanında gezdirir. Muhtar her seferinde onu tuzağa düşürmek için planlar kurmaya başlar ama babanın oğlu kemal saflığı şapşallığı yüzünden her zaman planlarından kurtulmayı başarır ve olaylar gelişir.

Bebekken kaybolan ve vahşi ormanda ayılar tarafından büyütülüp, onlar gibi davranan Hanzo, bir gün kazı için köye gelen bir grup tarafından yakalanır.

Tıp Fakültesi'ni bitirerek zorunlu hizmetini yapmak üzere doğunun ücra bir kasabasına giden çiçeği burnunda doktor Zeynep'in hayatın gerçeklerini görmesi ve bunun sonucunda İstanbul'daki aile, eş dost çevresine olan soğumasını konu edinmiştir. Bir yanda geldiği ışıltılı hayat, İstanbul'da bıraktığı sevgilisi, ailesi arkadaşları, diğer yanda Ülke'nin kendi halinde yaşayan, yoksunluklarla, doğa şartlarıyla mücadele eden unutulmuş bir kasabası ve halkı. Türlü türlü zorluklar, doğal koşullar, halkın yalnızlığı, çaresizliği ve en önemlisi de cahilliği.

Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmen, babasının vefatından sonra onun günlüğünü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenir.