İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

10 filminden 3'ü İzlenir çıktı, 4 dizisinden 3'ü İzlenir çıktı
Željko Ivanek, 15 Ağustos 1957 tarihinde Ljubljana, Yugoslavya'da (günümüzde Slovenya) dünyaya gelmiştir. Henüz üç yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden Ivanek, babasının akademik kariyeri nedeniyle California'da büyüdü. Prestijli Yale Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra oyunculuk eğitimini Londra Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisi'nde (LAMDA) tamamladı. Profesyonel kariyerine tiyatro sahnelerinde başlayan oyuncu, Broadway'de sahnelenen "The Caine Mutiny Court-Martial" ve "Two Shakespearean Actors" gibi oyunlardaki performanslarıyla Tony Ödülü'ne aday gösterilerek yeteneğini erken dönemde kanıtladı. Sinema ve televizyon dünyasında "karakter oyuncusu" tanımının en başarılı temsilcilerinden biri olan Ivanek, genellikle otoriter bürokratlar, hesapçı avukatlar veya tekinsiz kötü adam rolleriyle tanınır. Televizyondaki ilk büyük çıkışını, kült polisiye dizi "Homicide: Life on the Street" (1993-1999) dizisindeki Savcı Ed Danvers rolüyle yaptı. Aynı dönemde HBO'nun hapishane draması "Oz"da (1997-2003) canlandırdığı acımasız Vali James Devlin karakteriyle hafızalara kazındı. Sinemada Ridley Scott'ın "Hannibal" (2001) ve "Kara Şahin Düştü" (Black Hawk Down) (2001), Lars von Trier'in "Dogville" (2003) ve "Donnie Brasco" (1997) gibi önemli yapımlarda kritik yan roller üstlendi. Ancak kariyerinin zirve noktalarından biri, Glenn Close ile karşılıklı oynadığı hukuk gerilimi "Damages" (2007-2012) dizisi oldu. Buradaki Ray Fiske performansı, ona 2008 yılında Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Primetime Emmy Ödülü'nü kazandırdı. Kariyeri boyunca "24", "Heroes", "Lost", "True Blood" ve "Suits" gibi popüler dizilerde akılda kalıcı konuk oyunculuklar sergileyen Ivanek, Martin McDonagh'ın yönettiği "İn Bruges" (2008) ve Oscar ödüllü "Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri" (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri) (2017) filmlerinde de yer aldı. Uzun soluklu siyasi drama "Madam Secretary" (2014-2019) dizisindeki Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Russell Jackson rolüyle geniş kitlelerce tanınırlığını pekiştirdi. Yakın dönemde ise "The Walking Dead: Dead City" (2023) dizisinde "The Croat" adlı antagoniste hayat vererek performansından söz ettirmeye devam etti.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...

Genç ve idealist avukat Ellen Parsons için Hewes & Associates hukuk firması ve sahibi Patty Hewes’la çalışmak, kariyerinin geleceği için çok büyük bir adım demek. Patty içinse çalışkanlığı ve meslek aşkı taptaze olan bu kız, elindeki dava için bulunmaz kumaş. Ünlü avukat, kendi gençliğine benzettiği Ellen’ı kanatları altına alıyor ve birlikte milyarder Arthur Frobisher’ın mağdur ettiği eski çalışanlarına haklarının verilmesi için var güçleriyle acımasız bir savaşa girişiyorlar.

Vampire dönüştükten sonra içe kapalı bir hayat yaşayan 12 yaşındaki Eleanor, babası Mark’ın yardımıyla hayatta kalmaya çalışmaktadır.İsveç yapımı hit roman ve filmden esinlenen “Let the Right One In” türün beklentilerini altüst ederek insani zaaflara, güce ve şefkate natüralist bir mercek tutuyor.

Norman (Normandiya'da yaşayan Frenk ve İskandinav kökenli halk) şövalyesi Jean de Carrouges ve Norman beyi Jacques le Gris eskiden çok yakın arkadaşlardır. Carrouges savaşa gider ve döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildir. Le Gris, Carrouges'in karısına tecavüz etmek suçundan yargılanıyordur. Ancak kimse Margerite'e inanmaz. Bunun üzerine asker, karara itiraz etmek üzere Fransa kralına kadar gider. Hakim açısından ise Le Gris avantajlı konumdadır. Mahkemenin yeni kararına göre iki adam düello yapacak ve bu düellonun sonucunca biri ölecektir. Hayatta kalan kişi Tanrı'nın isteğini yerine getirmiş olacak ve eğer ki Le Gris hayatta kalırsa da aklanacaktır. Ayrıca eğer ki Carrouges kaybederse karısı ceza olarak bir kazığa bağlanarak yakılacaktır.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

Şimdiye kadar üç filmiyle bir milyar dolar hasılat yapan efsanevi casus Bourne film serisinin mimarı yeni bir filmle karşımızda: The Bourne Legacy... Robert Ludlum tarafından yaratılan orijinal senaryosu ile Bourne evreni yaşamı ya da ölümü geçmiş üç filmdeki olaylara bağlı olan yeni kahramanı ile genişletiliyor. Yeni filmde, yeni rollerde Rachel Weisz, Edward Norton, Stacy Keach ve Oscar Isaac görürken, eski Bourne filmlerinden aşina olduğumuz Albert Finney, Joan Allen, David Strathairn ve Scott Glenn da karşımızda olacak...

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...

Marty, yazmakta olduğu Yedi Psikopat isimli kitabını bitirmek isteyen bir yazardır. Billy, Marty için akla gelebilecek her şeyi yapabilecek yakın bir arkadaştır. Billy ve Hans’ın çaldığı köpeğin sahibi, psikopat bir katil olan Charlie ise, ne yapacağı tahmin edilemeyen saldırgan özellikleri olan bir adamdır. Marty, yazmakta olduğu kitabını bitirebilmek için yaşanan bu olaylardan gerekli ilhamı alacaktır. Fakat kariyeri için gerekli ilhamı alıp, hayatta kalabilecek midir?

Geçen yıllarda artık yaşlanmaya başlayan polis memuru John McClane, karısından boşanmış ve alkol tedavisi görmektedir. Artık polis departmanında çalışmayan McClane, devlete bağlı bir güvenlik biriminde tehlikeli bilgisayar korsanlarını takip etmektedir. Matt Foster adlı genç bir korsanı tutuklamak için yolda olduğu bir sırada, trafiğin içinde sıkışmış durumdayken terörist saldırıların modern bir halini ilk elden yaşar. Greg Pope tarafından yönetilen bir bilgisayar korsanları çetesi, Amerika'nın bilgisayar altyapı unsurlarına saldırıp işe trafik ışıklarından başlayarak sistemleri teker teker kapatmaktadırlar. Bankalar arası bilgisayar ağlarına ve borsaya da müdahale ettikten sonra Amerika'nın ekonomisi çökmeye başlamıştır. Her zamanki gibi McClane, bütün bu olayların ortasında kalıvermiştir.

30'ların Amerika'sında Rock dağlarında bir kasabadayız. Peşindeki gangsterlerden kaçan güzeller güzeli Grace, bir kasabaya sığınmak zorunda kalır. Kadına acıyan kasaba halkı, başlangıçta iyi niyetlerle kadına sahip çıkar ve arasına alır. Fakat kadının konumunun kendileri açısından da bir tehlike arz etmesiyle aralarındaki ilişki farklı boyutlar kazanmaya başlayacaktır. Grace, kasabalının öteki yüzünü görmeye başlar ve çaresiz bir şekilde kendini kurban olarak bulur.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

"Sessizliği bozun..." sloganıyla ürkütücü içeriğini açığa vuran Hannibal, Thomas Harris'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Kuzuların Sessizliği'nin (hem filmin, hem de romanın) devamı niteliğindeki yapımda, uzun bir aradan sonra Amerika'ya dönen cani Hannibal Lecter'in FBI ajanı Clarice Starling'i bulma çabası konu ediliyor. Floransa'da gizleniyor olan Lecter, Amerika'da kendisiyle hesaplaşmak isteyen diğer bir suçlunun, değer verdiği yegane insan olan Starling'e zarar vermesinden kokmaktadır. İki caninin karmaşık planları arasında kalan ajan Starling, en zorlu mücadeleyi kendini korumak için verecektir...

10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ancak gelişen olaylar Selma'yı işin içinden çıkamaz hale getirir.