İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

1963 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının mesleği dolayısıyla çocukluk yılları Türkiye'nin çeşitli illerinde geçti. 13 yaşından itibaren Ankara'da yaşamaya başladı. Annesinin teşvikiyle 1981'de Ankara Devlet Konservatuvarı'nın tiyatro bölümünü kazandı ve 1985 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun oldu. Cüneyt Gökçer, Semih Sergen, Bozkurt Kuruç, Lemi Bilgin gibi oyunculardan eğitim aldı. Aynı yıl Bursa Devlet Tiyatrosu'na stajyer sanatçı olarak atandı. 1987 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu'na tayin edildi. Asmalı Konak, Neredesin Firuze, Mustafa Hakkında Her Şey, Sen Ne Dilersen gibi yapımlarda rol aldı. 2006-2007 sezonunda Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan emekli olup İstanbul'da yaşamaya başladı. Zeynep Eronat, Parmaklıklar Ardında dizisindeki koğuş ağası Ziynet Kara karakteriyle büyük beğeni toplamıştır. Zeynep Eronat, O Hayat Benim isimli dizide Mücella karakterini canlandırdı. Günümüzde ise Uzak Şehrin Masalı adlı dizide rol almaktadır.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Kapalı bir kasaba yaşamı içinde bir ayrık otu gibi büyümüş özgür ruhlu güzeller güzeli Asiye dere tepe dolaşırken, kasabanın bitimindeki motokros pistinde antrenman yaparken küçük bir kaza yapan sevimli yakışıklı muzip İlyas ile tanışır. Bu ilk görüşte aşk birkaç günde baş döndürücü bir hızla tırmanırken, sorunlar da beraberinde gelir.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Sevgilisi tarafından terk edilen Ozan, aşk acısı çekmeye başlar ve gittiği hiçbir yerde teselli bulamaz. Ozan bir gün intihar etmeye karar verir. İntihar etmek devlet kontrolünde olduğu sürece yasaldır ancak bunun istisnai tek bir şartı vardır: İntihar edecek kişiye kimse aşık olmamalı ve böyle bir başvuruda bulunmamalıdır. Ozan, Yaşam sonlandırma merkezine gittiğinde başvurusu incelenir ve ret cevabı alır. Çünkü Ozan’a Ekin isminde hiç tanımadığı bir kadın aşıktır. Ozan bu yüzden ölemiyordur. Tek çaresi Ekin isimli bu kızı bulup onu aşkından vazgeçirmesidir.

Film, sevdiği kıza kavuşabilmek için arkadaşlarıyla birlikte imkansız bir görevin üstesinden gelmeye çalışan Temel'in hikâyesini anlatıyor.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. İkili, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır. Firuze isimli gizemli, kararlı ve zengin bir kadın gelir. Ferhat'ı televizyonda seyretmiş ve çok beğenmiştir. Parası olduğunu ve Ferhat'a yatırım yapmak istediğini söyler. Ama her şeyden önce imajlarını değiştirmeleri gerekmektedir: Yeni bir ofis, şık kıyafetler, yaşayacakları güzel bir villa.

Masum olduğu halde kocasını öldürmekten hüküm giyen Melike, yirmi yıl sonra dışarı çıkar. Tek hayali, daha kundaktayken ablasına emanet ettiği kızı Hazal’a kavuşmaktır. Ancak Melike’yi dışarıda yalnız kızı değil yalanlarla örülü yeni bir hapishane bekler. Bu yalanlar hapishanesini yerle bir edecek olan, Melike’nin anne yüreğindeki o büyük güçtür. Melike kendisine söylenen yalanları bir bir ortaya çıkarırken, nasıl bir oyunun içine düştüğünü de anlayacaktır. Yıllardır başkasına anne demiş olan kızına adım adım yaklaşırken, kocasının gerçek katilini ortaya çıkartmak için de elinden geleni yapacaktır. Yalanlardan örülü bu hikâyede en vicdanlı görünenler en merhametsizler, en sadıklarsa gerçek hainler olacaktır.

Osmanlı Sultanı II. Murad, divanda ismi sıkça zikredilen, meşhur tabip Akşemseddin'in saraya getirilmesini emreder. Akşemseddin, Şehzade Mehmed'in lalalığını kabul ettiğinde hem Mehmed'in hem de Akşemseddin'in destansı hikayesi başlayacaktır.

Köklü ve güçlü bir aileden gelen Cezayir Türk, devleti için çalışan ve bir sabotaja kurban giden ağabeyinin intikamını alır. Devletin bekası ve ailesinin güvenliği için öldü gösterilerek yeni bir hayata başlar. Cezayir Türk, yurtdışında devam eden operasyonlarda bir yaralanma sonucu sınır tanımayan doktorlardan Firuze ile tanışır. Her ne kadar eşini ve ailesini özlese de onlara bir daha dönemeyeceğini bilmektedir. Firuze'ye aşık olup yeniden bir aile kuran Cezayir, bir süre sonra deşifre olur ve tekrardan hayata, İstanbul'a dönmek zorunda kalır. Fakat bu gelişmelerden ne yeni ailesinin ne de yıllardır onu özleyen ve mezarında dua eden ailesinin haberi vardır. Emanet ederek geride bıraktığı İstanbul ise bambaşka bir İstanbul olarak karşısına çıkacaktır.

O gece Demirkan Konağı’nda yaşanan deprem, Umay’ın hayatındaki bütün taşları yerinden oynattı. Yıllardır kocası Affan’ın zulmüne evlatları için katlanan Umay için bu olay, bardağı taşıran son damla olmuştu. Çocuklarını alıp evi terk etti. Doğup büyüdüğü köye, Eskitepe’ye, uzun süredir kırgın olduğu ablası Sonay’a sığındı. El ele verip tüm küskünlükleri geride bıraktı iki kardeş. Hayatlarına bir çekidüzen vereceklerdi. Aile yadigarı mandırayı yeniden çalıştırmaya başlayacak, kimseye müdana etmeden yaşayacaklardı. Ama kul kurarken kader gülerdi. Karşılarına mazisi karanlık, gizem dolu bir adam çıktı… Kürşat Eroğlu… Yaralıydı. Kaçaktı. Çok korktular önce ondan. Ama Kürşat, Umay’ı ve çocukları, Affan’ın zulmüne karşı cansiperane korudu. Mandırayı ayağa kaldırmalarına yardım etti… Ve iki kız kardeş bir kez daha büyük bir yol ayrımına geldi. Çünkü herkesin geçmişinde büyük sırlar vardı. Ve zamanın açığa vurmadığı hiçbir sır yoktu…

Psikiyatri kliniğindeki doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatlarının anlatılacağı “Kırmızı Oda”da acılar, sevinçler, mutluluk ve hüzünler izleyicinin de ruhunun kapalı kapılarını aralayacak. Hastalar o güne kadar kimselere söyleyemedikleri sırları dile getirirken izleyiciler de kendi bugünleri, geçmişleri ve yarınlarına dair bir şeyler bulacak.

“Hikaye, çiçek yetiştiriciliği ve esans üreticiliği ile ünlü Kalender kasabasında geçiyor. Masal ismindeki esrarengiz kadının kasabaya gelişi ile 15 yıldır saklanan büyük sırlar açığa çıkacak ve kasabada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Masal ile 'Yüzleşme'ye hazır mısınız?”

Sımsıcak, birbirine bağlı, sevgi dolu insanlardan oluşan bir mahalle... Dedikoducu kuaförü, öfkeli kasabı, delikanlı taksicileri, afacan çocukları, ne ararsan var. Birbirine siyah ile beyaz kadar zıt karakterde iki kardeş olan Taksi şoförlüğü yapan Metin’le Çetin’in hem sevgi hem de çatışma dolu hikayesi.

Gökçe, Ajans 237 reklam ajansında çalışan hiç evlenmemiş bir kızdır. Hayatının aşkını bulmak için çıkılan bu zor yolda Gökçe, Demir ve Kaan hiç tahmin etmedikleri maceralar yaşayacaklardır.

Türkiye’nin istihbarat savaşlarını konu eden dizide, ülkenin milli varlık ve çıkarlarını korumaya ant içmiş bir avuç insanın hikayesinden yola çıkılıp, bu kahramanların özverili hayatı konu alınmakta.. Onlar; Yeni Türkiye'yi büyütmek, yeniden adalet ve refahın merkezi olmasını sağlamak için yaşayacak, mücadele edecek ve maceradan maceraya koşacaklar.

Konu hayatın ve aşkınsa, kadere asla teslim olma... O Hayat Benim'de küllerinden doğan aşklara ve hayata yenilmeden tutunma mücadelelerine hep birlikte tanık oluyoruz. Sırlar bir bir ortaya çıkmaya başlamıştır, artık işler kimsenin umduğu gibi gitmeyecek, herkesi şaşırtacak büyük gelişmeler yaşanacaktır. Bahar, Ateş ve Efsun için yepyeni bir dönem başlamıştır. O Hayat Benim'in gizemli dünyasına sizi de bekliyoruz.

Kapalı bir kasaba yaşamı içinde bir ayrık otu gibi büyümüş özgür ruhlu güzeller güzeli Asiye dere tepe dolaşırken, kasabanın bitimindeki motokros pistinde antrenman yaparken küçük bir kaza yapan sevimli yakışıklı muzip İlyas ile tanışır. Bu ilk görüşte aşk birkaç günde baş döndürücü bir hızla tırmanırken, sorunlar da beraberinde gelir.
Görsel yokSuç oranının artması üzerine İçişleri Bakanlığı yeni bir proje geliştir. Daha önce görevinden uzaklaştırılan, iş yapma şekilleri farklı ama yetenekli polisleri tekrar iş başına getirir. Bunun için bir pilot uygulama başlatır.İstanbul’un suç oranı en yüksek bölgesinde bir karakola “operasyon tim” adı verilen özel bir birim yerleştirilir. Polisler arasındaki çatışmalar, suç, adalet, yasa dışı olaylar, aksiyon dozu yüksek “Karakol” da.

Kapalıçarşı'nın büyülü atmosferi içinde, bir mucizenin peşindeki insanların hikayesini anlatır. Parasızlıkla boğuşan ve bu hayattan yırtmaya çalışan üç sıkı dost ve kasabalı bir genç kızın yolları Kapalıçarşı'da kesişir. Küçük bir kız çocuğunun incecik parmakları sayesinde mucize bir halı dokumaya girişirler. Dünyanın en ince halısı bittiğinde hayalleri gerçek olacaktır. Her biri kaderine karşı mücadele eden bu insanları kader bir araya getirmiştir. Fakat tam da asıl mucizenin bir araya gelmeleri olduğunu anladıkları anda hayat tokadını acı bir şekilde patlatır.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Mezopotamya'nın bereketli toprakları. Hiçbir penceresi birbirine bakmayan, yüksek avlulu evleri, daracık sokakları olan topraklarda kanun tanımaz töreler, töreye karşı gelen aşk! Kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töreleri ve kalbi arasında kalan Boran'ın tutkulu aşk hikâyesi! Yazgısı, onu üç yaşındayken özünden, ailesinden koparıp, İstanbul'a sürükler. Kökleri doğuda, batı dünyasına ait Sıla, bir yalanla büyür. Sıla başka bir dünyaya kök salmaya çalışırken o farkında değildir ki, o topraklar kızların kaderini başkaları yazar. Sıla'nın hiç duymadığı berdel kelimesi, hayatının tüm seyrini değiştirir. Hiç tanımadığı ağabeysinin canını kurtarmak için, hiç görmediği aşiret reisi Boran'la zorla evlendirilir. Artık Sıla kocaman bir evde, yıkılmaz kuralları olan bir töreye hapistir. Sıla her gün kaçış planları yapar ama farkında değildir ki, asıl kaçmaya çalıştığı şey, içinde yavaş yavaş büyüyen Boran'a duyduğu umarsız aşktır.

Yılmaz siyasi bir mahkumun oğlu olarak hapishanede dünyaya gelir ve ilk çocukluk yılları kadınlar koğuşunda geçer. On bir yaşına geldiğinde koğuşta çıkan bir çatışma esnasında annesinin ölümüne neden olan bir gardiyanı öldürür. Bu olaydan sonra Yılmaz için uzun hapishane yılları başlayacaktır; önce ıslahevine, orda işlediği bazı suçlar nedeni ile de hapishaneye yollanır. Yılmaz’ın kişiliği tutukluluk hayatının zor koşullarında biçimlenir; öyle ki gerektiğinde acımasız bir yırtıcıya dönüşerek düşmanını yok eder. Bu özelliğinden dolayı hapishanede “Köpek” olarak anılan Yılmaz karanlık işler çeviren Reşat tarafından hapishaneden kaçırılır. Reşat’ın niyeti Yılmaz’ı kullanarak teşkilatın bir numaralı adamı olan Davut’u ortadan kaldırarak onun yerine geçmektir. Bu zemini hazırlayabilmek için teşkilatın diğer üyelerini de içine alan entrikalar çevirir. Yeraltı dünyasında “Köpek” olarak anılan Yılmaz, bozulan yeniden oluşumunda önemli rol oynayacaktır.

Arda genç, yakışıklı ve varlıklı bir adamdır. Babasının şirketinde sevgilisi Şebnem ile beraber yöneticilik yapmaktadır. Gönül iyi bir eğitim almış, orta halli bir ailenin kızıdır. Giyinmeyi hiç bilmeyen Gönül, zaten güzel bir kız değildir. Tavırlarıyla akranlarından hayli olgun olan Gönül, çok zeki bir kızdır. Hayattaki en büyük amacı, iyi bir kariyer yapabilmektir. Bu yolda gece gündüz çalışmaktan erinmez. Arda'nın şirketine yönetici sekreter olarak başvuran Gönül önce görünüşünden dolayı elenir. Ancak kıskanç Şebnem, Gönül'ü işe almanın daha iyi olacağına karar verir ve çirkinliği ilk defa Gönül'ün işine yarar.
Görsel yokİşini evine taşıyan ve ortağından ayrılan Murat, yeni bir hayatın düşlerini kurarken birdenbire kendini 4. kocasını terk eden ablası, yeğeni, eniştesi, eski ortağı, ortağının kızgın eşi, yeni komşular ve bir türlü peşini bırakmayan eski öğrenciler karşısında buluverir. Hayatı karmaşıklaşmış ve kalabalıklaşmış ama eğlenceli de bir hal almıştır.

Hırsızlığı iş edinen gençlerin yalanlarla dolu hayatlarını, saplandıkları çıkmazları konu edinen dizi Ömer, Cemo ve Cafer'in çevresinde başlayıp, yaşadıkları dünyaya ayna tutuyor. Hapishaneye girdiğini ailesinden bile saklayan Ömer’in kaderi zengin ve güzel bir kadın olan Sibel ile kesişecektir. Ömer ve arkadaşları kendilerini sömüren Baykuş’tan ve polisten yakayı kurtarıp yeni bir hayata başlayabilecekler midir? Kaderin yollarını kesiştirdiği Ömer ve Sibel aşklarını yaşayabilecek midir?