İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Remembering 16 March
Film · 2014 · 62 dk · Tarih, Belgesel
Kısa Cevap: Herkese göre değil — ağır bir siyasi tarihe hazırlıklı ol.
Yakın tarihin acı bir olayını tanık anlatılarıyla belgeleyen, önemli ama ağır bir çalışma. Konuya ilgin varsa değerli; herkesin kaldırabileceği bir içerik değil.
Yönetmen: Ebru Şeremetli, Enis Rıza Sakızlı
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: siyasi katliam ve darbe dönemi anlatılıyor
Hayatta kalanlar, 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi'nde öldürülen solcu öğrencilerin katliamını ve 12 Eylül 1980 darbesi öncesindeki siyasi ortamı içeriden anlatıyor.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

İnsanın insana yaptığı zalimliğin belgelenmesi, tarihin kendisi kadar eskiye dayanır. Yine de tüm bu belgeler dünyayı, Holocaust'un (Yahudi soykırımı) zalimliklerine, insana hâlâ ürküntü veren o korkunç olaylar dizisine hazırlayamamıştır. Zamanın, hatıraları ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bir şekilde sildiğinin bilincinde olan sinemacı Alain Resnais (daha sonra Hiroshima, mon amour-Hiroşima Sevgilim ve L'Année dernière Marienbad-Geçen yıl Marienbad'da gibi filmlerle yönetmen olarak daha da büyük bir ün kazanır), Nazi zulmünü filme almaya karar verdi; hem bu zulüm gelecek kuşaklara aktarılabilsin hem de birbirimize neler yapabildiğimizi hatırlatan kalıcı bir yapıt olsun diye.

Diyalogsuz ve görsel anlatımıyla ön plana çıkan belgesel niteliğinde bir film olup, insanlık, doğa ve medeniyet arasındaki ilişkiyi keşfeder. Dünya genelinde 6 kıtada, 24 farklı ülkede çekilmiştir. Baraka kelimesi Arapça kökenli olup "nefes", "hayat gücü" veya "bereket" anlamına gelir. İnsanlığın doğa ile olan bağını, modern dünyanın getirdiği değişimleri ve insanın kendine verdiği zararları gözler önüne seren bir sanat eseri olarak kabul edilir. Herhangi bir anlatıcı veya diyalog kullanmadan, yalnızca görüntüler ve müzik aracılığıyla derin bir hikâye anlatır. Doğanın saf güzelliği ile insan eliyle yaratılan kaos arasındaki karşıtlığı vurgulayan film, izleyiciye düşündürücü bir deneyim sunar. Her sahnesi ustalıkla çekilmiş olan Baraka, sinematografi açısından büyüleyici bir başyapıttır ve insanlık tarihine dair güçlü bir mesaj vermektedir: Doğa ile uyum içinde yaşamayı unutan bir medeniyet, kendi kendini yok etmeye mahkumdur.

Craig Foster, Afrika'nın ucundaki buz gibi okyanusta yıllarca yüzdükten sonra, beklenmedik bir öğretmenle tanışır: olağanüstü bir merak sergileyen genç bir ahtapot. Onun inini ziyaret edip aylarca onun hareketlerini izleyerek sonunda hayvanın güvenini kazanır ve insan ile vahşi hayvan arasında daha önce hiç görülmemiş bir bağ geliştirir.

Bir belgesel yayıncısı, tabiat alanlarının kaybının yasını tutmak ve gelecek için bir vizyon sunmak üzere kendi hayatını ve Dünya'nın evrimsel tarihini anlatıyor.

Samsara, Sanskritçede "sonsuz döngü" veya "yeniden doğuş döngüsü" anlamına gelir ve belgesel de bu temayı işler. 25 farklı ülkede 5 yıl boyunca çekilmiş etkileyici görüntülerle doğanın, insan yaşamının, modern dünyanın ve ruhani geleneklerin bir döngü içinde nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunu gözler önüne serer. Diyalogsuz anlatım, yalnızca görüntüler ve müzikle sağlanır, bu da izleyiciye derin bir görsel ve duygusal deneyim sunar. Doğal güzelliklerden kutsal mekanlara, modern sanayiden tüketim toplumunun karmaşasına, ölümden yeniden doğuşa kadar geniş bir perspektifte insanlığın varoluşunu inceler. Özellikle fabrika işçileri, şehir yaşamı, savaş, doğa felaketleri, dini ritüeller ve farklı kültürlerden insanlar gibi temalar üzerinde durarak, medeniyetin gelişimi ve ruhaniyet arasındaki ilişkiyi sorgular.

Çocuğunuz size eşcinsel, biseksüel veya transseksüel olduğunu açıklarsa ne olur? “Benim Çocuğum”, çocukları LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel) bireyler olan Türkiyeli bir grup anne ve babaya odaklanarak, bu cesur ve ilham veren ebeveynlerin hikâyelerini seyirciye taşıyan uzun metraj bir belgeseldir. Bu belgeselde, muhafazakâr, homofobik ve transfobik bir toplumda bir yandan ebeveyn ve aile, bir yandan da aktivist olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlayan yedi ebeveynin kendi deneyimlerini en içten şekilde seyirciye aktarmalarına tanıklık ediyoruz. Çocuklarını olduğu gibi kabul etmenin zorlu yolunu kat etmekle kalmayan bu ebeveynler, daha da ileri giderek, deneyimlerini diğer LGBT aileleri ve toplumla paylaşıyorlar.