İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


My Child
Film · 2013 · 83 dk · Dram, Belgesel
Kısa Cevap: Herkese göre değil — konusuna açık izleyiciye içten gelecek.
LGBT bireylerin ailelerinin deneyimlerini içten ve samimi bir dille aktaran özenli bir belgesel. Ama işlediği konu ve bakışı, herkesin ilgi alanına girmeyebilir.
Yönetmen: Can Candan
Sule Ceylan
Herself, Öner Ceylan's mother
Ömer Ceylan
Himself, Öner Ceylan's father
Pınar Özer
Herself, Ela Özer's mother
Sema Yakar
Herself, Boysan Yakar's mother
H. Metehan Ozkan
Himself, LGBTQ activist
Mehmet Tarhan
Himself, LGBTQ activist
Günseli Dum
Herself, Kerem Can Dum's mother
Nilgül Yalcinoglu
Herself, Ilgaz Yalçınoğlu's mother
Zeki Yalcinoglu
Himself, Ilgaz Yalçınoğlu's father
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: cinsel yönelim ve toplumsal kabul konuları işleniyor
Çocukları LGBT bireyler olan bir grup Türkiyeli anne babaya odaklanan uzun metrajlı bir belgesel. Muhafazakâr bir toplumda hem ebeveyn hem aktivist olmanın ne anlama geldiğini, yedi ebeveynin kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Bir belgesel yayıncısı, tabiat alanlarının kaybının yasını tutmak ve gelecek için bir vizyon sunmak üzere kendi hayatını ve Dünya'nın evrimsel tarihini anlatıyor.

Elif, iki çocuk annesi, sıra dışı bir pavyon kadınıdır. Tarihçi olan babasının aşıladığı dünya görüşünün de etkisiyle, yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen insan kalmayı başarabilmiştir. Çocuklarına “ne yapıp yapacaksınız; ama yaşamınızı kimseyi incitmeden yaşayıp bitireceksiniz” diye öğüt vermiştir hep. Bataklıkta dans etmek kadar zor olan hayatını defalarca bitirmeye çalışmıştır Elif. “Bu hayatı yaşamayı beceremiyorum” der, kendi kendine sık sık; ama eli kolu bağlıdır. Çünkü iki çocuk anasıdır Elif ve bu dünyaya çocuk getirmek onun hayattaki en büyük hatasıdır. Ne yapıp, ne edip çocukları büyüyene kadar sürdürecektir hayatını…“İki bebek, iki şizofren kardeş, birde alkolik, kocan varsa… ve kış günü aç bir halde sokakta kalmışsan, pavyon çok iyi bir alternatiftir."

Yoksul Müslüm sevdiği kızı, Gülbahar'ı kaçırır ve iki sevgili evlenip küçük bir kasabaya taşınırlar. Geçim sıkıntısı çeken çift için yaşamak günden güne zorlaşmaktadır. Bir süre sonra iyice sıkıntıya düşen Müslüm, daha fazla para kazanabilmek için başka bir şehre işçi olarak gider. Burada birlikte çalıştığı toprak işçilerinden birinin altını çalınır ve bir talihsizlik sonucunda suçlu bulunan Müslüm hapse düşer. İnançlı ve dini değerlerine bağlı bir adam olan Müslüm bu dertten başını kurtarabilmek için Tanrı'ya adak adar. Eğer ki suçlu olmadığı tespit edilirse ilk doğacak çocuğunu kurban edecektir. Nitekim gerçek suçlu ortaya çıkar ve Müslüm köyüne geri döner. Burada karısını hamile bulan çaresiz adam adak sözünü hatırlar...

We are at a village school in Anatolia during a cold and snowy winter. The village school located in the cemetery contains many mysteries.

Berlin Film Festivali’nde Türkiye’den gösterilen tek uzun metrajlı filmin ana kahramanı, 90’lı yaşlarındaki, filme adını veren Faruk. On yıllardır oturduğu apartmanın yıkımı yaklaşırken Faruk, kaçınılmaz sonu geciktirme umuduyla bina yönetimi toplantılarına katılır. Kızının bu konu üzerine çektiği filmin ana kahramanına dönüştüğündeyse gerçek ile kurgu yavaş yavaş iç içe geçmeye başlar.

Jim Carrey, 1999'da "Man on the Moon" filminde kült komedyen Andy Kaufman'ı canlandırmış ve büyük övgüler almıştı. Ancak filmin set arkası da bir o kadar etkileyiciydi. Kaufman'ın ailesi ve arkadaşlarının eksik olmadığı kalabalık film setinde Kaufman ya da onun sıklıkla kullandığı salon şarkıcısı alter ego karakteri Tony Clifton olarak dolaşan Carrey'nin role adanmışlığı ve inandırıcılığı o kadar yüksekti ki, set aralarında bile rolden çıkmıyor ve set ekibi Carrey'ye seslenirken, o gün yansıtmayı seçtiği karaktere göre "Tony" ya da "Andy" diye hitap ediyorlardı. Carrey'nin adanmışlığı 100 saatlik set görüntüleri arasından ayaklanan ve röportajlarla zenginleştirilen bu belgeselde ortaya konuyor. Carrey 18 yıl aradan sonra geriye dönüp bakarak kendi hayatı ile Kaufman arasındaki paralellikleri, Andy ve Tony karakterlerini canlandırırkenki deneyimlerini ve kariyerindeki süreci seyircilerle paylaşıyor.