İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


On the Waterfront
Film · 1954 · 108 dk · Dram, Suç, Romantik
Kısa Cevap: İzlenir — ama eski, siyah-beyaz bir klasiğe açık olman gerek.
Vicdan ve cesaret çatışmasını güçlü bir başrol ve sağlam bir yönetimle anlatan, ödüllü bir klasik. Değeri zamana dayanmış; ama eski, siyah-beyaz filmlere kapalıysan mesafeli kalabilirsin.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Elia Kazan

Marlon Brando
Terry Malloy

Eva Marie Saint
Edie Doyle

Karl Malden
Father Barry

Lee J. Cobb
Johnny Friendly

Rod Steiger
Charley Malloy

Pat Henning
Kayo Dugan

Leif Erickson
Glover

James Westerfield
Big Mac

Tony Galento
Truck
Tami Mauriello
Tillio

John F. Hamilton
'Pop' Doyle

John Heldabrand
Mott

Rudy Bond
Moose

Don Blackman
Luke
Son kontrol: 16 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: İşçi sınıfı mücadelesi, sendika yolsuzluğu ve vicdani hesaplaşma temaları.
Rıhtımda çalışan eski boksör Terry, işlenen bir cinayetin ardından sendikayı elinde tutan patronların dikkatini çeker ve kurulu düzenle yüzleşmek zorunda kalır.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Film, kızı bir süre önce evlerine yakın bir yerde tecavüz edilerek katledilen Mildred Hayes’in öfkeli, saldırgan hallerini yansıtıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçer ve Mildred bunun üzerine cesur bir hamle yapar. Karayoluna yakın bir yerden üç reklam panosu kiralar ve kentin saygıdeğer polis şefi William "Bill" Willoughby'ye yönelik meydan okuyan mesajlar karalar. Mildred bu işten vazgeçmesi için yapılan bütün baskı ve zulümlere göğüs gerer ve herkese tek başına meydan okur.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

James Baldwin’in aynı adlı romanından uyarlanan film, 22 yaşındaki Alonzo “Fonny” Hunt ile 19 yaşındaki Tish Rivers’ın hikâyesini anlatmaktadır. Bu iki gencin aralarındaki tutkulu aşk, onları acımasız dünya ve zorlu ailelerine karşı korumaktadır. Tish ve Fonny bir süre sonra nişanlanır ve Tish hamile kalır. Genç yaşta anne ve baba olacak olan çift huzurlu bir hayat sürebilmek adına gelecek planları yapar fakat aradan çok zaman geçmeden dünyaları başlarına yıkılır. Fonny’e tecavüz suçu işlediğine dair bir iftira atılır. Tish ise Fonny’i bu iftiradan kurtaracak kanıtı bulmak için delicesine çabalar.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Deniz Kuvvetleri mensubu Fisher, içindeki şiddetin nedenini anlayabilmek için profesyonel yardım alır ve bir psikiyatristle görüşmeye başlar. Bu yolculuk onu, yıllardır görmediği ailesini aramaya itecektir. Çocukluğunda yaşadığı travmatik olaylar da ancak bu şekilde aşılabilecektir.

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.