İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Eternal Sunshine of the Spotless Mind
Film · 2004 · 108 dk · Dram, Bilim-Kurgu, Romantik
Kısa Cevap: Kesin izlenir — parçalı kurgusu ve hüzünlü tonu biraz sabır ister.
Alışılmadık, parçalı kurgusuyla hafıza ve aşk üzerine sıcak ve zekice bir film; duygusu ve fikirleri zamana dayandı. Ama doğrusal olmayan yapısı ve melankolik tonu her izleyiciye kolay gelmeyebilir.
2 fragman · Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Michel Gondry

Jim Carrey
Joel Barish

Kate Winslet
Clementine Kruczynski

Kirsten Dunst
Mary

Mark Ruffalo
Stan

Elijah Wood
Patrick

Tom Wilkinson
Dr. Mierzwiak

Jane Adams
Carrie

David Cross
Rob

Deirdre O'Connell
Hollis

Thomas Jay Ryan
Frank
Ryan Whitney
Young Joel

Lola Daehler
Young Clementine

Debbon Ayer
Joel's Mother
Gerry Robert Byrne
Train Conductor
Şu an platform bilgisi bulunmuyor.
Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: İlişki acıları, hafıza silme ve varoluşsal sorgulamalar içeren, yetişkin temaları ve duygusal yoğunluğu olan bir film.
Joel, iki yıllık sevgilisinin ilişkilerini teknolojik bir işlemle hafızasından sildiğini öğrenince aynını kendine uygulatmaya karar verir. İşlem sürerken zihninde o ilişkiyi yeniden yaşar ve güzel anlara gelince müdahaleyi durdurmak ister.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Kaynak, üç farklı zamanda bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için başından geçen bin yıllık serüveni konu almaktadır. 15. yüzyılda İspanya'da yaşayan Tomas, ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde Tommy Creo adlı bir bilim adamı, kanser olan eşi Izzy'yi kurtarabilmek için umutsuzca bir tedavi yöntemi keşfetmeye çalışmaktadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom ise uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikayesi, tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.

Deniz Kuvvetleri mensubu Fisher, içindeki şiddetin nedenini anlayabilmek için profesyonel yardım alır ve bir psikiyatristle görüşmeye başlar. Bu yolculuk onu, yıllardır görmediği ailesini aramaya itecektir. Çocukluğunda yaşadığı travmatik olaylar da ancak bu şekilde aşılabilecektir.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

James Baldwin’in aynı adlı romanından uyarlanan film, 22 yaşındaki Alonzo “Fonny” Hunt ile 19 yaşındaki Tish Rivers’ın hikâyesini anlatmaktadır. Bu iki gencin aralarındaki tutkulu aşk, onları acımasız dünya ve zorlu ailelerine karşı korumaktadır. Tish ve Fonny bir süre sonra nişanlanır ve Tish hamile kalır. Genç yaşta anne ve baba olacak olan çift huzurlu bir hayat sürebilmek adına gelecek planları yapar fakat aradan çok zaman geçmeden dünyaları başlarına yıkılır. Fonny’e tecavüz suçu işlediğine dair bir iftira atılır. Tish ise Fonny’i bu iftiradan kurtaracak kanıtı bulmak için delicesine çabalar.

John Forbes Nash kazandığı bir bursla Princeton Üniversitesi'nde öğrenim görmeye başlar. Bu süreçte parlak zekasını her daim hissettiren ancak çevresindekilerle uyum sorunu yaşayan dahi Nash, inanılmaz bir teoriyi ortaya sürüp kanıtlama aşamasına kadar gelir. Böylece matematik çevrelerince ününü yayan dahi adam zamanla şizofreni belirtileriyle mücadele etmeye başlar. Nash artık kendi kurgusal gerçekliklerinden oluşturduğu dünyasıyla asıl gerçekleri ayırt edemeyecek bir aşamaya gelir.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.