İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

11 filminden 2'si İzlenir çıktı, 3 dizisinden 2'si İzlenir çıktı
Kate Elizabeth Winslet, 5 Ekim 1975 tarihinde Reading, Berkshire, İngiltere'de dünyaya gelmiştir. Tiyatro oyuncusu bir anne ve babanın kızı olarak sanatsal bir çevrede büyüyen Winslet, oyunculuğa çok erken yaşlarda ilgi duymaya başladı. 11 yaşındayken Redroofs Tiyatro Okulu'nda eğitim almaya başladı ve çocukluk yıllarında çeşitli reklam filmlerinde, sahne yapımlarında ve İngiliz televizyon dizilerinde boy gösterdi. Ekranda ilk profesyonel deneyimini bilimkurgu dizisi "Dark Season" (1991) ile yaşadı. Sinemadaki ilk büyük çıkışını, usta yönetmen Peter Jackson'ın gerçek bir hikayeye dayanan psikolojik gerilimi "Cennet Yaratıkları" (Heavenly Creatures) (1994) filmiyle yaptı. Bu filmdeki yoğun performansı eleştirmenlerden büyük övgü topladı ve hemen ardından Ang Lee'nin yönettiği Jane Austen uyarlaması "Aşk ve Yaşam" (Sense and Sensibility) (1995) filminde Marianne Dashwood karakterini canlandırdı. Bu rol, ona henüz 20 yaşındayken ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını kazandırarak Hollywood'un kapılarını sonuna kadar araladı. Ardından "Jude" (1996) ve Kenneth Branagh'ın "Hamlet" (1996) gibi prestijli yapımlarında yer aldı. Kariyerini eşsiz bir zirveye taşıyan ve onu tüm dünyada tanınan küresel bir yıldıza dönüştüren proje, James Cameron'ın yönettiği ve sinema tarihinin en çok izlenen filmlerinden biri olan epik romantik felaket filmi "Titanik" (Titanic) (1997) oldu. Leonardo DiCaprio ile başrolü paylaştığı bu dev yapımda canlandırdığı Rose DeWitt Bukater karakteriyle popüler kültür tarihine geçti ve kariyerinin ikinci Oscar adaylığını elde etti. "Titanik"in getirdiği devasa şöhretin ardından stüdyo gişe filmleri yerine daha zorlu, dramatik ve bağımsız projelere yönelen Winslet, oyunculuk yeteneğinin derinliğini her türde kanıtladı. "Sade Kalem" (Quills) (2000), "Iris" (2001), Jim Carrey ile başrolü paylaştığı kült başyapıt "Sil Baştan" (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) (2004), "Düşler Ülkesi" (Finding Neverland) (2004) ve "Tutku Oyunları" (Little Children) (2006) gibi filmlerde sergilediği çarpıcı performanslarla modern sinemanın en saygın aktrislerinden biri haline geldi. Kariyerinin en büyük sanatsal zaferini, kendisine En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar kazandıran "Okuyucu" (The Reader) (2008) ve Leonardo DiCaprio ile yıllar sonra yeniden bir araya geldiği "Hayallerin Peşinde" (Revolutionary Road) (2008) filmleriyle aynı yıl içinde yaşadı. İlerleyen yıllarda televizyon projelerine de ağırlık vererek HBO yapımı "Mildred Pierce" (2011) ve büyük yankı uyandıran suç draması "Mare of Easttown" (2021) mini dizilerindeki başrol performanslarıyla prestijli Emmy Ödülleri kazandı. Sinemada ise ona bir Oscar adaylığı daha getiren "Steve Jobs" (2015) filminin yanı sıra "Bulaşıcı" (Contagion) (2011) ve "Kuralsız" (Divergent) (2014) gibi yapımlarda rol aldı. 2022 yılında, onu şöhretin zirvesine taşıyan yönetmen James Cameron ile yıllar sonra tekrar bir araya gelerek gişe rekortmeni "Avatar: Suyun Yolu" (Avatar: The Way of Water) filminde Ronal karakterine hayat verdi. Kendi kuşağının en yetenekli ve ödüllü oyuncularından biri olarak kabul edilen Kate Winslet, projelerindeki titiz seçimleri ve kusursuz performanslarıyla sinema ve televizyon dünyasında zirvedeki konumunu sürdürmektedir.

Dizi, Pennsylvania’daki küçük bir kasabada yaşanan genç kadın cinayetlerini ve onları araştıran dedektif Mare Sheehan’ın henüz taze olan aile trajedisi arasında sıkışıp kalmasını konu ediniyor.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu 'Düşler Gemisi' nin yolcuları arasında Avrupa`da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısıve annesiyle Philadelphia`ya gidenRose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika sürenve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

Mildred Pierce depicts an overprotective, self-sacrificing mother during the Great Depression who finds herself separated from her husband, opening a restaurant of her own and falling in love with a man, all the while trying to earn her spoiled, narcissistic daughter's love and respect.

Pandora gezegeninde geçen destansı macera devam ediyor. Sully ailesi, Pandora'nın Kül halkı kabilesiyle tanışır ve yeni tehditlerle yüzleşirler. İnsanlar, Pandora'nın kaynaklarını sömürmeye devam ederken, Na'vi halkı doğayla uyum içinde yaşamaya çalışır. Jake ve Neytiri, ailelerini korumak ve Pandora'yı savunmak için büyük bir mücadeleye girişirler.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Vogue dergisinin beğenilen bir savaş muhabiri olan manken fotoğrafçı Elizabeth 'Lee' Miller'ın hikayesi.

James Cameron'ın Pandora dünyasına geri döndüğü duygu yüklü aksiyon ve macera filmi "Avatar: Suyun Yolu" yeni zirvelere ulaşıyor ve saklı kalmış derinlikleri keşfediyor. İlk filmdeki olayların yaklaşık on yıl sonrasında geçen "Avatar: Suyun Yolu"nda Sully ailesinin hikayesi, peşlerini bırakmayan sorunlar, birbirlerini korumak için yaptıkları, hayatta kalmak için verdikleri mücadeleler ve katlandıkları trajediler anlatılıyor. Tüm hikaye, izleyicilerin yeni Na'vi kültürleri ve egzotik deniz canlılarıyla tanıştıkları Pandora'nın nefes kesici atmosferinde geçiyor.

Trajik bir uçak kazasından sonra hayatta kalan ancak sersemlemiş olan iki yabancı, karla kaplı ıssız bir dağın uç noktalarında hayatta kalabilmek için mücadele vermek zorundadır. Yardım gelmeyeceğinin farkına vardıklarında, yüzlerce kilometre uzunluğundaki vahşi doğada tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda kalırlar. İkilinin bu süreçte sahip olduklarından bile haberleri olmayan dayanma güçlerini keşfetmeleri ve birbirlerine destek olmaları gerekecektir.

Bir zamanlar aktrist olan fakat şimdi garsonuluk yapan ve sürekli duygusal dalgalanmalar yaşayan Ginny, onun kaba saba kocası olan atlı karınca operatörü Humpty, babası ile yıllardır konuşmayan fakat şimdi onun evinde peşine düşen insanlardan saklanan Carolina ve oyun yazarı olmanın hayalini kuran Mickey’in hayatı Coney Adası’ndaki lunaparkta kesişir.

Atlanta'da yaşayan Michael Atwood pis işlere bulaşmış bir adamdır. 2 arkadaşı ve ayarladıkları 2 polisle birlikte bir bankada çok önemli bilgiler içeren bir kasayı çalarlar. Bu kasadaki bilgiler sayesinde bir Rus Mafya liderinin hapse düşmesine engel olurlar, ancak paralarını alamadan mafya liderinin eşi İrina onlara bir başka görev verir, bunu başaramazlarsa sadece parayı değil hayatlarını da kaybedeceklerdir. Ve bu zor görevi başarabilmenin tek yolu, bir polisin öldüğünü bildiren "Kod 999" çağrısında bulunmalarıdır, böylece şehrin tarihinin en büyük soygununa imza atabileceklerdir. Ancak planlar istendiği gibi gitmeyince olaylar kontrolden çıkar.

Yıllardan 1682. Güçlü iradeli ve yetenekli bir peyzaj mimarı Sabine De Barra, mesleğini Fransa’nın kırsal kesiminde icra etmektedir. Bir gün beklenmedik bir davet gelir. Sabine, Kral 14.Louis’nin sarayında çalışmak için görüşme gerçekleştirir. Kral’ın tasarımcısı Andre Le Notre, Sabine’in karakteristik gözlerinden ve ileri görüşlülüğünden rahatsız olur, ancak yinede Sabine’in Versay Sarayı’ndaki ana bahçelerden birini dizayn etmesi için seçer. Geçen süre zarfında La Notre, Sabine’nin yönteminin içindeki küçük karmaşayı tanımaya başlar.

Hava ve solunum yoluyla rahatlıkla geçen ve insanları birkaç gündür içinde öldüren, ölümcül bir virüs salgın şeklinde yayılmaktadır. Dünya çapında uzmanlardan oluşan medikal bir ekip, hem salgına çare bulmaya çalışır hem de insanlarda virüsten daha da hızlı yayılan panik halin kontrol altına almaya çalışırlar. İnsanlar şimdi hem canlarını kurtarmaya çalışırken hem de dağılmanın eşiğine gelen toplumsal hayata tutunma mücadelesi verirler.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu 'Düşler Gemisi' nin yolcuları arasında Avrupa`da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısıve annesiyle Philadelphia`ya gidenRose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika sürenve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

Sarayın içindeki entrikalar, ihanetler ve aşklarla dolu bir yıl boyunca modern Avrupa’daki otoriter bir rejimin çözülmesinin hikayesi.

Dizi, Pennsylvania’daki küçük bir kasabada yaşanan genç kadın cinayetlerini ve onları araştıran dedektif Mare Sheehan’ın henüz taze olan aile trajedisi arasında sıkışıp kalmasını konu ediniyor.

Mildred Pierce depicts an overprotective, self-sacrificing mother during the Great Depression who finds herself separated from her husband, opening a restaurant of her own and falling in love with a man, all the while trying to earn her spoiled, narcissistic daughter's love and respect.