İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Three Thousand Years of Longing
Film · 2022 · 108 dk · Dram, Fantastik, Romantik
Kısa Cevap: Beklentiye göre izlenir — masalsı ama uzun sohbetlere dayanan bir film.
George Miller'ın görsel yaratıcılığı, Tilda Swinton ve Idris Elba'nın uyumu ve masalsı yapısıyla farklı bir deneyim sunuyor. Ama büyük bölümü bir otel odasındaki sohbete dayanıyor; tempolu bir fantastik bekleyeni yorabilir.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: George Miller

Tilda Swinton
Alithea

Idris Elba
The Djinn

Erdil Yaşaroğlu
Professor Günhan

Sabrina Elba
British Council Lady / The Watcher

Sarah Houbolt
Airport Djinn

Seyithan Özdemir
Pale Djinn

Aamito Lagum
The Queen of Sheba

Nicola Mouawad
نيكولا معوض
King Solomon

Ece Yüksel
Gulten

Matteo Bocelli
Prince Mustafa

Lachy Hulme
Sultan Suleiman

Megan Gale
Hürrem

Oğulcan Arman Uslu
Murad IV

Jack Braddy
Ibrahim
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: Yetişkinlere yönelik, cinsellik ve çıplaklık içeren masalsı bir dram.
İstanbul'da bir kavanoza hapsedilmiş Cin'le karşılaşan bilgin Alithea, üç dileği karşılığında ona özgürlük vaadinde bulunan bir anlaşmaya varır. Otel odasındaki uzun sohbet boyunca ikisi arasında beklenmedik duygular gelişir.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Çok bilinmeyen, genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan Adam, yaşadığı toplumun ve insanlığın aldığı halden dolayı depresif ve çok mutsuz haldedir. Onu hayata bağlayan Eve adındaki sevgilisi ile olan aşkları ise yüzyıllardır sürmektedir; zira Adam ve Eve aşkları hiç tükenmeyen iki vampirdir. Fakat bu ölümsüz ve uzun soluklu aşk Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından sekteye uğrayacaktır.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

Hayalleri olan ve balıklarla diyalog kurmaktan hoşlanan genç Axel, bir akrabasının kendisine önerdiği iş için Arizona'ya gidiyor ve burada iki kadınla tanışıyor. Elanie ne yapacağı belli olmayan, yarı-deli ve güzel bir kadın. Kızı Grace ise daha mantıklı gibi gözükse de sürekli intiharı düşünüyor ve gerçek anlamda mutsuz. Zaman geçtikçe Elanie'den uzaklaşan ve Grace'le yakınlaşan Axel'in en büyük hayali ise 'uçmak'... Aya doğru yol alan ambulanslar, uçan sandalyeler ve çölde yaşayan balıklar gibi çarpıcı ve fantastik imgelerle süslü 'Arizona Rüyası', yönetmenin en apolitik ve çılgın filmlerinden biridir.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.

Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerika’nın zirvesine karşı 1963 yılında kurulmuş olan dünyevi bir peri masalı. Dilsiz, bir o kadar da yalnız bir kadın olan Elisa Esposito, temizlikçi olarak çalıştığı gizli ve yüksek güvenlikli devlet laboratuvarında sessizlik içinde bir tecrit hayatına kapatılmış gibidir. Elisa’nın hayatı, meslektaşı Zelda ile birlikte gizli olarak sınıflandırılmış bir "deneyi" keşfettikleri zaman sonsuza dek değişecektir.

Bir savaşın sonrasında, savaşta "araç" olarak kullanılan genç bir kız yaşamayı öğrenir. Yanık izleriyle, Binbaşı'nın "seni seviyorum" sözünün altındaki gerçek duygularını hissetmek için geçmişine geri döner.