İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

4 filminden 1'i İzlenir çıktı, 2 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Austin Miles Stowell (born December 24, 1984) is an American actor. He is best known for his role as Kyle Connellan in Alcon Entertainment's Dolphin Tale and Dolphin Tale 2, and as Dalton Joiner in the Vietnam romantic drama Love and Honor with Liam Hemsworth. Austin Stowell was born in Kensington, Connecticut, where he was raised by his father, Robert, a retired steelworker, and his mother, Elizabeth, a schoolteacher. He graduated from Berlin High School in 2003 with the intention of pursuing a professional career in acting. Upon acceptance at the University of Connecticut in Storrs, Connecticut, he studied with the Department of Dramatic Arts, a division of the School of Fine Arts. He performed in several productions with the Connecticut Repertory Theatre, including Julius Caesar, It Can't Happen Here, and As You Like It. Stowell graduated with a Bachelor of Fine Arts in 2007.

1991'de, NCIS olaylarından yıllar önce, Leroy Jethro Gibbs, yeni atanmış bir özel ajan olarak NCIS'in yeni kurulan Camp Pendleton ofisinde kariyerine başlar ve burada NCIS efsanesi Mike Franks'in liderliğindeki azimli, düzensiz bir ekipte yerini sağlamlaştırır.

Bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni Terrence Fletcher, diğer tarafta "en iyi" olmayı kafaya koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi Andrew Neyman. İki taraf da baskın karakterinden taviz vermeyince çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. Bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içinde kalan Neyman, küfürbaz Fletcher'ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. Ama Neyman'ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda, karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.

Hunter, ıssız bir malikanede eşiyle beraber yaşamaktadır. Nahif duruşu, evin içinde bile özenli saçları ve kıyafetleriyle salınan Hunter, adeta kafese kapatılmış Marilyn Monroe gibidir. İçe dönük bir hayat sürerken görüştüğü kişiler eşi Richie’nin ailesi ve yakın çevresinden ibarettir. Mutsuz bir kadın olduğunu gizlemek için ise küçük uğraşlarla kafasını dağıtmaya çalışır. Hamile olduğunu öğrendikten sonra sakladığı bunalımı iyice dışarı vurmaya başlar ve hayatına renk katmak adına evdeki değişik nesneleri yutmak gibi acı dolu bir alışkanlık edinir. (Pika Sendromu olarak adlandırılan bu hastalık en çok çocuklarda ve hamilelerde görünür. Vücudundaki eksik bir mineralden kaynaklanabildiği gibi psikolojik sorunların da habercisi olabilir.) Hunter, gittikçe daha tehlikeli nesneleri yutmaya devam edecek ve işler çığırından çıkmaya başlayınca hem geçmişiyle hem de eşiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Ailelerini geride bırakan ekip, Kuzey Afganistan'ın uzak, engebeli arazisine yerleştirilir ve burada ortak düşmanları Taliban ve El-Kaide'ye karşı savaşmak için General Rashid Dostum'u ikna etmeleri gerekmektedir. Karşılıklı güvensizliği ve geniş bir kültürel bölünmeyi yenmenin yanı sıra Amerikalılar, Afgan atlı askerlerinin taktiklerini de benimsemek zorunda kalırlar. Kolay olmayan bir bağ oluşturup saygı oluşturmalarına rağmen yeni müttefikler çok fazla sayıda ve tutsak almayan acımasız bir düşmanla karşı karşıya kalırlar.

Dünyanın bir numaralı kadın tenis oyuncusu Billie Jean King ile eski şampiyon Bobby Riggs arasında 1973 yılında oynanan tenis maçı tarihe “The Battle of the Sexes” olarak geçti. Bu muhteşem maç tüm zamanların en çok izlenen spor müsabakası oldu. Zamanın ruhunu yakalayıp, cinsiyet ayrımcılığı üzerine dünya çapında bir gündem yaratan bu müsabaka, aynı zamanda feminist hareketi de teşvik etti. Medyanın baskısı altında olan King ve Riggs, kort dışında çok daha kişisel ve karmaşık sorunlarla uğraşıyorlardı. Eşinin de desteğiyle kurumlara karşı eşit ödemeler için savaşan King, aynı zamanda kendi cinsiyetiyle ilgili de boğuşmalar yaşıyordu. Bu arada Riggs de mirasını ve şöhretini, eski zamanlardaki ihtişamını tekrar yaşamak için riske atıyordu. Billie ve Bobby birlikte; tenis kortlarının çok ötesine geçen ve dünyanın dört bir yanında erkeklerle kadınlar arasındaki tartışmaları canlandıran bir kültürel gösteriye hizmet ettiler.

Bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni Terrence Fletcher, diğer tarafta "en iyi" olmayı kafaya koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi Andrew Neyman. İki taraf da baskın karakterinden taviz vermeyince çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. Bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içinde kalan Neyman, küfürbaz Fletcher'ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. Ama Neyman'ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda, karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.

1991'de, NCIS olaylarından yıllar önce, Leroy Jethro Gibbs, yeni atanmış bir özel ajan olarak NCIS'in yeni kurulan Camp Pendleton ofisinde kariyerine başlar ve burada NCIS efsanesi Mike Franks'in liderliğindeki azimli, düzensiz bir ekipte yerini sağlamlaştırır.

Kanada'nın vahşi doğasının ortasına düşen küçük bir uçaktan kurtulan bir kadın, hayatta kalmak için doğayla ve kişisel sorunlarıyla mücadele eder.