İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Battle of the Sexes
Film · 2017 · 121 dk · Dram, Komedi, Tarih
Kısa Cevap: Beklentiye göre izlenir — konusu maçtan çok kimlik mücadelesi.
Gerçek bir tenis maçının etrafında cinsiyet eşitliği ve kişisel mücadeleyi anlatan, iki güçlü oyunculu bir dönem filmi. Temposu zaman zaman düşüyor; spor heyecanından çok dram bekleyerek izlemek gerekiyor.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Valerie Faris, Jonathan Dayton

Emma Stone
Billie Jean King

Steve Carell
Bobby Riggs

Andrea Riseborough
Marilyn Barnett

Sarah Silverman
Gladys Heldman

Bill Pullman
Jack Kramer

Elisabeth Shue
Priscilla Riggs

Alan Cumming
Ted Tinling

Austin Stowell
Larry King

Eric Christian Olsen
Lornie Kuhle

Natalie Morales
Rosie Casals

Lewis Pullman
Larry Riggs

Jessica McNamee
Margaret Court

Martha MacIsaac
Jane 'Peaches' Bartkowicz

Wallace Langham
Henry
Son kontrol: 22 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: Cinsiyet eşitliği, ayrımcılık ve karakterin cinsel yönelimini keşif süreci gibi yetişkin temaları içerir.
1973'te bir numaralı kadın tenisçi Billie Jean King ile eski şampiyon Bobby Riggs arasında oynanan, cinsiyet ayrımcılığını gündeme taşıyan ünlü maçın hikayesi. İkili, kort dışında da kişisel ve karmaşık sorunlarla boğuşur.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Travers 1961 yılında Disney’in çok sevdiği kahramanını beyazperdeye taşıma arzusunu tartışmak için Londra’dan Hollywood’a gider. Disney menajerin film için düşündüklerinden şüphelenen ve kendi geçmişiyle mücadele eden ciddi ve uzlaşmaz altmış yaşlarında bir kadınla karşılaşır. California’da kaldığı süre boyunca Travers 1906 yılında Avustralya’da geçen çocukluğunu anlatır. Öyle bir zamandır ki sadece yazımını şekillendirmemiş aynı zamanda 1934’te yazdığı kitaba da ilham vermiştir. Çok sevdiği babası Travers Goff kızına sevgi ve aydınlanma sunmuştur. Disney’e filmin telif haklarını vermeye çok da istekli olmayan Travers ünlü Hollywood masalcısının filmi yapmak için kendi sebepleri olduğunu fark eder...

Royal Tenenbaum ve karısı Etheline’nin üç çocukları vardır: Chas , Richie ve Margot. Ve Çift bir gün ayrılma kararı alır. Oysa o güne dek; Chas çocuk sayılacak yaştayken emlak işine girmiştir ve uluslararası finans dünyasında neler olup bittiğini bilecek düzeydedir. Margot oyun yazmaktadır ve henüz dokuzuncu sınıftayken elli bin USD’lik Braveman Grant ödülünün sahibi olmuştur. Richie teniste küçükler şampiyonudur ve U.S. Nationals finallerini üç yıl üst üste kazanmıştır. Şimdi, genç Tenenbaum’ların tüm bu parlak hayatı üzerinden ihanet, başarısızlık ve felaket dolu 20 yıl geçmiş ve herşeyin sorumlusu olarak kabul edilen kişi, genellikle ailenin babasıdır. The Royal Tenenbaums, bir dahiler ailesinin ve bu ailenin birdenbire, umulmadık şekilde bir kış toplantısı için yeniden biraraya gelmesinin hikayesidir.

İtalya’nın varlıklı ve soylu bir ailesinden gelen Beatrice, yaşamını bir süredir psikolojik rehabilitasyon merkezinde geçirmektedir. Öncesinde ailesine ve çevresine yaşattıklarından dolayı artık yarı hapis hayatı yaşayan bir kadındır. Yaşadığı rehabilitasyon merkezine bir gün Donatella adında yeni bir genç kadın gelir. İlk bakışta sadece bacağı sakattır ama sorunu görünenden çok daha derindir. Donatella başta reddetse de Beatrice onu günlük yaşamında asla rahat bırakmayacak, içine kapanık bu kadına kendi yöntemleriyle yaklaşacaktır…

Bu kovboy filminde birbiriyle didişen suikastçı iki kardeş, elinde bir servet edebilecek gizemli bir formül bulunan Kaliforniyalı altın arayıcısının peşine düşer.

Toprak sahibi zengin bir baba olan Matt King, eşinin trajik bir bot kazası geçirmesinden sonra, geride kalan iki kızı ile ilişkisinin hiç de hayal ettiği gibi olmadığını farkeder. Matt, kızları ile olan ilişkisini düzeltmeye kararlıdır fakat gittikçe kötüye giden akıl sağlığı onun için hayatı oldukça zorlaştıracaktır.

Genç serseri Lu, özgürlük tutkusundan dolayı bir karavanda kıt kanaat geçinerek, yaşar. Bu günlük mücadele Lu’nun ayrıcalıklı erkek arkadaşı Nico için yorucu bir hale gelmiştir ve bir gece onu terk etmiştir. Lu şans eseri ihmalkâr bir anne ile karşılaştığında bir anlık dürtüyle bebeği onun ellinden “kurtarır”. Elinde bir bebekle kalakalan Lu, çareyi tanıdığı tek sorumluluk sahibi birey olan Nico’nun suratsız annesi Margo’ya gitmekte bulur. Margo bebeğin kendi torunu olduğunu düşünür. Farklı sınıflara ve dünya görüşlerine sahip olan Margo ve Lu sevgi dolu bir ikili olurlar. Bu ikili bir arada kalarak geçici bir aile olmak zorundadırlar. Polis bebeği kaçıran Lu’nun ensesindedir ve Margo bu durumla ilgili ne yapacağını bilemez.