İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

3 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
William James Pullman (born December 17, 1953) is an American actor. After graduating with a Master of Fine Arts degree in theatre, he was an adjunct professor at Montana State University before deciding to pursue acting. Pullman made his film debut in Ruthless People (1986), and starred in Spaceballs (1987), The Accidental Tourist and The Serpent and the Rainbow (both 1988), Newsies (1992), Sleepless in Seattle (1993), Wyatt Earp (1994), While You Were Sleeping (1995), Independence Day (1996), Lost Highway (1997), and Lake Placid (1999). He also voiced Captain Joseph Korso in Titan A.E. (2000). He has also appeared frequently on television, usually in TV films. Since the 21st century began, Pullman has also acted in miniseries and regular series such as Torchwood (2011), playing starring roles in 1600 Penn (2012–13) and The Sinner (2017–2021). In 2021, he had a recurring role in the miniseries Halston. Pullman also has a long stage-acting career. He has appeared on Broadway several times, including in Edward Albee's The Goat or Who Is Sylvia? (2002).

Robert Bilott, işinde oldukça başarılı olan bir avukattır. Genç adamın ele aldığı yeni dava, toplumu yakından ilgilendirir. Giderek artan ve nedeni açıklanamayan ölüm vakalarını araştıran Robert Bilott, yaşananların arkasında dünyanın en büyük şirketlerinden birinin olduğunu keşfeder. Olayı iyice araştırmaya başlayan Robert, gerçekleri ortaya çıkarmak için geleceğini, ailesini ve kendi yaşamını riske atar.

Emekli CIA ajanı Robert McCall, kendi bildiği şekilde adaletsizliklere son vermeye, başkalarına haksızlık yapanları cezalandırmaya devam etmektedir. Günün birinde en yakın arkadaşı Susan Plummer öldürülür. McCall, arkadaşının intikamını almak için sonuna kadar gitmeye hazırdır.

Dünyanın bir numaralı kadın tenis oyuncusu Billie Jean King ile eski şampiyon Bobby Riggs arasında 1973 yılında oynanan tenis maçı tarihe “The Battle of the Sexes” olarak geçti. Bu muhteşem maç tüm zamanların en çok izlenen spor müsabakası oldu. Zamanın ruhunu yakalayıp, cinsiyet ayrımcılığı üzerine dünya çapında bir gündem yaratan bu müsabaka, aynı zamanda feminist hareketi de teşvik etti. Medyanın baskısı altında olan King ve Riggs, kort dışında çok daha kişisel ve karmaşık sorunlarla uğraşıyorlardı. Eşinin de desteğiyle kurumlara karşı eşit ödemeler için savaşan King, aynı zamanda kendi cinsiyetiyle ilgili de boğuşmalar yaşıyordu. Bu arada Riggs de mirasını ve şöhretini, eski zamanlardaki ihtişamını tekrar yaşamak için riske atıyordu. Billie ve Bobby birlikte; tenis kortlarının çok ötesine geçen ve dünyanın dört bir yanında erkeklerle kadınlar arasındaki tartışmaları canlandıran bir kültürel gösteriye hizmet ettiler.

Kurtuluş Günü'nün üzerinden 20 yıl geçmiştir ve tüm dünya devletleri birlikte çok daha gelişmiş bir savunma sistemini kullanmaktadır. Hatta Ay'a da bir üs yapılmıştır. Ancak mağlup olmalarından hemen önce uzaya yardım çağrısı yapan yaratıkların çağrısı alınmıştır ve uzaylılar bu sefer çok daha güçlü bir şekilde yeniden dünyaya saldıracaktır.

McCall gizemli geçmişini geride bırakıp, sakin ve sessiz bir yaşama doğru yelken açar. Fakat acımasız Rus mafyasının kontrolü altındaki Teri isimli genç kızla tanıştığında onun içinde bulunduğu duruma kayıtsız kalamaz. Kendi kendisini emekli etmiş olan McCall, içindeki adalet duygusunun peşinden giderek Teri'ye yardım edecektir. Çünkü adaletin temsili olarak güçsüzün yanındadır...

Korkunç Bir Film serisi kaldığı yerden devam ediyor. Dünyalar Savaşı’nın senaryonun asıl omurgasını teşkil ettiği filmde Garez, Köy, Testere, Testere 2 ve Milyonluk Bebek'e yapılan sayısız atıf bulunmakta. Filmin asıl kozları ise Leslie Nielsen’ın Amerikan Başkanı’nı canlandırdığı iki ayrı sahne ve Brokeback Dağı’nı referans alan eşcinsel esprileri. Gülme krizine yol açan bu skeçlerin, filmin Kuzey Amerika’daki gişe başarısında büyük pay sahibi oldukları ortada. Senarist Jim Abrahams’ın ve yönetmen David Zucker’ın artık yaşlandıkları ve formdan düştükleri hissini veren filmin en büyük kusuru ise yerel/yöresel esprilerin yoğunluğu ve oyuncu performanslarının yerlerde sürünmesi. Yine de türün fanatikleri için kaçırılmaması gereken, gag’lerle dolu, eleştirel bir komedi.

Tüm zamanların en çok izlenen filmlerinden olan "Kurtuluş Günü", güçlü uzaylı yaratıkların insanoğluna saldırısını konu alıyor. Olaylar, çok büyük uzay gemilerinin ortaya çıkmasıyla başlar. Bu harika görüntü, gemilerin tüm dünyadaki şehirlere ateş açmasıyla sona erer. Şimdi dünyanın tek umudu, bu saldırı sonrası sağ kalan savaşçılarıdır. İnsanoğlunun geleceği, kurtulanların düzenleyeceği son bir saldırıya bağlıdır. 2 Temmuz'da dünyanın her yerindeki iletişim sistemleri, tuhaf bir atmosfer olayı sonucu bozulur. Hemen sonrasında silahlı kuvvetler tarafından, devasa nesnelerin dünyaya doğru yaklaşmakta olduğu açıklanır. Uzaylılarla her türlü iletişim denemesinin başarısız olmasının ardından, şimdi kablo teknisyenliği yapan eski bilimadamı David Levinson, uzaylıların bir günden daha kısa süre içerisinde dünyanın önemli noktalarına büyük bir saldırı gerçekleştireceğini fark eder.

Lucy bekar bir kadındır. Güzel görünümlü Peter ile her sabah metroda göz göze gelmektedir ve ona hayranlığını beslemektedir. Bir gün Peter raylara düşer. Lucy onu kurtarmak için devreye girer. Peter komaya girmiştir ve yanındaki tek kişi Lucy'dir. Peter'ı ziyaret eden ailesi Lucy ile tanışırlar ve Lucy onlara Peter'ın nişanlısı olduğunu söyler. Bir gün Peter'ın kardeşi olan Jack çıkageldiğinde asıl problem baş gösterir. Lucy ve Jack birbirlerine karşı koyulmaz bir biçimde aşık olmuşlardır.

Bu romantik dramada Richard Gere, savaştan sonra eşi Laurel'in (Jodie Foster) yanına dönen asker Jack Sommersby rolünde. Kocasının savaşta öldüğünü düşünüp nişanlanan Laurel kendini suçlu hisseder. Daha önce hiç sevmediği kocasının tamamen farklı, iyi, yardım sever, düşünceli bir adam olduğunu görüp onu tekrar kazanmaya karar verir. Savaş mı onu böyle değiştirdi yoksa o gerçek Jack değil mi?

Görünüşte kusursuz olan bir huzurevinde yaşayan bir grup beklenmedik kahraman, dünya dışı bir tehdidin sahip olmadıkları tek şeyi, yani zamanlarını çalmasını engellemelidir.

İsmiyle bir imparatorluk kurdu. Tarzıyla bir döneme yön verdi. Hızla şöhret olan Amerikalı moda tasarımcısı Halston'ın hayatı aynı hızla kontrolden çıkmaya başladı.

Genç yaşta bir anne olan Cora Tannetti, sebebini bilemediği bir şekilde bitmek bilmeyen bir öfkeyle doludur ve çevresine şiddet ve katliam saçmaktadır. Bir araştırmacı, kendini bu eylemlerin sebebini bulmaya adar. Birlikte bu korkunç cinayetlerin ve kadının psikolojisinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacaklardır.