İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

16 dizisinden 1'i İzlenir çıktı

Film, küçük yaşta talihsiz bir kaza yaşayan Barış Telli'nin, bu kazadan sonra verdiği yoğun mücadeleyle sadece Ampüte Futbol Milli Takımı'nın değil ülke tarihinin en ilham veren sporcularından biri olmasını anlatıyor.

Şehre bir güzellik gelir! Türkiye’nin güneydoğusunda, herkesin ve her şeyin “uzağında” küçük bir masal sehrinde geçer hikaye. 1980 yılının yaz ayları... Tüm ülke siyasi bir kaosun içindedir. Siyasi şiddet ülkeye egemendir. Sağda ve solda onlarca değişik fraksiyon türemiştir. Bu anlaşılmaz saçma, acıklı ve komik “anarşik” atmosfer “Vizontele” şehrine çok başka ve kendine özgü biçimde yansımıştır. Güner Sernikli bu uzak şehre sürgün edilmiş bir devlet memurudur. Her şeyin saçma bir rota izlediği günlerde Sernikli ailesi uzun ve çileli bir yolculuğun sonunda “Vizontele” şehrine gelirler. Sernikli Ailesi, o yaz şehre sanki bir hediye paketi gibi gelir. Güner bilgiyi, Tuba güzelliği, saflığı ve bizzat aşkı getirir. Evet, o yaz şehre çok güzel şeyler gelmiştir ama uzun süre kalamamıştır.

Başarılı bir avukat olan Mehmet'in, annesinin ölümünden sonra kendisinden uzaklaşan genç kızı Doğa ile yeniden bağ kurma çabasını anlatan bu sürükleyici yapım, aynı zamanda yıllardır saklanan sırları da gün yüzüne çıkaracak. Celal'in gizlediği bir ilişki tüm dengeleri sarsarken, Celal'in eşi Handan ise bu çözülmenin farkında olmadan ailesini bir arada tutmak için çabalayacak.

Doğduğu toprakları Moğol işgali nedeniyle terk ederek Batı'ya doğru yola çıkan Sufi şair Rumi'nin asıl yolculuğu, yaratıcısıyla daha derin bir bağlantı kurarak hayattaki gerçek amacını öğrenme isteği ve kendini anlama felsefesi olacaktır.

1896'da, Sultan Abdülhamid'in padişahlığının 20. yılından itibaren döneme damgasını vuran önemli olayları ekrana taşıyacak olan “Payitaht – Abdülhamid”, dizisinde, uzun süre sonra Osmanlı'nın zaferi ile sonuçlanan bir savaş: ''Yunan Harbi''ne yer verilecek. 1. Siyonist Kongre ile Sultan'dan istenen Filistin toprakları, Padişah'ın sonuna kadar vermediği ve masadan düşmanın hüsranla kalktığı bir dönem olarak ekrana gelecek. Yine Sultan'ın başarılı olduğu bir önemli proje, Hicaz Demiryolu çalışmaları ve dahası Payitaht Abdülhamid dizisinde yer alacak diğer önemli tarihi olaylar arasında. Sultan Abdülhamid Han ile birlikte ülkenin mücadelesine tanıklık ederek, günümüze taşınan güçlü bir milletin evlatlarına ve gelecek tarihimize armağan niteliğinde sunulmayı vaat eden dizi, 'Mücadele!’ Ana temasındaki mesajla seyirciye sunulacak.

Bu, çevremizdeki pek çok ailenin bir köşesinden dahil olduğu bir göç hikayesidir. 2. Dünya Savaşı bitmek üzere. Dünyalar yıkılmış ve yeniden kurulacak. Sen neresinde yer alacaksın bu yeni dünyanın? Sonsuz fırsatlar, yozlaşan hayatlar... Ve hepsinin ortasında “Kimse beni adi bir hırsıza çeviremez!” diyen bir Destan. Toprak ağaları memleketi ele geçirmiş... Buğdayı el altından tüccara satıp milleti açlığa mahkum ediyorlar. Genç nüfus “her an savaşa girebiliriz” endişesiyle askere alınmış, tarlalar ekilemiyor. Oysa Destan, ailesini yerle bir olan Yugoslavya’dan, bir “Umut Ülkesi”ne getirdiğine inanmakta. Bu umudu için bile savaşmak zorunda olduğunu fark ettiğinde, parçası olmayı reddettiği bir savaştan, toprak ağalarına karşı açtığı bir savaşın ortasında bulur kendisini. Destan’ın savaşı bir kişinin değil, bir değerin, erdemin savaşıdır. Savaş yıllarının tüm değerleri test ettiği bu yıllarda, Destan onu o yapan erdemleriyle koca dünyaya karşı yapayalnızdır. Zira öz kardeşi Halit, bu savaşta, kötülerin safında durmaya karar vermiştir. İki kardeşi ayıran, aileleri parçalayan yozlaşmadan başka bir şey değildir. Destan’ın bir toprak ağası olan Yavuz’a karşı verdiği savaş, kardeşi Halit’in de Yavuz’a katılmasıyla Destan’ın tüm değerlerini sınava tabi tutmak üzeredir. Bunca zorlu bir sınavda insan en çok insanlığı ile test edilir. Destan’ın kardeşi Halit’i kaybetmesi yetmezmiş gibi, kız kardeşi Şahsine de yüreğini kopup geldikleri Yugoslavya’da, sözlüsünde rehin bırakmıştır. Destan anavatanında yeni ve hakça bir yaşam kurmaya çabalarken, Şahsine geçmişte bir hayaletle, Osman’la birlikte yaşamaktadır. Şahsine’nin zayıf yüreği ne bunca zorluğu ne bunca özlemi kaldıracak güçtedir. Peki ya Destan’ın yüreği. Destan bunca zorluk içinde, ailesini ayakta tutmaya çabalarken, haktan yana tavır alma gayretindeyken yüreğini düşünemeyeceğini bilmektedir. Lakin en ummadığı şey gerçek olmuştur. Dünyanın en güzel çiçeği en büyük çöplükte karşısına çıkmıştır. Yavuz Ağanın kızı Nergis, görür görmez Destan’a vurulmuştur. Destan nasıl doğruları için kararlılıkla savaşıyorsa, Nergis de onun yüreğindeki buzları çözmek için durmaksızın savaşacaktır. Bir yangının ortasında filizlenen bu aşkı yeşertmek bile uğruna savaşılması gereken bir mücadeledir şimdi. Destan’ın savaşı sadece fiziki bir savaş değildir. O ailesini bir arada tutmak, insanca yaşatmak ve doğru bildiği değerleri yaşatmak için savaşmak zorundadır. Dağılan ailesini bir araya topladığında ise karşısında artık daha acımasız bir zorbalık bulacaktır. Destan düzeni için savaşmaktadır lakin Yavuz ağa canı saydığı mallarını korumak için savaşan yaralı bir aslandır artık. İyi ile kötünün bu mutlak savaşında net olmayan, arada kalan herkes ve her şey kurban olmaya mahkumdur şimdi. “Son Destan” bizi birbirimize bağlayan değerleri savunmak için savaşan bir “muhacir”in, bize kendimizi hatırlatan mücadelesinin öyküsüdür. Yayin Tarihi:

Tanınmış işadamı Kemal İpekçi, İstanbul’da karısı Suzan, çok sevdiği çocukları Mert ve Çiçek ile imrenilecek bir hayat sürerken, Kemal İpekçi’nin oğlu Mert’in başından geçen bir olay ile Adana’da kimselerin bilmediği bir ailesi daha olduğu ortaya çıkar. Gençlik aşkı Nilgün ve ikizleri Kadir ile Hasret o güne kadar Adana’da gözlerden uzak yaşamışken, Kemal de yıllarca ikili bir hayat sürmek zorunda kalmıştır. Ancak gerçekler açığa çıktıktan sonra Kemal hem yarım kalan aşkına hem de çocuklarına sahip çıkmak için hiç beklemediği olaylarla savaşmak zorunda kalır.

Urfa sıra gecelerinin önde gelen ailelerinden birinin Bozoğlu ailesinin beş oğlundan biri Cemal, kan davası yolunda kaybettiği abisinin karısıyla nikahlanır ve onun çocuğuna babalık yapar. Kendisini ailesine adayan Cemal'in yüreği, bir gün Ceylan'a çarpar. Cemal artık abisinin emaneti Selva ve Ceylan arasında savrulmaya başlar.

Beyazperdenin unutulmaz karakterlerinden biri olan Tatar Ramazan, yeniden hayat buluyor. Yıllar önce Kadir İnanır'ın canlandırdığı karakteri, bu kez Bülent İnal oynuyor. Birbirlerine aşık olan Süreyya ve Ramazan'ın aşkı, Ramazan'ın bir cinayet işlediği iddiasıyla yarım kalır. Ramazan hapse girince, hamile olduğunu öğrenen Süreyya, kendinden büyük biriyle evlenmek zorunda kalır. İki aşığın yolları yeniden kesişecektir..

Aile içi ilişkileri sorgulatacak olan Bir Çocuk Sevdim, mahalle baskısının insan hayatını ne derece etkileyebileceğini gösteren bir aile draması. Zengin bir ailenin tek oğlu olan Sinan ile orta halli bir ailenin küçük kızı Mine birbirlerine aşıktırlar, ancak bu aşk onları hiç tahmin edemeyecekleri başka bir hayata savurur. Değerlerine bir ailenin kızı olan Mine, ilk aşkında yaşadığı hayalkırıklığının ardından, tüm ailesini karşısında bulur.

Feraye’nin çocukluğunda ve gençlik yıllarında sıkıntılı ve sancılı dönemler geçirmiş, yaşadığı acılara rağmen hayata tutunmayı başarmıştır. Kaybettiği oğluna kavuşmak hayatının en temel hedefi olmuştur. Şarkıcı olarak çalıştığı pavyonda, tek başına bir kadın olmanın zorluklarını yaşarken, Egeli zengin bir ailenin oğlu olan Yaman’a aşık olur. Fakat sakladığı sırlar hayatının akışını da değiştirecek, Feraye’yi hiç beklemediği yeni sürprizlerle karşılaştıracaktır.

12 Eylül öncesi yaşanan siyasi olaylar 1980 yılından sonra artık eskisi gibi devam etmeyecektir. 68 kuşağının ve kısmen 78 kuşağının masumiyeti artık kaybolmuştur. Özel ilişkilerde de bunu hissederiz. Aşklar, arkadaşlıklar, aile ilişkileri değişim geçirmektedir. İnsanlar birey olmanın farkına varırken bencilliğin sınırında gezmeye başlamışlardır. “Serbest rekabet” özel ilişkiler de dahil her durum söz konusudur artık.

Ülkenin en önde gelen şirketlerinden birinin başında olan Oktay, işi gereği saygın ve zengin bir adamdır. Fakat kariyerinin hayatını etkilememesi için büyük çaba sarf eden Oktay, adına çamur atılınca dayanamaz ve kalp krizi geçirir. Artık kalp nakli sırasında bekleyen hastalardan biridir. Bir gün kaza yapan tır sürücüsü Hüseyin, Oktay'ın beklediği ikinci bir şans olacaktır... Fakat bu kalbin sahibi Oktay'ın neredeyse tam zıttı bir karakterdir. Hayatına bir başkasının kalbiyle devam edecek olan Oktay'ın yaşamı bu yeni yürekle mi şekillenecektir? Yılmaz Erdoğan’ın "Aşkları da devralır mı kalp nakli yaptıranlar?" sorusundan yola çıkarak oluşturulan hikaye ilgi çekici olmakla birlikte sosyal bir konu olan organ naklini de gündeme getiriyor.

Memed dağlarda dolaşmak, silah tutmak yerine, okumak isteyen bir çocuktur. Ama babası Mamo Ağa, onu zorla alıp dağlara götürerek, gece dağ başında sürünün yanında yalnız bırakarak, korktuğu şeylerle inadına yüzleştirerek bir savaşçı gibi yetiştirmeye çalışır. Mamo Ağa bir sabah Memed'i dağda, sürüsünün başında, gece vurduğu kurdun yanında bulur. Memed kara bir yılana da karşı galip gelir. Mamo, oğlunun artık bir yiğit olduğuna inanmıştır. Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!” Dizide esas olarak, eline silah almamaya, savaşmamaya, sadece çobanlık yapmaya karar vermiş Memed'in, haksızlığa ve zulme dayanamayarak yeniden eline silahını almasının, çevresinde Kuvâ-yı Milliye hareketi oluşturarak Karayılan adını kahramanlaştırmasının hikâyesi anlatılmaktadır.

Yılmaz ve Elif aynı mahallede büyümüş ve birbirini seven iki aşıktır. Evlenecekleri düşünülürken zaman içinde hayat onları başka bir yöne savurur. Tekiner Holding'in veliahdı Ömer, Elif'e aşık olur ve onunla evlenir. Bu durumu asla kabullenmeyen Yılmaz ise Tekinerlerin kızı Filiz ile yakınlaşmaya başlar. Zamanla Yılmaz ve Filiz arasında büyük bir aşk başlar.

Bütün kasabada mertliğiyle tanınan Halil, Ali Kaptan'a olan borcu yüzünden Rıza ve Olimpia'nın da aralarında bulunduğu işçilerle birlikte Ali Kaptan'ın kaçakçılık işinde çalışmak zorunda kalır. Bu sıralarda Çengi Eleni'yle yakınlaşmaya başlar. Borcunu ödeyene kadar bu "haram iş"te çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur. Ta ki, kasabaya yeni kaymakam gelinceye dek...

Babası ve iki arkadaşıyla stadın karşısında oturan Cesur’un hayatı, bir gece gelen teklifle değişir. Üçüncü lige çıkmak isteyen, ama mevcut kadroyla bunu başaramayacağını bilen Hal Spor’un başkanı, Hal Müdürü, Cesur’a takımın başına geçmesini önerir. Öykü de aslında burada başlar. Yanına, eski bir futbolcu olan Birol’u da alan Cesur’la takımı arasındaki ilişki, kısa sürede baba-oğul, ağabey-kardeş düzeyine gelir.

Senaryosunu Ahmet Ümit'in öyküsünden Uğur Yücel'in uyarlayarak yazdığı Karanlıkta Koşanlar, bir seri katilin işlediği cinayetleri çözmeye çalışan emniyet mensuplarının ve çocukluktan beri yakın arkadaş olan üç insanın bakışlarından hayatı anlatır.