İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

4 filminden 1'i İzlenir çıktı, 8 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
5 Nisan 1950'de Adana'da doğan Sezici, oyunculuğa 1969 yılında tiyatroya başladı ve 1977'de sinemaya geçiş yaptı. AST gibi topluluklarda çalıştı. Atıf Yılmaz ve İhsan Yüce'nin yönlendirmesiyle sinema ve dizi filmlerde rol aldı. Kış Çiçeği filmindeki performansıyla 33. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödülünü aldı. Bir dönem Menderes Samancılar ile aynı evi paylaştı. 1997-1999 yılları arasında Show TV'de yayımlanan yerli dizi Ayşecik'te canlandırdığı "Çatal Niyazi" karakteriyle sivrildi.

Kamyon şoförü İlyas, İstanbul'dan Asya'nın kaldığı köye gelir. Birbirlerine âşık olup evlenirler. Çocuklarının adına Samet koyarlar. İlyas, kamyoncu olduğu için sık sık yollara çıkar ve Asya, Samet'le yalnız kalır. Bir gün yine yola çıkan İlyas, eve dönmez. Asya, bu acıya dayanamaz ve oğluyla birlikte yollara düşer. Yolda Cemşit adında bir adamla karşılaşırlar. Cemşit onlara kol kanat gerer. Birlikte yaşamaya başlarlar. Bir gün İlyas karşılarına çıkar. Asya, artık bir seçim yapmak zorundadır.

Aşkına rağmen gururu için evinden ayrılıp Anadolu’da öğretmenlik yapan genç bir kadının yaşamını anlatan dizide ayrıca dönemin toplumsal koşulları değerlendiriliyor. Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride, yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir. Davranışları yüzünden çevresindekiler tarafından “Çalıkuşu” olarak anılan Feride, gittikçe serpilip güzelleşir. Teyzesinin oğlu Kamuran'a âşık olup nişanlanan Feride, onun Münevver adlı bir kızla ilişkisi olduğunu öğrenince evden kaçar. Yaşlı süt annesinin yanına sığınan genç kız, başvurusu sonucu öğretmen olur. Aşırı ve gösterişli güzelliği başına dertler açan Feride, sık sık tayini çıkıp yer değiştirmektedir. Son tayinlerinden birinde, yaşlı bir bekâr olan Hayrullah Bey’le tanışır.

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Doğdugu günden beri her olaya gülen Yusuf Şaplak'ın hayat hikayesi, yaşadıkları... Filmde çok ince noktalarda verdiği toplumsal mesajlar izleyiciye filmin ana teması için yol gösterir niteliktedir.

Büyük bir işhanında çaycı olarak çalışan Yoksul tecrübeli, saf ve iyi niyetli bir adamdır. Çay ocağının sahibi Süleyman onun iyi niyetinden her konuda yararlanmaktadır. Aynı iş hanında tekstil atölyesinde çalışan aşık olduğu kız da Yoksul'un temiz duygularıyla oynamakta ve ondan ödenmeyen borçlar almaktadır. Bir gün bir iş yeri sahibi olan Kerim Bey Yoksul'a nasıl davranması gerektiği hakkında öğüt verir. Yoksul'un yaşadığı bu olaylar çok sıradan gözükse de aslında tüm rolleri değiştirecek bir güce sahiptir.

Kamyon şoförü İlyas, İstanbul'dan Asya'nın kaldığı köye gelir. Birbirlerine âşık olup evlenirler. Çocuklarının adına Samet koyarlar. İlyas, kamyoncu olduğu için sık sık yollara çıkar ve Asya, Samet'le yalnız kalır. Bir gün yine yola çıkan İlyas, eve dönmez. Asya, bu acıya dayanamaz ve oğluyla birlikte yollara düşer. Yolda Cemşit adında bir adamla karşılaşırlar. Cemşit onlara kol kanat gerer. Birlikte yaşamaya başlarlar. Bir gün İlyas karşılarına çıkar. Asya, artık bir seçim yapmak zorundadır.

Yeraltı dünyasının en acımasız adamının oğlunu öldüren ve bu yüzden de kimliğini değiştirerek Anadolu'da ücra bir kasabada kahvecilik yapmaya başlayan eski bir polisin mafyaya karşı savaşması anlatılmaktadır.

Goncakaranfil mutlulukları, içimizi burkan hüzünleri, herkesin başına gelebilecek dramları, kendine çeken büyüsüyle bir mahalle masalıdır. Fakir yaşamları ama bir o kadar da büyük hayalleri olan insanlar yaşar bu mahallede. Mahallenin ortasında hepsinin gönülden bağlı olduğu Temür Baba türbesi dimdik durur. Türbenin ucundaki koskoca arsa ise yıllardır mahallenin en büyük derdidir. Arsanın tapusuna tüm mahalle ortaktır ve senelerdir burayı paylaşamazlar. Hepsinin büyük umutları, köşeyi dönmek için başka başka planları vardır arsa üzerinde. Kimisi "otopark" kimisi "alışveriş merkezi" der. Ama kimse yetinmez payına düşenle. Hepsinin hayatta yapmak istediği şeyler, en önemlisi de kelimelere sığmayan koca koca hayalleri vardır. Ancak onlar hayallerini gerçekleştirme isteğinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Çünkü onlara göre hayali olmayanın hayatı da yoktur.

Bu kimsesizlerin, kimliksizlerin hikayesi... Savrulmuşların, yolunu kaybettiğini fark edip, yeni bir yol arayanların... Bu, hayata hiç hazırlanamayanların... Bu her şeye provasız yakalananların, ağzı birkaç kez yananların, bu sığınmak için yürekten söylenmiş tek bir sözcük arayanların hikayesi...

Emrindeki bir askerin nişanlısına aşık olan Yüzbaşı Cemal’in, savaş sonrası yaraları sarmaya çalışırken gönlünün yarasının hala açık olduğu gerçeği ile yüzleşmesinin hikayesinin, fonda mücadele yılları ile aktarıldığı Kırık Kanatlar'da Anadolu'nun yeni bir kadere doğru ilerlediği bir döneme tanık oluyorsunuz. Ankara'da Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'i, meclis başkanı ve başkomutan seçer. Ülkemiz Kurtuluş Savaşı'na girmek üzeredir. Tüm ülke, genci yaşlısı savaşa maddi manevi destek olmak için varlarını yoklarını ortaya koyarlar.

Bütün kasabada mertliğiyle tanınan Halil, Ali Kaptan'a olan borcu yüzünden Rıza ve Olimpia'nın da aralarında bulunduğu işçilerle birlikte Ali Kaptan'ın kaçakçılık işinde çalışmak zorunda kalır. Bu sıralarda Çengi Eleni'yle yakınlaşmaya başlar. Borcunu ödeyene kadar bu "haram iş"te çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur. Ta ki, kasabaya yeni kaymakam gelinceye dek...

Dizide sorunlu bir aile ortamından çocukluğun da verdiği cesaretle uzaklaşan Şirin'den bahsediliyor. Şirin, aradığı sevgiyi ve sıcaklığı Şaban'ın yanında buluyor.
Görsel yokYaşamını Almanya'da sürdüren ve müzikle uğraşan Müslüm Gürses, becerisini kanıtlamak için İstanbul'a gider. Plakçılık ile uğraşan arkadaşı Turan ve kötü işlere bulaşmış diğer arkadaşları İstanbul'da yaşamaktadır. İlk kasetini bütün engellemelere rağmen çıkarır. Çıkardığı kaset büyük ilgi toplar. Bunun karşılığında en yakın arkadaşları kasetin satılmadığını iddia ederek en yakın arkadaşını kandırırlar. Dizi hakkında Müslüm Gürses "Bu ilk televizyon dizim olacak. Her şeyin en iyisini yapmaya çalışıyoruz zaten oyunculuğu seviyorum. İnşallah burada da güzelini buluruz" demiştir.

Aşkına rağmen gururu için evinden ayrılıp Anadolu’da öğretmenlik yapan genç bir kadının yaşamını anlatan dizide ayrıca dönemin toplumsal koşulları değerlendiriliyor. Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride, yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir. Davranışları yüzünden çevresindekiler tarafından “Çalıkuşu” olarak anılan Feride, gittikçe serpilip güzelleşir. Teyzesinin oğlu Kamuran'a âşık olup nişanlanan Feride, onun Münevver adlı bir kızla ilişkisi olduğunu öğrenince evden kaçar. Yaşlı süt annesinin yanına sığınan genç kız, başvurusu sonucu öğretmen olur. Aşırı ve gösterişli güzelliği başına dertler açan Feride, sık sık tayini çıkıp yer değiştirmektedir. Son tayinlerinden birinde, yaşlı bir bekâr olan Hayrullah Bey’le tanışır.