İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Damla Sonmez was born in Istanbul, Turkey. Her native language is Turkish and is fluent in English and French. Cinema has been her greatest passion since she was child. She is an award-winning actor of international distinction. She received several nominations for her performance in Bornova Bornova (2009) , winning the Antalya Golden Orange Award, Ankara Flying Broom Women's Film Festival Award and a Sadri Alisik Theatre & Movie Award. She was also nominated for The Young Talent Award at the Yesilcam Movie Awards for her performance in Mahpeyker - Kösem Sultan (2010) As a young actress, Sonmez trained in cities throughout Europe. After graduating from Saint Joseph French High School in Istanbul, she was accepted to Université de La Sorbonne Nouvelle Paris III Theatre department. She studied for a year in Paris before being awarded a scholarship to the Yeditepe University Fine Arts Theatre Department in Istanbul. She also attended Jillian O'Dowd's Contemporary Acting Workshop at the London Dramatic School of Arts.. Sonmez made her film debut in Kampüste çiplak ayaklar (2009) , which was quickly followed up with her award-winning performance in Bornova Bornova (2009) in which she played a confused, yet ruthless Lady M-inspired girl from Izmir. She played a young conservative worker in _Çakal(2010)_ and was nominated for her work as an Ottoman Empire Sultan in Mahpeyker - Kösem Sultan (2010). Sonmez next played an abused girl who takes matters into her own hands in the comedy Kurtulus Son Durak(2012) She continued her work in film in Uzun Hikaye (2012) as an attorney's daughter who meets the love of her life, followed by Sen Aydinlatirsin Geceyi (2013) playing a young town girl who has the ability to stop time.

1950 yılında Kuzey Kore, Güney Kore' ye saldırdığında Birleşmiş Milletler' in yaptığı yardım çağrısı sonucu Türkiye, Kore'ye bir tugay gönderir. Her şey gönderilen tugayın içindeki askerlerden birisi olan Süleyman Astsubay'ın savaş meydanında annesi babası öldürülmüş küçük bir kız bulmasıyla başlar. Süleyman Astsubay bulduğu 5 yaşındaki küçük kıza ay gibi yüzü olduğu için Ayla ismini verir. 15 ay boyunca Ayla'nın bakımını üstlenen Süleyman Astsubay'ın artık Türkiye' ye dönmesi gerekmektedir. Ayla'yı bırakıp gitmek istemeyen Süleyman, Ayla'yı Türkiye'ye götürmek için birçok yolu dener ancak bir türlü Kore yasalarını aşıp Ayla'yı Türkiye'ye dönerken yanına alamaz. Savaş günlerini geride bıraktıktan 60 yıl sonra Ayla ve Süleyman tekrar bir araya gelirler.

Fatih Sultan Mehmet olarak bilinen II. Mehmet’in destansı hikayesinin anlatıldığı dizide, Sultan II. Mehmet’in 13 yaşında tahta çıkmasının ardından masalsı yükselişi, Konstantinopolis'i devirmesi ve 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli hükümdarlarından biri haline gelmesi konu ediliyor.

İstanbul’un en belalı mahallerinden Çukur’un kontrolü Koçova ailesinin elindedir. Koçovalıların Çukur’u yönetirken en önemli kuralları da uyuşturucuya asla izin vermemeleridir. Ancak gözünü bu mahalleye dikmiş ve bu yasağı kırmaya hazırlanan yeni bir grubun ortaya çıkması ile mevcut düzen bozulur.

Belgesel ve kurmaca arasında gezinen Hiçbir Şey Normal Değil, dünyanın ilk “çevre dostu” otellerinden Naturland’ın absürt ve tartışmalı bir portresini sunuyor. 1990’ların en popüler tatil köylerinden biri olan, oyunbaz mimarisiyle ünlü Naturland, 2014’te kaderine terk edildi ve ardında karanlık sırlar bıraktı. Otelin trajik olaylar ve uçsuz bucaksız tuhaflıklarla dolu otuz yıllık tarihini merkezine alan bu atmosferik film, bir ütopyanın nasıl distopyaya dönüştüğünü mekân ile hafıza, tüketim ile yıkım, devlet ile siyaset ilintilerini de kurarak anlatıyor.

Ülkenin en ünlü isimlerinden birinin eşini mutfak tezgahında kendisini en yakın arkadaşıyla aldatırken yakalamasıyla birlike olaylar gelişir.

25 yaşındaki Sibel, babası ve kız kardeşi ile birlikte Karadeniz’de gözlerden uzak bir köyde yaşamaktadır. Dilsiz bir kız olan Sibel’in kendi halinde bir yaşantısı vardır. O, ancak atalarından kalma bir gelenek olan ıslık çalma sayesinde çevresindekilerle iletişim kurabilmektedir. Köy halkı tarafından dışlanan genç kız, onlar taradından uğursuz olarak kabul edilmektedir. Sibel'in hayatı, bir gün ormanda gezintiye çıktığı sırada bir yabancı ile karşılaşması ile bambaşka bir hal alır.

1950 yılında Kuzey Kore, Güney Kore' ye saldırdığında Birleşmiş Milletler' in yaptığı yardım çağrısı sonucu Türkiye, Kore'ye bir tugay gönderir. Her şey gönderilen tugayın içindeki askerlerden birisi olan Süleyman Astsubay'ın savaş meydanında annesi babası öldürülmüş küçük bir kız bulmasıyla başlar. Süleyman Astsubay bulduğu 5 yaşındaki küçük kıza ay gibi yüzü olduğu için Ayla ismini verir. 15 ay boyunca Ayla'nın bakımını üstlenen Süleyman Astsubay'ın artık Türkiye' ye dönmesi gerekmektedir. Ayla'yı bırakıp gitmek istemeyen Süleyman, Ayla'yı Türkiye'ye götürmek için birçok yolu dener ancak bir türlü Kore yasalarını aşıp Ayla'yı Türkiye'ye dönerken yanına alamaz. Savaş günlerini geride bıraktıktan 60 yıl sonra Ayla ve Süleyman tekrar bir araya gelirler.

Damla, New York’ta yaşayan başarılı bir iş kadınıdır. Çocukluğunu geçirdiği yazlık evi kuzeninin satacağını öğrenince, Damla kocasıyla beraber Ayvalık’a gider. Aklındaki tek şey, açıklama yapmadan terk ettiği eski dostu ve sevgilisi Burak’la yüzleşmektir, ancak Burak ona kapılarını kapamıştır. Damla’nın kendisi ile barışabilmesi için, senelerce sakladığı sırrını Burak’a mutlaka anlatması gerekir.

Cemal, Akhisar'da babası ile aynı evde yaşayan ve aynı berber dükkanında çalışan genç bir adamdır. Herkesin birbirini tanıdığı bu kasabada, gayet sıradan gibi görünen insanların bazı olağanüstü güçleri vardır. Ama hiçbiri süper kahraman değildir, bilakis sıradan problemleri olan, sıradan insanlardır.

Sıradan bir mahallenin, sıradan kadınları hiç bu kadar kışkırtıcı olmamıştı! Mahalleye yeni taşınan psikolog Eylem'e, terkedilmesinin acısını unutturmak amacıyla bir bir kapısını çalan kadınlar için, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Elbettte onlara dünyayı dar eden erkekler için de! Hayatını yatalak babasına adamış Vartanuş; mafya babası sevgilisinin metresliğinden eşi olmaya asla geçemeyeceğini anlayan Goncagül; çocuklarına ilişmediği sürece günlük koca dayaklarına alışmış Gülnur ve annesinin yediği her tokadı kendi ruhuna da yiyen kızı Tülay; hayatı pembe görmeye çalışan kuaför Füsun... Tüm bu kadınlar önce Eylem'i, sonra birer birer kendilerini ve belki de ülkedeki tüm kadınları Kurtuluş son durakta bulacaktır. Şiddetin ister psikolojik, ister fiziksel her türlüsüne karşı olan bu kadınlar beraber daha da güçlü olduklarını keşfedeceklerdir.